Erdoğan aramadı: CHP lideri Özel bayramda telefon edecek

CHP Genel Başkan Özgür Özel, seçim sonrası katıldığı ilk programda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aramadığını bayramda kendisinin Erdoğan'ı arayacağını belirtti.

Özgür Özel | Fotoğraf: CHP
Google Haberlere Abone ol

DUVAR - CHP Genel Başkan Özgür Özel seçim sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisini aramadığını söyleyerek bayram sürecinde Erdoğan'ı kendisinin arayacağını ifade etti.

Halk TV'de İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah programına katılan Özel, Beyoğlu, Keçiören, Üsküdar gibi Erdoğan'ın yaşamının geçtiği semtleri de bu seçimde CHP'nin kazandığı vurgusu yaptı. 

Özel, şunları söyledi:

GÖKAN ZEYBEK 'YÜZDE 32-33' DEDİ: Böyle bir başarıyı bekliyorduk. Beklemediğimiz bir ilçe kazanmadık belki ama oransal olarak bu kadar büyük bir farkla bizim açımızdan da memnuniyetimizi büyük bir mutluluğa dönüştürdü. 1977’den sonra ilk kez partimiz birinci parti oldu. Kurultay konuşmasında ben CHP’nin 70’lerde hem dünyada esen rüzgarları, hem Türkiye gerçeklerini doğru okuduğunu, doğru konumlandığını, özgüvenli bir siyaset yaptığını ve 1970’li yıllarda girdiği 2 yerel, 2 genel seçimden birinci parti çıktığını söyledim. Bunu söylerken de içimden şöyle bir şey geçmişti. Biraz zaman olsaydı biz de ilk yerelden de birinci çıkardık, şimdi biraz zor hissiyatındaydım. Sonra geldik, çalışmaya başladık. Aday belirleme süreçleri filan tamamlanıp sahaya çıkınca böyle birinci parti olma umudu içime doğdu. Her yerde şunu söylemeye başladılar. Bu meydana Tayyip Bey geldiğinde yarıya kadar dolduramadı. Filanca lider geldi önce sahneyi kurdular, sonra söktüler ve kapalı toplantıya çevirdiler. Bizim gittiğimiz her yer dolup taşmaya başladı. İlk MYK’da Gökan Zeybek’e, yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcımız. Tahminini sordum. O iyi hesap kitap yapar. 'Yüzde 32-33' dedi. Dedim '33 ile birinci parti olunursa oluruz' dedim. Dedi ki 'AKP’nin durumuna ve katılım oranına bağlı.' Her seferinde sordum. Bizim basın danışmanımız Meriç kurultay sonucunu tam tahmin edince ona yerel seçimlerle ilgili sürekli soruyordum, o da 32 ve üstü diyordu. Sonunda da sordum, Meriç yine dedi '32’nin altına düşmeyiz efendim' diye. Biz 32-33 ile belki küçük farkla ikinci parti ama olursa tadından yenmez birinci parti diyorduk. Ama 38'le birinci çıktık.

DEVLETLERİNE LAF SÖYLETMEZLER AMA DEVLET KARŞILARINA GEÇERSE DE GEREĞİNİ YAPARLAR: (Nasıl kazandınız? sorusuna yanıt)Birçok doğruyu birlikte yapıp, bazı yanlışlardan uzak durarak. En temelini söyleyeyim, inandığım, en özünde söyleyeceğim. Devlet ile millet yarışırsa millet kazanıyor. CHP kurucu parti olmanın gereği devleti kurmuşuz ya. Bu çok gurur verici bir şey. Övünüyoruz, övünmeye de hakkımız var. Ama kurucu irade refleksi bazen CHP’nin gündelik yöneticilerini geçmişteki kurucu irade vesilesiyle hep devletin tarafında olmaya itiyor. Devletin tarafında olduğunuzda milletin tarafında bazen olamıyorsunuz. Biz de şöyle bir gerçek var. Bu ülkede insanlar devleti severler. Devletin emriyle askere giderler, canlarını vermeyi göze alırlar. Devletlerine laf söyletmezler ama devlet karşılarına geçerse de gereğini yaparlar. Çünkü milletler devlet kurar. Ama devletler millet kuramaz, millet kendi vardır. Millet devleti kurar da değiştirir de anayasasını da değiştirir, yöneticisini de değiştirir. Millet devleti yönetmek ister, seçtikleri yönetsin ister. Devlet milleti yönetmeye kalktığında direnir. Örnek 1983 Kenan Evren, bu asker kökenliyi seçeceksiniz dedi. Millete istikamet verdi. Büyük bir şokla Özal geldi. Özal da şaşırıyordu ama devlet millet rekabetinde millet kazanmıştı. Örnek veriyorum. Çok tartışılır. Ege Üniversitesi'nde Eczacılıktayken türban yasağı geldi. Arkadaşımızı laboratuvara sokmamaya kalktılar. Türban lehine eylemi başlatan benim. 'Siz türbanı uygulayamazsınız, arkadaşımız derse girmezse ben de girmiyorum' dedim. Ben sınıfın en başarılı öğrencilerinden biriydim. 4 yılda bitiren 4 kişiden biriyim ben okulu. Hep solcu, hep sosyal demokrattım. Şimdi biz hep beraber çıktık laboratuvardan, diyorlar ki 'arkadaşlar girerse, orada ateş yanıyor, başörtüsü alev alırmış, tehlikeliymiş.' Bir de öyle yalanlar atıyorlar. Ne zaman onları aldılar, biz de o zaman içeri girdik. Bizim o zaman çok uzun sürmedi. Ege Üniversitesi'nin önünde türban eylemlerine desteğe gittim. Orada her görüşten insan vardı. Grup Yorum'cular da vardı, biz de vardık, sağcı arkadaşlar da vardı. O gün ne oluyordu biliyor musunuz, devlet milletin ne giyeceğine karışıyordu. Devlet ile millet karşı karşıya geldi o gün. Aslında devlet denen aygıt, üniversitelere başörtüsü. Yahu başını örtmeyen erkek öğrenci giriyorken, aynı siyasi görüşte, sadece kadın öğrenciyi başörtüsü yüzünden dışarıda tutmak bile kadın erkek eşitsizliğidir. Kaldı ki her başını örteni işte siyasal İslamcı, her başını örteni Cumhuriyet düşmanı gibi, sen kimsin de buna karar veriyorsun. İnancına göre başını örtmüş. O gün mesela bazı CHP’liler. Ben o gün de CHP’liydim. O gün bazı CHP’liler, yanlışlıkla devletin tarafını tuttular. Milletin tarafında olup, örneğin ordu evlerine başörtülü anneannelerin sokulmadığı yerde gidip gırtlağına yapışması lazımdı, oradaki ordu evinde o talimatı verenin. Devlet ve millet tartışmasında yanlış konumlanma. 15 Temmuz gününe gelelim mesela. Bize telefon açtılar, 'bu darbenin arkasında Atatürkçü subaylar da var.' O zaman 'Allah onların da belasını versin' dedim. Ben daha ne deyim? Darbeye kalkıştıktan sonra.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN KUTLAMA İÇİN ARADI MI?: Aramadı. Ben de şunu söyleyeyim. Geçen seçimde de ben bekledim aramasını. Aramadığı için takip eden bayramda ben bütün liderleri aradım. Devlet Bey'den başlayarak. AKP’den beni arayan grup başkanı, ben de şu anda grup başkanıyım. Kendisini aradım ve dedim ki genel başkanınızı aramak isterdim ama bir tebrik telefonu açmadığı için siz aradınız. Ben de bunu yahu ben senin mi denginim artık, genel başkanım demem. AKP’de beni arayan en üst düzey kişi siz olduğunuz için tüm AKP’liler adına sizi arıyorum dedim bayramda. Şimdi yeniden bayram geliyor ama biz artık birinci partiyiz, eskiden ikinci partiydik. Artık birinci partiyiz, milletimiz sandıkta yeni bir karar verene kadar birinci partiyiz. Birinci partiye Şeyh Edebali’nin Osmanlı Devletini kuran öğrencisine verdiği öğüt. Ey oğul diye başlayan. Ben hep AKP’lilere söylerim. İktidara verilmiştir, muhalefete değil. Biz birinci partiyse bu bayramda Sayın Cumhurbaşkanını aramak bana düşer, ben arayacağım. Geçen bayram o birinci partiydi. Ben seçim başarısı elde etmiştim. Onun araması münasip olurdu, aramadı diye ben partilerinde beni arayan en üst rütbedeki kişiyi aramıştım. Bu seçim artık siyasette normalleşmeye ihtiyaç var. En sert muhalefeti yapacağım kendisine ama bayramda CHP’nin bir şeyiyle övünün derseniz bize, CHP geçen bayramda bütün siyasi partilerle resmi bayramlaşma yapabilen tek parti. Bu çok önemli bir şey. Bunu sürdürebilmek lazım. Ben şimdi birinci partinin genel başkanı olarak, yaşımız da müsait. Kendisinin yaşı da bizden büyüktür. Sadece iki insan olarak baktığınızda da bize düşer. Birinci partinin liderine bu tip işleri yapmak düşer. Ben bu bayramda ararım ama ulaşırız, ulaşmayız. Çünkü bundan sonra Türkiye’de nüfusun yüzde 65’ine belediyecilik hizmeti verecek, ekonomik dağılımın yüzde 86’sının ulunduğu yere belediyecilik hizmeti verecek ve bunu 5 yıl süreyle yapacak. Erken seçim Meclis kararı ile olabilir ama belediye seçimi Anayasa’ya göre 5 yıl süreyle oluyor, çok özel şartlar gelişmezse. O yüzden 5 yıl süreyle buralara hizmet edeceğiz. Ayrıca Sayın Erdoğan bizim aynı zamanda oy vermedi belki ama bizden hizmet bekleyen bir seçmen. Yenimahalle’yi biz yönetiyoruz. İstanbul Üsküdar’ı artık biz yönetiyoruz. Kasımpaşa’yı, doğup büyüdüğü, orayı biz yönetiyoruz. Beyoğlu’nu aldık. Burada eskiden evinin olduğu Keçiören’i aldık. Artık her yerde ev sahibiyiz. O yüzden bize düşer. Bundan sonraki diyalog kanallarının açılmasına da katkı sağlamasını düşünerek,bir tek bayramda görüşürüz değil. Biz Sayın Erdoğan’ı arayacağım ama kendisi bayramlaşır, bayramlaşmaz o kısmını bilmem. Bütün AKP’lilere olan saygımdan dolayı kendisini arayacağım. Devlet Bey aramadı ama Devlet Bey kongre başarımdan sonra aramıştı. Ben kendisini kongresinden sonra aradım, geçmiş olsun diye aradım. Devlet Bey bu tür şeyleri eksik etmez. Erkan Akçay aradı beni bu arada.

(HABER MERKEZİ)