EMEP Milletvekili Sevda Karaca: 'Sermaye işçilerin emeğine çöküyor'

Emek Partisi (EMEP) Milletvekili Sevda Karaca, çağrı merkezi çalışanlarının sorunlarını Meclis gündemine taşıdı.

Fotoğraf: Arşiv
Google Haberlere Abone ol

DUVAR - EMEP Antep Milletvekili Karaca, çağrı merkezi çalışanlarıyla yaptığı görüşmelerden aktarılanları kamuoyuyla paylaşarak, günde 200-300 kadar görüşme yapan çalışanların hem madden hem de manen tükendiğini ifade etti.

Karaca, özellikle pandemiden sonra evden çalışmanın daha da yaygınlaştığı bu iş kolunda, patronların kadın ve gençlerin yoğunlukta olduğu işçilere evden çalışmayı bir fırsat, müjde gibi sunduğunu belirterek “Oysa ofiste olsa ödemek zorunda oldukları internet, elektrik, yemek gibi giderleri; işçinin evine fatura olarak yıkan patronlar; bu giderleri ya karşılamıyor ya da komik rakamlar ödüyor. Hem faturalar hem mutfak masrafı günden güne artıyor” dedi.

'ULUSLARARASI SERMAYE İŞÇİLERİN EMEĞİNE ÇÖKÜYOR'

Çağrı merkezlerinin büyük kısmı, Telekom, Türksat ve Turkcell Global gibi yurtdışı merkezli büyük şirketlerin Türkiye’deki taşeronlarından oluştuğunu aktaran Karaca, ülkenin küresel şirketlerin ucuz iş gücü merkezi haline getirildiğini belirterek çağrı merkezlerini Bangladeş’e benzetti.

Uluslararası sermaye gruplarının işçilerin emeğine çökerek zenginliklerine zenginlik kattığını belirten Karaca, işçilerin kendilerine anlattığı çalışma koşullarını şöyle aktardı:

"İşçiler, 10-11 saati bulan günlük mesailerle ve düzensiz vardiyalarla çalışıyor. Günde 200-300 çağrı yapan işçilerin her iki çağrı arasında yalnızca 2-3 saniye bekleme süresi var. Kimi zaman telefonun öbür ucundan tacize ya da ağır küfürler içeren hakaretlere maruz kalsalar dahi, onlardan 2 saniye sonra bağlandıkları ikinci telefonda sakin ve güler yüzlü olmaları isteniyor.

Ücretler, asgari ücretin üzerine anca primlerle çıkabiliyor. Kotayı doldurana verilecek primler de türlü bahanelerle silinebiliyor. Hatta sudan sebeplerle maaştan dahi kesinti yapılabiliyor. Örneğin; internet ya da elektrik kesildiğinde işçi çalışmıyor görünüyor, maaşından kesiliyor. Elektrik kesintisini ispatlamak için o şehirdeki elektrik dağıtıcısı firmadan resmi yazı alıp şirkete göndermek zorunda kalıyor çalışanlar.

Dedik ya; internet, yemek, elektrik gibi giderler için evden çalışma ödeneği patronların insafında. Yemek giderini kısmen karşılayan işyerleri de her yerde karşılığı olmayan yemek kartları veriyor.
İkramiyeyi gören zaten yok.

Toplantı ve eğitimlerin tamamı, dinlenme ya da izin sürelerinde yapılıyor. İşçilere bunlar için fazla mesai ödenmediği gibi katılmayan da işten atılıyor.

İşverenin istediği sayıya ulaşmayan işçiler, 'kalite verilerinin düşüklüğü' denilerek mobbinge maruz kalıyor. Satış projelerinde yetersiz satış yapan çalışanlar da ortak yazışma gruplarında adeta fişleniyor. Eğitimler, satışı/performansı düşük işçilerin azarlandığı, üstü kapalı tehdit edildiği bir toplantıya dönüşüyor."

'YASAKLI KELİMELERE KARŞI TALEPLER ETRAFINDA ÖRGÜTLENMEYE'

İşçiler için “alo, buyurun, anlıyorum, bilmiyorum” sözlerinin kullanılmasının yasak olduğunu belirten Karaca, “Yasaklı kelimeler yalnızca bunlar değil. Patronun duymak istemediği başka şeyler de var… İkramiye, sendika, ücret artışı, fazla mesai, bordro, prim, iş güvenliği, tazminat… İşçilerin yan yana gelmesi dahi engelleniyor. İşçileri koruyan bir mekanizma olmadığı gibi; bu koşullara katlanmaya zorlayan bir sistem olduğu için; tehdit, hakaret, taciz de cabası. İşte bu koşullar çağrı merkezi çalışanlarını hasta ediyor. Hem fiziken hem ruhen çöküyorlar” dedi. 

Karaca, işçilerin bu koşullara “mecbur” bırakılmak istendiğini, yalnız ve çaresiz hissettirildiklerini ifade ederek “Oysa ülkenin her yerinde aynı koşullarda çalışan binlerce çağrı merkezi işçisi var. Şimdi 1 Mayıs’a giderken ortak talepleri birleştirme, örgütlenme, ses yükseltme ve kazanma zamanı!” çağrısında bulundu.

Çağrı merkezi işçilerinin taleplerini desteklediklerini belirten Karaca, talepleri şöyle sıraladı:

1 - Evden çalışan çağrı merkezi işçilerine elektrik, internet, doğalgaz ve yemek için ayrı ayrı ödeme yapılsın. Yemek kartı değil, yemek ödemesi yapılsın.

2 - Kalite verilerinin ve satış odaklı aramaların değerlendirilmesinde baskı, hakaret, mobbing son bulsun! Çalışanlar, kişisel ve ortak yazışma gruplarında hakarete uğramasın.

3 - Her iki saatte 15 dk mola verilsin. Normal aramalarda iki çağrı arası süre en az 30 saniye olsun. Kriz müşteriyle konuşma sonrası en az 5 dk mola verilsin.

4 - İşle ilgili toplantı ve eğitimler, izin gün ve saatlerinde yapılmasın. Zorunlu hallerde izin gün ve saatlerinde yapılan eğitimler, çalışma süresinden sayılsın ve ücret ödensin.

5 - Meslek Hastalıkları Hastanesi çağrı merkezleri çalışanlarından çok sayıda başvuru var. Buna karşın çağrı merkezlerinde sağlıklı bir giriş muayenesi yapılmadığı için işçilerin çağrı merkezlerindeki çalışma koşullarından kaynaklanan mesleki yıpranmaları ölçülemiyor. Çağrı merkezlerinde giriş muayenelerinin tam kapsamlı yapılsın.

6 - Farenjit, bel ve boyun fıtığı, obezite, kalp ve damar hastalıkları riskine karşı patronlar tarafından önlemler alınsın.

7 - İşyerlerinde yıpranmayı azaltıcı, ergonomik iş koşulları oluşturulsun. İş koşullarının ergonomik olması havalandırma, ısıtma, tuvalet, gürültü düzeyi, aydınlatma ve çalışma aparatlarının (monitör, kulaklık, sandalye, masa vb) niteliklerini içeren fiziksel ortam iyileştirilsin.

'TÜM ÇAĞRI MERKEZİ İŞÇİLERİNİ BİRLEŞMEYE ÇAĞIRIYORUZ'

Sorunların çözümü ve hakların güvenceye alınmasında sendikalaşmanın büyük önem arz ettiğini belirten Karaca, “Patronlar, çalışanların sendikal hak ve özgürlüklerine saygı duymalı. Çalışma Bakanlığı da bu hakkı ihlal eden şirketlerle ilgili gerekli denetimleri yapmalı. EMEP olarak çağrı merkezi çalışanlarının yanında, patronların ise karşısında olmaya, Bakanlığı da görevini yapması için zorlamaya devam edeceğiz. Tüm çağrı merkezi işçilerini patronun yasaklı kelimelerini haykırmaya, ortak talepleri etrafında birleşmeye, sendikalaşmaya, 1 Mayıs’ta alanlara, partimizin saflarına çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.