Varlık Fonu: Dünya nerede, Türkiye nerede?

Varlık Fonu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bağlandı. Çin, Rusya, Norveç, Katar ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde varlık fonu yönetimi için genellikle piyasadan, bankalardan, devlet adına temsilci ve bakanlardan oluşan bir yapı tercih ediliyor. Suudi Arabistan haricinde bu örneklerde cumhurbaşkanları, yönetim kurulunda yer almıyor. 

Mühdan Sağlam  msaglam@gazeteduvar.com.tr

ANKARA – Türkiye güne Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Varlık Fonu’na başkanlık yapacağı haberiyle uyandı. Resmi Gazete’deki karara göre Fonun Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Erdoğan adına vekalet edecek isim de Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak…

Başkanının Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başkanvekili’nin ise Bakan Berat Albayrak olduğu yönetim kurulunun diğer üyeleri şu isimler: Salim Arda Ermut, Hüseyin Aydın, Rifat Hisarcıklıoğlu, Prof. Dr. Erişah Arıcan, Fuat Tosyalı ve Zafer Sönmez… Zafer Sönmez aynı zamanda Varlık Fonu’nun Genel Müdürü olarak görev yapacak.

Peki Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olarak Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkanı olması, cumhurbaşkanın hukuki sorumluluğu ve Varlık Fonu’nun denetimi açısından sorun yaratabilir mi? Bu soruyu Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yalçın Karatepe’ye sorduk. Karatepe şu yanıtı verdi: “Evet, olur. Fonun düzenlemesine ilişkin kanuna bakıldığından fonun kamu denetimi dışında olduğu görülüyor. Cumhurbaşkanı’nın Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkanı olması demek Fona aktarılacak varlıkların ne olacağına Erdoğan’ın karar vermesi demek. Ayrıca, şunu da hatırlayalım bu varlıklar üzerinden yapılacak tasarruflar da kamu denetimine tabi olmayacak. Sayıştay denetim söz konusu değil. Varlık Fonu, özel hukuk hükümlerine tabii bir anonim şirket. Borçlanabilecek, ‘yatırım’ yapabilecek, ortaklık kuracak, piyasalarda işlem yapabilecek… Yetkileri çok fazla ama denetimi sadece ‘bağımsız denetim’ de. Bu bağımsız denetimse yerindelik ve uygunluk içermiyor, sadece muhasebe kayıtlarının usulüne uygun olup olmadığını denetliyor.”

HİSARCIKLIOĞLU’NUN DURUMU

Varlık Fonu’nun yönetim kurulunda dikkat çeken isimlerden birisi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı (TOBB) Rifat Hisarcıklıoğlu’nun üye sıfatıyla yer alması oldu. Türkiye’de şirketlerin ve diğer kuruluşların ana sözleşme tadillerinin, yönetim kurulu kararlarının, olağan veya olağanüstü genel kurul kararlarının yayımlandığı bir gazete var. 102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 35’inci maddesinin 4’üncü fıkrası ve 18.05.2004 tarihli 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 56/m maddesi kapsamında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından çıkarılan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi. Gazetenin sahibi TOBB adına Rifat Hisarcıklıoğlu. Bununla beraber Hisarcıklıoğlu’nun yönetim kurulu üyesi olduğu Varlık Fonu A.Ş. şirketine ilişkin değişiklik henüz Ticaret Sicil Gazetesi’nde yer almıyor.

Konuya ilişkin gazeteci Çiğdem Toker Twitter hesabından şu bilgilendirmede bulundu, “Türkiye Varlık Fonu A.Ş, özel hukuk hükümlerine tâbî bir sermaye şirketi. Bugünkü RG’de, Cumhurbaşkanı Erdoğan imzalı, Fon işleyişine dair kararnameyi değiştiren bir karar yayımlandı. Erdoğan, TVF’nin de başkanı. Ancak bu değişiklik henüz Ticaret Sicil gazetesinde görünmüyor. Ticaret Sicil gazetesini TOBB çıkarıyor. TOBB adına sicil gazetesinin sahibi olan Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye Varlık Fonu’nun yeni yönetim kurulu üyeleri arasında. Dolayısıyla bu önemli yapısal değişikliğin, Ticaret Sicil gazetesinde de zaman geçirmeden ilanı beklenir.”

Yeni bir birikim modeli: Varlık fonları 

Varlık fonu kavramı ilk olarak 1950’lerin başında Kuveyt’in girişimiyle literatüre girdi. Hâlihazırda pek çok ülkede bu fon mevcut. Fonları kuran ülkelerin büyük bir kısmı bütçe fazlası veren veya ihracat odaklı ekonomiler. Fonları kuran ülkelerin başında enerji ihracatçıları geliyor. Kuveyt, Norveç, Suudi Arabistan, Katar, Rusya gibi diğer enerji zengini ülkelerde değişik isimler altında bu fon var. Varlık Fonu’nun temel amacı bütçedeki fazla ya da döviz bazlı ihracat gelirlerini ülke vatandaşlarının geleceği için belirli bir havuzda toplayıp değerlendirmek. 2014’te Rusya ve Suudi Arabistan’ın yaptığı gibi bir kriz durumunda ekonomiyi borçlanarak ayakta tutmak yerine istikrar için fonu harekete geçirme pratiği de var.

Varlık Fonu Enstitüsü (SWFI)’nün 2017 verilerine göre varlık fonlarının elinde bulunan varlıkların değeri yaklaşık 7.4 trilyon dolar. On yıl önce bu miktar 3.2 trilyon dolar olarak kayıt altına alınmıştı. Yani iki kattan fazla bir varlık sonu rezervi birikti. Bu, dünyada bir birikim modeli olarak varlık fonlarının yaygınlık kazanmaya başladığını gösteriyor.

Varlık fonlarındaki rezervlere bakıldığında en büyük payın enerji zengini ülkelerde olduğu görülüyor. Örneğin 2017’deki 7.4 trilyon dolarlık fon varlığının 4.2 trilyon doları petrol ve gaz gibi enerji satışları gelirlerinden oluşuyor. Bu anlamda Suudi Arabistan, Norveç, Katar ve Rusya bu fonların en güçlü olduğu ülkeler.

TÜRKİYE ÖRNEĞİNDEKİ UYUMSUZLUKLAR

Türkiye’nin varlık fonu girişimi 19 Ağustos 2016’da 6741 Sayılı Kanunla Türkiye Varlık Fonu Anonim Şirketi’nin kurulmasıyla başladı. Kanunda, fonun temel amacı, sermaye piyasasında araç çeşitliliğine ve derinliğine katkı, yurt içinde kamuya ait varlıkları ekonomiye kazandırma, dış kaynak temini ve alt fonlar kurma amacıyla özel hukuk hükümlerince kamuya ait varlıkların ekonomiye kazandırılması ve fon temininde kullanılması olarak veriliyor.

Varlık Fonu hakkında iki noktanın altını çizmek gerekiyor. İlk olarak, Türkiye bütçesi fazla vermiyor. İkincisi, Türkiye enerji zengini değil. Ayrıca birikmiş bir döviz rezervi yok. Son olarak cari açığı dikkate aldığımızda Türkiye, ihracat odaklı bir ekonomiye de sahip değil. Dolayısıyla fon bu noktada dünya örnekleriyle uyuşmuyor.

Fonun bünyesinde Ziraat Bankası, Halk Bankası,Türk Telekom, PTT, Eti Maden, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Botaş, Türksat, THY, Milli Piyango, Borsa İstanbul, TCDD, Türkiye Denizcilik İşletmeleri, Kayseri Şeker Fabrikası, Çaykur, Türkiye Jokey Kulübü var. Yani Varlık Fonu 200 milyar dolarlık değeri olan bir dev şirket.

Özel hukuka tabi olan Fon’un denetim biçimi ve yönetim kurulu üyelerinin aldığı maaşlar gibi temel sorulara net yanıt verilmiyor. Fon’un şeffaf olduğunu söylemek mümkün değil. Arsa tahsisi, vergi indirimi, İhale Kanunu’na tabi olmama, SPK düzenlemelerine karşı bağışıklık gibi pek çok imtiyaz fona verilmiş durumda. Bu nokta da dikkate alındığında küresel örneklerdeki şeffaflığın Türkiye Varlık Fonu’nda olduğunu iddia etmek zor. Buna, bugün hayata geçen yeni yönetim yapısı da eklendi. Peki dünya örneklerinde fonlar nasıl yönetiliyor, siyaset nerede yer alıyor?

VARLIK FONLARI NASIL YÖNETİLİYOR: RUSYA, NORVEÇ VE ÇİN

Varlık fonlarının idaresi en az ellerinde bulunan varlıklar kadar önemli. Dünya genelinde Çin, Rusya, Norveç, Katar ve Suudi Arabistan örneklerine bakıldığında genellikle piyasadan, bankalardan, devlet adına temsilci ve bakanlardan oluşan bir yapı tercih ediyor.

RUSYA: Rusya Varlık Fonu’nun adı 2016’da Rusya Doğrudan Yatırım Fonu adını aldı. Sürekli Türkiye-Rusya kıyaslaması yapanlar için çarpıcı bir gerçeği ifade etmek gerekirse Rusya’daki fonun başında Vladimir Putin ya da Dimitri Medvedev bulunmuyor. Putin ile olan bağları bir yana, fonun başkanı Kirill Dmitriev, finans ve özelleştirme sektöründen gelen önemli bir ekonomist ve finans uzmanı. Dmitriev, lisans eğitimini Stanford Üniversitesi ekonomi bölümünde, yüksek lisansını ise bankacılık ve özelleştirme alanında Harvard Üniversitesi’nde yapmış. Yönetim kurulu, devlet temsilcileriyle beraber 15 kişiden, onların yarısı da kadın yöneticilerden oluşuyor. Kurulda devletin ilgili bakanlıklar düzeyinde üç temsilcisi var.

ÇİN: Çin Yatırım Fonu, Çin ihracat fazlasını doğru biçimde değerlendirmek için kurulmuş bir yapı. Fonun başında Çin Devlet Başkanı XiJinping ya da ekonomi veya maliyeden sorumlu bir bakan yok. Hâlihazırda fonun başında Tu Guangshao var. Tu Guangshao, Şanghay’ın eski belediye başkan yardımcısı ve Şanghay Borsası Başkan Yardımcılığı ile Ticaret Dairesi Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunmuş önemli bir finans ve ekonomi uzmanı. Kurul, ekonomi, yatırım ve ticaret gibi alanlarda çeşitli kurullarda çalışan eski bakanlar ve yöneticilerden oluşuyor.

NORVEÇ: Dünyanın en büyük varlık fonu Norveç’e ait. Norveç Varlık Fonunun yönetimi, daimi bir ismin başkan olması yerine Merkez Bankası, ilgili bakanlıklar, banka yöneticileri, finans şirketleri gibi kurumların oylamasıyla belirleniyor. Yönetimde başbakanın ya da bir bakanın, yönetim kurulu başkanı olması kabul edilmiyor. Yasal olarak bu yazmıyor olsa da etik kurul buna müdahale edebiliyor.

SUUDİ ARABİSTAN VE KATAR: Suudi Arabistan ve Katar enerji zengini iki ülke. Suudi Arabistan krallıkla, Katar ise emirlikle yönetiliyor. Her iki ülkenin de dikkat çekici meblağı ve yatırımları olan fonları var. Fonların yönetim kurullarına mercek tutulduğunda Suudi Arabistan Varlık Fonu’nun başında Kraliyet Ailesini temsilen Veliaht Prens Muhammed bin Salman var. Salman burada, babası Kral Salmanı temsilen değil Suud Ailesi adına yer alıyor. Yönetimin genel yapısı bakanlar kurulunun yansıması biçiminde kurulsa da bir alt kurula bakıldığında risk yönetimi, yatırım portföyü, küresel yatırımlar alanında uluslararası uzmanların çalışması dikkat çekiyor. Enerji bakanı, finans bakanı, kamu yatırım fonu başkanı gibi isimler kurulun diğer etkin isimleri.


Katar Yatırım Fonu, bir alt kuruluşu olan Katar Yatırım Ortaklığı’yla akıllarda yer alıyor. Küresel düzeyde 380 milyar dolara yakın yatırımı olan bu yapının yönetim kurulu başkanı ise Sheikh Ahmed bin Jassim  bin Muhammed El-Thani… Katar eski emiri Ali El-Thani’nin oğlu olan Muhammed El- Thani, enerji sektörüyle ilgili bakanlık görevinde bulunmuyor.

Kısaca varlıkları, tabi olduğu yasa bakımından ciddi eleştiriler alan Türkiye Varlık Fonu A.Ş., yeni yönetim yapısı ve atamalarıyla dünya örneklerindeki aykırılığına yeni bir başlık ekledi. Fonun iktidarla kurduğu bu doğrudan bağ, sadece dünya örnekleriyle çelişmiyor aynı zamanda yatırım politikası ve yatırımcılar açısında da büyük soru işaretleri barındırıyor. Zaten denetlenmesi ve şeffaflığı noktasında şüpheyle bakılan Fon, yönetim değişikliğiyle bu şüpheyi pekiştirmiş oldu.


Mühdan Sağlam kimdir?

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktora yapmaktadır. Enerji politikaları, ekonomi-politik, devlet-enerji şirketleri ilişkileri, Rusya’da devletin dönüşümü ve enerji politikaları, Avrasya temel ilgi alanlarıdır. Gazprom’un Rusyası (2014, Siyasal Kitabevi) isimli kitabın yazarı olup, enerji ve ekonomi-politik eksenli yazıları mevcuttur. 7 Şubat 2017'de çıkan 686 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edilmiştir.