Sibirya'dan Türkiye'ye: Buz gibi bir sıcak 'Akım' hikâyesi

Batı Sibirya, tarihte sürgün ve soğukla anılıyor. Bugünse, Rusya'nın Soğuk Savaş sonrası dünya gücü olmayı sürdürmesini sağlayan enerji kaynağının merkezi, Gazprom şirketinin üssü haline gelmiş durumda. Rus gazını Türkiye'nin batısına ilk kez doğrudan taşıyacak TürkAkım projesinin başlangıç noktası da, bu uçsuz bucaksız tundranın altında. Peki, Sibirya nasıl bir yer? Dünyanın en soğuk bölgelerinden biri, Avrupa ve Türkiye'yi nasıl ısıtıyor?

Beril Köseoğlu  bkoseoglu@gazeteduvar.com.tr

DUVAR– Uçsuz bucaksız bir tundra… Hava sıcaklığı zaman zaman eksi 50’lere kadar düşüyor. Ufuk çizgisine dek dümdüz. Üzerinde kalın bir kar örtüsü ve nadir ağaçlık alanlardan başka hiçbir şey yok. Altındaysa, dünyanın ikinci en büyük doğalgaz rezervleri yatıyor. Ve o gazı milyonlarca insanın evine, işyerine dağıtan çelik boru hatları…

Yüzlerce yıldır bunca doğalgazın üzerinde kendi imkânlarıyla ısınan, coğrafyanın ritmiyle barışık yaşayan yerli halklarsa, ‘ruhların nefesi’ diye adlandırdıkları doğalgazın keşfiyle gelen değişime ayak uydurmaya çalışıyor.


GAZPROM’UN BAŞKENTİ

Burası, Rusya’nın Novy Urengoy kenti. Esasında, Rus enerji devi Gazprom’un doğalgaz imparatorluğunun başkenti. Ve, o enerjiyi Türkiye’nin batısına ilk kez doğrudan getirmesi planlanan TürkAkım Boru Hattı’nın taşıyacağı gazın büyük kısmının kaynağı…


TÜRKAKIM NEDİR?

TürkAkım Boru Hattı’nın Rusya’nın Anapa kentinden denize çıkıp, Karadeniz’in altından yaklaşık 930 kilometre kat ederek Türkiye’nin Trakya kıyısına ulaşması planlanıyor. Esasında iki paralel hattan oluşuyor: İlki, Rus gazını Lüleburgaz üzerinden Türkiye’ye dağıtacak. İkinci hattın Türkiye-Yunanistan sınırından Avrupa’nın doğusuna ve güneyine uzanması planlanıyor. Tasavvur edilen tablo, bölgedeki enerji haritasını Türkiye’yi bir merkez haline getirecek şekilde değiştirmesi.

18 Ocak günü TürkAkım’ın inşaatında kritik bir aşama kaydedildi: Türkiye’deki kara çıkışının yapılacağı Kırklareli’nde ilk kazma vuruldu, Kıyıköy’de gaz alım terminalinin inşasına başlandı. Denizin altındaki ilk hattın inşasında ise yarı yol geçilmiş durumda. Bir grup gazeteci de, TürkAkım’ın taşıyacağı doğalgaza dair her süreci yakından görmek, ayrıntıları somutlamak üzere Gazprom’un davetiyle Novy Urengoy’daydı.


-20 DERECEYE SEVİNMEK

Tabii ‘Novy Urengoy’da olmak’ öyle basitçe ‘Oradaydım’ denilip geçilecek bir iş değil. Bunun en açık nedeni -en azından bir İstanbullu için- havanın hakikaten çok soğuk olması. İzolasyonlu mont ve bot olmaksızın, kat kat çorap giyip ellerinizi ve başınızı da korumaksızın hayatta kalmanız mümkün değil. Ki bazen bu bile yetmeyebiliyor: ‘Nasılsa iki dakikalık yol, montu kapamasam bir şey olmaz’ gibi bir cengaverlik dakikalarca titremeye yol açıyor. Eldivenden sadece uçlarıını çıkardığınız iki parmağınızı dondu sanabiliyorsunuz. Zira ‘olaylar’, 66’ıncı kuzey enleminin, yani Kutup Dairesi’nin hemen güneyinde geçiyor. Kentteki birçok binanın cephesine yerleştirilen termometreler bu mevsimde -30’lardan yukarı nadiren çıkıyor.


URENGOY’DAN ‘YENİ’ URENGOY’A

Urengoy 1933 yılında, esas vatanı hemen kuzeydeki Yamal Yarımadası olan göçebe Nenets halkının bir ‘yerleşim’i olarak kurulmuş. 1933 aynı zamanda, Batı Sibirya halklarının Stalin’in zorunlu yerleşime yol açan kollektivizasyon politikasına karşı son büyük isyanının da yaşandığı sene.

‘Novy’, yani ‘Yeni’ Urengoy ise bölgedeki ilk doğalgaz sahasının 1966’da keşfedilmesinin ‘şerefine’, 1973’te inşa ediliyor. O günden bu yana yaşanan hızlı değişimin her ayrıntısı, kentteki ‘Gazprom Urengoy Tarihi Müzesi’nde belgelenmiş durumda.

Bu müze, Urengoy isminin ilk kez geçtiği gazete kupüründen hatıra mektuplarına, işçilerin ilk günlerde yaşadığı zorlukları anlatmak amacıyla maketi yapılan vagonlara dek, tundranın ortasına sıfırdan bir ‘doğalgaz başkenti’ kurulmasının ilk elden tanıklığı…

Rehberimiz, “Koşullar öyle zorluydu ki, işçiler vagona döndüklerinde duvarları buz tutmuş buluyordu” diyor. Dolayısıyla, geceleri soba önemli. Sönerse, en hafif ihtimalle saçları soğuktan yastığa yapışacak…


HER ŞEY, HER YER GAZPROM

Gazprom Novy Urengoy’da sadece müzenin değil, çoğu şeyin sahibi. Okulları, çocuk ve yaşlı bakım tesisleri, kültürel tesisleri, spor salonu, alışveriş merkezi var. Mavi-beyaz logosu her yerde. Kutup Dairesi sınırındaki anıt bile Gazprom tarafından yaptırılmış… Çalışanların çocukları için anaokulu, meslek yüksek okulu kurulmuş.

Evet, bu bölge 12 trilyon metreküp kapasiteyle İran’daki Güney Pars Sahası’nın ardından dünyanın ikinci en büyük, Rusya’nın ise en büyük rezervlerine sahip. Ve evet, Gazprom sistemine dahil olan doğalgazın da yaklaşık yüzde 70’ini üretiyor. Fakat soğuk öylesine zorlu ki, o işletmeye çalışan çekecekseniz, 12 bin kişiyi istihdam edip bir uydu kent kuracaksanız, haliyle bu hizmetleri de sağlayacaksınız. Hele de olaylar Rusya’da geçiyorsa…


30 YIL ÖNCE, 30 YIL SONRA

Novy Urengoy Moskova’dan çok Kuzey Kutbu’na yakın ve nihayetinde ‘yapay’ bir yerleşim birimi. Fakat Rusya’da, yani eski Sovyetler Birliği’nde bulunduğunuzu bir an bile unutmuyorsunuz. İngilizce’yi çok az kişininin konuşuyor olması veya yemeklerde alkol/çiğ balık/kuru et kombinasyonunun ağır basması nedeniyle değil.

Berlin Duvarı’nın çöküşünden neredeyse 30 yıl sonra, milyarlarca dolarlık anlaşmaların döndüğü bir yerde bile, belirli bir toplumsal sistemin alttan alta ama net olarak sürmesi nedeniyle… Bürokrasi ve disiplin nedeniyle; kuralların delinmesi veya işini yanlış/eksik yapma ihtimali karşısında insanların saklayamadıkları endişe nedeniyle…


BİR ANAOKULU DİPLOMASI DAHA LAZIM…

Novy Urengoy’da o toplumsal sistemi en çok hissettiren yer ise anaokulu. Öğretmenlerin pozitif ödüllendirmeyle sağladığı disiplin, çocukların mızmızlanmadan söz dinlemesi, ‘biz Türkler’ için öğretici oldu.

Daha üç yaşındaki çocukların koca Rusya Federasyonu’nda yaşayan hayvanları tanıması için özel tasarlanmış oyunlar, kış bahçesindeki hayvan maketleri, sayısız ağaç ve böceğin numunesi, çeşitli halklara ait enstrümanlar derken, anaokulu diplomamı yetersiz bulduğumu da itiraf etmeliyim.

Aynı yaşlarda çocuğu olan gazeteci arkadaşlardan bazılarıysa, “Döner dönmez bizimkinin öğretmeniyle konuşacağım” demekten alamadı kendilerini.

Gazprom’un meslek yüksek okulu da, aynı sistemin devamı niteliğindeydi…


BİR AY ÇALIŞIP BİR AY EVE DÖNÜYORLAR

Tabii ki tüm bunlar bir diğer sistemi ayakta tutmaya, Rusya’nın politik bir koz olarak kullandığı enerji politikasının temelini sağlamlaştırmaya yarıyor. Novy Urengoy’a Rusya Federasyonu’nun her yerinden işçi geliyor. Kuzey Kutup Dairesi’nin kuzeyindeki 16. Doğalgaz Sahası’nı gezerken sohbet ettiğimiz bir işçi, ülkenin en büyük tarım bölgelerinden Başkurtistan’ın yemyeşil Ufa kentinden gelmiş tundraya. Saha koşullarının ağırlığı nedeniyle bir ay çalışıp bir ay evlerine gittiklerini, dinlenip geri geldiklerini anlatıyor.

Çark dönüyor, her gün milyonlarca metreküp doğalgaz ihraç ediliyor, yenisi çıkarılıyor, arıtılıyor, tundranın altından Türkiye’ye, Çin’e uzanacak yeni boru hatları döşeniyor. Masada hep yeni anlaşmalar var. Bu sistemin de sonu yok gibi görünüyor.


NENETS HALKINA NE OLACAK?

Her madalyonun iki yüzü vardır. Gazprom bir yüzüyle, bugün sonsuz görünen bir enerji kaynağını Moskova için siyasi bir koza dönüştürüyor, Soğuk Savaş sonrası Rusya Federasyonu’nu dünyada daha görünür kılıyor. Ama diğer yüzünde çevresel sorunlar, yerli halklar, sürdürülebilirlik var. Sözgelimi, TürkAkım’ın Türkiye’deki kara kesiminde yaklaşık 57 bin ağaç kesilecek. ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) raporu bu ağaçların bölgedeki ormanlık arazinin küçük bir bölümünü oluşturduğuna hükmetti; Gazprom yeniden ağaçlandırma sözü verdi. Nitekim şirket çevreye kalıcı bir hasar vermemeye özen gösterdiğini vurguluyor, 3 binden fazla da çevre uzmanı istihdam ediyor. Ancak çevre örgütlerinin, özellikle de petrol girişimleri konusunda şirkete birçok eleştirisi var.

Fotoğraf: Reuters

Gazprom’un eleştirildiği bir diğer nokta da, bölgenin göçebe halklarıyla, özellikle de Yamal Yarımadası’nın Nenets halkıyla ilişkileri. Nenetsler Ren geyiği sürülerini yetiştiriyor, yüzlerce yıldır onlarla birlikte göç ediyorlar. 2010 nüfus sayımına göre nüfusları 44 binin biraz üzerinde. Geyik, onların yaşam kaynağı. Etini yiyor, kürkünü giyiyor, derisinden çadır yapıyorlar. Stalin döneminde vergilerini geyikle ödediler, ‘başlık parası’ olarak geyik kullanıyorlar. Ama şimdi, geyiklerin yüzlerce yıllık göç yolları giderek kısıtlanıyor. Boru hatları, otobanlar, tren yolları ve küresel ısınma, geyiklerin içgüdüsel göç yollarında bacaklarının kırılmasına, sıcak havaya dayanamayan sürülerin giderek küçülmesine yol açıyor. Gazprom’un Nenets otlaklarında kuyu açacağı zaman bir miktar tazminat verdiği doğru ama bağımsız çevre uzmanları bu politikayı ne etik, ne sürdürülebilir buluyor.

Fotoğraf: Reuters.

PERMAFROST HEPİMİZİN

Finlandiya’daki Lapland Üniversitesi’nden kutup uzmanı Bruce Forbes uzun vadede sorunların artacağı öngörüsünde bulunuyor. Gazete Duvar’ın e-posta yoluyla ulaştığı Forbes, “Geleneksel geyik sürücülüğü Yamal’daki gaz sahalarının ortasında şu an olabildiği kadar devam ediyor. Fakat doğalgaz faaliyetleri hâlâ erken aşamalarında çünkü muhtemelen birkaç on yıl daha yetecek kadar gaz rezervi var” yorumunu yapıyor. Forbes, küresel ısınma nedeniyle bölgede donmuş toprağın (permafrost) giderek erimesine de dikkat çekiyor…

‘İLERİ’, NEREYE KADAR İLERİ?

Aslında Gazprom’un mavi alevinde, Rus Çarlığı’ndan Sovyetler Birliği’ne, Sovyetler’den Federasyon’a yayılan büyük açmaz belirginleşiyor: “İleri, daha ileri” denilerek hazırlanan kalkınma odaklı yol haritasının kıyısında kalanların, bazen Nenetslerin şahsında halkların ve kültürlerin, bazen de bir geyiğin bakışındaki doğa ve çevrenin geleceği…

Gazprom makul bir çözümle, Rusya’nın kalkınma hamlesiyle doğası arasındaki dengeyi koruyabilecek mi? Şirketin büyük imparatorluğu ve dikkat çeken doğalgaz rezervi bu soruya yanıt vermeye yetecek mi?


AKILDA KALAN SORULAR

Tezatla dolu iki günlük Novy Urengoy seyahati sonrası ‘sıcak denizlere inince’, insanın aklında birçok soru kalıyor:

TürkAkım Avrupa’nın enerji haritasını gerçekten değiştirebilecek mi? Zira TürkAkım’ın Türkiye’ye dağıtım yapacak ilk hattında 530 kilometrenin üzerinde boru döşendi. Fakat ‘harita değiştireceği’ varsayılan Avrupa hattı şu an için 224’üncü kilometrede duruyor.

Avrupa bağlantısı vesilesiyle Türkiye-Yunanistan sınırına kurulması planlanan ve Yunanistan’ı bir enerji merkezine çevirebilecek projeden son dönemde pek söz eden yok. Baltık Denizi’nden Almanya’ya doğrudan gaz aktaracak olan Kuzey Akım II’nin 55 milyar metreküplük kapasitesi dikkate alındığında, ikinci hattın gerekliliğine dair Gazprom’dan henüz tatmin edici bir açıklama gelmiş değil. Yani Gazprom, Kuzey Akım II’den sonra gerçekten ikinci hattı hayata geçirecek mi? Yoksa takvimde sarkmalara hazırlıklı mı olmak gerekiyor? (Açıkçası, Türkiye’den gazetecilerle Novy Urengoy’da biraraya gelen Gazprom yetkilileri bu sorulara yanıt vermekten kaçınıyor gibiydi.)

Gazprom yetkilileri, Novy Urengoy’da Türkiye’den gelen gazetecilere şirketin politikalarını anlatan birer sunum da yaptı.

Avrupa piyasasına alternatif olarak yavaş adımlarla yönünü doğuya çeviren Gazprom, ABD, Avustralya ve Katar başta olmak üzere büyük LNG devleriyle rekabet edebilecek esneklik ve teknolojik kapasiteye sahip mi?

Rusya enerji kaynaklarının sonsuz olmadığının, buradan elde edilen gelirin uzun vadeli yatırımlara aktarılması gerekliliğinin ne kadar farkında?

Enerji fiyatlarının 2014’ten bu yana ivmeli düşüşü dikkate alındığında, ihracatının yarısını enerjiye yaslayan Moskova, ekonomik çeşitlendirmeye hız vererek daha sağlam zeminli bir ekonomi inşa edebilecek mi?