Büyük İskender'in ilk ve son yenilgisi: 'Gölge etme'

Diyojen’i öldürmek de Diyojen’i yüceltmek de birbirleriyle aynı şeydir. Bir insanı yok etmek de yaşamasına izin vermek de o insanla baş edemeyeceğini kabul etmektir. İskender gölge etmemeyi seçmiştir.

Google Haberlere Abone ol

Ateş Yersu Gök

Denebilir ki Büyük İskender, fatihlerin fatihidir. Yaşadığı döneme yaptığı fetihlerle, Avrupa ve Asya’yı Makedonya Krallığının çatısı altında birleştirmesiyle damga vuran İskender, kendisinden sonra gelecek olan Sezar, Büyük Timurlenk, Hannibal, Attila, Napoleon gibi fatihlerin de en büyük idolü olmuştur ve namı günümüze kadar ulaşmıştır.

Ayrıca fatihler arasında filozoflarla bağı İskender kadar kuvvetli olan çok az kişi vardır. Nitekim tarihin en büyük filozoflarından biri olan Aristoteles, uzun müddet İskender’in öğretmeni olmuştur. Plutarkhos’un ifade ettiğine göre özellikle İskender’in yeniyetme döneminde Aristoteles’le bağı pek sağlammış:

“Aristoteles İskender’e sadece siyaset ve ahlâk derslerini vermekle kalmadı; kendi kitaplarında yazmadığı kimi özel bilgileri de aktardı. İskender’in Asya seferinde olduğu sırada Aristoteles ünlü Metafizik çalışmasını yayınladı. Ancak İskender bundan hoşnut kalmadı ve filozofa gönderdiği mektupta şöyle dedi: 'İskender Aristoteles’i selamlar ve daima sıhhatte olmasını diler. Bana sözlü olarak öğrettiklerini yayımlamakla iyi etmedin, çünkü herkes bunları bilirse bizim herkesten farkımız ne olacak? Benim isteğim diğerlerinden güçte değil, bilgide üstün olmaktı. Sağlıcakla kal.'" (1)

Amma velâkin İskender, zafer üzerine zaferler kazanıp krallığının sınırlarını alabildiğine genişlettikçe, gitgide güç sarhoşluğuna daha çok tutulmaya başlamıştı. Eskiden kendisini eleştirenlere gösterdiği toleransı artık en yakın dostlarına dahi gösteremez olmuştu. Aristoteles’in yeğeni ve bir zamanlar en yakın dostlarından biri olan tarihçi Kallisthenes’i ölüme mahkum etmesi ve çevresini saran dalkavuklara hayatının son demlerinde haddinden fazla prim vermesi bunun en net göstergelerindendir.

Zamanla Aristoteles’le de arası bozulmuştu, öyle ki bazı iddialar Aristoteles’in eski öğrencisinin ölümünde payı olduğunu bile öne sürüyor. Aristoteles’in İskender’i zehirleme ihtimali oldukça düşük olmasına karşın, bu iddianın gündeme gelmesi İskender’le hocasının arasının ne denli açıldığını bizlere gösteriyor.   

GÖLGE ETME OLAYI

Sinoplu Diyojen’le İskender arasında yaşanan o meşhur an (diyalog), İskender’in eleştiriye ve kendini geliştirmeye en çok açık olduğu zamana denk geliyor. Plutarkhos’un anlatımına göre olay şu şekilde cereyan ediyor:

“Güneşin altında uzanmış olan Diogenes yaklaşan kalabalığı görünce bağdaş kurdu ve karşısında duran İskender'e baktı. İsteğini soran krala, 'Güneşimi engelleme' cevabını verdi. Filozofun kendinden emin ve kibirli davranışından son derece rahatsız olan, ancak aynı zamanda ona hayran kalan İskender uzaklaşırken, duruma gülen refakatçilerine, 'İskender olmasaydım, Diogenes olmak isterdim,' dedi.”(2)

Başka bir anlatımla da; bir gün Büyük İskender kendisi bir köle olan Diyojen’e “Dile benden ne dilersen,” demiş, Diyojen ise kendine has mizacıyla, “Gölge etme başka ihsan istemem,” diye cevap vermiş.

Diyojen’in bu cesur, iddialı, hatta kışkırtıcı cevabı onu ya darağacına yollayacaktı ya da İskender’in kendisine büyük bir hayranlık beslemesine vesile olacaktı. Aslında eğer Büyük İskender, birçok diğer imparatorun yapacağı gibi Diyojen’i kendisine saygısızlık ettiği gerekçesiyle ölüme yahut işkenceye mahkûm etseydi, bunu yine Diyojen’e beslediği hayranlıktan ötürü yapacaktı.

Cesur insan çevresindekileri korkutur çünkü çevresindekiler hayatta kalmaya ve uyum sağlamaya uğraşırken cesur olan kişi ilkeleriyle yaşamakta kararlıdır ve ölüm onu yıldırmayacaktır. Diyojen’e bakan herkes ondan korkar ve aynı zamanda ona içinden saygı duyar. Çoğu kişi onun gibi olamaz çünkü kelle korkusu ağır basar.

Cüretkâr “Gölge etme” lafını duyan İskender için de geriye iki seçenek kalır: Ya Diyojen’i öldürmek ya da Diyojen’i yüceltmek. Ama Diyojen’i öldürmek de Diyojen’i yüceltmek de birbirleriyle aynı şeydir. Bir insanı yok etmek de bir insanın yaşamasına izin vermek de o insanla baş edemeyeceğini kabul etmektir. Ve bu sebeple Diyojen, fatihlerin fatihi İskender’i tek bir lafıyla fethetmiştir: “Gölge etme!”

İskender de karşılığında ona ‘gölge etmemeyi’ seçmiştir.

İşte bu Büyük İskender'in otuz iki yıllık kısa yaşamında aldığı ilk ve son yenilgidir.


NOTLAR: 

(1) Plutarkhos, İskender- Sezar Paralel Hayatlar, İş Bankası Kültür Yayınları

(2) age