YAZARLAR

Bizler yurttaşız, ne bir eksik ne bir fazla

2024 bütçesinin temel büyüklüklerinde bile, yurttaşlığın da, emeğin de, emekçinin de, hakların da umursanmadığı en çarpıcı haliyle kolayca görülebiliyor. Zımni hiçbir şey yok, o kadar açık… 2024 yılında ücretlilerin daha ücretini alırken kesilen gelir vergisinden 1,2 trilyon lira toplama hedefi bütçeye konulmuş. Bu, önceki yıla göre yüzde 70’in üzerinde artış demek.

Ünlü yönetmen Ken Loach’un, yıllar önce gösterilen “Ben, Daniel Blake” isimli filmi bugünlerde kendini bir kez daha hatırlatıyor.

Tebaa değil, kul değil, yurttaş olmamızın 100. yılını kutladığımız bu günlerde özellikle… Cumhuriyet'in, demokrasi, eşitlik ve hürriyet kadar önemli bir unsuru olan “yurttaşlık hakkını” konuşurken…

Loach’un filminde epeyce yaşlanmış usta bir marangoz olan Daniel’in gözümüze soktuğu gerçeklikle yurttaş olmanın anlamını yeniden hatırlıyoruz. Filmin kahramanı Daniel bir gün kalp krizi geçirir ve artık ustası olduğu bu ağır işi yapamaz hale gelir. Ama Daniel bir işçidir ve hayatını sürdürmek için çalışması gerekir. İşsizlik maaşı da, bilinçli bir şekilde zorlaştırılan bürokratik engellere takılır, bir türlü hak ettiği maaşı alamaz. Başka bir iş aramasını isterler. Ama idarenin önüne çıkardığı türlü engellerle başka iş de bulamaz. Daniel artık neredeyse aç ve yardıma muhtaç hale düşmüştür. Film boyunca vahşi kapitalizmin, insanı da hakları da yok sayan, değersizleştiren çürümüşlüğünü; milyonlarca insanın hayatının, devleti yöneten bir avuç imtiyazı kendinden menkul insanın keyfine bağlı olduğunu izleriz.

Daniel mücadeleden asla vazgeçmez, hakkı olanı almak için direnir. Fakat fazla şanslı değildir. Filmin sonunda hak mücadelesini tamamlayamadan hayattan ayrılan Daniel’in cebinden çıkan bir mektup hepimizin aklına mıh gibi çakılır.

Daniel mektubunda şöyle der: “Ben Daniel Blake, ben bir yurttaşım. Ben bir müşteri değilim. Ben bir beleşçi, bir dilenci ya da hırsız değilim. Ben bir sosyal güvenlik numarası, ya da ekranda yanıp sönen bir iz değilim. Faturalarımı ve vergilerimi zamanında ve kuruşuna kadar ödedim ve bununla da gurur duyuyorum. Sadaka istemiyorum ve kabul de etmiyorum. Benim adım Daniel Blake. Ben bir insanım, bir köpek değilim. Bu sıfatla haklarımı talep ediyorum. Bana saygı duyarak yaklaşmanızı talep ediyorum. Ben Daniel Blake. Ben yurttaşım. Ne bir eksik ne bir fazla…”

Bizler, 100 senedir tebaa değil, kul değil, yurttaşız.

Yurttaşlık hakkımızın korunup korunmadığı, haklarımızı alıp alamadığımız en çok da iktidarın temel politika kararlarında, tercihlerinde şekillenir. Bunların en önemlisi bütçeler elbette. Çünkü bütçeler, emeğimizle kazanacaklarımızı, kazandıklarımızdan ne kadarının elimizden alınacağını ve bizden alınanın kime ve neye verileceğini gösterir. Yurttaş olmamızı kutladığımız 100. yılda, tam da bu sırada 2024 bütçesi Meclis’te görüşülüyor.

2024 bütçesinin temel büyüklüklerinde bile, yurttaşlığın da, emeğin de, emekçinin de, hakların da umursanmadığı en çarpıcı haliyle kolayca görülebiliyor. Zımni hiçbir şey yok, o kadar açık…

2024 yılı bütçe teklifine göre, önümüzdeki yıl toplanması planlanan vergi gelirlerinin 2,2 trilyon liralık tutarı, birilerine getirilen ayrıcalık, istisna ve muafiyetlere gidecek.

Toplam vergi gelirleri hedefi 8,3 trilyon lira. Yani toplam vergi gelirinin dörtte birinden fazla bir tutardan, bir takım şanslı kesimler için vazgeçilecek. Büyük sermayeden vazgeçilen vergiler, istisna ve muafiyetler, hatta uzlaştırma masasında silinen yüzde 90’lık vergi borçları…

Ama vazgeçtiği vergi gelirini bir yerden almak istiyor, nereden alacak? Bütçe teklifi bunun yanıtını en açık şekilde vermiş.

2024 bütçe hedeflerine göre, doğrudan vergiler toplamı 2,6 trilyon lirayken, dolaylı vergiler toplamı 5,7 trilyon lira. Yani doğrudan toplayamadığı vergiyi, geliri ne olursa olsun herkesten aynı miktarda alınan KDV, ÖTV, bilumum dolaylı vergiyle toplamayı hedefliyor. Gelirine, kazancına, malvarlığına göre alınmayan dolaylı vergiler, düşük gelirliyi yoksulu daha fazla yoksullaştırır.  2024 yılı bütçesinde bu öyle bir hale gelmiş ki, bütçede dolaylı vergi oranı yüzde 68’i aşmış durumda.

2024 yılı boyunca şirketlerden alınması planlanan kurumlar vergisi hedefi 1,3 trilyon lirayken, sadece ÖTV’den toplamayı planladığı tutar 1,4 trilyon lira… Şirket kazançlarından toplamayı planladığı vergiden bile daha fazla, senden benden toplayacak ÖTV ile… Gerisini siz düşünün.

Öte yandan ücretlilerin gelir vergisi dilimleri yine azaltılmıyor, böylece vazgeçilen vergiler ücretlilerin sırtına yıkılıyor. Öyle ki, 2024 yılında ücretlilerin daha ücretini alırken kesilen gelir vergisinden 1,2 trilyon lira toplama hedefi bütçeye konulmuş. Bu, önceki yıla göre yüzde 70’in üzerinde artış hesaplanıyor demek. Şirketlerin ödeyeceği kurumlar vergisinden ise 1,3 trilyon lira toplanacağı öngörülmüş. Kurumlar vergisi kadar, ücretlilerden alınan gelir vergisi var, ücretliler bütçeyi yüklenmiş durumda.

Bir yandan da bu gerçekliğin şiddetini sosyal yardım ambalajıyla paketleyerek örtmeyi de ihmal etmemiş bütçe.  

Kurumsallaşamamış sosyal yardımlara bütçeden 497 milyar lira ayrılmış. Sürekli yoksullaşan, bu yoksullaşmayı ortadan kaldırmaya dönük de hiçbir önlem alınmayan vatandaşa 497 milyar lira sosyal yardım verilecek yani. Hakkını vermediğini, sosyal yardımla ayakta tutacaksın. Üstelik hakkını sorgulamasını engelleyip, mümkünse kendine şükran duyulmasını sağlayarak… 

Öyle bir garabet ki, tersi olması gerekirken, sosyal yardımlar arttıkça yoksulluk artıyor. Kurumsallaşmamış, bir siyasetin iktidarına, onun keyfiyetine bırakılmış yardımlar, neredeyse onun iktidarını sürdürmesini garanti altına alıyor.

Daniel Blake’in sözleriyle… Ama biz sadaka değil, hakkımızı istiyoruz. Çünkü biz yurttaşız. Ne bir eksik, ne bir fazla…


Gülümhan Gülten Kimdir?

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü mezunu. Gazeteciliğe Vatan Gazetesi’nde başladı. Uzun yıllar ekonomi muhabiri ve editörü olarak çalıştı, TekBorsa Dergisinde yazarlık yaptı. TV6’da Haber Koordinatörlüğü ve Programcılık yaptı. Siyasal Bakış ve Gündem Arası programlarını hazırlayıp sundu. Mülkiyeliler Birliği’nin yönetiminde yer aldı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) yılın ekonomi haberi, Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin (ÇGD) ekonomi haber ve Ekonomi Muhabirleri Derneği’nin (EMD) yılın haber ödüllerinin sahibi.