Beyin implantları: Nöral devrim mi, düşünce kontrolü mü?

Sinir sistemindeki aksaklıkları gidermek amacıyla geliştirilen aygıtlar, gelecekte insanların telepatik yolla iletişim kurabilmesine olanak sağlayabilir. İngiliz Kraliyet Bilimler Akademisi'nin iHuman adlı raporuna göre, bu cihazlar 10 yıl içinde kullanıma sunulacak. Ancak telepatik iletişimin mümkün kılınması, düşünce özgürlüğü konusunda soru işareti yaratıyor. Raporda, "İnsanların düşüncelerine, ruh hallerine ve motivasyonlarına erişim, insan haklarının kötüye kullanılmasına neden olabilir" deniyor ve bazı şirketlerin çalışanlarının içsel duygularını ortaya çıkaran cihazlar kullanmasını bekleyebileceğinin altı çiziliyor.

Ian Sample

Toplum, önde gelen bilim insanlarının, beyin implantlarının insanların telepati yoluyla iletişim kurmasına, yeni beceriler edinmesine ve ‘nöral* kartpostallar’ aracılığıyla geçirdikleri tatil hakkında övünmesine olanak sağlayacağı teknolojik bir devrime hazırlanmalı.

Bu türden abartılı uygulamalar şimdilik bir kurgu düzeyinde kalsa da, beyin implantları ve diğer sinir bağlantılı aygıtlar üzerinde yapılan araştırmalar o kadar hızlı ilerliyor ki, Kraliyet Bilimler Akademisi bu teknoloji hakkında ‘ulusal bir soruşturma’ yapılması çağrısında bulundu.

MİLYONLARCA İNSANI İLGİLENDİREN BİR ALAN

Londra İmparatorluk Koleji’nde (Imperial College London) yeni nesil sinirsel arayüzler laboratuvarının müdürü ve iHuman adlı yeni bir Kraliyet Bilimler Akademisi raporunun eş başkanı olan Tim Constandinou, “Bu çalışmalar, 10 yıl içinde muhtemelen milyonlarca insanın hayatına değecek” diyor. “Bu teknolojileri bugün için kullanmak henüz mümkün değil ama bu yönde ilerliyoruz.”

Araştırma raporu, doğrudan beyin ve sinir sisteminin diğer bölümleriyle iletişim kuran elektronik implantlar tarafından yönlendirilen bir “nöral devrim” yaşanacağını öngörüyor. Bilim insanları, 2040 yılına gelindiğinde implantların felçli kişilerin yürümesine yardımcı olacağını, diğer cihazların ise nörodejeneratif hastalıkların** belirtileri ile tedaviye dirençli depresyonu hafifleteceğini tahmin ediyor.

Bu yeni cihaz dalgası, koklear implant*** işitme cihazları ve Parkinson hastalığı olan kişiler için derin beyin uyarıcıları gibi günümüzde var olan ürünlerin ötesine geçecek; sağlıklı insanlara da yardımcı olan araçlar yapılacak. Bilim insanları araştırma laboratuvarlarında, insanların doğrudan zihinleri aracılığıyla klavyede yazı yazabilmeleri ve zihinleri birbirlerine bağlayarak düşüncelerini paylaşabilmeleri amacıyla çeşitli yöntemler üzerinde çalışıyor. Diğer araştırma ekipleri ise öğrenmeyi hızlandırmak ve hafızayı geliştirmek için kask ve alın bantları geliştirmekle meşgul.

Raporda, “İnsanlar bir düzeye kadar telepatik hale gelebilir; sadece konuşmaksızın değil, kelimeleri kullanmaksızın, birbirlerinin düşüncelerine kavramsal bir düzeyde erişerek sohbet edebilirler. Bu, meslektaşlarla eşi benzeri görülmemiş bir işbirliğine ve arkadaşlarla daha derin sohbetlere imkân sağlayabilir” deniyor.

‘LÜKS ÜRÜNLER HALİNE GELEBİLİR’

Ancak rapor, bu tür yeni güçlerle birlikte yeni risklerin de ortaya çıkacağını ifade ediyor. Pahalı beyin güçlendirici cihazlar, daha zengin ülkelerde lüks ürünler haline gelebilir ve yoksul ülkeleri geride bırakabilir. Ve cihazlar doğrudan beyne takılı olduğunda, insanların en samimi verileri onlara karşı kullanılabilir. Raporda, “İnsanların düşüncelerine, ruh hallerine ve motivasyonlarına erişim, insan haklarının kötüye kullanılmasına neden olabilir” deniyor ve bazı şirketlerin çalışanlarının içsel duygularını ortaya çıkaran cihazlar kullanmasını bekleyebileceğinin de altını çiziyor.

NASIL BİR DÜZENLEME ÖNERİLİYOR?

Rapor, nöral implantların ortaya çıkardığı etik meseleler hakkında ‘ivedilikle ve sıkça’ halktan görüş alınmasını öneriyor ve yeni cihazların nasıl kullanıldığını polise bildirmek üzere İnsan Dölleme ve Embriyoloji Kurumu’na (HFEA) benzeyen bir düzenleyici kurum oluşturulmasını öneriyor.

Edinburgh Üniversitesi’nin raporunda ortak yazar olan Sarah Chan, “Sosyal medyayla ilgili deneyimimizin gösterdiği üzere, bu verileri kimin kontrol edeceğini ve olası zararlı kullanımlara karşı korunmak için neler yapılabileceğini önceden düşünmemiz gerekiyor” diyor. “Son deneyimin bize gösterdiği kadarıyla, bireysel rıza veya bir şeye dahil olma ya da dışında kalma tercihleri, bireyleri ya da daha geniş bir ölçekte toplumu korumak için yeterli olmuyor.”

‘DENETLEME, TEKNOLOJİYE ZARAR VERMEMELİ’

Bununla birlikte, Constandinou, kullanıma girmeden önce yeni teknolojilere zarar verebilecek yönetmeliklere karşı da uyarıda bulunuyor: “Bir şeylerin kötü amaçlarla kullanılmadığından emin olmak için bazı önlemlere ihtiyacımız var; fakat bindiğimiz dalı da kesmemeliyiz” diyor. “Bu teknoloji milyonlarca insanın yaşam kalitesini büyük ölçüde artırabilir” diye ekliyor.

*Nöral: Sinirsel, sinir sistemiyle ilgili olan.

**Nörodejeneratif hastalık: Öncelikli olarak insan beynindeki nöronları etkileyen bir dizi durum için kullanılan kapsayıcı bir terimdir. Nörodejeneratif hastalıkların en çok bilinenleri arasında Parkinson, Alzheimer ve Huntington hastalıkları yer alır.

***Koklear implant: İleri ya da çok ileri derecede işitme kaybı yaşayan insanlar için geliştirilmiş bir elektronik medikal cihazdır.

Bu makalenin orijinali The Guardian gazetesinde yayımlanmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)