Obezitede yeni umut: Kilo verdiren elektroşok

Science dergisinde yayınlanan bir çalışma, beyinde yemek yeme davranışını kontrol eden sinir hücrelerini tespit ediyor ve yemek yeme bozukluklarına yönelik yeni tedavi yöntemlerine ışık tutuyor.

Google Haberlere Abone ol

Erdal Kaplanseren / @Kaplanseren

DUVAR - İster İsveç diyetinde olun, ister sebze suyu detoksuyla günahlarınızdan arının, hepimizin vücudu ve kilosu "sabitlendiği" kiloya dönme eğilimindedir. Bikiniler dolaba kaldırılınca, metabolizma da sistemik bir şekilde yağ depolarını yeniler. Daha çok acıkır, farketmesek de daha çok yeriz. Aynı şekilde, kilo problemi olan kişilerin sorunu çoğu zaman irade eksikliği veya açgözlülük değil, basitçe, gelişim sürecinde genetik ve çevresel faktörlerden dolayı sabitledikleri yağ dengesinin ve metabolizma hızlarının yine vücut tarafından ‘fabrika ayarlarına’ döndürülmesidir. Estetik algının yağ dokusunu kadın ve erkek bedeninden dışladığı günümüzde, bu durumdan çoğumuz hoşnut değiliz. Halbuki, milyonlarca yıldır, hayvanlar hayatta kalmaları için elzem olan ‘enerji bütçelerini’, vücudun bu denge politikası sayesinde koruyorlar. Enerji kaybettikçe daha çok yemek istemeniz, sizi mutlu etmeyebilir. Fakat 2 günlük açlık sonrası antilop avına çıkan ve yiyebildiği kadar et yiyen atalarımız, bugün torun torba sahibi olmayı buna borçlular.

obezite4

Yeme alışkanlıkları yönlendirilebilir mi?

Enerji metabolizmasının sistemik bir kontrolü olduğu, yani sadece yağ dokusuyla veya sadece iştahla sınırlı olmadığı fikri, uzun zamandır sorgulanıyor ve yapılan deneylerle doğrulanıyordu. 1970'lerde, iştahın aslında beyinden vücuda salgılanan leptin adlı hormon ile kontrol edildiği, ve bu hormonun yağ dokusundaki değişikleri de beyne iletebildiği keşfedildi. Daha da geriye gidelim, 1950'lerde yapılan sıra dışı laboratuvar deneylerinde, farelerin beyinlerinde belirli bir bölge elektrikle uyarıldığı zaman, fareler tok olmalarına rağmen yeme davranışı sergiliyorlardı. Davranışları ve yeme alışkanlıklarını, hormonlardan bağımsız olarak yönlendirebilme fikri, bu deneylerle doğdu.

60 yıl sonra bugün, University of North Carolina Tıp Fakültesinden Garret Stuber ve ekibi, beyinde tam olarak hangi sinir hücrelerinin ve devrelerin bu davranışları tetiklediğini, oldukça iyi tasarlanmış bir deneyle tespit ettiler. Hipotezleri, beyinde amigdala adlı bölgenin bir uzantısı olan, ve amigdala ile lateral hipotalamus arasında köprü görevi gören sinir hücrelerinin yemek yeme davranışını kontrol ettiği yönündeydi. Amigdala, birçok duygusal tepkiyi kontrol eden bölge, lateral hipotalamus ise yemek yeme, seks ve saldırganlık gibi hayatta kalmak için temel davranışları harekete geçiren bölge. Depresyonda kilo almanın veya vermenin bir tesadüf olmadığını, depresyona girenler farketmiştir. Bu hipotezin böylece duygusal yemek yeme davranışlarına da ışık tutması çok güzel. Fakat her güzel hipotezin bir bedeli var, o da akıllıca tasarlanması gereken bir deney dizaynı.

obezite5

Fareler üzerinde denendi

Stuber ve ekibi, makalede anlattıkları çalışmada, farelerin beyinlerine bir virüs enjekte ediyor. Bu virüs, hem fareye hem de virüse yapılan genetik manipülasyon sayesinde, sadece bahsettiğimiz sinir hücrelerinde, yani beynin iki bölgesi arasında sinyal taşıyan hücrelerde, ışığa duyarlı bir proteinin üretilmesini sağlıyor. Bu ışığa duyarlı protein, bulunduğu sinir hücrelerini, ışığa maruz kaldığı sürece, aktif hale getirebiliyor! Bu noktadan sonra Stuber, her mantıklı bilim insanının yapması gerekeni yapıyor ve farenin kafatasından içeriye fiber obtik kablolarla ışık tutuyor. Işık, sadece ilgilendiğimiz, yani bu köprüyü kuran sinir hücrelerini aktif hale getiriyor. Sonuç: Fareler, bu hücreler aktif hale geldikten sonra, tıka basa tok bile olsalar, günlük kalori ihtiyaçlarının yarısını 20 dakika içerisinde yiyebiliyorlar. Deney tam tersi şekilde, yani bu sinir hücreleri etkisiz hale getirilerek yapıldığında, fareler yemek yememiş dahi olsalar önlerindeki yemeğe dokunmuyorlar. Kısacası, yemek yeme davranışlarımız, herşeyden bağımsız olarak, ufak bir grup sinir hücresinin uyarılmasıyla belirlenebiliyor.

obezite2

Hastalık tedavisinde de kullanılabilecek

Bir sonraki adım, bahsedilen sinir ağının diğer öğelerini belirleyebilmek, hangi genlerin ifade edildiğini tespit etmek. Bu sinir hücreleri üzerinden ilaç veya terapi geliştirebilmek, aşırı yemeye bağlı obezite veya yemek yeme davranışısının tamamen devre dışı bırakıldığı anoreksia gibi hastalıkları bu şekilde tedavi edebilmek.

Evet, böyle bir tedavi gerçek olamayacak kadar kolay geliyor kulağa. Evet, kilo verdirdiğini iddia eden ama gerçekte pek de bir faydası olmayan naylon eşofman reklamlarına benziyor. Fakat görünen o ki tespit edilen bu sinir hücrelerinin uyarılması veya devre dışı bırakılması yemek yeme davranışımızı doğrudan etkiliyor, ve terapi amaçlı manipulasyonlara açık! Elbette, bu çalışmadan yola çıkılarak geliştirilecek bir tedavinin önümüzdeki sene piyasaya çıkacağını bekleyemeyiz. Dahası, beyne uygulanacak herhangi bir müdahalenin, yalnızca yağ dengesi genel sağlığını tehdit eden hastalarda kullanılması daha doğru olur. Yine de, metabolizma ile ilgili daha çok bilgi edindikçe, hem hayat tarzımızı hem de klinik tedavileri daha bilinçli tayin edebileceğiz.

Follow @kaplanseren