Balıkçılıkta 'kadının adı' yok

Türkiye’de balıkçılık sektöründe kadınlar adeta yok hükmünde. Kadınlar, denizlerde türlü tehlikelerle yüzleşirken mesleki güvence olmaksızın çalışıyor.

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - TÜİK verilerine göre (2019), Türkiye’de balıkçılık ve su ürünleri sektöründe çalışan toplam kişi sayısı 35 bin 937. Sektördeki yan kollar ve kayıtdışı istihdamla birlikte bu sayı 250 bini buluyor. Ancak sektörde kaç kadının çalıştığı belirsiz. Oysa küçük balıkçılıkta ağ temizlemekten balık tutmaya kadar pek çok alanda ve özellikle tedarik zincirinde çok yoğun bir kadın emeği söz konusu.

Balıkçılık sektöründe kadın olmanın yükü ağır. Kadın balıkçının en önemli sorunu kayıtdışılık. Yoğun emek ve düşük ekonomik gelirle var olmaya çalışan kadın balıkçılar genellikle eşlerine ait teknelerde çalışıyor. 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu, toplam çalışan sayısının yüzde 20’sini geçmemek kaydıyla balıkçı teknelerinde 16-18 yaş arasındaki yardımcıların ruhsatsız çalıştırılabilmesine olanak veriyor. Balıkçı ailelerin teknede çalışan kız çocukları varsa, kayıt dışılıktan onlar da nasibini alıyor.

Örgütlenemedikleri veya kooperatiflerde temsil edilmedikleri için karar mekanizmalarında yer alamayan kadın balıkçılar, düşük pozisyonlarda, en düşük ücretle, genellikle gayri resmi ve geçici çalışıyor.

KADIN BALIKÇILARIN DAHA GÖRÜNÜR OLMASI AMAÇLANIYOR

Aralarında akademisyen, balıkçı, biyolog ve su ürünleri gibi farklı meslek alanlarından bir grup uzman kadının kurduğu Kadın Balıkçılar Derneği, kadın balıkçıların sosyal ve ekonomik sorunlarını araştırdı. Yönetim kadrosu kadınlardan oluşan bir sivil inisiyatif olarak faaliyet gösteren dernek, Balıkçılık ve Su Ürünleri Mevzuat’ını inceleyerek detaylı bir değerlendirme raporu yayınladı. Raporda, kadın balıkçıların sorunları ele alınırken politika önerileri de sunuluyor.

"Yasa Sularında Kadın Balıkçılar" başlığını taşıyan Balıkçılık ve Su Ürünleri Mevzuatı Analizi Raporu; Avrupa Birliği’nin finansal desteği ile Birleşmiş Milletler Kadın Birimi  tarafından uygulanan “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği için Güçlü Sivil Alan” projesi kapsamında, Kadın Balıkçılar Derneği tarafından “Denizler İçin Güçleniyoruz” projesi kapsamında hazırlandı ve mart ayında kamuoyuna sunuldu. Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın desteğiyle kamuoyuna duyurulan bu raporla dernek, sektörde çalışan ancak emeği görünmeyen binlerce kadının daha görünür, yetkin ve söz sahibi olabilmesi yönünde siyasi otoritelerin ve karar vericilerin dikkatini çekmeyi amaçlıyor.

Kadın Balıkçılar Derneği Başkan Yardımcısı Melike Gündüz

KADIN BALIKÇILAR İÇİN KADINLAR TARAFINDAN KURULAN DERNEK

Kadın Balıkçılar Derneği Başkan Yardımcısı Melike Gündüz, yola çıkış hedefleri ve derneğin çalışmalarına dair şu bilgileri verdi: ‘’Dert edindiğimiz konuların başında; denizel biyolojik çeşitliliğin azalması, ekolojik dengenin bozulması ve bu dengenin korunmasında önemli misyonu olan, denizden geçimini sağlayan özellikle Kadın Balıkçılar olmak üzere denizel sektörlerde çalışan tüm kadınların sosyal ve ekonomik sorunları geliyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve geliştirilmesi amacıyla savunuculuk yapmak ve denizel sektörlerin sürdürülebilir kullanımına katkı sağlamayı amaç edindik."

Yönetim kurulunun kadınlardan oluştuğunu ve derneğin organizasyon şemasındaki tüm karar vericilerin kadın olduğunu belirten Gündüz şöyle devam etti: ‘’Kadın bakış açısıyla projelerimizi ve girişimlerimizi yürütüyoruz. Çalışmalarımız gönüllük esasına dayanıyor. Türkiye balıkçılık sektöründeki yerleşik toplumsal cinsiyet rol algısını değiştirmek için kadın balıkçılar ile birlikte eğitim ve savunuculuk yoluyla, kadınların iş gücünde görünürlüğünü arttırmak, kadınları kendi topluluklarında ve kendi yaşamlarında değiştirici olmaya teşvik etmek için çalışıyoruz."

Ayşe Süzme uzun yıllar balıkçılık yaptı. 

'BALIKÇILIĞI BİTİRDİLER'

İzmir’in Dikili ilçesine bağlı Bademli köyünde yaklaşık 30 yıl balıkçılık yapan Ayşe Süzme, kadınların balıkçılık sektöründe yaşadığı zorlukları bizzat tecrübe edenlerden. 69 yaşındaki Süzme, yeri geldiğinde ağ kaldırmış, ağ temizlemiş, teknede gecelemiş. Tüm bunları yaparken çocuk da yetiştirmiş. Süzme, bu iş kolundaki pek çok kadın gibi balıkçılığa eşinin teknesinde başlamış.

‘’67 yaşıma kadar denizdeydim ama son iki yıldır çıkamıyorum’’ diyen Süzme, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle balıkçılığı istemeyerek de olsa bırakmış. Bir süre Dikili’nin bakir koylarından birinde yer alan özel mülkiyetli Garip adasında eşiyle beraber bekçilik yapan Süzme’nin, balıkçılık yaptığı döneme ait elinde kalan tek belge, teknesinde ağ atarken çekilen; gözü gibi baktığı bir fotoğraf. Süzme’ye göre balıkçılık artık ekonomik kazanç getirmiyor. Bunun da nedeni bilinçsiz avcılık ve Ege’de her geçen yıl artan deniz kirliliği.  

Süzme balıkçılık sevgisini şu şekilde anlattı: ‘’Ben aslında çalışmayı çok seviyorum. Balıkçılığı da severek yaptım. 6 metre bir kayığımız vardı. Gece gündüz çalışırdık. İki oğlum var, birini hastalıktan kaybettim. 4 yıl yatağa bağlı yaşadı oğlum. O ölünce kendimi denizlerde avuttum. Bazen ağlara yavru balıklar takılırdı. Onları öyle görünce dayanamaz denize bırakırdım. Eşim kızardı bana, 'nasıl para kazanacağız' derdi. Çeşit çeşit balık tutardım. Palamudundan çuprasına, kalamarından melanuruna... Şimdi denize çık bir tanesini bulamazsın. Bilen de bilmeyen de bu işi yapıyor. Denize ağ atıyorsun, toplamaya gittiğinde bir bakıyorsun ağın içi plastik poşetlerle dolmuş. Koyduğun mazotun parasını da çıkaramıyorsun artık. Balıkçılığı bitirdiler."

'KADINLAR EKONOMİK İYİLEŞME İÇİN KAYNAKLARA ERİŞMEYE ÇALIŞIYOR'

Deniz kirliliği balıkçılığı bitiren nedenlerden sadece biri. Kıyıların hızla yapılaşması, kıyı deniz yaşamının yok olması, aşırı avlanma, yasa dışı avcılık ve bunların doğal sonucu olarak deniz biyoçeşitliliğinde azalmayla birlikte gelen düşük av miktarı ve yetersiz ekonomik getiriye uzanan bir sorunlar yumağından söz ediyoruz günümüze gelindiğinde. Tüm bu sayılan sorunlar, kadın balıkçıların önemli kesiminin meslekten uzaklaşmasına neden oluyor.

Kadın Balıkçılar Derneği Başkan Yardımcısı Gündüz, kadın balıkçıların toplumsal cinsiyet engelleri sebebiyle yönetim ve karar alma mekanizmalarında yer alamadıklarına ve en düşük pozisyonlarda düşük ücretli ve/ya gayri resmi, geçici ve/ya yarı zamanlı çalıştıklarına dikkat çekti.

Kadınların sermaye, kredi ya da eğitim fırsatları gibi ekonomik iyileşme için hayati önem taşıyan kaynaklara erişmek için mücadele ettiğini ifade eden Gündüz, ‘’Hal böyleyken Kadın Balıkçılar Derneği olarak, 'mavi sürdürülebilirlik' için toplumsal cinsiyet ve fırsat eşitliği konularında, denizel sektörlerde çalışan kadınlara verebildiğimiz her türlü desteği vermek olmazsa olmazımız. Ayrıca, deniz ve kıyı ekosistemlerini korumak için yine savunuculuk, eğitim, iletişim çalışmaları gibi çeşitli faaliyetlerin yanı sıra doğa koruma ve toplumsal cinsiyet alanlarında araştırmalar yapmak, bilgi üretmek de gündemimizde’’ dedi.