Rus basınında geçen hafta (6-12 Temmuz): Uluslararası para sahipleri Erdoğan'ı 'cezalandıracak'

Svobodnaya pressa sitesinde iktisatçı Valentin Katasonov, Merkez Bankası başkanını değiştiren Recep Tayyip Erdoğan’ın “uluslararası para sahipleri” tarafından “cezalandırılacağını” tahmin etti. Bütün dünyada merkez bankalarının devlet makamlarından bağımsız olduğunu hatırlatan yazar, Arjantin örneğini verdi. 2010 yılında Arjantin Devlet Başkanı Cristina Kirchner, Merkez Bankası başkanı Martin Redrado’yu istifaya zorlayınca New York mahkemesi Amerikan bankalarındaki ülkenin hesaplarını bloke etti, Kirchner’e karşı dava açtırdı ve görevden alma süreci başlattı.

Andrey İsaev aisaev@gazeteduvar.com.tr

REGNUM ajansı yazarlarından Vladimir Vasilyev, Türkiye ile Suriye arasındaki çatışma riskinin gittikçe arttığını iddia etti.

Son günlerde iki tarafın birbirine birkaç kere ateş açtığına dikkat çeken Vasilyev, çatışmanın ancak Rus askerlerinin alana gelmesiyle sona erdiğini yazdı. Kendisine göre bu gerginlik ABD ve İsral’in işine geliyor.

Ankara’nın Soçi mutabakatını yerine getirmediğini öne süren yazar, Heyet Tahrir el Şam’ın İdlib’in büyük kısmını kontrol altına aldığını belirtip Türkistan İslam Partisi ile “Suriye ordusuna ve kontrol ettiği yerleşim merkezlerine defalarca ateş açan” Türkiye yanlısı Suriye Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin bölgede faaliyet gösterdiğini hatırlattı.

Önümüzdeki zamanlarda İdlib’i görüşmek üzere toplanacak Rusya, Türkiye ve İran problemi çözemeyecek gibi. Yazarın deyişiyle bunun sebebi “yeni Osmanlıcılık” doktrinini benimseyen Türkiye’nin “askeri ve siyasi yönetiminin işgal altında olan Suriye’nin topraklarından” vazgeçmek istememesi.

Bununla beraber uluslararası hukuk açısından Suriye’ye izinsiz müdahale eden Türkiye’nin tutumu Vasilyev’e göre “zayıf”. Üstelik ülkenin ekonomisi uzun bir savaşa dayanamaz, neticede Türk toplumunda “sosyal gerginlik artar”.

Yazıyı bitirirken Vasilyev, Rus uçaklarının desteklediği Suriye ordusunun “İslamcılara” karşı taarruz ihtimalinin gün geçtikçe arttığını, Ankara’nın Şam ile sıcak temasa girmesinin ise "ancak TSK’nin Suriye’den tamamen çekilişi ile önlenebileceği" ifadesini kullandı.

İdlib sorununu kaleme alan EADaily ajansı Orta Doğu bölümü de “İdlib’de Şam’ın sabrının tükendiğini” öne sürdü.

“Türkiye’nin kurduğu” Suriye Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin gittikçe daha sık ateş altına tutulduğuna dikkat çeken ajans, “Suriyeli kaynaklara” atıfta bulunarak bu durumu “Türkiye’ye gönderilen bir ima” olarak nitelendirdi. Ajansa göre bunun sebebi, son zamanlarda TSK ile MİT’in “islamcı militanlara açık bir şekilde silah, mühimmat ve istihbarat bilgisi” ile yardım etmesi.

Şam’ın İdlib’e baskısı artarken “bölgeye daha çok asker sevk eden Türkiye ve İslamcı militanların” Suriye ordusunu İdlib bölgesinden "uzak tutmaya çalıştığını” iddia eden ve bu durumda “çatışmanın kızışması kaçınılmaz hale geliyor” ifadesini kullanan ajans, söz konusu gelişmelerden “Astana ve Soçi mutabakat yükümlülüklerini yerine getiremeyen Ankara’nın sorumlu olduğunu” iddia etti.

Carnegie.ru sitesinde Artyom Şraybman, Rusya ve Belarus’un entegrasyon sürecini değerlendirdi.

Yıllar önce iki ülke birbiri ile “entegre” olacağını deklare etmesine rağmen henüz somut bir netice ortada yok. Geçen ay Moskova, Belorus’a yeni kredi için entegrasyon şartını koyunca sürekli paraya ihtiyaç duyan Minsk, Pekin’e başvurmak zorunda kaldı. Petrol ve gaz fiyatı konusunda da gelişme yok. 2000 yılında iki ülke arasında imzalanan ortak para birimi ilişkin anlaşma rafa kalktı gibi. Halbuki ta 2008’de her iki ülkenin ortak parası olacaktı.

Şraybman’a göre bütün bunların sebebi “karşılıklı güvensizlik, her iki rejimin otoriter karakteri ve egemenlikten taviz vermek istememesi”. Moskova ve Minsk’in yapabilecek tek şeyinin ekonomide daha sıkı koordinasyona girmek olduğunu iddia eden yazar, "gerekirse buna da entegrasyon diyebiliriz" ifadesini kullandı.

Svobodnaya pressa sitesinde iktisatçı Valentin Katasonov, Merkez Bankası başkanını değiştiren Recep Tayyip Erdoğan’ın “uluslararası para sahipleri” tarafından “cezalandırılacağını” tahmin etti.

Bütün dünyada merkez bankalarının devlet makamlarından bağımsız olduğunu hatırlatan yazar, Arjantin örneğini verdi. 2010 yılında Arjantin Devlet Başkanı Cristina Kirchner, Merkez Bankası başkanı Martin Redrado’yu istifaya zorlayınca New York mahkemesi Amerikan bankalarındaki ülkenin hesaplarını bloke etti, Kirchner’e karşı dava açtırdı ve görevden alma süreci başlattı.

Bu sefer Türkiye’de Murat Çetinkaya, nedeni açıklanmadan Erdoğan’ın emri ile istifaya gönderildi. Katasonov’a göre en yakın zamanda Türkiye Cumhurbaşkanı, “uluslarası para sahiplerinin sert bir tepkisi” ile karşılanacak.

Eylül ayında Rus ve Amerikan astronotları ile beraber uluslararası uzay istasyonuna uçuş yapacak BAE astronotu Haza El Mansuri beş gün boyunca Rus “Uzay yemekleri laboratuvarı” tarafından özel olarak hazırlanan helal yemekleri yiyecek.

Ria Novosti sitesinde yer alan habere göre konserve Arap yemekleri uzay istasyonunda alüminyum tenekelerde saklanacak.

Novıy Den haber ajansının verdiği habere göre Duma’da (Parlamento alt kanadı) konuşma yapan özgün siyasetçi Vladimir Jirinovskiy, Rusya’nın dijital ekonomik benimsemesinin önemine dikkat çekti.

Jirinovskiy’in deyişiyle dijital ekonomi ile Rusya “bir adım ileri atacak ve rakiplerinin önüne geçecek”. Bununla beraber bu sürecin oldukça riskli olduğunu tahmin eden siyasetçi, dijital ekonominin “yeni mülteci akımına neden olacağını” öne sürdü, “Demokrasi, mülteci akımına karşı güçsüz kalıyor. Avrupa ne olacak? Afrikalaşacak. Ani dijitale geçme olayı dünyayı barut fıçısına dönüştürecek,” dedi.

Öte yandan Jirinovskiy’e göre şimdiki ekonomisiyle Rusya 20 sene içinde yok olacak. Bir de Liberal Parti üyesi ülke çapında “akıl ölçme sistemini” uygulamayı teklif etti. “İlk önce bu sistem milletvekillerine test edilsin. Herkesin "kelime hazinesi, konuşma hızı, dinleyicilere yaptığı duygusal etkisi” ölçmeyi isteyen Jirinovskiy, orta okul eğitimine de değendi. Bir okulda “örnek ders” veren siyasetçi, benim gibi çalışmayan her öğretmen meslekten ayrılmalı,” dedi.

Moskovskiy Komsomolets gazetesi, tam beş sene önce kendisine karşı yaptırım uygulayan Batılı ülkelerden, birçok gıda ithalatını durduran Rusya’nın, kendi gıdasını üretmede artış sağlayamadığını öne sürdü. Bunun yerine beş sene boyunca gıda fiyatları sürekli artış gösterdi. Halbuki hükümet, uygulamanın “olumlu” sonuç verdiğini iddia etmeye devam ediyor.

Gazeteye konuşan uzmanlara göre artış sadece domuz ile tavuk etinde ve peynirde var ama Rusya’da üretilen gıda ithalata nazaran daha pahalıya mal oluyor. Diğer alanlarda rekabet azalışı, daha yüksek fiyat ve düşük kaliteye yol açtı.

Tüm yazılarını göster