Rus basınında geçen hafta (2-8 Mart): Rusya Astana'dan İsrail için vazgeçer mi?

Nezavisimaya gazetesi yazarlarından Vladimir Muhin Moskova’nın “Astana platformundan Rus-İsrail ittifakı için vazgeçtiğini” öne sürdü. İsrail basınına atıfta bulunan Muhin, "Binyamin Netanyahu’nun Moskova ziyaretinin ana sonucu 'Rusya, İsrail ve başka ülkeler tarafından Suriye’den yabancı askerleri çektirmeyi çabalayan çalışma grubunu' kurmaya yönelik karar oldu" dedi.

Andrey İsaev aisaev@gazeteduvar.com.tr

Regnum ajansı yazarı Stanislav Tarasov, Ahmet Davutoğlu’nun siyasete olası dönüş planını değerlendirdi. Sözcü gazetesinin verdiği habere dayanarak Tarasov eski başbakanın yeni bir parti kurmakla meşgul olduğunu tahmin etti.

Yazar, Sözcü’de çıkan bu haberi aslında ciddiye almayabilirdik ama Erdoğan’ın söylediği “AK Parti’nin dışında kendilerine yer arayanlar” tabirinin, Davutoğlu’nun “kendisine yer arayışı"nın” gerçek payını artırdığını vurguladı.

Tarasov’a göre 2015 seçiminden sonra muhalif partilerle “örtülü diyaloğa giren” Davutoğlu’nun amacı koalisyon hükümeti kurdurup AK Parti’yi “iktidardan indirmek” idi. Davutoğlu’nun Kürt meselesini gündeme getirişi, devlet makamlarında yolsuzluk olaylarının açığa kavuşturmaya yönelik faaliyeti, yazarın deyişiyle iktidar partisini “içten bölmek” amaçlıydı. Binali Yıldırım’ın istifası da Tarasov’a göre AK Parti’nin içinde siyasi mücadelenin kızıştığını gösteriyor.

Sonuç olarak yazar, Davutoğlu’nun"zafer şansı"nın ancak Erdoğan’a karşı açık bir şekilde çıkabilme ortamında doğabileceğini iddia etti. Kendisine göre böyle bir ortam “henüz oluşmadı”.

Aynı ajansın yayımladığı ve Avigdor Eskin imzalı makalede Rusya-İsrail ilişkilerinin “altın çağ” yaşadığı iddia edildi. Bu ifade geçen hafta Rusya’ya ziyarette bulunan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya ait.

Müzakerenin içeriği fazla bilinmemekle beraber İkinci Dünya Savaşı zarfında Leningrad ablukasında ölen Sovyet vatandaşlarının anısına Kudüs’te bir abidenin açılış törenine Leningradlı Putin’i davet eden Netanyahu “şartsız ve olumlu” cevap aldı.

Eskin’e göre iki lider arasındaki ilişkiler “samimi ve sıcak”. Müzakere sonucunda Suriye’de İran’ın varlığına dair varılan “tam anlayış” iki ülkenin çıkarlarının kesiştiğini gösteriyor.

Son aylarda Suriye’de Rus askerlerle İran yanlısı milisler arasında sıcak temasın bile meydana geldiğine dikkat çeken yazar, Rusya’nın petrol devi “Rosneft”in İran ile imzalanan 30 milyar dolarlık kontratları feshi ile Moskova’nin fiilen İran’a karşı yaptırımlara katıldığını iddia etti. Üstelik Batı’nın yaptırımları altında bulunan Moskova’nın, dünya çapında teknoloji alanında önde gelen İsrail ile yakınlaşması Eskin’in deyişiyle “Ayatullahlar rejimi” ile arkadaş olmaktan daha mantıklı.

Nezavisimaya gazetesi yazarlarından Vladimir Muhin de Moskova’nın “Astana platformundan Rus-İsrail ittifakı için vazgeçtiğini” öne sürdü. İsrail basınına atıfta bulunarak Muhin, Binyamin Netanyahu’nun Moskova ziyaretinin ana sonucu “Rusya, İsrail ve başka ülkeler tarafından Suriye’den yabancı askerleri çektirmeyi çabalayan çalışma grubunu” kurmaya yönelik karar oldu, dedi.

Müzakere zarfında “uzun vadeli ortak strateji” üzerine anlaşmaya varıldığına ihtimal veren yazar, iki ülkenin Suriye’de İran, Türk ve başında ABD’nin olduğu koalisyon askerlerini istemediğini vurguladı. Bu da Astana formatının sonu demektir.

Esad’ın Moskova’ya danışmadan yaptığı İran ziyareti bu sürece hız verdi, İran ile ilişkilerin problemli olduğunu ortaya koydu. Yazara göre Rus-Türk ilişkileri de gerginleşiyor. “Rus askeri ve diplomatik kaynaklara” atıfta bulunan Muhin, Moskova’nın kuzeydoğu Suriye’ye asker yığmaya hazırlandığını öne sürdü. Üstelik son günlerde Erdoğan’ın Lavrov’u eleştirisi ve Türkiye’nin Ukrayna Büyükelçisi'nin Kırım çıkışı ortamın pek iyi olmadığını doğruladı.

Yazara göre Türkiye ve İran’ın yürüttüğü politika bölgeyi istikrarsızlığa sürüklüyor.

Lenta.ru’ya konuşan Rusya Bilim Akademisi Rus Tarihi Enstitüsü Uzmanı Vadim Trepavlov, bu sene Kazakistan ile Tataristan’da kuruluşunun 750'inci yıldönümü kutlanacak Altın Ordu devletinin Rusya’nın tarihinde tuttuğu yeri anlattı.

Ruslarda Altın Ordu’nun “Moğol-Tatar zulmü” ile bağdaştığını anlatan bilim insanı Rusya’nın o zaman ilk ve son kere yabancılar tarafından zapt edildiğini vurguladı. Moğol istilasını, prenslikler arası sayısız iç savaşlar için “tanrının verdiği ceza” olarak algılayan Ruslar, Altın Ordu’ya karşı hiç isyan çıkarmadı. Bu durumda isyan Tanrı’ya karşı bir isyan olacaktı. Trepavlov’a göre üstelik Altın Ordu’nun zulmü, “Osmanlı'nın Balkanlar’a uyguladığı zulümden” çok daha “hafifti”.

Moğol istilasından önce Avrupa ile aynı yöne gelişen Rusya’nın Batılı komşuları ile ilişkileri hemen hemen kesildi, “demir perde” o çağda oluştu. Prens, şehir başkanı v.s. Altın Ordu’dan yarlık denen “yönetici lisansı” almak zorundaydı, eskiden Rusya’da yer yer varolan özyönetim (“veçe”) artık söz konusu olamazdı. Konuşma dilinden tutun, giyim ve hatta yemeklere kadar Rus kültürüne Tatarların katkısı, İspanya kültürüne Arapların yaptığı katkı ile kıyaslanabilir.

Altın Ordu devleti ortadan kalktıktan sonra Moskova Prensliği, Nogay Ordusu, Kırım, Kazan ve Astragan Hanlıkları ile beraber fiilen Altın Ordu’nun “mirasçısı” oldu. Altın Ordu’dan birçok yönetim prensibi benimseyen çok uluslu Rusya bu tecrübeye dayanarak asırlar boyunca varlığını ve kimliğini korudu, Avusturya İmparatorluğu ve Yugoslavya gibi yok olmadı.

Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko’nun yaptığı kapsamlı bir basın toplantısına Rus basınında büyük yer verildi. Başkan'ın flaş açıklamalarından bazıları şöyle:

Kendi halkına “Rus’un kalitelisi” diyen Lukaşenko, iki halk yan yana yaşamaya mahkum. Kardeş seçilmez. Artık ikimiz kaldık Slav dünyasında. Slav uygarlığında sorumluluk bize ait, dedi.

Sık sık gündeme gelen iki ülkenin olası birleşmesini yorumlayan Belarus lideri "Bugün referandum olursa ülkenin yüzde 98’i 'hayır' cevabı verecek. Halkımız Ruslarla beraber olmak ama kendi dairesinde yaşamak ister. Rusya’yı Belarus'akatsak mı acaba? Bu teklifi ciddi olarak ortaya koysak Ruslar buna karşı çıkacak mı? Sanmıyorum" tahmininde bulundu.

Ortak para birimine gelince Vladimir Vladimiroviç (Putin) ile bunu konuştuk. O bana, baksana, paranın adı ruble olsun, dedi. Ben de ona, tabii ki, thaler filan olmaz ki diye cevap verdim. Ama ne Rus, ne de Belarus rublesi. Olursa bizim ortak rublemiz olur ifadesini kullandı.

Ülkesindeki Rus askeri üslerinden bahseden Lukaşenko, üslerin karşılığı olarak Rusya’dan hiç para almadığını ama her üste üç dört Rus bulunduğunu, geri kalanların ise Belarus olduğunu söyledi. "Maaşını alırlar, Rusya’nın çıkarlarını korurlar. Problemimiz yok ki" şeklinde konuştu.

Tüm yazılarını göster