Ölüm orucuna giden süreç: Savunmaya savunma almadan, itirafçı beyanlarıyla mahkumiyet

Avukat Ebru Timtik ölüm orucunda 200 günü aştılar. Sağlık durumu kritik olan iki avukatla ilgili uluslararası hukuk kurumları da çağrı yaptı. Açlık grevi ve ölüm oruçlarına giden süreç, ÇHD üyesi 18 avukata toplam 159 yıl ceza verilmesiyle başladı. Bu mahkumiyet kararları jet hızıyla ve avukatlar beyanlarda bulunamadan, savunma avukatlarının salonda bulunmadığı ortamda verilmişti. Avukatlar adil yargılanma hakkı talep ediyor. Avukat Ceren Uysal, "Soruşturmanın herhangi bir dayanağı yok. Yargılama sürecinde iddianame olmadan bir buçuk yıl tutukluluk süreci yaşandı. Daha sonra delillerin olmadığı ortaya çıktı. Hüküm giyme tehdidi altında olan kişilerin beyanları ve itirafçıların ifadelerinin hukuki geçerliliği yok" dedi.

Abone ol

DUVAR - İstanbul Barosu'na kayıtlı avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal 200'ü aşkın gündür ölüm orucunda. Talepleri ise adil yargılanma hakkı. Bu ana kadar Meclis'te konuyla ilgili sayısız soru önergesi verildi ve konuşma yapıldı ancak Adalet Bakanlığı herhangi bir adım atmadı. Sağlık durumları kötüye giden iki avukatın talepleri için uluslararası destek verilirken hükümete, “Avukatların seslerine kulak verin” çağrısı yapıldı.

Bugüne gelinen süreç aralarında Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) üyelerinin bulunduğu avukatların 12 Eylül 2017'de gözaltına alınmasıyla başladı. Üç gün süren gözaltı süresinin ardından avukatlar tutuklanarak cezaevine gönderildi. Baskınlar sırasında yurt dışında bulunan ÇHD Genel başkanı Selçuk Kozağaçlı ise Türkiye'ye dönmesinin ardından 13 Kasım 2017 günü tutuklandı. Avukat Barkın Timtik de 1 Mart’ta tutuklandı.

İLK DURUŞMADA TAHLİYE KARARI ÇIKTI AMA SAVCI İTİRAZIYLA YİNE TUTUKLAMA VERİLDİ

Bir yılı aşkın süre haklarında iddianame hazırlanmasını bekleyen avukatlar 14 Eylül 2018 günü ilk duruşmaya çıkarıldı. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, duruşmada tutuklu avukatlar Ahmet Mandacı, Aycan Çiçek, Ayşegül Çağatay, Aytaç Ünsal, Barkın Timtik, Behiç Aşçı, Didem Baydar Ünsal, Ebru Timtik, Engin Gökoğlu, Naciye Demir, Özgür Yılmaz, Selçuk Kozağaçlı, Süleyman Gökten, Şükriye Erden, Yağmur Ererken, Yaprak Türkmen, Zehra Özdemir’in tahliyesine hükmetti.

Ancak tahliye kararının hemen ardından savcılığın itirazı üzerine yeniden tutuklama kararı verildi. Ahmet Mandacı ev hapsi, Zehra Özdemir ise denetimli serbestlik hükümleri uygulanarak tahliye edildi. Günay Dağ ve Oya Aslan hakkındaki yakalama kararı verildi.

19 AVUKATA CEZA YAĞDI

Avukatlar bu tutukluluğun ardından sadece iki kez duruşmaya çıktılar. İstanbul 37'nci Ağır Ceza Mahkemesi avukatlara 'örgüte yardım ve yataklık' gibi suçlamalardan onlarca yıl ceza verdi. Mahkeme, Avukat Selçuk Kozağaçlı'ya 11 yıl 3 ay, Barkın Timtik’e 18 yıl 9 ay, Özgür Yılmaz ve Ebru Timtik’e 13 yıl 6 ay, Aytaç Ünsal 10 yıl 6 ay, Behiç Aşçı ve Şükriye Erden’e ise 12 yıl hapis cezası verildi. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, ÇHD üyesi 18 avukata toplam 159 yıl ceza verdi.

Ancak bu mahkumiyet kararı verilirken savunma avukatlarının beyanlarda bulunamaması, mahkumiyet kararı verilirken savunma avukatlarının salonda bulunmaması ve mahkeme heyetinin bu kadar kısa bir sürede onlarca yıl mahkumiyet kararı vermesi büyük tepki çekti.

ADLİ TIP: CEZAEVİNDE KALMALARI UYGUN DEĞİL

Mahkumiyet kararının ardından cezaevlerine gönderilen avukatların adil yargılama için açlık grevi eylemi başlattılar. ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve avukatlar Aycan Çiçek, Engin Gökoğlu ve Ayşegül Çağatay, 3 Şubat’tan itibaren sürdürdükleri açlık grevi eylemine 10 Mart’ta ara verdi.

Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal ise açlık grevi eylemlerini ölüm orucuna çevirdiler. İki avukat ölüm orucunun 200’üncü günlerinde sevk edildikleri Adli Tıp Kurumu tarafından cezaevinde kalmalarının uygun olmadığı yönünde rapor vermesine rağmen, tahliye talepleri reddedildi. Avukatların dosyası şu an Yargıtay'da bekliyor. Hukukçular iki avukat için geç olmadan Yargıtay'a karar vermesi çağrısında bulunurken defalarca avukatların durumu Meclis gündemine taşındı. Ancak hükümet tarafından henüz bir açıklama yapılmış değil.

'DERSİM'E GİTMEDEN İYİLEŞEMEM...'

Ölüm orucunun 198. günündeyken avukat Ebru Timtik, “Elimiz, kolumuz bağlı adalet istiyoruz. Hiçbir şey yapamıyoruz. En çok canımızı yakan da bu” diyerek, adalet mücadelelerine omuz verilmesini istedi. Timtik, "Tahliye olursam ilk olarak toprağım Dersim’e gideceğim. Oraya gitmeden iyileşemem" ifadelerini kullandı.

Sağlık durumu kötüye giden bir diğer avukat Aytaç Ünsal ise, eşi Didem Baydar Ünsal aracılığıyla gönderdiği mesajda şöyle demişti: “Haklı olanlara boyun eğdirecek güç yoktur. Biz hakkımız olanı istiyoruz. Tüm halkımız için ‘adil yargılanma’ hakkımızı alacağız.”

İki avukat da şu an hastanede yatırılıyor.

'İTİRAFÇI BEYANLARININ HUKUKİ BİR GEÇERLİLİĞİ YOK'

Konuyla ilgili Çağdaş Hukukçular Derneği Uluslararası İlişkiler Komisyonu Üyesi avukat Ceren Uysal, yargılama sürecinin baştan sona hukuksuz olduğunu söyledi. Uysal avukatların taleplerinin bir an önce yerine getirilmesi gerektiğini belirtirken şöyle devam etti: “Öncelikle yargılamadan önce soruşturma aşamasında bir hukuksuzluk vardı. Sanıklarının neredeyse yarısı hakkında hiçbir farklı delil olmaksızın aynı suçlamalarla 20013'te soruşturma başlatılmıştı. Kamuoyunda ÇHD davası olarak bilinen bu davada aynı suçtan iki kez soruşturulan bir durum var. Soruşturmanın herhangi bir dayanağı yok. Yargılama sürecinde iddianame olmadan bir buçuk yıl tutukluluk süreci yaşandı. Daha sonra delillerin olmadığı ortaya çıktı. Hüküm giyme tehdidi altında olan kişilerin beyanları ve itirafçıların ifadelerine katılmak mümkün değil. Bu itirafçıların yüzlerce kişi hakkında beyanları olduğu da ortaya çıktı. Bu anlamda dosyanın temel dayanağı olarak lanse edilen ve tanık olarak dinlenilen bu kişilerin beyanlarının hukuki geçerliliği yok.”

Uysal şöyle devam etti: “Bu durum yargı üzerindeki baskının belirlediği bir düzey... İlk duruşmada bütün sanıklara avukat oldukları vurgu yapılarak 37 'nci ağır ceza mahkemesi tarafından tahliye edildi.10 saat sonra bu karardan geri dönüldü. Bir kısım avukatların tutuklanmasına karar verildi. 37'nci ağır mahkemesinin başına Akın Gürlek getirildi. İki duruşma daha yapıldı ve hüküm kuruldu. Hüküm açıklanırken salonda savunma avukatlarının bulunmasına dahi izin verilmedi. Savunma hakları ihlal edildi. Uluslararası hukuk kurumları bu dosya hakkında ve yargılama süresine dair bir rapor yayınladılar. Bu rapor gösteriyor ki ceza hukuku prensipleri ve AİHM kapsamında baktığımızda bu dosya içeriğinde yapılan hemen hemen bütün adımlar hukuka aykırı. Bu aslında Türkiye'nin geldiği son nokta.”

Ebru ve Aytaç'ı kimler, neden öldürmek istiyor?

Belçikalı avukatlar Timtik ve Ünsal için açlık grevine başladı

Ebru ve Aytaç yaşasın