MAZLUMDER’den Bayancuk raporu: Yargı TBMM eliyle zedelendi

MAZLUMDER Halis Bayancuk ile ilgili bir rapor hazırladı. Raporda yargı bağımsızlığının TBMM eliyle zedelendiği belirtildi.

Abone ol

Ardıl Batmaz

DUVAR - MAZLUMDER, avukat Serkan Türkdoğru’nun başvurusu üzerine IŞİD'in üst düzey yöneticisi olduğu iddiasıyla “silahlı terör örgütü kurma veya yönetme" suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan, çeşitli zamanlarda El-Kaide ve IŞİD soruşturmalarında gözaltına alınmasıyla gündeme gelen ‘Ebu Hanzala’ olarak bilinen Halis Bayancuk’un yargılandığı davaları içeren bir rapor yayınladı.

Raporda, Bayancuk davalarının ‘siyasi’ olduğu savunulurken, “Çok fazla göz önünde bulunan sembol davalarda bile ne gibi sorunların yaşandığını bu rapor aracılığıyla göstermek istedik” denildi.

ADALET SİSTEMİNE ELEŞTİRİ

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) Genel Başkanı Avukat Kaya Kartal’ın takdimine yer verilen raporda, Türkiye’deki adalet sistemine yönelik eleştiriler yapıldı. Adil yargılanma hakkının, AYM istatistiklerinde de görüleceği üzere "Türkiye’de en çok ihlal edilen hak" olduğu belirtilirken, Cumhuriyet tarihi boyunca siyasi yargılamaların düşman ceza hukuku mantığı içerisinde cereyan ettiği yönünde ciddi ve yaygın bir kabul bulunduğuna dikkat çekildi: “Bağımsızlık ve tarafsızlığı tartışmalı olan mahkemelerin yargılamaları da tartışılmaktadır. Yine yakın tarihimiz açısından brifingli yargılamalar, paralel yargılamalar ve sonrasındaki OHAL yargılamaları da aynı kapsamda değerlendirilebilir.”

‘FETÖ KUMPASI İZLENİMİ DOĞURMUŞTUR’

Halis Bayancuk ilk defa İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturması kapsamında 1 Nisan 2008’de “El-Kaide üyeliği” suçlaması ile yakalanarak gözaltına alındı ve üç gün sonra tutuklandı. Bakırköy 16. Ağır Ceza Dosyası’nı inceleyen MAZLUMDER, “Bayancuk’un El-Kaide örgütü ile bağlantısının kurulamadığını, örgütle illiyet bağının delilleriyle tespit edilemediğini” belirtti. Raporda, “Bayancuk’un yazmış olduğu bir kitapta El-Kaide’ye yönelik eleştirilerini dile getirmesi ve bazı kişilerin ‘El-Kaide ile bağlantısı olmadığına’ dair iddialarının lehe delil niteliğinde olmasına rağmen bu hususlara mahkemece itibar edilmediği, Bayancuk’u El-Kaide ile irtibatlandırmak adına zorlama bir yorum yapıldığı izlenimi oluştuğu” savunuldu.

Tutuklanmasından 13 ay sonra tahliye olan Bayancuk hakkında Fethullah Gülen’in “dinler arası diyalog” projesini eleştirdiği için hakkında tekrar soruşturmalar açılırken, hazırlanan ikinci iddianamede “dinler arası diyalog” eleştirisi suç delili olarak kullanılmıştı. Bayancuk’un, Gülen’in tezine yönelik eleştirisine ‘özellikle yer verildiği’ belirtilen raporda, soruşturma süreci ve ilk mahkûmiyet kararının, FETÖ/PDY’nin yargı ve kolluk içinde etkin olduğu bir döneme denk gelmesinin ‘dikkat çekici’ olduğu değerlendirildi: “Dinler arası diyaloga yapılan atıf ve zamanlama, bu soruşturmanın da kumpas olduğu izlenimi doğurmaktadır.”

‘TUTUKLANMADAN SONRA ORTAYA ÇIKAN ÖRGÜTLE YARGILAMA YAPILDI’

Bayancuk hakkında “silahlı terör örgütü kurma ve yönetme ile terör örgütüne üye olma” suçlamasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2009’da soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında 12 Nisan 2011’de gözaltına alınan ve üç gün sonra tutuklanan Bayancuk, 24 Ocak 2013’te tahliye edildi. Soruşturma sonunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 4 Ağustos 2011 tarihli iddianamesi ile “El-Kaide yöneticiliği” suçundan Bayancuk hakkında kamu davası açıldı. Yargılama sonucunda Bayancuk “örgüt yönetme” suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezası aldı.

İddianamede Bayancuk hakkında “El-Kaide yöneticisi olduğu” isnadıyla dava açılsa da mahkemenin gerekçeli kararında, “El-Kaide/DAEŞ silahlı terör örgütünün ülkemizdeki yapılanmasının lideri olduğu” ifadelerine yer verildi. Raporda, El-Kaide ve IŞİD’in çatışma halinde olduğu gerekçesiyle ciddi bir çelişki oluştuğunun altı çizildi. Suriye’deki olayların Mart 2021’de başladığı, IŞİD’in bu olaylara Temmuz 2011’de dâhil olduğu belirtilen raporda, “Mahkeme, suç tarihinden ve başvurucunun tutuklanmasından sonra Suriye’de ortaya çıkan bir örgüt ile ilgili yargılama yapmış ve iddianamenin tanziminden sonraki olayları mahkûmiyet gerekçesi olarak göstermiştir...” ifadelerine yer verildi.

‘MECLİS’TEKİ TARTIŞMA ÜZERİNE TUTUKLANDI’

Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanması devam eden Bayancuk hakkında üç yıllık tutukluluğun ardından 9 Nisan 2020’de tahliye kararı verildi. Cumhuriyet Savcısı tarafından aynı gün yapılan itiraz üzerine Bayancuk, cezaevinden tahliye edilmeden tekrar tutuklandı.

O gün Meclis’te Bayancuk’un tahliye kararı konuşuluyordu. HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, oturumda söz almış, Bayancuk’un tahliye edildiğini, "…IŞİD’in Türkiye’deki sorumlusu Ebu Hanzala kod adlı Halis Bayancuk tahliye edildi..." diyerek gündeme getirmişti. Beştaş’ın konuyu gündeme getirmesinin ardından AK Parti ve CHP grubundan da konuyla ilgili açıklamalar yapılmış, konunun araştırılması için oturuma ara verilmişti. 5. oturumun başında AK Parti Grup Başkan Vekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin söz almış, “… Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi bahsi geçen kişinin tahliyesine karar vermiştir, savcı itiraz etmiştir, Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesi bu itirazı haklı bulmuştur ve bahsi geçen kişinin tutukluluğu devam etmektedir, tahliyesi söz konusu olmamıştır…” demişti. Zengin'in açıklamasının ardından söz alan CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel ise "... Kavala’ya ve Gezi davasındakilere hiçbir somut delil olmadığı herkesin gözünün önünde görüldü diye beraat veren mahkemeye soruşturma açanlar acaba IŞİD’in Türkiye halifesini serbest bırakan mahkeme heyetine, IŞİD katilinin, barbar katilin beraatına, salıverilmesine karar verenlere, onu salmaya çalışanlara bir soruşturma açacak mı? Bu canileri bırakmaya çalışana da bir bakın yani” demişti.

Saat 14.30 sularında tahliye edilen Bayancuk’un, saat 20.30 sularında tekrar tutuklanması, MAZLUMDER raporunda, “Açıkça Meclis’teki tartışma üzerine tutuklandığını göstermektedir. Savcının itirazı üzerine Sakarya 3. ACM heyetinin mesai saatleri dışında toplanarak tutuklama kararı vermesi, talimat dışında bir gerekçe ile açıklanamaz” şeklinde değerlendirildi. Raporda ayrıca, “Hukuk devleti ilkesi ve yargının bağımsızlığının TBMM eliyle zedelendiği, masumiyet karinesinin Meclis eliyle ihlal edildiği, Meclis eliyle mahkemenin tarafsızlığının ve bağımsızlığının ihlal edildiği ve mahkemeye baskı kurulduğu, kişi özgürlüğü ve güvenliği ilkesinin ihlal edildiği” ifade edildi.

‘TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER İHLAL EDİLDİ’

Raporun sonuç kısmında yer verilen bazı tespitler ise şu şekilde: “Başvurucunun IŞİD’in başvurduğu yöntemleri açıkça eleştirmesi üzerine hakkında ölüm emri verildiği istihbarat raporları ile tespit edildiği ve bu gerekçe ile kendisine resmi koruma teklif edildiği halde Sakarya 2. ACM dosyasında IŞİD örgütünün yöneticisi olmakla yargılanmış ve nihayetinde hakkında cezai hüküm tesis edilmiştir. Başvurucunun herhangi bir suç unsuru içermeyen, ancak devletin resmi din algısı ve ideolojisi ile uyuşmayan tavır ve söylemleri nedeniyle yargılanmakta olduğu, başvurucunun adeta hukuk eli ile terbiye edilmek istendiği açıkça görülmektedir. Yapılan araştırma ve incelemelerimiz sonunda başvurucunun yıllardır süren yargılamalar nedeniyle başta kişi güvenliği ve özgürlüğü, fikir ve düşünce hürriyeti olmak üzere adil yargılanma hakkı, savunma hakkı, masumiyet karinesi gibi temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği tespit edilmiştir.

Başvurucu özelinde dava dosyaları incelendiğinde, başvurucunun “genel kabul görmüş fikir ve düşüncelere aykırı dini görüş ve kanaatleri” dışında, TCK anlamında suç vasfı taşıyan bir eylemine rastlanılmamıştır.”

Raporun tamamı: https://drive.google.com/file/d/1fJY1e8sswa4tgJHhylDHZp2CYZNmlwkm/view