Kobanê davası... Demirtaş'ın savunmasının tam metni: Hakim koltuğunda Erdoğan, Bahçeli ve Soylu oturuyor

Kobanê Davası'nın ikinci duruşmasında hakim karşısına çıkan Selahattin Demirtaş, "Asıl Kobanî Davası açıldığında o gün sanık sandalyesinde oturan biz olmayacağız" dedi.

Abone ol

DUVAR - Kobanê Davası'nın ikinci duruşmasında neden reddi hakim talebinde bulunduğunu açıklayan Selahattin Demirtaş, devran döndüğünde gerçek sorumluların yargılanacağını söyledi. Demirtaş'ın savunmasının tam metni şöyle: 

Usule ilişkin söyleyeceklerimiz var. Daha önce reddi hakim talebimizi yazılı olarak iletmiştik, bugün sözlü olarak kayda geçmek istiyorum. Çünkü bizim reddi hakim talebimiz duruşmada cereyan eden herhangi bir hadiseye dair reddi hakim talebi değildir. O nedenle her ceza yargılamasının ilkeleri gereği bütün taleplerimizi sözlü olarak mahkemenize iletecek ve mahkemenizden de çeşitli ara kararların tesis edilmesini talep edeceğiz. Dolayısıyla bana verilen sözü bu şekilde kullanmak istiyorum. 

Önceki celsede heyetinizin muhakeme yürütme tavrına dair avukatlarım itirazlarda bulundular. Bizim itirazlarımız buna dair değil, 30 Aralık tarihinden itibaren mahkemenizin teslim aldığı iddianame sonrasında yaptığı usuli işlemlere dair itirazlardır. Dolayısıyla şimdiden sırasıyla onları kayda geçirip taleplerimizi tek tek maddeler halinde belirtmek istiyorum. 

Sözlerime başlamadan önce bütün arkadaşlarımı canı gönülden selamlıyorum. Hem SEGBİS’te bulunan hem de duruşma salonunda bulunan bütün arkadaşlarımı, hakeza izleyicileri -buradan seçemiyorum ama- Eş Genel Başkanlarımız şahsında bütün milletvekillerimizi, parti yönetimimizi buradan selamlıyorum. Bizleri izlemeye gelen, dayanışma gösteren ailelerimizi yürekten selamlıyorum. Bütün davalarımız süresince en büyük fedakarlığı gösteren meslektaşlarımı, çok kıymetli avukat arkadaşlarımı da yürekten selamlıyorum. Herkese kolaylıklar, başarılar diliyorum. Tüm arkadaşlarımın da sağlıklarının iyi olmasını diliyorum. Bu pandemi koşullarında bütün arkadaşlarımın kendilerine dikkat etmelerini temenni ediyorum. Türkiye’nin barışı, demokrasisi ve özgürlüğü için fedakarlık yapmış en önemli siyasetçilerinin bugün bu kadar ağır suçlamalarla sanık sandalyesinde oturmuş olmasından dolayı üzüntü duyduğumu belirtmek istiyorum. 

Siyasetin bu kadar kirlendiği, yozlaştığı; yolsuzlukların, ahlaksızlıkların ayyuka çıktığı bir dönemde ben ve arkadaşlarımın burada böylesine suçlamalarla suçlanıyor oluşunu politik yargılamanın en bariz göstergesi olarak görüyorum. Tutanağa geçsin diye bunu belirtiyorum.  

Usule dair itirazlarıma ve taleplerime geçmeden önce bir düzeltme yaparak başlamak istiyorum. Kamuoyunda adlandırıldığı şekli şekliyle bu dava Kobanî Davası değildir. Bu davanın adı da içeriği de esası da HDP’ye yönelik kumpas davasıdır. HDP’ye yönelik siyasi intikam davasıdır. Günün birinde Kobanî Davası da açılacak ve gerçek sorumlular, sokakları provoke eden devlet ve hükümet yetkilileri, vali, kaymakam, emniyet müdürleri katliamı yapan yaptıran gerçek sorumlular ortaya çıkarılacaktır mutlaka. Ancak herkes emin olsun ki o gün sanık sandalyesinde oturanlar biz olmayacağız. Bize bu kumpası kuranlar başta olmak üzere asıl sorumlular yargılanacak ve tüm gerçekler ancak o zaman ortaya çıkacaktır. Biz de bunun için hukuk mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. 

Bize karşı bu kumpasın kurulmasının nedenlerini davanın ilerleyen aşamalarında tüm çıplaklığıyla ortaya koyacağız

Şimdi bütün kamuoyu şunu bilmeli ve emin olmalıdır ki bu salonda sanık sıfatıyla bulunan tek bir kişi bile Kobanî olaylarından sorumlu değildir, aksine Kobanî olaylarının en büyük mağduru HDP ve HDP’lilerdir. Bize bu kumpasın kurulmasının nedenlerini davanın ilerleyen aşamalarında tüm çıplaklığıyla ortaya koyacağız. Ancak şimdi şunu tekrar belirteyim; kumpasın temel hedeflerinden biri HDP’yi tasfiye etmek suretiyle Cumhur İttifakına seçim kazandırmak, diğeri de IŞİD’in Kobanî’de yenilmiş olmasının üzüntüsü ve öfkesiyle HDP’den intikam almaktır. Yoksa bu dava hakikat arayışı veya adaletin tecellisi için açılmış bir hukuki dava değildir. Davanın kendisi hedefleri ve amacı tamamıyla siyasidir. Hukukla uzaktan yakından alakası yoktur. Davanın esasına geçildiğinde bunları tüm delilleriyle elbette ortaya koyacağız. Fakat bu davada iddianamenin esaslarının hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Bu davanın usul tartışmaları ve usule dair yapılanlar esasından daha önemlidir ve tüm kumpaslar usul işlemlerinde alenen ifşa olmuştur. 

HAKİM KOLTUĞUNDA ERDOĞAN, BAHÇELİ VE SOYLU OTURUYOR

Şimdi madde madde usul itirazlarımızı gerekçeleriyle paylaşalım ki ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır. Bu kumpasın tüm aşamalarını tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya koyduğumuzda kumpasın bir iddia değil, siyasi bir itham değil tartışmasız bir gerçek olduğunu göreceksiniz. Türkiye’de bugüne kadar çok sayıda siyasi dava görüldü. Birçok kumpas davasına da tanıklık ettim ancak sanırım dünya hukuk tarihinde ilk defa bir mahkeme salonunda bir parti yani AKP-MHP bir başka partiyi yani HDP’yi yargılamaya cüret ediyor. Bu davada gerçekte hakim ve savcı yoktur. Hakim koltuğunda Erdoğan, Bahçeli ve Soylu oturuyor; savcı koltuğunda ise yandaş medya ve trol ordusu var. 

KİMİN KİMİ YARGILAYACAĞINI GÖRECEĞİZ

Partiler birbirleriyle meclislerde, meydanlarda, sandıkta mücadele eder. En faşist düzenlerde bile cübbe giyip mahkeme salonlarında kendini doğrudan yargı yerine koyarak başka bir partiyi yargılamaya cüret edemezler. Ancak AKP-MHP pervasızlıkta, hukuksuzlukta sınırları bir hayli aştığından bugün mahkemede kendilerini hakim, savcı ilan ederek HDP’yi yargılamaya yelteniyorlar. Bu dava boyunca kimin kimi yargıladığını göreceğiz. Biz halkın iradesini bu kumpas yargılamalarda asla ezdirmeyeceğiz. AKP-MHP faşizmine de halk sandıkta gerekli cevabı verince esas sorumluların ve gerçek suçluların bağımsız yargı önüne çıkması, kumpasların parçası olan herkesin hukuk önünde hesap vermesi için elimizden geleni mutlaka yapacak, hukuki ve siyasi mücadelemizi sürdüreceğiz. Merak etmeyin diyorum tüm Türkiye toplumuna. Merak etmeyin devran dönüyor. Şimdi bu izahatlar ışığında madde madde... 

Hakim: Bakın sesinizi kapatmamı istemiyorsanız lütfen reddi hakim talebi ve usule ilişkin itirazlarınızı yazınız. CMK 26. maddesine göre yazılı olarak vermek durumundasınız. Yalnız zabıt katibine yazdıracağınız bir beyanla de yapabilirsiniz. Bunu cezaevinde de yapabilirdiniz, yazılı olarak da bize gönderebilirdiniz. Konuşmanızın başında davanın açılmasından itibaren olan mahkemenin davranışlarından dolayı reddini talep edeceğinizi bildiriyorsunuz, ben CMK’nın 31/1  a bendindeki süreyi size hatırlatmak zorundayım. 

Demirtaş devam ediyor: 

İddianamenin hazırlanma usulü, yargılama usulü, savunmaya dair her türlü usul itirazı savunmanın bir parçasıdır, savunmaya dahildir. Dolayısıyla usul itirazlarımız da savunmanın parçasıdır. Sanığın mahkemede kurduğu her cümle savunmaya dahildir. Suç oluştursa bile savunmaya dahildir. Dolayısıyla sanığın mahkemedeki hal, hareket ve davranışların tamamı yüzde yüzü savunma kapsamındadır. Öncelikle ilk tespitim şudur. Yanımda avukat olmadan savunma yapmaya zorlandığımı tutanağa geçirmek istiyorum. Şu anda Edirne Yüksek Güvenlikli Cezaevinde pandemi koşulları nedeniyle avukatların SEGBİS odasına girmesine izin verilmedi, avukatlar yanıma gelmediği için avukatsız savunma yapıyorum. Salgın hastalık riski altında yüksek risk grubunda bulunduğum için de başka bir cezaevine sevkim risk kapsamında olduğu için duruşma salonuna gelerek savunma yapamıyorum. Bunu tutanağa geçmek istedim. 

İddianame ve ekleri bana şu ana kadar tebliğ edilmiş değil. İddianame cezaevi yönetimine tebliğ edilmiş bir CD halinde ve CD’yi hafta içi mesai saatleri dahilinde belli saatler içinde inceleyebileceğim cezaevi yönetimi tarafından karar altına alınmıştır. Dolayısıyla benim cezaevi odasında veya avukat odasında inceleyebileceğim herhangi bir iddianame çıktısı bana tebliğ edilmemiştir. CD de bana tebliğ edilmemiştir çünkü o da avukat görüş odasında, bilgisayar kullanma imkanımız yoktur. İddianame sadece cezaevi yönetimine tebliğ edilmiştir. İddianamenin 324 klasörden oluşan ekleri ise ne çıktı halinde ne CD halinde bana tebliğ edilmemiştir. 

İDDİANAME OKUNMADI

Başka bir tespitte bulunmak istiyorum. Şu ana kadar mahkeme tarafından kimlik tespitim yapılmamıştır. Kimlik tespitine dair avukatlarımız huzurda bulunmadan, mahkeme heyetinin okuduğu kimlik bilgileri tarafımızdan teyit edilmeden, güncellenmeden iddianamenin okunmasına geçilmiştir. 

Bir başka tespiti daha belirtmek istiyorum: İddianame yüzümüze karşı okunmamıştır. Ben zaten ses sorunu yaşadığımdan duyamadım, geri kalan arkadaşlarımız da… İddianamenin ne olduğu belli olmayan kısa bir özetinin iddianame diye bizlere okunması suretiyle yargılamaya geçildiği mahkeme heyeti tarafından belirtilmiştir. Bu tespitlerden sonra reddi hakim taleplerimizi madde madde sıralıyorum. 

MAHKEME MUCİZE GERÇEKLEŞTİRMİŞ

Birinci madde gerekçesiyle birlikte şöyle: İddianamenin kabul aşamasına öncelikle dikkat çekmek istiyorum. Bu aşamada neler yaşanmış, mahkeme heyetiniz nasıl davranmış, nasıl kararlar alınmış... Bunlar benim iddialarım değil, tensip tutanağı ara kararlarınızla birlikte somut delillere dayalı tespitler olarak tutanağa geçecek. İddianame 30 Aralık 2020 tarihinde mahkemenize Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iletildi. 31 Aralık resmi tatil Türkiye’de, mahkemeniz çalışmamış. 1 Ocak resmi tatil, mahkemeniz çalışmamış;  2 Ocak resmi tatil, 3 Ocak resmi tatil, mahkemeniz çalışmamış. 4-5-6 Ocak’ta mahkemeniz çalışmış 3 iş günü. Bu 3 iş gününün de mesai saatleri içerisinde tam gün duruşma yapıyorsunuz. Başka bir davanın duruşmalarını yapıyorsunuz. Yani gün içerisinde başka bir dosyada duruşma salonunda yargılama yapıyor heyetiniz. Yani 3 gün boyunca iddianameyi incelemiş ve bu 3 gün içerisinde de mesai saatleri dahilinde yargılama yapmış heyetiniz. Hangi iddianameden söz ediyoruz. 3 bin 530 sayfalık iddianame. 324 klasör de eki var. Bilimsel olarak araştırdık. Bir A-4 sayfası ortalama 500 kelimeden oluşuyor. Bir yetişkin normal okuma hızıyla bir A-4 sayfasını üç buçuk dakikada okuyabiliyor. Bu da 218 saat yapıyor. Yani heyetiniz sabah başlasa yemeden, içmeden, uyumadan 24 saat kesintisiz iddianameyi okusa tam 9 gün sürüyor. Sadece okusa iddianameyi. 320 klasör ekten söz etmiyorum bile. Mahkemeniz bu 3 günlük süre zarfında hem gündüz duruşma yapmış hem de mesai saatleri içerisinde okumuş olsa 38 gün sürecek süreçte iddianameyi okumuş yetmemiş 324 klasör ek inceleme yapmış, o da yetmemiş başka bir mucizeye imza atmış: Tam 218 sayfa tensip duruşma tutanağı yazmış. Tüm bunları bu 3 gün içerisinde yapmış.

BURADA ŞAİBE VAR 

Tensip tutanağında ne demiş mahkeme heyetiniz, aynı sizin yazdığınız gibi okuyorum tensip tutanağının 145’nci sayfasını: “Mahkememize açılan 2021/6  esas kaydı yapılan dosyanın 3500 sayfadan oluşan iddianamenin 324 klasör delil eklerinden oluştuğu ve yine aynı davada 2600 müşteki mağdurun ayrıca 37 mağdurun bulunduğu çok büyük ve kapsamlı bir dosya olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememiz büyük bir titizlikle büyük bir hassasiyetle incelemiş ve tutukluluk konusunda sıradaki tespitler yapılmış...”

Şimdi bizler siyasi yargılama yapıldığından söz ederken afaki konuşmuyoruz. Mahkemeniz aleni bir şekilde göz göre göre bir tespit yapmış. Bu iddianame eklerinin bu süre zarfında incelenmesi hele hele titizlikle incelenmesi imkansızdır. Düzenlemesi imkansızdır. Bu nedenle hakimler ve savcılar hakkında şikayet yapılmasını isteyeceğiz ve avukatlarımız da yapacak. Bu heyet 3 gün içerisinde bu kadar kapsamlı dosyayı nasıl hazırladı? Burada bir şaibe var. Ya iddianame size çok önceden geldi incelediniz, tensip tutanağını çok önceden hazırladınız yani Cumhuriyet Başsavcısı ve soruşturmayı yürüten Ahmet Altun’la bir çalışma yürüttünüz, tarafsızlığınızı yitirdiniz ya da izaha muhtaç akıl almayan bir durum var. Bir şekilde açıklamak zorundasınız.  

AİHM KARARININ İÇERİĞİ HABER Mİ VERİLDİ?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hakimler heyeti kararı imzaya çıkarttı, bütün hakimler kararı imzaladı. Biz bilmiyoruz o sırada, avukatlar bilmiyor, kamuoyuna açıklanmamıştı karar. AİHM heyeti  bitirdikten 40 gün sonra duyurdu kararı. Ama bakın kararın açıklandığı daha doğrusu imzalandığı tarihte birileri kararı duymuş olacak. Kim tarafından duyuruldu bilmiyorum ama bir şeye dikkat çekmek istiyorum. AİHM’deki Türk yargıç Saadet Yüksel’in ağabeyi Cüneyt Yüksel AKP MKYK üyesidir. Dolayısıyla akla şu geliveriyor; acaba AİHM’deki Türkiye hakimi veya AİHM’deki başka bir yetkili Türk Hükümetine AİHM Büyük Daire kararının içeriğini haber mi verdi? Bunu neye dayanarak söylüyorum, çünkü daha kararın açıklanmasına 20 gün varken Tayyip Erdoğan ve Bahçeli 9 ve 11 Aralık’ta benimle ilgili çok sert açıklamalar yaptılar. Daha AİHM kararı yok, kararın ne zaman açıklanacağı da yok ortada. Hatta ilginç bir şekilde Tayyip Erdoğan şunu dedi. Bakın heyetinizin neden bu şekilde davrandığını anlatmaya çalışıyorum, iddiamı destekleyen delili okuyorum. Tayyip Erdoğan dedi ki 9 Aralık 2020’de: “Yargının işine müdahale benim işim değil, özellikle biz Selahattin Demirtaş gibi bir teröristin bu noktada varsa bir hakkını koruyacak değiliz. Ben inanıyorum ki yargınız Selahattin Demirtaş gibi bir teröriste böyle bir hak tanımaz. Kobanî’nin faili, Diyarbakır’ın faili, Yasin Börü’nün faili odur. Bunları görmezden mi geleceğiz? Yargınız bunları görmezden mi gelecek? Böyle bir teröristin asla önünün açılmasına yol vermeyiz”. Bak ortada hiçbir şey yok. Ben cezaevinden dinledim bunu ve avukat arkadaşlarıma dedim ki; “Sanırım AİHM kararını duymuşlar. Biz bilmiyoruz henüz ama muhtemelen AİHM kararının içeriğinden haberdar olmuşlar, ön almaya çalışıyorlar”. 

ERDOĞAN'IN TALİMATININ GEREĞİNİ YAPIYORSUNUZ 

Durup dururken Bahçeli de “Terörist Demirtaş veya Sorosçu Kavala hakkında karar oluşmalı ve hukuken suçlu olup olmadıkları…” falan filan zehir zemberek açıklamalar yapmış. 20 Kasım ve 25 Kasım’da Devlet Bahçeli yapıyor bu açıklamaları. Tekrar tarihi düzelteyim tutanağa o şekilde geçsin.

Yani daha AİHM kararı ortada yok Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli beni suçlayan şu şekilde de manşetlere çıkmış (gazete kupürü gösteriyor), “yargıya müdahale etmem” diyor Karar Gazetesi’nin manşeti bu- “ama Demirtaş gibi bir teröristin hakkını koruyacak değilim”. Peki, benim hakkımı koruyacak olan Recep Tayyip Erdoğan mıdır? Hayır mahkemedir. Ne hakkım var peki mahkemede? Sanık olarak ne hakkım var? Adil yargılanma hakkım, savunma hakkım var; avukattan yardım alma hakkım var, delil toplama hakkım var değil mi? CMK’dan kaynaklı bir sürü hakkım var. Ama Recep Tayyip Erdoğan daha AİHM kararı açıklanmadan 40 gün önce diyor ki varsa -ona göre yok da- velev ki varsa diyor Demirtaş gibi bir teröristin hakkını koruyacak değiliz. Bizim yargımız da diyor bunun gereğini yapacaktır. Bizim yargımız dediği kim, sizsiniz! İşte iddianame elinize ulaştığı günden itibaren bu talimatın gereğini yapıyorsunuz. 

Madde 1: Biraz önce ortaya koyduğum gibi: İddianameyi incelemediniz, incelemenizin imkansız olduğu bir süre zarfında 3530 sayfa okumuş gibi yaptınız, 324 klasör eki incelemiş gibi yaptınız. Üstüne 217 sayfa tensip duruşma tutanağı yazdınız. İnanılmaz bir şey!  Ve bunu da büyük bir titizlik ve hassasiyetle yaptığınızı iddia ettiniz.

Madde 2: İddianamenin kabulü aşaması. Bakın çok ilginç, çok çok ilginç. Heyetinizin tarafsızlığının ortadan kalktığını gösteren başka bir somut delil. Şimdi size bir şey okuyacağım. Tensip tutanağınızın UYAP’a kayıt tarih ve saati. Yani iddianameyi aldınız, 217 sayfalık gerekçe düzenlediniz ve UYAP’a kaydettiniz. Tarihi 7 Ocak 2021. Saat 11.55. Yani 12’ye 5 kala. Kim yapmış bunu. Zabit katibi, işte ismi var hanımefendinin. Bakın tam 18 dakika sonra tam 18 dakika sonra MHP’nin hukukçu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın tweetini okuyorum. Sizin tensipinizin UYAP’a kaydedilmesinden 18 dakika sonra attığı tweet, diyor ki: “6-8 Ekim olayları sebebiyle aralarında Demirtaş, Karayılan, Bayık gibi isimlerin bulunduğu 108 terör örgütü üyesi hakkında devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak ve çok sayıda adam öldürme suçlarından Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2021/6 Esas no ile kamu davası açıldı”. Türkiye buradan duydu. Bu tweetten önce yapılmış bir basın açıklaması, bir duyuru, Anadolu Ajansında geçmiş bir haber yok. Bizim avukatlarımız ve partimiz tarafından UYAP’dan bakılarak tespit edilip yapılan bir açıklama yok. Peki, bunun önemi ne? Şimdi UYAP’a giriyor. Tensip tutanağı UYAP’a kaydedilmiş. Kimler UYAP’dan o anda izleyebilir? Dosyada vekaletnamesi bulunan ve UYAP sistemine dahil edilmiş avukatlar bakabilir. Başka kim bakabilir? Mahkeme heyetiniz, başka katip üye ve mahkemeniz personeli bakabilir. Başka kim UYAP’dan bakarak tensip tutanağını inceleyebilir? Hiç kimse. Hiç kimse UYAP sistemine girip sizin tensip tutanağınızı inceleyemez. Peki MHP’nin hukukçu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız 18 dakika içerisinde nasıl oldu UYAP’a girdi usulsüz bir şekilde? Girmeyi başardı tamam korsan bir şekilde peki, nasıl 18 dakikada bütün 217 sayfalık tensip tutanağını inceledi ve tüm bilgileri doğru yazdı? Sanık sayısı, esas no, sevk maddesi, hangi mahkeme olduğu tamamı doğru, tamamı! Firesiz doğru bilgi yazmış. Şimdi yine tekrar suç duyurusunda bulunacak avukatlarım. Bunu izah etmek zorundalar. Feti Yıldız dakika başı mahkeme heyetinizi arayarak Kobanî Davası açıldı mı, açılmadı mı diye sormadığına soramayacağına göre mahkeme heyetinizden biri veya katip üyelerinizden veya mahkeme kalem müdürünüz yani UYAP’a girme hakkı olan biri Feti Yıldız’ı arayıp bilgi vermiş. Demiş ki dava kabul edildi, bilgiler de şudur. Bu çok bariz bir şekilde mahkeme heyetinizin MHP Genel Merkezi ile ilişkisini ortaya koyuyor. Ya heyet olarak üçünüzden biri bunu yapmıştır ya da katip üyeleriniz veya mahkeme personeliniz. 

Hakim: Savcı Bey de yapmış olabilir onun da girme yetkisi var. 

DEMİRTAŞ: Şimdi sizi tartışıyoruz, istiyorsanız savcı hakkında suç duyurusunda bulunursunuz. Dolayısıyla Milliyetçi Hareket Partisi’nin Genel Merkezi’ne mahkemenizden kim tensip ile ilgili bilgi verdi ve Türkiye’ye bu davanın açıldığını eksiksiz bilgiyle doğru bilgiyle MHP Genel Başkan Yardımcısı nasıl duyurdu? Aranızdaki ilişkinin mutlaka ortaya çıkarılması lazım. 

SAVCI ANF'YE ERİŞİM İZNİ ALMIŞ MI? İddianamede yüzlerce sayfa ANF adlı haber sitesinden alınmış haberler var. Fırat Haber Ajansı olarak bilinen bu haber sitesinde savcının nasıl çıktı aldığına dair dosyada hiçbir belge yok. İddianameye giren konularla ilgili bir tarama yaptılar, sosyal medya mesajlarımızın tamamı birden fazla haber ajansından yer almış. Örneğin Hürriyet, CNN gibi. Ama savcı bir algı yaratmak için bütün bu basın açıklamalarımızı tamamını ANF’den çıktısını almış. Alamazlar mı, alabilir tabii. Fakat burada heyetiniz iddianameyi elerken ‘titizlikle inceledik’ dediği iddianame gözden kaçırdığı bir şey var. ANF, Türkiye’de erişim yasağı olan bir site. Savcı erişmek istiyorsa erişim izin almalı. Bu izin alınmamış. Savcı hukuk dışı yollarla mı siteye girmiş? Dosyadan anlaşılmıyor. Erişim engelli bir siteye izin almadan yasa dışı yollarla giren bir savcı hukuk dışı delil elde etmiştir. Mahkemeniz tam da bu algının güçlenmesine hizmet etmek istiyor. Erişim engeli olan bir siteden bolca çıktı alarak algı yaratmak hukuk dışı elde etmiş bu delillerin elde edilmesinde hiçbir beis görmemiştir. Dolayısıyla iddianamenin düzeltilmesi gerekir. Heyetiniz de bu hukuk dışılığa ortak olarak tarafsızlığını yitirmiştir.
 
SAVCI ÇOK FAZLA ‘A HABER’ İZLEMİŞ: Suçlar sayılmış ve tüm sanıklar bununla ilişkilidir. Hangimiz hangi eylemi yapmışız? Hangimiz nerede nasıl bu suçu işlemişiz? Hiç kimse ile bir şahsileştirme yapılmamış. Torba iddianame hazırlanmış. Buda ‘hiçbir şey olmamışsa bile mutlaka bir şey olmuştur’ iddianamesi. Tam da AKP zihniyeti. Mahkeme heyetiniz tıpkı Anayasa Mahkemesi’nin iddianamesini talep ettiği gibi iade etmesi gerekiyor. Heyetiniz 3 gün içerisinde incelediği için vahim kusuru görmezden gelerek, iddianameyi olduğu gibi kabul etmiştir. İddianamede çok sayıda KCK yöneticisi olduğu belirtilen kişi var. Bunlarla niye aynı iddianamede yer alınmış oda belirtilmemiş. İddianamede KCK olarak geçenlerle, HDP yöneticilerinin nasıl organik bir bağı var anlatılmamış. Tam olarak biz nasıl bir eylem içine girmişiz anlatılmamış. Bu kişilerin işlediği suç nedir, ortak işlediğimiz suç nedir oda belli değil. Örneğin ‘bayrak yakmayı’ ben ve Cemil Bayık yapmışız. Birlikte nerede yapmışız. Belli değil hiç kimse ile ilgili şahsileştirme olmadığı gibi KCK yönetimi denilen kişiler ile HDP yönetimi neden tam olarak bir arada belli değil. İnsanın aklına şu geliyor; savcı çok fazla A Haber izlemiş. A Haber izleyip iddianame hazırlamış. Mahkeme de bunu olduğu gibi kabul etmiştir. 
 
HESAP SAHTE Mİ ONA BİLE BAKMAMIŞSINIZ: Sayın Yüksekdağ ve ben ikinci defa tutuklanmadan sadece bir gün önce Ankara Emniyeti tarafından bu ‘tag’ başsavcılığa gönderilmiş ve biz tutuklanmadan bir gün önce dosyaya girilmiş. Hata savcı, tweetini bana ait olup olmadığını bakmadan bunu iddianameye koymuş. Benim adıma atılmış sahte bir twetten başka hiçbir delil yoktu. Buna bağlı olarak 37 kişinin ölümünden sebep olduğumuz iddia edilmiş. Savcı bunu araştırmak zorunda değil mi? Ama yapmamış. Daha şimdi emniyet müdürlüğüne bu hesabın kime ait olduğunu tespit etmek amacıyla yazı yazmışsınız. Neden bu dikkatinizi çekmedi. Madem ki iddianameyi titizlikle incelediniz, elinizdeki tek delil bu. Sizin için hiç mi bir şey ifade etmiyor. Sen iddianameyi bana göndermişsin ama ben itiraz ediyorum. CMK’deki iddianamenin düzenleme usulü maddesini dikkate almadan iddianameyi kabul etmişsiniz. Aynı siyasi amaçla hareket ettiğini kabul etmiş oluyorsunuz. Heyetinizin bizi adil tarafsız yargılamayacağının somut bir göstergesidir.

DÜŞMAN HUKUKU: Sadece bu dava dosyasına bakıyorsunuz. Normalde başka davalarınız da olmasına rağmen ya başka heyetlere gönderildi ya da bilmiyorum ne yaptınız. Ama şu anda sizin görevinizi HDP’lileri yargılamak. Alelacele, ucu açık bir güne duruşma günü belirlediniz. Pazar gününe duruşma belirlediniz. 11 Aralık 2020 iddianameyi kabul etmeden 25 gün önce, ‘Terörist Demirtaş’ davasının bu kadar sürmesinin 16 Mart 2021’e ertelenmesinin makul bir nedeni var mıdır?  2021 yılında tüm siyasi davalar kapatılmalıdır, size verilen siyasi talimat budur. Heyetiniz de telaşla başından beri bir an önce 2021’de bu dava bitecek talimatının gereğini yapmaya çalışıyor.  Mahkemeniz ile MHP Genel Merkezi organik bağı olduğunu ispatlayan bu açıklama, mahkemenizi duruşmayı yürütme biçimi ilk duruşmayı açarken düşman hukuku ile bu telaşının kaygının belirtmiş olayım.

ALEYHİMİZE ÇALIŞIYORSUNUZ: (Tutukluluk devam gerekçesi olarak hürriyet com.tr’de yer alan kardeşi Nurettin Demirtaş ile ilgili olarak) Demişsiniz ki, ‘sanık abisi ile yapmış olduğu açıklamalardan yargılandığından kaçma girişiminde bulunacağına dair somut delil vardır.’ CMK 100 dışındaki tek somut dayanağınız bu. Haber burada önümde. Annemin, babamın elini öpüyorum, kardeşimle eşimle toplu bir fotoğraf vermişiz, tarih 6 yıl önce. Mahkeme böyle bir delili kullanabilir mi?  Tabii ki yorum yapar, onun taktiridir. Bize göre yanlış yorum yapmıştır ama. Fakat bu delil dosyanıza nasıl girdi, eklerde yok, iddianamede yok. Delili elde etmek için UYAP kaydı yok. Bu delilin size RTÜK’ten geldiğine dair herhangi bir şey yok. Şimdi 6 yıl önce yaptığım bir açıklamayı ben yaparken ailem de orada, ben unuttum bu açıklamayı, anam babam unutmuş, kardeşim, eşim unutmuş. Soruyu soran gazeteci unutmuş ama siz üçünüz unutmamışsınız. Nereden hatırladınız bunu bilmiyorum dosyadan anlaşılmıyor. Siz beni bu kadar yakından mı takip ettiniz? Neden aleyhime delil toplama işine girdiniz, neden hukuki yöntemlerle yapmadınız. Neden bu delili benim tutuklanma gerekçem haline getirdiniz. Heyetinizin işi benim aleyhime delil toplamak mı? Toplamışsınız işte hem de hukuksuz yollarla. Google’la yazıp mı taradınız bilmiyorum. Dosyada olmayan bir delili mahkemeniz kullanmazsa bu delili nereden bulduğunu izah etmek zorundasınız. Bilmiyorum dosyada yok, UYAP’ta yok, iddianamede yok. Nerede buldunuz bilmiyoruz. Bu bariz bir şekilde aleyhimize çalıştığınızın bir göstergesidir.
 
NERDEN BULDUNUZ?: Mahkeme heyeti iddianameyi kabul ettiğiniz anda aleyhimize delil toplamaya çalışmıştır. Dosyada yok eklerde yok bugüne kadar 174 yerel mahkeme kararıyla ya tutukluluğuma devam ya da tutukluluk itiraz ret kararı verilmiş. Sulh ceza itiraz mercileri dahil 174 yerel mahkeme tutuk devamı kararı verirken onların aklına bu gelmemiş. Hani oradan kullanılırsa oradan bulduğunuz demiş. 174 yerel mahkeme 6 yıl öncesi demecimi kullanmamış, siz kullanmışsınız. 3 defa AİHM önünde tutukluluğum tartışılmıştır ama Adalet Bakanlığı bir kere bile AİHM’e sunmamış. Daha önce hiçbir yerde kullanılmamış bir delili aleyhimize delil toplama kaygısı ile hukuk dışı bir şekilde edilmiş delil olarak 3 yargıcın aleni bir şekilde aleyhimize çalıştığına somut bir şekilde dosyaya girmiştir. 
 
SANIK OLMAYANLAR ARAŞTIRILMIŞ: Pasaport kayıtlarını istemişsiniz, hayır kimin pasaportu var, kim yurtdışına gitti geldi hiçbirini istememişsiniz. Ama Ertuğrul Kürkçü’yü araştırırken kaçmışsınız demişsiniz. Soruşturma, araştırma yapmak yerine yurt dışında yaşayan dosyanın sanıkları hatta sanık olmayanları için araştırma yapmışsınız. Heyetiniz tekzibi tahkikat yapmak istiyorsa bunu ara kararla yapar. Heyetiniz soruşturmayı kovuşturmayı genişletmek isteyebilir. Ama bunu hukuka uygun yapmak ve aleyhe delil toplayarak yapamaz. Dolayısıyla, heyetin bizimle ilgili hüküm kurmak üzere görevlendirildiği kesinleşmiştir.”
 
DURUŞMA SAVCISI SORUŞTURMA SAVCISI OLDU: Ahmet Altun 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ben yargılanırken duruşma savcısıymış. Benim duruşmamı dinlemiş ve daha sonra odasına girip benim hakkımda soruşturma yürütmüş. Aynı savcı benim duruşmama duruşma savcısı olarak girmiş ve ardından benim hakkımda soruşturma başlatmış. İddianame hazırlanınca anlıyoruz ki aynı savcıymış. Kumpasa bakar mısınız? Soruşturma yapan savcı duruşma savcısı olarak duruşmaya giremez. İkinci soruşturma açık siyasi talimatla yürütülmüş. Sonrasında 2018’de soruşturma yürütmüş ama açıklama mı bulamamış. Erdoğan diyor ki, ‘7 Haziran seçimlerinden sonra 53 tane Kürt kardeşimi öldüren bunlar değil mi, sokağa döken bunlar değil mi?’ 7 Haziran seçimleri 2015’te yapıldı, Kobanê eylemleri ise 2014’te yapıldı. Hangi çağrımla insanlar sokağa dökülmüş. Orada emniyet müdürlüğü imdada yetişti. İki tane gizli açık tanık bulup Demirtaş Kobanê dönüşü 31 Eylül’de o açıklamasıyla sokağa döktü dediler. Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ı bunlarla tutukladık ama iki kişilik örgüt mü olur diyerek, yeni bir belge girdi dosyaya. Tarih isim yok, 92 kişilik kim tarafından hazırlandığı belli olmayan bir dosya girdi şu an. Yargılanan arkadaşlarımın da isimlerinin yer aldığı dosya. Mahkemeniz bütün bunları biliyor olmasına rağmen bu iddianameyi olduğu gibi kabul etti. Bu bariz suçu görmezden gelerek kabul ettiniz. Bu vahim bir adil yargılama ihlalidir. 
 
CANIMIZI DİŞİMİZE TAKTIK: Canımızı dişimize takmışız, kimse ölmesin, yaralanmasın diye. Cumhurbaşkanı seçimi dönemindeki siyasi mesajları ve siyasi müdahaleleri kayda geçirmek istiyorum. Çünkü referandum da yeni hükümet sistemiyle ilk cumhurbaşkanı seçileceği seçim kampanyası yürütülürken tutuklu olarak ben partimin adayıydım. Seçimi etkilemek, beni içeride tutabilmek, kampanya yürütmemi engellemek için yargıyı kullanıyordu. Yargı da bunun gereğin yapıyordu. İddiam şudur, sizde bunun devam ettiriyorsunuz. İddialarımın dayanaklarını okuyorum. AKP, Hüda Par, o kadar devlet kurumu bizi suçluyor, neden savcılar telaşla iddianame hazırlayarak bizi yargılamaya çalışıyor.  Neden hukuk dışı bir şekilde bizi yargılamaya çalışıyorsunuz. Neden Kobanê’de katledilen insanların ölümünden bizi sorumlu tutuyorsunuz?

KAÇ KİŞİNİN ÖLDÜĞÜNÜ BİLMEZLER Mİ?: Dosyada 37 maktul var. Ülkenin İçişleri Bakanı ya da Cumhurbaşkanı Kobanê olaylarında kaç kişinin öldüğünü bilmez mi? Soylu tam da söylediği gibi söylüyorum, ‘53 kişi ölen insanlar ne olacak.’ Dosyanızdaki delilleri toplayan bakanın kendisi bu açıklamayı yapmış. Erdoğan diyor ki, ‘öyle saz çalmakla benim Türk kardeşlerimi kandıramaz.’ Demek ki başka bir şey çalmak gerekiyor. Cumhurbaşkanının seçim kampanyası boyunca benimle ilgili yaptığı açıklamaların tamamı yalan. Emniyet ve savcılık o yalanlarım altını doldurmaya çalışıyor. ‘Erdoğan’ı yalancı çıkaracak halimiz yok ya uydururuz bir şeyler’ yargılaması.

KAYMAKAM BİZDEN YARDIM İSTEDİ: Erdoğan’ın 27 Mayıs 2015 tarihinde Yüksekova Havalimanı hakkında yaptığı “Beni CHP'nin ve MHP'nin belediye başkanları karşılar. Şu anda HDP'nin belediye başkanlarının beni karşıladığı bir il olmamıştır. Mardin'e, Diyarbakır'a gittim gelemediler. Neden? Dağdan talimat gelmiştir. Dağdan gelen talimatlarda yönetilen belediyelerle nasıl diyalog kuracaksınız? Bu havalimanına aşıksa, milletvekiliydi Mecliste, niye 2 yıl boyunca yardımcı olmadı. Onun oraya gelmesi önemli değil bizim için önemli olan Hakkari halkının orada olması önemli” sözlerini hatırlatan Demirtaş, “Buradan ilk kez açıklıyorum. Ben o havalimanın kullanmadım. Erdoğan’ın bahsettiği havalimanının bitmesi için Yüksekova Kaymakamı bizden yani çözüm sürecini yürüten İmralı heyetinden yardım istedi. Kandil’e, İmralı’ya gidiyorsunuz şu havalimanın bitmesi için yardım isteseniz. Devletin kaymakamı yardımı bizden istedi” dedi.
 
ADALETİNİZE GÜVENMİYORUM: Kobanê eylemlerinde katledilen 37 kişi iktidarın umurunda değil. 6-8 Ekim Kobanê Eylemleri,  7 Haziran 2015 seçimlerinden 9 ay önce gerçekleştiği. Ama sırf seçim kampanyasını kazanmak, algı yaratmak ve seçmenlerin kafasını karıştırmak için yalan söylüyorlar. Sizin adaletinize zaten güvenmiyorum ama bu iftiraları atanları Allah’a havale ediyorum. Onlarda da inanç varsa, ahirette bunun hesabı sorulur.
 
SİYASİ ALGI YARATILMAK İSTENDİ: Erdoğan, ‘Demirtaş’ın idam kararın parlamentoya gelse çoktan onaylardım’ diyor. Cumhurbaşkanı adayı olarak cezaevinde bu açıklamaları dinliyorum. Erdoğan’a cezaevinden tweet atarak, ‘53 kişiyi katlettiğime dair vermiş olduğum talimatı açıklarsan cumhurbaşkanlığı adaylığım çekeceğim’ dedim. 38 tane daha benzer açıklama yapılmış seçim devam ettiği sürece. Türkiye gelmiş geçmiş en fazla yetki sahibi, en fazla kudretli devletin bütün mekanizmalarını tek başına sahip olan adam bunu söyleyecek de yargı bunu nasıl yapmaz. Erdoğan bu açıklamalarla yetinmedi iki ay önce aynı açıklamaları yaptı. Bir ülkenin cumhurbaşkanı kendi yönettiği ülkede kaos olmuş, yaralananlar ölenler olmuşsa bunları araştırmayla mükellef değil midir? Bir ülkenin cumhurbaşkanı bunu neden yapmış çünkü işin kolayını buldunuz. ‘HDP’yi tasfiye et, Erdoğan ve MHP iktidarının devamını sağla’ gerçek bu. Açılan davanın nedeni, gerçeği, hakikat bu. Sanık olan insanların tek biri hayatında karınca incitmemiş. Biz bu ülkenin huzuru, barışı için çalıştık. Ülkeyi yönetenler özellikle iktidar yanlıları siyasetten büyük rant elde ederken ben ve arkadaşlarım binlerce yol kat ettik.  Silahları susturmak için, tek bir kişinin yaşamını yitirmemesi, annelerin ağlamaması için her şeyimizi ortaya koyduk. Biz barış insanıyız. Siz inanır mısınız, bilemem ama halka gönül verdik onlar inanıyor.  Arkadaşlarım ve ben sadece ölümleri durdurmaya çalıştık. Bizim çağrı yaptığımız gün olay yok. Bütün bu algı siyasi operasyon gerçekleştirmek üzere yaratıldı.

ONURUNUZU KORUYUN: O tweetlerin suç olmadığı ortaya çıktı, AİHM kararları çıktı. Ayhan Bilgen, Altan Tan daha önce tutuklu yargılandılar. AYM haklarında ihlal kararı verdi. Bitti soruşturma yeni bir dava yaratmak gerekiyordu işte bu dava kumpas davasıdır. Heyetinizin önüne gelen iddianame sizin de yaptığınız büyük usulsüzlüklerin katkısıyla bu aşamaya geldi.  Şimdi benim mahkemeden talebim şu: Dürüst uygulama diye bir şey vardır, adil yargılamayı kapsar. Sizden dürüst yargılama yapmanızı istemiyorum, çekilmenizi istiyorum, onurunuzun koruyun. Bu kumpasa artık ortak olmayın bu suça artık ortak olmayın, siz bizi yargılayamazsınız. Çekilmenizi istiyorum, suç işlediği kesinleşmiş ve AİHM kararıyla suç işlediği kesinleşen bir yargıç heyeti bizi yargılayamaz. Bu yargılamayı bu saatten sonra yapamazsınız. Ağır siyasi müdahalelerin gereğini yerine getirdiniz. Size yargıç sıfatıyla inanmamızı beklemeyin. Bunu düzeltme imkanınız yok. 31 Aralık’ta iddianame size teslim edildiğinden bu yana yaptığınız her şey suç pratiğidir. Kendi onurunuzu kurtarın bu bir siyasi saldırıdır ortak olmayın bu dava tarihe kötü bir dava olarak geçecektir. AİHM kararını uygulayacak bağımsız bir mahkeme bulunana kadar biz mücadelemizi sürdüreceğiz.
 
SEDAT PEKER BİLE SİZE GÜVENMİYOR: Sedat Peker diye bir kişinin bile yargıya güvenmediği ortamda biz nasıl yargıya güvenebiliriz. Bunun imkanı yok, sizden çekilmenizi talep ediyorum. Dosyada yapacağınız her işlem şaibeli hale gelmiştir. Bize soracağınız her soru siyasetçiler adına sormuş olacaksınız. Ortaya koyduğum delilere az buz değildir. Dosyadaki iddialardan bahsetmiyorum tek tek anlattık. Böyle bir yargılamada böyle bir heyet bizi yargılayamaz ben bütün arkadaşlarımızın masum olduğuna zaten inanıyorum yargılama sonunda masumiyetimizin kanıtlanacağını da biliyorum. Çekilmenizi istiyorum ama davayı başka bir heyete teslim etmeniz de istemiyorum. Bu aşamada hiçbir heyet bizi savunmasın. 
 
SEÇİME KADAR TUTUKLU KALMAYI KABUL EDİYORUM: Davanın temmuz 2023’e ertelenmesini talep ediyorum, o güne kadar da tutuklu kalmayı kabul ediyorum. Seçimden sonra oluşacak demokrasi ortamında yargılamanın yapılmasını istiyorum. Bugünkü Türkiye koşullarında siyasi otoritenin baskısı olmaksızın tarafsız yargı yapmanı imkanı kalmadığında heyetin tarafsız olmadığı da kesinleşmiş ile bu nedenle duruşmanın Temmuz 2023’e bırakılmasına Demirtaş hariç herkesin tahliyesine karar verin. Yargılamanın esasın iddianamenin içeriği bom boş olduğu için sırası geldiğinde yapacağız ama bir şey yok.