Google: İnternetin kapı bekçisi

Arama motoru piyasasında edindiği tekel konumu ile gerçeğin hakemliğine soyunan Google, son durumda internetin kapı bekçisi oldu. Açıktır ki önlem alınmazsa tüm kapı bekçileri gibi Google’ın bekçiliği de internetteki özgürlük alanımızı önemli ölçüde daraltma potansiyeline sahip. Google bu son düzenlemeler ile bir sansür aracı olarak neler yapabileceğini gösterdi. Ancak unutulmamalı ki hem kâr getiren bir iş olarak hem de sansür aracı olarak kullanışlılığı, ulaşmak istediğimiz içerik ile aramıza girmesine izin vermemize bağlı.

Funda Başaran fundabasarano@gmail.com

Arama motoru denince ilk akla gelen elbette Google. Pek çok insan hangi internet sitesine gitmek istediğini biliyor olsa da, tarayıcının adres çubuğuna o sitenin internet adresini yazmak yerine, Google’ın arama çubuğuna sitenin adını yazmayı tercih ediyor. Çünkü Google pek çok internet kullanıcısının internete giriş sayfası.

“Ne var ki bunda?” denilebilir. Aslında çok şey var. Özellikle de son zamanlarda alevlenen Rusya’nın yaydığı iddia edilen yalan/yanıltıcı haberler ve bu yalan/yanıltıcı haberlerin Batı demokrasisine en büyük tehdidi oluşturduğu tartışmalarının sonrasında, Google kullanıcıların "düşük kaliteli" bilgilere erişimini zorlaştırmak için arama servisinde bir takım değişikliklere gittiğinden bu yana.

GOOGLE GERÇEĞİN HAKEMİ Mİ?

Google bu değişikliklere ilişkin açıklamasında arama sonuçlarından yalan/yanıltıcı haberleri çıkarmayı planlamadığını, sadece bu tür haberlerin üst sıralarda gelmesini engelleyeceğini iddia etti. Arama motorunun algoritmasında yapılan değişikliklerle yalan/yanıltıcı haber, komplo teorisi ve düşük kaliteli olarak etiketlenen içerikler arama terimine birebir uyuyor olsa bile arama sonuçlarında ilk sayfalarda gelmeyecek.

Ancak belirtmek gerekir ki Google bir şirket olarak yıllardır tartışma konusu. 1995’te Stanford Üniversitesi’nde karşılaşan Larry Page ve Sergey Brin tarafından tasarlandı. 1998 yılında ikili bir şirket kurdu. Google internetle birlikte yaygınlaşan “garaj” şirketlerinden birisi. Bu “garaj” şirketlerinden yüzlercesi 2001’de yaşanan NASDAQ krizinde borsadaki küçük yatırımcıların birikimleri ile birlikte batarken Google hızla büyüdü. Kısa sürede bazılarını geliştirdiği, bazılarını ise satın aldığı bir dizi masaüstü, mobil ve online ürünün sahibi oldu ve aynı zamanda da Google reklamları sayesinde çevrimiçi online piyasasının en önemli oyuncusuna dönüştü.

2011’de arama motoru ve online reklam piyasası yanında mobil arama piyasasında da bir tekel haline geldiği gerekçesi ile ABD’de tartışmalara neden oldu. Antitröst yasalarının Google’a uygulanması konusunda yükselen tartışmada, şirketin piyasadaki hâkim konumunu kötüye kullandığı iddia edildi. Avrupa Birliği Komisyonu ise daha geçtiğimiz aylarda Google'a internet aramalarındaki hakim konumunu kötüye kullanmaktan dolayı 2.42 milyar euro'luk bir para cezası verdi.

Bütün bu tartışmalarda şirkete yöneltilen suçlamalar arasında arama sonuçlarında kendi ürünlerini en üst sıralarda göstererek aldatıcı gösterim yaptığı, rakip siteleri arama sonuçlarında göstermeyerek onların internette erişilemez hale gelmesini sağladığı da vardı.

GOOGLE SANSÜRÜ

Her ne kadar Google arama sonuçları algoritmasında, yalan/yanıltıcı habere dair düzenlemeler yaptığını iddia ediyor olsa da, değişikliklerin açıklandığı 25 Nisan 2017 tarihinden beri demokratik hak örgütlerine, savaş karşıtı örgütlere, sol ve ilerici örgütlere ait internet sitelerinin küresel trafik oranları gözle görülür bir biçimde azaldı. Bu azalma Temmuz ayı sonunda “World Socialist Web Site” tarafından yapılan açıklamada çarpıcı bir biçimde ortaya çıkıyor. Açıklamaya göre WSWS’nin bu Nisan ayında Google üzerinden gelen ziyaretçi sayısı 422 bin 460, Temmuz ayında ise 120 bin. Yani yüzde 70’ten daha fazla bir düşüş söz konusu.

Sitenin Uluslararası Yayın Kurulu Başkanı David North sitelerine tüm dünyadan erişen ziyaretçilerin önemli bir kısmının arama motorları üzerinden geldiğini, Google’ın da siteye erişmek için en fazla kullanılan arama motoru olduğunu söylüyor ve bu yüzde 70 oranındaki azalmanın masum bir açıklamasının olamayacağını, Google’ın yaptığının bir politik sansür olduğunu belirtiyor.

Son üç ayda Google’ın kullanıcılarını “yalan/yanıltıcı” haberlerden korumak için uygulamaya başladığı yeni değerlendirme sisteminden etkilendiği iddia edilen sitelere bakıldığında bunun bir takım politik tercihlere dayandığını söylemek mümkün hale geliyor. Bu siteler arasında WikiLeaks, Alternet, Counterpunch, Global Research, Consortium News ve Truthout yanında ACLU (American Civil Liberties Union-Amerikan Sivil Özgürlükleri Birliği) ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) gibi örgütlerin siteleri yer alıyor.

GOOGLE'IN BEKÇİLİĞİ

Sonuçta daha önce yazdığım gibi Rusya’nın ABD seçimlerini etkilediği ve Putin’in internet üzerinden yaydığı yalan/yanıltıcı haberlerle seçimi Hillary Clinton’dan çaldığı iddiaları doğru olsa bile, bu yalan haberlerin yayılmasının asıl sorumluları reklam verenler ve reklama dayalı Facebook ve Google gibi şirketleşmiş sosyal ağlardı. Sonuç ise onların kendilerini sansür mekanizmaları geliştirerek temize çekmesi oldu.

Tüm bu iddialar, geleneksel medyanın endüstriyel gücüne sahip olmayan ve ürettiği alternatif haber ve eleştirel içeriği interneti kullanarak insanlara ulaştıranların kontrol edilmesi gereken bir tehdit olduğu inancını besledi. Arama motoru piyasasında edindiği tekel konumu ile gerçeğin hakemliğine soyunan Google ise son durumda internetin kapı bekçisi oldu. Açıktır ki önlem alınmazsa tüm kapı bekçileri gibi Google’ın bekçiliği de internetteki özgürlük alanımızı önemli ölçüde daraltma potansiyeline sahip. Google bu son düzenlemeler ile bir sansür aracı olarak neler yapabileceğini gösterdi. Ancak unutulmamalı ki hem kâr getiren bir iş olarak hem de sansür aracı olarak kullanışlılığı, ulaşmak istediğimiz içerik ile aramıza girmesine izin vermemize bağlı.

Son olarak Gazete Duvar’ın birinci yılını kutluyorum ve önümüzdeki yıllarda Gazete Duvar’a Google’dan arayarak değil de, doğrudan erişen okurlar diliyorum…

Tüm yazılarını göster