Geceler geceler, istemem yarın olsun

Cumartesi Anneleri, Çorlu Tren Katliamı’nda ölenlerin yakınları, evlatlarının yaşama haklarını dahi savunamaz haldeyken bu zamanı yakalama hadisesine gereksiz anlamlar yüklediğim doğrudur. Ezhel’in sözleriyle ifade edeceksek “Geceler geceler, istemem yarın olsun', aynen 'istemiyorlar' ki yarınımız olsun…”

Azmi Karaveli azmikaraveli@yahoo.com

Şarkılarında uyuşturucuyu özendirdiği suçlamasıyla 1 yıl hapis cezası alan ve cezası 5 yıl süreyle ertelenen rapçi Ezhel, geçtiğimiz hafta İzmir konseri sonrası havalimanında yaka paça ifadeye götürüldü, sonra serbest bırakıldı. Bu haber; yıllardır bize zikredilen ve yavaş yavaş sonuna geldiğimizin emarelerinin oluşmaya başladığı "Yeni Türkiye" kavramının "yeni"siyle dünyanın yenilikten ne anladığı arasındaki uçurumun daha da açıldığını gösteriyor.

Dünyanın en çok sosyal medya kullanan ülkeleri arasında yer alsa da Wikipedia'nın yasaklı olduğu bir Türkiye bu. Porno yasaklarını dile getirmek sizi damardan "pornocu" yaptığı için ondan bahsetmek kimsenin harcı değil zaten, o nedenle geçelim orayı… Bir videosu YouTube’da 66 milyon kişi tarafından izlenen Ezhel’in mevcut iktidar tarafından neden makbul görünmediğini sadece uyuşturucu üzerinden okumak yetersiz kalır. Mesele uyuşturucu olsaydı, misal Netflix’teki dizileri en başta yasaklamaları gerekmez miydi? Neyse bu konuda ahlak zabıtalarına spoiler vermiş gibi olmayayım da aman…

Beğenelim beğenmeyelim, dünyamız gibi Türkiye de "YouTube kültürü" altında. Buna bir de Türkiye'nin özgül koşulları eklenince kısa yoldan parayı götürme telaşı içindeki bir sürü yeni "showbiz" (şov dünyası) genci de hayatımıza bir anda girdi. Enes Batur'undan Cumali Ceber'ine, Orkut Işıtman’dan sayısız Play Station/oyun kanalına kadar birçok genç bize yeni bir "kültür"ü enjekte ediyorlar. Popüler olur olmaz da malı daha çok götürmek için hemen popcorn tadında uzun metrajlı filmlere yöneliyorlar. Bunu yaparken hepi topu 11 yıllık Facebook'un zamanının geçtiğini iddia ediyorlar, ki haklılar…Her şey eskiyor, tüketim toplumu kavramının da hızla tüketildiği bir süreçten geçiyoruz. Misal, 6 saniyelik vine’larımızı hatırlayan var mı?

Bu dijitalize işlerin hiçbiri “zararlı” değil ama Ezhel tukaka…Demek zarar ziyan hiyerarşisinde nitelik de öne çıkıyor. Çizdikleri makbul kültürel ortamın sınırları içinde örneğin “tiktok”a yer var ama Wikipedia’ya yok…Bu dünyayı geleneksel hukuk normlarıyla ve kalıplaşmış kodlarla okursanız sonuç da doğal olarak yasaklara yönelmek oluyor işte.

Sıklıkla çevremizde şu diyaloglara şahitlik ediyoruz: "Berke bırak artık şu tableti de biraz kitap oku." Lakin tahmin etmesi zor değil, Berke de kendi çocuğuna "Berkecan, bırak artık hologramla oynamayı da tabletinle oyna" diyecek. Berkecan da çocuğunu muhtemelen, "Bırak artık şu başka ortamlara ışınlanmayı da hologramınla oyna” diye azarlayacak. Hayatın akışı artık bu yönde, bunu bir realite olarak kabul etmemiz gerek, "Hayır hayır olamaz" demek hepimizin hakkı elbette, lakin iletişim kodlarının artık böyle şekilleneceğini hepimizin ve tabi iktidar odaklarının görmesi gerekiyor.

Çocukları ya da torunları "progressive rock ya da iyi müzik dinlemiyorlar" diye üzülen eski kuşak aileler, yeni isyan dili rap kültürünün yeni kuşakla bağını anlamakta zorluk çekiyor olabilir. Soru basit aslında, zamanımızı simgeleyen iki sembolün, Wikipedia ve Ezhel'in aynı anda zararlı olarak değerlendirilmesi tesadüf olabilir mi? Yeni popüler kültürün nitelikli ve önemli ögeleriyle egemenlerin bir derdi var. Acun'un iş adamı olduğu, tarihi entrika dizilerinin zirve yaptığı, iktidarın kendine eklemlenmiş sanatçılarla sürekli şov yaptığı bir ortamda alternatif üretimler ya da isimler yasaklılar listesine giriyor. Bu anlamda tüm Türkiye’ye yeni ve farklı bir dil sunan Selahattin Demirtaş’ın hâlâ cezaevinde olması da aynı yasakçı zihniyetin analog dünyadaki yansıması aslında. Zaten hegamonik yapılar analog/dijital dinlemeden 360 derece sarıyor etrafımızı.

Ezhel’e dönersek, gerek müzikal altyapısı gerekse sözleriyle yeni ve çok sert şeyler söylüyor bizlere. Ezhel sıklıkla "uyuşturucuyu teşvik" suçundan yargılanıyor. Muhtemelen bu hukuk düzeni Amerika'da olsa rap diye bir tarz olmazdı. Mesele "ama"lı cümleler kurmadan, "bu müzik ve sözler tehlikeli", “ama porno aslında sömürü”, “terörist siteler elbette yasaklanmalı”, "sosyal medya gençliği bozuyor", "Wikipedia da şu maddede hakarette bulundu" falan demeden yaşadığımız kültürel atmosferde gençlerin ve yetişkinlerin her zamankinden çok daha fazla özgürlük istediğini kabul etmemizde, kabul etmenizde. Bu durumun iyiye mi kötüye mi evrileceğinin bilinmezliği noktasında tartışmaya girmeden, zamanın ruhunu anlamayan iktidarların, dünyadaki kültürel paradigmayı asla yakalayamayacağı bir gerçek. Cumartesi Anneleri, Çorlu Tren Katliamı’nda ölenlerin yakınları, evlatlarının yaşama haklarını dahi savunamaz haldeyken bu zamanı yakalama hadisesine gereksiz anlamlar yüklediğim doğrudur. Ezhel’in sözleriyle ifade edeceksek “Geceler geceler, istemem yarın olsun', aynen 'istemiyorlar' ki yarınımız olsun…” Her Şey Güzel Olacak” tamam ama bizi yönetenlerin 90’lara çivi çakması da hazin bir realite olarak karşımızda. Başka deyişle “Gök yere düştü, sıyrıldı sıtkı fena, fena pek, hem aşk hem lanet” günlerden geçiyoruz.

Dünyada üretim ve tüketim dinamikleri hızla değişirken, “Uber yasadışıydı” gibi sözde hukuki söylemlerle, değişen parametreleri kavrayamamış, yasakçı, her türlü alternatif söylemi tukaka olarak nitelendiren bu milliyetçi muhafazakar cephe, milli uçak ya da uzay mekiği yapsa ne olur, yapmasa ne olur?

Tüm yazılarını göster