Çok bilinmeyenli İrfan Can denklemi

Fenerbahçe'nin son 6 ayda transfere damga vurduğunu, adeta şov yaptığını söyleyebiliriz. Geçen yaz 18 transfer yaptı. Ki bu oyuncuların arasında rakip takımların önemli oyuncuları da mevcut. Başta Jose Sosa, Novak, herkesin adeta kavga ettiği Mert Hakan Yandaş, say say bitmez. Bu transfer döneminde ise Mesut Özil'i transfer ederek dünyada bir haber dalgasına dönüştü diyebiliriz. Üstüne de transfer derbisi zafer: İrfan Can Kahveci.

Ara Gözbek agozbek@gazeteduvar.com.tr

Başrollerinde rahmetli Kemal Sunal ve Şevket Altuğ'un oynadığı 1983 yapımı “Tokatçı” filmi vardır, bilmem hatırlar mısınız? Filmde çok fenomen olmuş bir “yersen kirşen” sahnesi vardır. Kemal Sunal yani Osman karakteri, sevdiği kadınla evlenebilmek için şehre para biriktirmeye iner. Bir lokantanın vitrininde piliç çevirme vardır. Osman ise elindeki ekmeği piliç çevirmenin dönmeye devam ettiği vitrinin camlarına sürer ve yemeye başlar. Dükkan sahibi gelir ve Osman'dan para talep eder ve “çık bakalım 150 lira, bir saattir tavuğa ekmek banıyorsun” der. Osman ise “arada cam var” der. Lokanta sahibi “bandın say” diye zarflar. Osman da “o zaman sen benim 50 liramı ver, verdiğim 200 liranın üstünü” diye cevap verir. Lokantacı “vay uyanık vay, sen bana ne zaman 200 lira verdin” diye sorar. Osman da “verdim say” diye cevap verir. “Verdim say olur mu?” “Seninki oluyor da benimki niye olmuyor?”

Bu sahne aslında bize çok şey anlatıyor. Bizim bugün dilimize doladığımız “algı operasyonu" ve “manipülasyon” gibi kelimelerin ilk filizleridir. Bir yalan uydurma, inşa etme ve etrafına doğru dekoru kurarak gerçek olabileceğine inandırmak, ikna etmek... Tabii bu bizi çoğu zaman tuzağa düşüren eylemler manzumesi olsa da bazen gerçek durumlarda bile şüpheye düşürebiliyor.

Başakşehirli İrfan Can Kahveci'nin Fenerbahçe'ye transferi de bu şekilde gerçekleşti denilebilir. Ama denilmeyebilir de. Hatta yanlış olmasın, şöyle diyelim: İrfan Can Kahveci'nin Galatasaray ve Fenerbahçe köşelerinden transfer üçgenindeki işleminde de böyle bir matematik yaşanmış olabilir. Üst üste gelen açıklamalar, iddialar, yalan yanlış ama bazen de doğru olabilecek sızıntı bilgiler, kesinliği tartışılabilir sayılar...

Fenerbahçe'nin son 6 ayda transfere damga vurduğunu, adeta şov yaptığını söyleyebiliriz. Geçen yaz 18 transfer yaptı. Ki bu oyuncuların arasında rakip takımların önemli oyuncuları da mevcut. Başta Jose Sosa, Novak, herkesin adeta kavga ettiği Mert Hakan Yandaş, say say bitmez. Bu transfer döneminde ise Mesut Özil'i transfer ederek dünyada bir haber dalgasına dönüştü diyebiliriz. Üstüne de transfer derbisi zafer: İrfan Can Kahveci.

Geçen sezonun sonunda TFF transfer limitlerini açıklamıştı esasında ve Fenerbahçe kanadı Fenerbahçe'ye açılan limitin az olmasıyla ilgili bir tartışma başlatmıştı. Galatasaray ve Beşiktaş zaten transfer dönemlerini daha sakin ve nokta atış yaparak geçirmeye çalıştı. Son olarak bu harcamaların üstüne Beşiktaş Kulübü'nün sitesinden sosyal medyada resmi bir açıklama gelmişti. Bununla ilgili bir denetim yapılması konusunda çağrı gibi de denilebilir.

Mesut Özil transferi resmi olarak bedavaya bitirilmiş bir transfer yani öyle bildirildi. KAP'a bildirilen sayılara göre Mesut Özil yıllık 3,5 milyon euro alacak Fenerbahçe Kulübü'nden. Sponsorlarla ve muhtemel farklı kaynaklarla Mesut Özil'in bunun iki katını alacağı da konuşuluyor ama resmi rakam bu. KAP'a göre İrfan Can için Fenerbahçe Kulübü, Başakşehir'e 7 milyon euro vermiş görünüyor. Şimdi geldik işin karıştığı noktaya.

Mustafa Cengiz, kulüp televizyonuna yaptığı birtakım açıklamalarla adeta gündemi sarstı diyebiliriz. Herkesin fısıldadığı şüpheyi adeta yüksek sesle söyledi İrfan Can konusunda: “Göksel Bey, 'Fenerbahçe'yle sizin aranızda uçurum var' dedi. '10 milyon euro' dedi. Sonra 7 milyon euro açıkladılar. 'Şampiyon olursak 1, Şampiyonlar Ligi'ne katılırsak 1 ve grupları geçersek 1. Etti 13 milyon euro' denmiş. İki futbolcu, Deniz Türüç ve Tolga Ciğerci teklif edildi. 'Sen benim yerime ne yaparsın? Bir sonraki satıştan da yüzde 30 zam' dedi, ben de 'Sen haklısın' dedim.”

Mustafa Cengiz'in Süper Lig, takımlar ve Türk futbolu hakkında yaptığı açıklamaların genel olarak doğru olduğunu söyleyebiliriz. Türk futbolunun geleceği ve kendi yönettiği kulübün geleceği için ortaya koyduğu argümanlar son derece haklı. Burada sıkıntı yok. Ama İrfan Can Kahveci konusunda yapılan bu açıklamaların Sermaye Piyasası Kurulu'nu (SPK) hareket geçirmesi gerektiğini düşünüyorum. TFF'nin kesinlikle harekete geçmesi lazım. Fenerbahçe Kulübü ise Sayın Mustafa Cengiz'e dava açmalı bu iddiaları yüzünden ya da kurullar gerçekten Fenerbahçe'yi didik didik denetlemeli. Bunların hiçbiri gerçekleşmezse anlayın ki Türk futbolu ve onu yöneten Türkiye Futbol Federasyonu iflas etmiş, Türkiye'de ekonomi ve hukuk alanındaki denetim mekanizmaları sırf görüntüde varlığını sürdürüyorlar.

Çok açık konuşuyorum; ben böyle bir iddiada asla bulunmuyorum. Kim bulunabilir ki? Biz resmi bilgiler, belgeler ve bildirimler üzerinden hareket edenleriz. Bu konuya köşemizde yer vermemizin nedeni zaten sayın Mustafa Cengiz'in bu açıklamaları kulübünün resmi kanalından yapmış olmasıdır. Ben bu konunun kolay kapanabileceğini düşünmüyorum. UEFA bu konuda sezon sonunda da olsa harekete geçebilir, bunu bir kenara yazalım. TFF ve kulüplerin finansal limitlere ve bu finansal gerçeklerin denetimi konusunda hassasiyet göstermesi kesinlikle şarttır. Bu pandemi sürecinde pek ortalarda görünmeyen UEFA'nın kurulları bu sezon sonrasında Türkiye'de ve Avrupa'da birçok kulübe yaptırımlar uygulayarak ortaya çıkabilir.

 
 
Tüm yazılarını göster