Çocuklar oyuncaksız kalıyor: Fiyatlar 2 yılda yüzde 150 arttı

Enflasyon, döviz kuru ve ithal ürünlere uygulanan vergilerden dolayı oyuncak fiyatlarında da sürekli artış yaşanıyor. Aileler eskiden aldıkları oyuncakları artık alamadıklarını söylüyor.

Abone ol

Pelin Akdemir

DUVAR - Oyuncak sektörü de enflasyon, döviz kuru ve ithal ürünlere uygulanan vergilerden nasibini aldı. Oyuncak fiyatlarında yaşanan artış nedeniyle aileler oyuncak alırken artık iki kez düşünüyor.

Derin Yoksulluk Ağı Temsilcisi Şeyma Batman, derin yoksulluk koşullarında yaşayan hanelerde çocukların yaş gruplarına uygun eğitici oyuncak ve oyun materyalini görmenin neredeyse imkânsız olduğunu söylüyor.

Aileler, çocuklarına oyuncak alırken zorlandıklarını söylüyor. 

‘150 LİRAYA SATTIĞIM OYUNCAK TOPTANCIDA 250 LİRA’

Esnaf Sedat Bozkurt, oyuncak fiyatlarının iki yılda yüzde 150 arttığını belirtiyor. Bozkurt, “Bir demir arabayı daha önce 60 liraya satarken şimdi 130 liraya satıyorum. Bir peluş köpeğin fiyatı 120 liradan 220 liraya çıktı” diyor.

20 yıldır oyuncak satan esnaf Emre Büyüktoraman, toptancılara ‘oyuncak fiyatlarındaki artışın nedenini’ sorduklarında aldıkları yanıtı iletiyor: “Rafta duran ürünlerin fiyatları hemen değişiyor. ‘Dolara endeksli, ham madde fiyatları yükseldi’ diyorlar. Oyuncaklar genelde Çin’den geldiği için vergiler çok yüksekmiş. Vergiler çok yüksek olduğu için fiyatlara yansıyor. Benim 150 liraya sattığım oyuncak toptancıda 250 lira olmuş. Her gün zam geliyor. 3-4 aydır bu durum böyle devam ediyor.”

Büyüktoraman, 20 liraya sattığı yürüyen köpeğin fiyatının 175 liraya çıktığını söylüyor. Önceden oyuncak almak için çocuğun beğenmesinin yeterli olduğunu söyleyen Büyüktoraman, “Satışlar düştü. İhtiyaçlardan sonra para kalırsa oyuncak alınıyor” diyor. Ambulans oyuncağı örnek olarak gösteren Büyüktoraman, “Yerli ürünler kaliteli olmuyor. Görüntüleri aynı ama yerli ürün Çin oyuncağı gibi hareket etmiyor. Kumandalı arabalar mesela… Türk’üz, kötülemek istemiyorum ama oyuncak yapmayı beceremiyorlar. Alırken yerli ise bakıyorum, almıyorum” diye konuşuyor.

‘ESKİDEN ALDIĞIM OYUNCAĞI ŞİMDİ KOLAYLIKLA ALAMIYORUM’

Esnafla benzer şekilde aileler de oyuncak alımlarının düştüğünü anlatıyor. 4 yaşında bir erkek çocuğu olan Pervin Özer, çocuğuna son aldığı oyuncağa 400 lira vermiş. Özer, “Küçücük oyuncak 400-500 liradan başlıyor. Eskiden de pahalıydı ama şimdi çok daha pahalı. Eskiden aldığım oyuncağı şimdi kolaylıkla alamıyorum, düşünüyorum ‘ne kadar dayanır’ diye. O kadar para veriyorsun birkaç ay sonra kırılıyor, oynanmaz hale geliyor” diyor.

4 torun sahibi Nilgün Batır ise “Fiyatlar en az iki-üç kat arttı. Eskiden aldığım oyuncakları şimdi alamıyorum. Bazen ikinci el oyuncak alıyoruz” diye konuşuyor.

Mustafa Kemal Temur, 30 yıldır kullanılmış oyuncakları tamir ediyor. 

‘50-100 LİRALIK OYUNCAKLARI BİLE ALAMAYAN AİLELER VAR’

Batır gibi yüksek fiyatlarla oyuncak alamayan aileler ikinci el oyuncaklara yöneliyor. Bursa Geri Dönüşümcüler Dayanışma Derneği Başkanı, aynı zamanda ikinci el oyuncak satıcısı Mustafa Kemal Temur, 30 yıldır kullanılmış oyuncakları tamir ederek maddi durumu olmayan ailelere uygun fiyata satıyor. Alım gücü düşük olan aileler için dışarıda satılan bin liralık bir oyuncak, burada 100 liraya mal oluyor. Korsan gemisi normalde 800 liraya satılırken bu dükkânda ikinci eli 50 lira. Temur, “Alım gücü düşük vatandaş yüksek fiyatla oyuncak alamıyor. Bu şekilde hem çocuklar hem de aileler seviniyor. Ben de mutlu oluyorum” diyor. Oyuncak sektörüne Çin’in hâkim olduğunu söyleyen Temur, fiyatlardaki artışı şöyle açıklıyor: “Biz ham maddede dışa bağımlıyız. Çin ekonomisi oyuncak üzerinden dönüyor. Bütün dünyaya hem ham maddesini hem oyuncağını satıyor. Ham maddeye sahip olsak oyuncak fiyatları düşer mi? Artık düşmez.”

Bursa’nın Yıldırım ilçesinde dükkânı olan Temur, muhitin alım gücü düşük insanlardan oluştuğunu hatırlatarak şöyle devam ediyor. “Buradakileri bile alamayan aileler var. Asgari ücret alan aileler, ev kirası veriyorsa zaten zorlanıyor. Herkes zorlanıyor. Ama çocuktur. Çocuk aile ekonomisini düşünmez.”

Derin yoksulluk koşulları içinde yaşayan aileler çocuklarına çöpten buldukları oyuncakları veriyor. 
‘BOŞ ŞİŞE, DETERJAN VE YUMURTA KUTUSU OYUNCAK OLUYOR’

Derin yoksulluk koşullarında yaşayan çocukların oyuncakları ise ne arabalar ne de peluşlar... Derin Yoksulluk Ağı Temsilcisi Şeyma Batman, “Yoksulluk koşullarında yaşayan çocuklar anne karnından başlayarak birçok eşitsizliğe maruz kalıyorlar” diyor. Batman, çalışma yaptıkları mahallelerde karşılaştıkları durumları şöyle anlatıyor:

“Maalesef derin yoksulluk koşullarında yaşayan hanelerde çocukların yaş gruplarına uygun eğitici oyuncak ve oyun materyali görmek neredeyse imkânsız. Ebeveynler atık ve çöplerden buldukları görece sağlam oyuncakları evlerine getiriyorlar. Boş şişe, deterjan kutusu, yumurta kutusu, plastik, ip ve kumaştan yapılmış oyuncakları evlerde görmek mümkün. Anneler, okul öncesi eğitimi çağındaki çocuklarının okula gitmek için sabırsızlandıklarını, sınıftaki oyuncaklarla oynamaktan çok mutlu olduklarını anlatıyor. Temel gereksinimleri karşılamakta zorlanan hanelerde yaşayan çocukların oyun hakkını korumak, zihinsel, fiziksel, sosyal gelişimlerini desteklemek için geçen dönem ‘oyun ve eğitim hakkı’ çalışmasında bir oyuncak kampanyası başlatmış ve oyuncakları bir okul öncesi sınıfına iletmiştik.”

Batman, Beyoğlu’nda yaşayan bir ailenin sözlerini aktarıyor: “Caddeden sürekli araba geçiyor, çocukları dışarı çıkarmıyoruz, parka ben götürürsem götürüyorum ama o park da çok eski ve bakımsız."

Batman, çocuklar için yeterli oyun alanlarının ve parkların olmadığını da hatırlatıyor. Sokaklarda oyun oynayan çocuklar için hijyen sorunlarının yanı sıra araç trafiğinin olmasının da büyük tehlike oluşturduğunu belirtiyor.