Bu davayı hep beraber izlemeyi Mevlüt Can’a borçluyuz

Ankara Dikmen’de eşinin de hayatına son verdiği mütevazı evde gözlerim kitaplıktaki fotoğrafa takılmıştı. “Mavişim, yakışıklı oğlum” diyorlardı anne Hatice Can ve Mevlüt Can oğulları Onur Yaser'i anlatırken. Onur Yaser Can henüz küçük bir çocukken annesi ile çektirdiği o fotoğrafta gülümsüyordu.

Özlem Akarsu Çelik oakarsucelik@gazeteduvar.com.tr

Biz, 10 Ekim Ankara Katliamı'nda yitirdiğimiz canları anmaya hazırlanırken sessiz sedasız gitmiş Mevlüt Can. Ardından yazılan T24'ün haberini görünce bu davanın takipçisi olan herkes gibi kahroldum.

2010 yılında 28 yaşındaki oğlunun, dört yıl sonra da evladının acısına dayanamayan eşinin intiharıyla hukuk mücadelesine gömülmüştü Mevlüt Can. Oğlunun İstanbul Narkotik Şube’de işkenceye ve cinsel istismara maruz kaldığını ispatlamak için yaklaşık 10 yıldır mücadele ediyordu.

.

Geçirdiği iç kanama nedeniyle 8 Ekim’de kaybetmişiz Mevlüt Can’ı. Karşıyaka Mezarlığı'na defnedildiğini okurken, kendisiyle yaptığım ve 22 Mart 2014 yılında Milliyet Pazar’da yayınlanan röportajımızda yazdığım, aklımdan hiç çıkmayan o sözü çınladı kulaklarımda:

-Özlem Hanım çocuklarınız var mı?

-Var Mevlüt Bey.

-Evlatlarınızı çok iyi koruyun çünkü bu ülkede çok zalim var.

Ankara Dikmen’de eşinin de hayatına son verdiği mütevazı evde gözlerim kitaplıktaki fotoğrafa takılmıştı. “Mavişim, yakışıklı oğlum” diyorlardı anne Hatice Can ve Mevlüt Can oğulları Onur Yaser'i anlatırken. Onur Yaser Can henüz küçük bir çocukken annesi ile çektirdiği o fotoğrafta gülümsüyordu.

Mevlüt Can ile sohbetimiz sırasında kontrolümü kaybedip hüngür hüngür ağlamamak için öyle sıkmıştım ki kendimi, fark ettiğimde hıçkırık sesi çıkara çıkara, gözlerim, yaş akmasın diye fal taşı gibi açılmış, içime içime ağlarken buldum kendimi. Kalbim sıkışmıştı. Bu acıya yürek nasıl dayanır diye düşünerek evin eşiğinden dışarı adım atmak üzereyken sormuştu Mevlüt Can o soruyu:

-Özlem Hanım çocuklarınız var mı?

Var, diyebildim sadece.

-Evlatlarınızı çok iyi koruyun çünkü bu ülkede çok zalim var.

Bağıra bağıra ağlayarak çıktım o apartmandan.

Mevlüt Can’ın davası hepimizin davası. Sahip çıkamadıysak eğer, 2015’ten bu yana art arda gerçekleşen katliamlar, darbe ve OHAL’in hepimizi tarumar etmesindendir.

.

Mevlüt Can’ın tam 10 yıldır mücadele ettiği o davanın duruşması 25 Ekim’e ertelendi. Avukatlarından biri Ercan Kanar diğeri ise Mevlüt Can’ın yeğeni Çiğdem Şat… Dayısıyla birlikte bu acılarla başa çıkmaya çalışırken bir de hukuk mücadelesini yürüttü.

Avukat Çiğdem Şat’ı hem başsağlığı dilemek için aradım hem de davanın ne aşamada olduğunu sormak için. Şunları anlattı: “Biz 10 senedir bilfiil bu mücadeleyi devam ettiriyoruz ve bunun en büyük takipçisi Mevlüt Can’dı. Hepimizden daha fazla hukukçuydu. Son geldiğimiz aşamada defalarca belirttiği, yargının artık sürüncemede bırakılmaması ve bu davanın zaman aşımına uğratılmaması için bir an evvel kararın çıkması gerektiğini söyledi. Savcı mütalaasını verdi ve sanık polislerin resmi evrakta sahtecilik, resmi belgeyi gizleme/yok etme suçlarından cezalandırılmalarını istedi. Bu duruşma karar duruşması olacak diye düşünüyoruz.”

Onur Yaser Can’ın ölümünden sorumlu tutulan polislerin yargılandığı o dava 25 Ekim 2019 Saat 14 00’te, Çağlayan Adliyesi İstanbul 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde.

Can Ailesi'nin geride kalan tek ferdi Ezgi Can’ı o duruşmada yalnız bırakmayalım.

Tüm yazılarını göster