'Bizim çocuklar başardı'dan 'adam kazandı'ya

AKP’de Özlem Zengin’in 6284 üzerinden uğradığı linç, AKP’ye yapılan başvuruların bir önceki dönemin yarısından bile az olması, Fatih Erbakan gibi pragmatik bir mirasyedinin bile iktidar trenine binmekten imtina etmesi ve iktidarın yalnızca tik-tok fenomeni siyaset erbabına değil, kayyum atadığı belediye başkanlarına bile mum olması, ANAP ve avanesinin üzerinden geçen silindirin, muktedirlerin ayağının altındaki zemini titretmeye başladığının göstergesi.

Osman Özarslan osmanozarslan@gmail.com

12 Eylül gecesi, 04.00 civarlarında, CIA Türkiye Masası Şefi, Paul Henze, Amerikan Başkanı Jimmy Carter’a askeri darbeyi “our boys have done it” (bizim çocuklar başardı) diye bildirdi diye bilinir. Aslında bu bir tür galat-ı meşhurdur. Kaynak, Birand’ın Henze ile yapmış olduğu bir röportajdır, Henze böyle bir şey demediğini iddia edince Birand[1] röportajın tamamını yayınlar. Henze tam olarak bizim oğlanlar dememekle birlikte, “the boys have done it” demektedir. Ama galat-ı meşhur fasih-i mechurdan evladır, -Türkçe konuşursak Allah iftiranın da yakışanından korusun- ve böylelikle Türkiye’nin uzun bizim oğlanlar gecesi başlamış olur.

Amerikalı yetkililerin kendi aralarında hane halkından bahseder gibi konuştuğu (bizim) oğlanların başında dönemin kuvvet komutanlarından oluşan bir başka beşli çete vardır, sonunda ise paramiliter katiller, tarikatçılar, bankerler vb…

1983’te Özal iktidara geldiğinde, bu paramiliterlerve tarikatçiler o dönemki MİT’in himaye ettiği mafya konsorsiyumu ve Suudi Arabistan merkezli bir sermayenin sponsorluğunda memleketi yeniden dizayn etmeye başlarlar. Suud menşeili bu sermayenin yükselmeye başlaması ve mafya konsorsiyumunun dizaynı ile birlikte, memleket Özal kardeşler (Korkut ve Yusuf), Mesut Yılmaz, Alaattin Çakıcı, “Emekçilerin takımı Beşiktaş'ın efsane başkanı Süleyman Seba”[2], Ekmek İçin Ekmeleddin[3], küçük Emrah’ın kadın versiyonları ile birlikte pek çok varyantı, Metin Milli ile başlayan kitchlik ile tanıştırılır.

Metin Milli

Parlamento’nun yasama yetkisini askıya almaya yarayan ve bir tür emniyet subabı olarak kullanılması gereken, Kanun Hükmünde Kararnameler[4], Özal ile birlikte Anayasa Mahkemesi ve Parlamentoyu atlatmanın bir yoluna dönüşür. Aynı dönemde, anayasayı bir kere çiğnemekten bir şey olmaz ve benim memurum işini bilir yürümeye başlar.

Yasama-Yürütme-Yargı, hak, hukuk talep edenler, Özalizmin ruhunu anlamamış, devletçi dinozorlar olarak yaftalanır[5] ve kamuyu korumaya yarayan bütün bürokratik uygulamalar askıya alınır. Kamucu bürokrasinin garantörü olan sosyal demokrasinin başına ise kendisi de kendi hayatının cürufunun altında kalarak hayatını kaybeden Deniz Baykal musallat edilir.

Toplumun sermaye ile karşılaşma alanlarında bir tür dalgakıran olabilecek olan sendikalar ve sosyalist hareketler ise önemsizleştirilir ya da kriminalize edilir ya da Şemsi Denizer örneğinde olduğu gibi, mutenalaştırılarak tüketilir.

90’lar görece daha bilinen yıllar, eğitim ile edinilmiş cehalette bir dünya markası olan Tansu Çiller ve avanesi, onun paramiliter çetesi, beyaz Toroslar, Yeşiller, asit kuyuları, toplu mezarlar, işkence, gözaltında kayıplar, 2-3 yılda bir kriz, devalüasyon, dalgalı kur ve tüm bunları unutturmak için tasarlanmış kitlesel anti-depresan tele-vole kültürü.

17-18 Ağustos depremleri tıpkı şimdi olduğu gibi, büyük bir yoksulluk ve karamsarlık açmazının üzerine tüy dikmişti, devleti yöneten partiler gene şimdi olduğu gibi, gelen yardımlarla kamu maaşlarını ödemiş, gelen yardımları zimmetlerine geçirmişler, arama kurtarma çalışmalarını ellerine yüzlerine bulaştırmışlar, ölü-yaralı sayılarını manüple etmişler, enkaz kaldırma çalışmalarında, cesetleri hafriyat haline getirmişler; yurttaşların yaşadığı büyük duygusal boşluğu ve yoksulluğu, Öcalan’ın İmralı’daki yargılamalarından tedarik edilen şöven duygularla ikame etmeye çalışmışlardı.

AKP işte 28 Şubat ile tasfiye edilmiş merkezi siyaset ve deprem ile göçertilmiş kamunun oluştuğu büyük alana geldi kuruldu. 3 Kasım 2022 tarihinde, önemli bir başarı kazanarak 310 milletvekili ile iktidar olduğunda, bir zamanların azametli Ali-kıran başkesen partisi ANAP ‘ın sözcülerinden olan Yılmaz Karakoyunlu yüzde 5 oy olarak tarihin dışına itilmelerine bakarak “silindirden büyük ne varsa üstümüzden o geçti” diye beyanatta bulunmuştu.

AKP’nin iktidara gelmesi ile, yalnızca siyaset sahnesinin simaları değişti. Örneğin, 90’lı yılların üstad-ı azamı Yılmaz Karakoyunlu’nun, Özal Kardeşlerin, azametli milletvekillerinin ve onların yükselttiği sanatçıların, gazetecilerin hikayesi bize malum olmadı. Derisini atıp, yüzünü değiştirenler hatta soyadını değiştirenler, yükselen yeni siyasetin yeni simaları oldular.

Bununla birlikte, bizimoğlanlar başardı, gecesinden bize iş dünyasından akademiye, bürokrasiden siyasete, sanattan diyanete kadar çok katmanlı ve giderek derinleşen bir paçozluk bakiyesi kaldı.

24 Haziran 2018’de bizimoğlanlar başardı gecesinde açılan parantezi kapatmak için insanlar seferber oldu ama o gece de “adam kazandı” gecesine döndürüldü.

Muharrem İnce

Şimdi, 24 Haziran gecesinde bırakın sandıkları, kendisine mukayyet olamayan ince mevzuların the adamı, birkaç tiktok videosuyla (üstelik diriler yasta ölüler enkazda iken, kıvırta kıvırta çekilen performanslar ile) şişirilmiş kamuoyu sonuçlarıyla, bindirilmiş bot hesap kıtalarıyla Türkiye halkının iradesini gasp etmeye çalışıyor.

Öte yandan, tüm bu bot hesaplar, ince hesaplar, kötü youtuber performansları ya da tik-tok fenomenliği devri, yani bir bütün olarak o bizim oğlanlar başardı gecesinde başlayan ve adam kazandı gecesinden sonra katlanılamaz hale gelen paçozluk sona eriyor gibi görünüyor. Zira, AKP’de Özlem Zengin’in 6284 üzerinden uğradığı linç, AKP’ye yapılan başvuruların bir önceki dönemin yarısından bile az olması, Fatih Erbakan gibi pragmatik bir mirasyedinin bile iktidar trenine binmekten imtina etmesi, AKP'nin sabık ağır toplarından Mehmet Şimşek'in reisin ekonomi patronluğunu devralmaya ilişkin davetine icabet etmemesi ve iktidarın yalnızca ıskartaya çıkardığı siyasilere ve tik-tok fenomeni siyaset erbabına değil, kayyum atadığı belediye başkanlarına bile mum olması, Yılmaz Karakoyunlu avanesinin üzerinden geçen silindirin, muktedirlerin ayağının altındaki zemini titretmeye başladığının göstergesi.

NOTLAR:

[1] Mehmet Ali Birand, 12 Eylül Saat 04.00 Kod 11-C-6

[2] Seba, Çakıcı, Mesut Yılmaz meseleleri için Bkz. 1. Mit Raporu

[3] Ekmek İçin Ekmeleddin vakasını daha iyi anlamak için de İSEDAK’ın ve Al-Baraka Türk’ün eşgüdümlü hareketlerine bakmak gerek. Uğur Mumcu, özellikle Rabıta kitabında bu konuda oldukça ayrıntılı yazmıştı.

[4] 1972-80 arasında 34 KHK, 1980-1992 arası ise yaklaşık 500 KHK çıkarılmış, sonrasında da KHK’lar başkanlık sistemi ile otomatiğe bağlanmıştır.

[5] Bkz. Rifat N. Bali,  Tarz-ı Hayattan Life Style’a.

Tüm yazılarını göster