Alper Taş: Alper Taş'ı da başkan yaptırmayacağız

Referandumda seçmenden 'hayır' oyu isteyecek partiler arasında yer alan ÖDP'nin değerlendirmelerini ve nasıl bir propaganda yapacağını Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş anlattı.

Abone ol

DUVAR - ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, referandumda 'hayır'ı neden savunduklarını şöyle anlatıyor: “Tek adam'ın kim olduğu önemli değil. Kemal Kılıçdaroğlu'nu, Selahattin Demirtaş'ı, Alper Taş'ı da başkan yapmayalım...” Taş'ın referanduma ilişkin değerlendirmeleri ve çalışmalarını nasıl yürüttükleriyle ilgili açıklamaları şöyle:

.

15 TEMMUZ'UN YAPAMADIĞI YAPILIYOR: Anayasa değişiklik paketi diktatörlüğü, 'Türk tipi faşizm'i içeriyor. Bütün gücü tek elde topluyor. Oysa insanoğlunun doğal mücadele tarihi gücün dağıtılması ile ilgilidir. Bu doğal akışın tersine yürünmek isteniyor. Evet belki bizim ülkemizde köklü bir demokratikleşme süreci hiç yaşanmadı ama kazanımlar da var. Bu paket o kazanımlardan büyük bir geri dönüştür. '12 Eylül rejimi ile hesaplaşma' diyorlar ama tam tersine 12 Eylül'ün murad ettiğini yapıyorlar. Çünkü 12 Eylül de yargı ve yasamayı yürütmeye tabii kılmak istiyordu. Biz bu gerekçelerle ve ülkenin bekaası için tek adam rejimine karşı çıkıyoruz. Bunu, “15 Temmuz'la hesaplaşmanın tamamlanması olarak” anlatıyorlar. Ama 15 Temmuz'da parlamentoyu fiziken yok etmeye çalışan darbecilerin yapamadığını şimdi Erdoğan-Yıldırım-Bahçeli ittifakı fiilen yapmaya çalışıyorlar. 2010'da da cemaatle birlikte bazen de ağlayarak 'demokrasi gelecek' dendi, 'analar ağlamayacak' dendi, 'işsizlik olmayacak', 'darbe olmayacak' dendi ama bunların hangisi oldu? O zamanki ortakları 15 Temmuz'da darbeye kalkıştı, şimdi de kendileri aynı şeyi yapıyor. 2017'de bir de yeni yalancı şahit olarak Bahçeli'yi bulmuşlar, yine hikaye anlatıyorlar. Aslında anlatacak bir şey de kalmadı. Korkuyla, kaos tehdidiyle memleketi teslim almaya çalışıyorlar. Yurttaşlarımızı hangi partiye oy verirlerse versinler kazanımlarına sahip çıkmaya çağırıyoruz. OHAL şartlarında evet devletine izin vermemeye çalışıyoruz.

HIZLI KARAR DOĞRU KARAR DEĞİLDİR: Vatandaş yoğun bir 'yeni sistemde hızlı karar alınacak, böylece istikrar olacak' propagandası altında. Ama hızlı karar doğru karar değildir. Milletin iradesini temsil edecek meclis ortadan kalkınca nasıl doğru karar alınacak? İki başlılık varsa bu cumhurbaşkanının 12 Eylül Anayasası'ndan kaynaklanan yetkileri azaltılarak yapılsın. Bunu söyleyince de, 'efendim cumhurbaşkanını halk seçti' diyorlar. E bakın Avusturya'da da daha yeni cumhurbaşkanını halk seçti ama yetkileri kısıtlı. Biz demokratik bir parlamenter sistem istiyoruz. Asıl Türkiye'de böyle bir sistemin olmaması istikrarsızlık kaynağıdır. Önerdikleri sistemde 'Meclis iradesi' dedikleri 600 kişiye maaş vermek olacak ama temsil olmayacak. 'Tek adam'ın kim olduğu da önemli değil. Biz seçmene diyoruz ki, “kim olursa olsun diktaya izin vermeyelim, Kemal Kılıçdaroğlu'nu, Selahattin Demirtaş'ı, Alper Taş'ı da başkan yapmayalım”... Bölgemizde derin bir etnik ve mezhepsel bölünme yaşanıyor. Tek adam zihniyetiyle biz ülke olarak bunu aşamayız. Bir arada yaşamak istiyorsak çoğulculuğu sağlamalıyız. Tekleştirme faşizmdir, açlıktır, işsizliktir.

'HAYIR' DA CEPHELEŞMEMELİ: Çoğulcu bir Türkiye isteyenlerin de 'hayır'ı cepheleştirmesi, bloklaştırması doğru değil. Fikrimize uysa da uymasa da her 'hayır'ın kendi çalışmasını yürütmesi gerekiyor. Erdoğan, AKP, Bahçeli cephesi bizi de cepheleştirmeye çalışıyorlar. Biz bu zihniyeti 12 Eylül öncesi Milliyetçi Cephe hükümetlerinden biliyoruz. Bu işleri hep cepheleştirerek yaptılar. Cepheleşme olmaması 'evet'in şansını azaltıyor çünkü. Evet'te nesne olmak var, öznelik yok. Evet, 'ben düşünmeyeyim biri benim adıma düşünsün' demek. Hayır konusunda bir canlılık var ve kafalar net. 2010'da solun safları karışıktı ama şimdi AKP'de kafalar karışık. AKP'de de MHP'de de bir çok insan bu paketin ne anlama geleceğini biliyor. Korku salarak hayırcıları terörize etmeye, vergi indirimleri gibi geçici şekerlemelerle halkı kandırmaya çalışabilirler ama hayır diyenler bu konularda uyanık ve açıklayıcı olmalı.

İskender Bayhan: Evet diyen işçiler kendilerini konuşunca suskunluk oluyor