Afrin'den Diyarbakır'a

Neleri bilmiyoruz? Ankara’nın Moskova’ya Afrin’e karşılık Idlip, Beşar Esat’ın liderliği, Suriye’de nihai çözüm ve ikili ilişkilerde ödünler verip vermediğini bilmiyoruz. Ankara’nın Vaşington’la Münbiç ve Fırat’ın doğusundaki durum ile Şengal’e ve Kuzey Irak’a harekat konularında herhangi bir ön uzlaşıya varıp varmadığını bilmiyoruz...

Aydın Selcen yazar@gazeteduvar.com.tr

Afrin harekatı başladığında güncel Suriye haritasına bakan herkesin söyleyebileceğini öngörüp, buradan çeşitli yazılarımda paylaştım. Dört bin kilometrekarelik bu dörtgenin üç buçuk yanı TSK ve/veya TSK destekli ÖSO tarafından sarılıydı. Milis/gerilla gücünün düzenli bir orduya direnmesi olanaklı değildi. Afrin, küresel oyunun cep sahnesinde oynanan Suriye trajedisinin de adeta bodrumuydu.

Askeri açıdan YPG/YPJ’nin elinde olan olağanüstü sayıda ATGM bulunuyorsa ve YPG/YPJ Kobani/Şeyh Maksut benzeri bir savunma planlıyorsa harekatın sonuca ulaşması Fırat Kalkanı’ndan uzun sürerdi. PYD, Afrin’in Kobani gibi bir harabeye dönüşmesini seçmedi. Bu da anlaşılır bir karar zira Kobani’de IŞİD’e karşı koyan YPG/YPJ’nin yanına ABD öncülüğündeki koalisyon (hatta Türkiye üzerinden geçişine izin verilen IKB peşmergesi) desteği geldi. Afrin’de bu desteğin geleceği bir yer yoktu.

Teorik olarak, ABD veya Şam ile müttefikleri RF ve İran’dan destek gelebilirdi. Tabiatıyla ikisi birden olamazdı. ABD, Fırat’ın batısını dolayısıyla Afrin’i mıntıka dışı ilan etti. Suriye’deki misyonunun da IŞİD’i mağlup etmekle kısıtlı olduğunun altını çizdi. NATO müttefiği ve koalisyon ortağı Türkiye’yi daha fazla karşısına almak istemedi. Zira, ABD-Türkiye ilişkileri tek boyutlu, Suriye’den ibaret, değil. PYD için ise Suriye’de Fırat’ın doğusundaki alanın ABD desteğiyle denetiminin elde tutulması ilk ve tek dosya.

PYD Afrin’i, yerleşim birimleri harabeye dönene ve sivil halk büyük zarar görene dek tutmayı seçebilir, uluslararası kamuoyunda yaratacağı “Kobani” ya da “Halepçe” türü bir halkla ilişkiler kazanımına odaklanabilirdi. Sonu yine yenilgi olacağı cihetle bu direnç gösterisi, Kobani’den farklı olarak erdem değil erdemsizlik göstergesi olacaktı. İkinci seçenek, Afrin’in topyekun Şam’a devriydi. O durumda ise Haseke benzeri bir ortak yaşam değil Şeyh Maksut* gibi Şam egemenlik alanına geri dönmek gerekecekti.

Ara yol olarak PYD, Afrin’i Şam’a koşullu teslim etmeyi denedi. Buna belki Rus baskısıyla Şam evet demedi. Muhtemelen Afrin’in topyekün Şam’a devrine de ABD izin vermedi. Dolayısıyla ara yol YPG/YPJ’nin çekilerek, Afrin’in Türkiye denetimine devri oldu. Bülbül’deki ilk çatışmalar sonrasında Raco, Cinderis ve nihayet Afrin’de direniş görülmedi. Tepelik çeper yörelerdeki muhkem mevzilerin boşaltıldığı görüldü. 58 günlük harekatta YPG/YPJ’nin kayıplarının, TSK tarafından 3 bin 500, SOHR** tarafından ise bunun onda biri civarında bildirildiğini de kaydetmek zorundayız.

Neleri bilmiyoruz? Ankara’nın Moskova’ya Afrin’e karşılık Idlip, Beşar Esat’ın liderliği, Suriye’de nihai çözüm ve ikili ilişkilerde (S-400, Akkuyu NGS, Türk Akımı vs.) ödünler verip vermediğini bilmiyoruz. Ankara’nın Vaşington’la Münbiç ve Fırat’ın doğusundaki durum ile Şengal’e ve Kuzey Irak’a harekat konularında herhangi bir ön uzlaşıya varıp varmadığını bilmiyoruz. Ankara ile Kandil arasında belki Demirtaş’ın HDP eşbaşkanlığı, Barış Süreci, rehin tutulan MİT üst düzey yetkilileri gibi unsurlardan biri veya bazılarını içerebilecek bir örtülü iletişim kanalının çalışıp çalışmadığını bilmiyoruz.

Bir de bil(e)mediğimiz bilmediklerimiz var: Afrin’deki TSK denetiminin, tarihi Türkiye-Suriye husumeti hattından ilerleyerek, Hatay’ın ilhakı, KKTC’nin ilanı gibi bir oyunsonuna mı evrileceğini kestiremiyoruz. Örnekse İçişleri Bakanı, Fırat Kalkanı cebindeki Azez, Bab ve Cerablus’ta şimdiden “üç kaymakamımızın görev yaptığını” açıklamıştı. Yoksa “PKK’yle mücadele” hattından ilerlenerek Kuzey Irak benzeri bir serpme ileri üsler üzerinden alan denetimi amacı mı güdüleceğini öngöremiyoruz. Ayrıca ABD’nin Suriye’nin doğusundan büyük bir askeri harekat hazırlığında olduğu duyumu paylaşılıyor. Bu olasılıkta TSK’ye mesela Halep’te rol biçilip biçilmediği de bilemediklerimiz arasında.

Ve gözümüzün önünde olanlar da var: Salih Müslim gibi bir siyasetçinin Prag’da gözaltına aldırılıp, süratle nakil için özel uçağın hazır ettirilmesi. Afrin merkezindeki Demirci Kawa heykelinin yıkılması. Sayın Cumhurbaşkanı’ndan Çanakkale’ye denk gelen “fetih müjdesi” ve “aynı ruh” vurgusu. “Gerçek sahiplerine iade edilmek üzere” Afrin’e Türk bayrağının çekilmesi. Afrin’den sivil göçü. İbrahim Kalın’dan sazlı Afrin türküsü performansı. Beşiktaş’a attığı golden sonra Başakşehir’in Hollandalı topçusu Elia’nın çakmak bakışlarla verdiği asker selamı ve benzerleri. Filmlerden önce dönen yerli ve milli TÜGVA reklamları. Harekat biterken vizyona giren Afrin filmi vs.

İlaveten iktidarın gerçek sonrası anlatısının peşinde sürüklenip giden, gerçeklerden kopmuş, gerçeklerden söz etmekten ısrarla kaçınan, alınmasınlar ama “acınası sığlıkta” diyeceğim, bir anamuhalefet. Milliyetçilik ve giderek takvada iktidarla yarışmaya çalışmayı, hızını almış başkanlık kampanyasına karşılık sanıyorlar. Oysa hakkını verelim, Sayın Cumhurbaşkanı şu verili ortamda dahi Diyarbakır’a gidip, hiç yoktan Türkiye Kupası finalinin kentte oynanacağını duyurabiliyor. Sayın Kılıçdaroğlu ise halen “HDP ile ‘bu konularda’ en çok çatışanın” CHP olduğundan söz ediyor.

Sonuç babında ve malumu ilam kabilinden, uluslararası ilişkilerin çelik soğukluğundaki gerçeklerini anımsamakta belki yarar olabilir. ABD, Mısır’ın diktatörü Sisi’yle de, Suudi Arabistan’ın hakimi veliaht prens MbS ve benzerleriyle de bölgemizde çıkar odaklı işbirliklerini yürütüyor. Güncel Suriye haritasına geri dönersek, Fırat’ın doğusundaki alanın, NATO müttefiki Türkiye eliyle mi yoksa koalisyon ortağı SDG aracılığıyla mı Suriye’den koparılmış, İran’ın yolunu kesen ve Rusya’ya nihai zafer ve Suriye’de siyasi çözümü tasarımı olanağı tanımayacak biçimde denetim altında tutulması ABD için ne denli fark eder?

Üstelik SDG bölgesinin biricik ikmal hattı IKB’ye açılıyor ve bugün dahi buradaki kamu çalışanı maaşları Şam tarafından ödeniyor. IKB tarafında ise TSK, tam Irak-İran-Türkiye kesişme noktası (Bradosti Aşireti’nin yurdu) Sidekan bölgesine sınırdan 15 km girerek tahkimat yaptı ve yeni üs alanlarına yerleşti. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Şengal’e yönelik bir harekat için 16 Mayıs’ta yapılacak Irak seçimlerinin beklendiğini duyurdu. Ülkemizde de seçim kampanyası dönemi açıldı. Bir yanda yüz yıllık Kürt Meselesi saati var, diğer yanda gündelik, anlık seçim ve askeri harekatlar saati. Bir de, Başkan Trump’ın yeni takımı kolları sıvarken, Ankara’nın hem RF-İran hem ABD’yi aynı anda idare etmesinin güçleşeceği hatta imkansızlaşacağı gerçeği.

*Şeyh Maksut, Halep’in Kürtleri oturduğu kuzeybatı mahalleleri. Burada YPG/YPJ’nin direnişi Kobani’den daha az çetin değildi. Ancak dünya medyasında o denli yer bulmadı. Buna rağmen coğrafyanın kader oluşu ve güç dengeleri PYD’yi Şeyh Maksut’u olduğu gibi Şam’a devre zorladı.

**SOHR: Syrian Organisation of Human Rights

Tüm yazılarını göster