Ali Babacan: TRT onlarınsa sokaklar, caddeler, mahalleler bizim

DEVA Partisi lideri Ali Babacan, "TRT, kurulduk kurulalı bizi o gün bugündür görmezden geliyor. TRT onlarınsa sokaklar, caddeler mahalleler bizim diyoruz" diye konuştu.

Fotoğraf: Arşiv
Google Haberlere Abone ol

DUVAR - DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, dün akşamı Mardin’de katıldığı iftar programında konuştu. Babacan konuşmasında, "Ülkenin ulusal kanalı, halkın vergileriyle finanse edilen TRT, kurulduk kurulalı bizi hâlâ, o gün bugündür görmezden geliyor. Çok çalışıyoruz. Evet, çok çalışıyoruz. TRT onlarınsa sokaklar, caddeler mahalleler bizim diyoruz. Belki büyük bütçelerimiz yok ama, seslerini duyurabilmek için canla başla çalışan kadrolarımız var" ifadelerini kullandı.

Babacan, konuşmasında şunları söyledi:

"Biliyorsunuz, biz devlet parası harcayan, belediye parası harcayan, büyük bütçeleri olan partilerden değiliz. Yandaş medyamız yok, televizyon kanallarımız, gazetelerimiz de yok. Ülkenin ulusal kanalı, halkın vergileriyle finanse edilen TRT, kurulduk kurulalı bizi hâlâ, o gün bugündür görmezden geliyor. Çok çalışıyoruz. Evet, çok çalışıyoruz. TRT onlarınsa sokaklar, caddeler mahalleler bizim diyoruz. Belki büyük bütçelerimiz yok ama, seslerini duyurabilmek için canla başla çalışan kadrolarımız var.

Bugün bir aile, komşusunu yemeğe çağırsa, akrabalarına bir sofra kursa hemen o ailenin bütçesi sarsılıyor. 10 kişilik bir iftar sofrası, hele bir de kırmızı et ya da tavuk eti varsa dünyanın parası artık. Önceden, insanlar Ramazan paketleri alır, ihtiyacı olanlara verirlerdi. Artık Ramazan paketlerinin yanlarına yanaşılmıyor.

Biliyorsunuz 200 liralık banknot ilk defa 2009 yılının Ocak ayında tedavüle sürüldü. Orada, bu Ramazan soframız için bir alışveriş yapalım. Tarih Ocak 2009. Bir Ramazan paketi oluşturalım. Bakalım ne kadar tutacak. Yemeklerin olmazsa olmazı, 1 litre ayçiçek yağını herhalde pakete koymak lazım değil mi?  1 kilo pirinç, 1 paket makarna, 1 litre süt ekleyelim. Yemek sonrası çaysız olmaz. 1 paket çay, 1 kilo şeker koyalım paketimize. Yeter mi? Yetmez. Şu anda 200 liranın 1 kilosunu bile alamadığı peynirden de Ocak 2009’da şöyle paketimize 1 kilo peynir koyalım. 2009’un 200 lirasından bahsediyoruz, kolay kolay bitmiyor değil mi?

'200 LİRAYLA 134 DOLAR ALABİLİYORDUNUZ, ŞU ANDA 6 BUÇUK DOLAR'

Etsiz olmaz. Gelin paketimize 1 kilogram da kuzu eti koyalım. Kaç para tuttu şöyle bir tahmin edin. Ocak 2009. 50 lira 88 kuruş arkadaşlar. 200 liraya tam 40 litre ayçiçek yağının alınabildiği günlerdi onlar. Bahsettiğimiz yıllar çok eski yıllar değil.  Daha dün. Şimdilerde 6 buçuk dolar bile etmeyen 200 liralık banknot 134 dolar ediyordu, 134 dolar. 200 lirayla 134 dolar alabiliyordunuz, şu anda 6 buçuk dolar ediyor. İnsanların maaşlarıyla birikim yapabildiği; o birikimle ev, araba alma hayali kurabildikleri günlerdi o günler.

İnsanlar alacakları peynirin, zeytinin gramını hesap etmeye başladı. Bize ilköğretim çağında ne öğrettiler? Türkiye misafirperver bir ülkedir dediler, değil mi? Gidilen bir evde, yemek yemeden misafir bırakılmaz dediler, değil mi? Bugün insanlar iftara birilerini çağırırken iki kere düşünüyorlar.

'TOPLUMUMUZUN DOKUSU, BU KÖTÜ YÖNETİM VE EKONOMİK SEBEPLERLE ÇÜRÜYOR'

Ekonomik gidişatın maalesef sosyal sonuçları da oluyor. Her türlü yasadışı kumar, fuhuş ve bahisler memlekette tavan yapmış durumda. Gayri meşru olup olmadığına bakmaksızın hızla zengin olma, köşeyi dönme anlayışı yaygınlaştı gitti memlekette. Helal nedir, haram nedir, hızla birbirine karışıyor. ‘Alın teriyle kazanmak’, ‘helalinden kazanmak’ kavramları artık unutuluyor. Toplumumuzun dokusu, bu kötü yönetim ve ekonomik sebeplerle çürüyor."