İnternet çağında sanatçılar aç mı kalacak?

Cory Doctorow'un yeni kitabı KÜY'den çıktı. Doctorow, kitabında telif savaşlarını irdeliyor.

Kültigin Kağan Akbulut  kultigin.akbulut@gmail.com

DUVAR – Piyano ruloları ilk keşfedildiğinde, gelirini basılı müzikten elde eden bestecilerin ödü kopar. Otomatik piyano şirketlerinin çalışmalarını kaydedip satmasını telif hakkı ihlali olarak görüp itiraz ederler ancak başarısız olurlar. Sonrasında lisans kuruluşları sayesinde kayıt endüstrisi oluşturulur. Radyo çıktığında da kayıtlı yayınları çaldıkları için kayıt endüstrisi radyoları engellemeye çalışır ve başarısız olurlar.

Kablolu televizyon geldiğinde de radyocular “Bu korsanlıktır!” diye bağırır. VCR teknolojisi geldiğinde de kablolu yayın operatörleri ve film stüdyoları arasında sekiz yıl süren bir dava gerçekleşir ve kazanan Sony şirketi olur. Bundan 15 yıl sonrasında müzik ve video kopyalamayı kolaylaştıran interneti dava eden ilk şirket de Sony’dir. Telif hakları alanında yüz yıldan uzun süredir devam eden savaşın özetini Cory Doctorow “Her korsan, amiral olmak ister,” şeklinde özetliyor.

Günümüzde bir sanatçının geçimini yapıtlarıyla sağlaması mümkün mü? İnternet her türlü yaratıcı ürünü bu derece ulaşılabilir ve ücretsiz hale getirmişken sanattan maddi bir karşılık beklemek gerçekçi mi? Telif hakları önemini ne kadar koruyor? Cory Doctorow’un kaleme aldığı Özgür ve Bedava: İnternet Çağında Bilgi kitabı bu soruların peşinden giderek teknolojiyle birlikte sürekli değişen telif savaşlarına bakıyor. Koç Üniversitesi Yayınları tarafından Türkçe çevirisi yayımlanan kitap İnternet özgürlüğünü baz alan alanındaki en önemli çalışmalardan biri.

Cory Doctorow.

Cory Doctorow.

Yazar Cory Doctorow ise, internet’te telif hakları meselesine her alandan dahil olmuş bir isim. Hem teknoloji şirketlerinde çalışmış, hem de internet özgürlüğünü savunan şirketlerde. Hem fikri mülkiyet hakları üzerine konuşmalar, dersler veriyor, makaleler hazırlıyor; aynı zamanda bir bilim kurgu yazarı olarak kendi ürettiklerinin telif haklarının da sahibi. Kısacası meseleye tek bir perspektiften değil, farklı pencerelerden bakan ve dahil olan bir yazarla karşı karşıyayız. Bu da Doctorow’un yazdıklarına daha da dikkat kesilmemiz için bir sebep.

Doctorow önce sanat üretimiyle diğer üretimler arasındaki farka vurgu yapıyor. “Görünen o ki, insanlar sanat üretimini bir refleks olarak gerçekleştiriyor,” diyor yazar. Ve devamında sanat ekonomisindeki irrasyonel dokuya değiniyor. “Sanat üretiminde, kalıtsal olarak piyasayla ilgili olmayan bir yön var. Burada, iktisatçıların ‘irrasyonel’ olarak tanımlayacağı bir durum söz konusu: Sanatçının, sanatlarına harcadıkları çaba, her türlü makul kar beklentisini ve hatta kar bir yana, sadece o çabayı dengeleyecek bir geliri bile aşıyor.”

DOCTOROW’UN YASALARI

Doctorow kitabını üç bölüm üzerine kurguluyor ve Arthur Clarke’a referansla bölümlere Doctorow’un Yasaları ismini veriyor. Eğer Birileri, Sana Ait Olan Bir Şeyi Bir Kasaya Kapatıp Anahtarı Sana Vermiyorsa, O Kilit Senin Yararına Değildir başlıklı ilk yasa da isminden mütevellit dijital kilitlerin sorunları üzerine. “Dijital kilit üreticileri size ürünlerinin mükemmel olmadığını ama “hiç yoktan iyi” olduğunu söyleyecektir,” diyor yazar. Ve bu konuda eleştirel bir tutum sergiliyor.

“Ancak kanıtlar gösteriyor ki dijital kilitler hiç yoktan çok daha kötü. Dijital kilitleri yaygın olarak kullanan sektörler, pazar gücünün, yaratıcı ve yatırımcılardan aracı firmalara geçtiğini görüyor. Dijital kilitler korsana engel olmuyor. Üstelik dijital kilitler, müşterileri hayal kırıklığına uğratarak, onları tüm tedarik zincirini ortadan kaldırmaya teşvik etmiş oluyor.” Kopyalanmaya karşı dijital kilit oluşturulan ürünlerin kopyalanma süresiyle, kilit konmayanların aynı sürede kopyalanabildiğini söylüyor.

Özgür ve Bedava 'İnternet Çağında Bilgi', Cory Doctorow, Koç Üniversitesi Yayınları, 2017.

Özgür ve Bedava ‘İnternet Çağında Bilgi’, Cory Doctorow, çev.Berkan M. Şimşek,Koç Üniversitesi Yayınları,223sy, 2017.

Doctorow’un ikinci yasası da sanatçılar için yaşamsal bir sorunu ele alıyor, kitlelerin takdirini çocuklarının dişçi masrafını karşılayabilecek bir gelire çevirme sorununu. Yazar burada dijitaldeki “içerik kraldır” mottosunun tersine, asıl olay içerik değil iletişimdir teorisini savunuyor. Ve sanat üreticileri için de farklı metotları sıralıyor. Bu metotları buraya da kısaca aktarmak meraklıları için ilgi çekici olabilir:

1. Sanatınızın matbu bir kopyasını satabilirsiniz: En eski iş modelinden bahsediyor yazar. DVD, CD, kitap basıp satabilirsiniz.

2. Reklam satabilirsiniz: Yazar Online’da reklam fiyatlarının düştüğünü kabul ediyor. Ancak dijitalde daha az masrafla işlerin halledilebileceğini, maliyet düşüklüğünün bir artıya dönüştürülebileceğini vurguluyor.

3. Promosyon ürünleri satabilirsiniz: “Tişört, poster gibi belirli bir sanat eserini yeniden üretmeyen, fakat bu sanat eseriyle bir ilişkiyi gösteren ticari marjı yüksek bir sürü ürün var,”diyor yazar ve sınırlı sayıda basılmış, özel edisyonlu albüm ve filmleri de bu klasmanda sayıyor.

4. Özel işler alabilirsiniz: İşleri sevilen sanatçıların bireysel ya da kurumsal yerlerden özel işler alabileceğini söylüyor yazar. Kendisinin de bazı ders kitaplarına sipariş üzerine bilimkurgu öyküleri yazdığı örneğini veriyor.

5. Bilet satabilirsiniz: Konserlerle beraber önemli bir gelir kaynağı oluştuğuna vurgu yapıyor. Madonna’nın dünya turu örneğini veriyor. Ve yazarlar için de Charles Dickens gibi sahnelenebilecek şeyler yaratanların yeni gelir yaratabileceğini söylüyor.

6. Bağış toplayabilirsiniz: Yazar modern dönem öncesindeki hamilik sisteminin internet sayesinde artık daha da kitleselleştiğine vurgu yapıyor. Buna da dağınık hamiler ismini veriyor.

Bilgi mi bedava olmak istiyor, insanlar mı bilginin bedava olmasını istiyor?

‘BİLGİ BEDAVA OLMAK İSTEMİYOR’

Doctorow’un üçüncü yasası da bilginin ve internetin ontolojisine dair tartışmaları içeriyor. Yazar burada internet üzerine klişeleşmiş atıflardan birini ele alıyor. 1984 yılındaki Hacker Konferansı’nda, Whole Earth Catalog’un kurucusu Stewart Brand’in sözüne bakıyor: “Bilgi bir yandan pahalı olmak istiyor, çünkü çok değerli. Doğru yerde doğru bilgiye sahip olmak hayatınızı değiştirebilir. Öte yandan bilgi bedava da olmak istiyor, çünkü onu elde etmenin maliyeti gün geçtikçe daha da düşüyor. Yani bu iki durum birbiriyle savaş halinde.”

Doctorow bu dilin de artık değişmesi gerektiğini belirtiyor: “Fakat söylenmesinin üzerinden geçen otuz yılda bu söz, bilgi toplumunun felsefesiyle ilgili tartışmalar yaratacak işlevsel bir kaynak olmaktan çıkıp aydınlattığından çok daha fazlasını karanlıkta bırakan banal bir slogana dönüştü,” diyor yazar. “Bilgi soyut bir kavram ve hiçbir şey isteyemez,” diyerek devam ediyor. “Bilgi bedava olmak istemiyor, insanlar bedava olmasını istiyor.”

Ve yazar telif hakları tartışmalarını da insanlar arası bir yerden okuyor: “Savaş her zaman insanlarla ilgiliydi, hala da öyle.” Telif haklarını, interneti ve bilgi özgürlüğünü soyut bir yerden değil, insanlar arası iletişimin bir parçası olarak okumamız gerektiğini belirtiyor. “Telif hakları hala yaşıyor ve gayet iyi durumda – tabii sektörel bir düzenleme olarak. Bireyler arasındaki kültürel faaliyetleri düzenlemenin yöntemi olarak düşünüldüğünde de telif hakları ölü değil, çünkü hiçbir zaman var olmadı.”

Doctorow’un son sözü de İnternet’teki telif savaşlarını, sansürü ve bilgi özgürlüğünü nasıl okumamız gerektiği üzerine: “Ve kim olursanız olun, internetin sanattan ve eğlence sektöründen çok daha büyük olduğunu unutmayın; İnternet 21. yüzyılın sinir sistemi ve onu nasıl kullandığınıza göre, bizi özgür de kılabilir, köle de yapabilir.”

Cory Doctorow’un Özgür ve Bedava: İnternet Çağında Bilgi kitabı dijital çağda iş yapanların okuması gereken bir çalışma. Yani herkesin.