Yüksek faiz dönemleri ise borçlanma maliyetlerini yükseltmesi ve para arzını azaltması sebebiyle genellikle şirketler açısından zor geçen dönemlerde piyasadaki risk iştahının düşmesine yol açmaktadır. Ancak bu konuda istisnalar da bulunmaktadır. Bu istisnalardan birini İktisatçı Mahfi Eğilmez şöyle açıklıyor: “Normal koşullarda faizler ve borsa ters orantılıdır; yani biri artarsa öbürü düşer. Ne var ki bunun da istisnaları var. Eğer borsadaki hisse senetlerinin değerleri, yabancı para cinsinden geçmiş değerlere göre düşük kalmışsa o zaman bu ters görünen durum ortaya çıkabilir. Kurların yükselmesi hisse senetlerinin yabancı para cinsinden daha da ucuzlamasına ve talebin artmasına yol açabilir.”. Türkiye’de kurların sürekli yükseldiği düşünülürse Eğilmez’in sözünü ettiği bu istisnai durum daha iyi anlaşılabilir. Faizlerin genel seçimler sonrasında yükselmeye başladığı ülkemizde de BIST 100 endeksinin 2024 yılına yükselişle başladığı ve 9500 puana adım adım yaklaştığı görülmektedir.
Perakende ticaret sektörü, yüksek enflasyon dönemlerinden nispeten olumlu etkilenen sektörlerden biri olarak gösterilebilir. Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde bile talep artışı görülen, fiyat artışlarını tüketiciye çabucak yansıtabilmesi sebebiyle fiyatlama gücünü de yüksek tutabilen perakende ticaret şirketleri bu dönemde yatırımcılar tarafından talep görebilir.
Telekomünikasyon sektörü ise enflasyonla ters orantılı ilerleyen; yani yüksek enflasyondan olumsuz, düşük enflasyondan olumlu etkilenen bir sektör olarak göze çarpmakta.
Sigorta şirketleri de dönen varlıklarla ayakta durmaları ve finansal yatırımlarını vadeli mevduat ve eurobond gibi yatırım araçlarıyla değerlendirmeleri sebebiyle yüksek faiz dönemlerinde olumlu performans gösterebilmekte.
(EKONOMİ SERVİSİ)