YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

Osmanlı Zanaatkârları Osmanlı loncaları şüphesiz Osmanlı İmparatorluğunun en önemli ve etkili teşkilatlarından biriydi. Çeşitli meslek gruplarına ait zanaatkârların örgütlenmeleriyle meydana gelen lonca sistemi ve bu sistemin üyeleri olan zanaatkârların Osmanlı dünyasının ekonomisinde, kültüründe ve toplumunda oynadığı rol, Suraiya Faroqhi’nin titizlikle hazırladığı çalışmasıyla gözler önüne seriliyor. Osmanlı Zanaatkârları, imparatorluk döneminde zanaatların ve loncaların durumu hakkında okuyucuyu bilgilendirmekle birlikte Osmanlı kent toplumunun büyükçe bir kesimini oluşturan erkek zanaatkârların ve kaynaklar elverdiğince kadın zanaatkârların tarihinin bir resmini çizmektedir. SURAIYA FAROQHI / OSMANLI ZANAATKÂRLARI / ALFA YAYINLARI
Popüler Roman Kahramanları Güzelliğin Tarihi, Çirkinliğin Tarihi, Ortaçağ serisi ve Gülün Adı gibi dünyaca ünlü kitaplarıyla tanınan Umberto Eco’nun farklı zamanlarda yazdığı bir dizi incelemesi Alfa etiketi taşıyan Popüler Roman Kahramanları kitabında bir araya geliyor! Eco’nun, Antonio Gramschi’nin varsayımlarından hareketle tek bir fikir etrafında popüler roman kahramanlarını ve metinlerini inceleyip, analiz ettiği yazılarından oluşuyor. Popüler Roman Kahramanları ile okuduğunuz kitaplara ve onların hikâyelerindeki kahramanlara çok daha farklı gözle bakacaksınız! UMBERTO ECO / POPÜLER ROMAN KAHRAMANLARI / ALFA YAYINLARI
Kimse Bilmesin Abdullah Ataşçı, sesi duyulmayanların yaşam deneyimine, büyük bir tutarlılık ve duyarlılıkla, acemiliğin a'sında olduğu yıllardan bugünlere kadar yazdığı öykülerle şahit olmamızı sağlıyor. Kimse Bilmesin, takipçilerinin yıllardır bulamadığı Sığ Suyun Balıkları ve Vicdan Saatleri kitaplarından seçme öyküler ve ilk kez kitaplaşan yeni öykülerden oluşuyor. Bu yeni toplam, Ataşçı'nın öykücülüğümüzdeki yerini hatırlamamız için iyi bir başlangıç. “Ben kaçmıştım oradan buraya... Kendim kendimi mi kaçırmıştı? Birileri mi tutup beni buraya fırlatmıştı? Bilerek unutmuştum belki de her şeyi... Seni bilmeden sana varmıştım.” KİMSE BİLMESİN - TOPLU ÖYKÜLER, ABDULLAH ATAŞÇI, EVEREST YAYINLARI, 248 syf.
Madeline Finn ile Kütüphane Köpeği Madeline Finn, okuma yazmayı yeni öğreniyor ve söylediğine göre okumayı pek sevmiyor. Diğer yandan da öğretmeninin sınıfta okumayı söken ve akıcı okuyan arkadaşlarına verdiği yıldız çıkartmasından almak istiyor. “Daha çok çalışmalısın” anlamına gelen kalpli çıkartmalarla idare etmek zorunda kalıyor. Derken bir cumartesi günü kütüphanede Bonnie isimli bir köpeğe kitap okumaya başlıyor. Hata yaptığında ya da takıldığında Bonnie ona hiç gülmediği için kendini daha rahat hissediyor. Bonnie sayesinde Madeline Finn okumanın tadına varıyor. Yeni bir şey öğrenirken sabırlı olmaya ve denemekten vazgeçmemeye dair güzel bir hikâye… MADELINE FINN İLE KÜTÜPHANE KÖPEĞİ / LISA PAPP / HEP KİTAP
Camekân Mehmet Can Doğan’ın vitrin şiirleri: "Camekân". Şairin 7'nci şiir kitabı olan Camekân'da, sokağı, dükkân camlarını yansıtan, günlük hayatın nabzını tutan şiirlerde yalın bir mizah kendini gösteriyor. Şiirimizin ustalarını anımsatan, Türkçenin titreşimlerini duyuran bir belge niteliğindeki eser, "Cam" şiiriyle açılıyor, "Encam" şiiriyle tamamlanıyor. CAMEKÂN / MEHMET CAN DOĞAN / YAPI KREDİ YAYINLARI
Mavi Balina’nın Mavi Şarkıları Bisikletiyle ne yapacağını bilmeyen bir balina ile onu neşelendirmeye çalışan penguenin hikâyesi… Balina ne zaman endişelense kendi kendine bir şarkı mırıldanmaya başlar. Arkadaşının şarkılarını duyan Penguen ise her seferinde onun çağrısına kulak verir ve onu rahatlatacak bir çözüm bulur. Onları uzaktan izleyen kaplumbağa ise ikisini de şaşırtan bir sürpriz yapar. İnsanın bazı şeyleri gözünde nasıl da büyüttüğünü ve işin aslı anlaşıldığında kaygılanmanın ne kadar da gereksiz olduğunu hatırlatan bu kitap, okul öncesi dönemdeki çocuklara hitap ediyor. Kitabın renkli çizimleri de yazar Peter Carnavas'a ait. MAVİ BALİNA'NIN MAVİ ŞARKILARI / PETER CARNAVAS / HEP KİTAP
İnsan ve "İnsan"ın Yaratılışı Yüksel Arslan’ın 1986’da başlayıp 1999’a dek sürdürdüğü dizi, İnsan’ın ilk kitabı. Bu bir sanatçının kitabı mı, yoksa bir bilim adamının kitabı mı? Yoksa her ikisini kişiliğinde ve sanatında birleştirmiş birinin kitabı mı? Jacques Vallet, kitabın başında yer alan uzun söyleşisinde, bu soruyu hem kendine hem Arslan’a soruyor. Yüksel Arslan ise hem sözcüklerle hem arture adını verdiği elli resimle yanıtlıyor. Bir sanatçı için bilimin sonsuz bir esin kaynağı olduğunu gözlerimizin önüne sererek. İNSAN VE "İNSAN"IN YARATILIŞI / YÜKSEL ARSLAN, JACQUES VALLET / SEL YAYINCILIK
Sigmund Freud'un Misyonu Freud’a göre akıl, yaşama anlam vermek, engelleyici otoritelerden kurtulup kendi otoritemizi kurmak için elimizdeki tek araç veya silahtır. Freud’un akla olan inancı, gözlemlenebilir olguların karmaşası ve çeşitliliği içinde kuramsal gerçeği bir kez yakaladığında, gerçeği arayışın temeli olmuştur. Bu inancıyla Freud aydınlanma çağının bir çocuğuydu. Freud’un kişiliğini ve etkileri üzerine kapsamlı bir inceleme olan 'Sigmund Freud’un Misyonu' onun, düşmanlarının iddia ettiği üzere 'cinsellik ve disiplinsizlik ortamında yetişmiş yoz bir Viyanalı mı yoksa en sadık taraftarlarının savunduğu gibi doğruyu bulma yolunda korkusuzca  yürüyen, ailesine ve öğrencilerine karşı sevecen, düşmanlarına karşı âdil, kendini beğenmişlik emaresi taşımayan, dahası kişisel hiçbir kusuru olmayan büyük bir üstat mı?' sorularına yanıt arıyor. SIGMUND FREUD'UN MİSYONU / ERICH FROMM / SAY YAYINLARI
İyilik Kendine has karanlık mizah tarzıyla tanınan Amerikalı yazar Joy Williams Türkçeye ilk kez çevriliyor. Williams öykülerinde yalnızları, uyumsuzları, mutsuz çocukları, terk edilen hayvanları ve ortadan kaybolan, her şeyini yitiren, hastalanan, intihar eden insanları sarsıcı bir gerçekçilikle anlatıyor. Zengin müşterisinin bileğini çatlatan masöz, geyik bacağından yapılmış bir lambayla dostluk kuran kadın, intihar eden arkadaşının köpeğine giderek bağlanan bir başkası, hayattaki en büyük zevki akıl hastanesinde yatan arkadaşını ziyarete gitmek olan bir kadın ve diğerleri. İnsanların eksiklikleri ve kayıplarıyla baş etmek için kullandıkları komik ve sinir bozucu yollar bu öykülerde keskin bir dille betimleniyor. İYİLİK / JOY WILLIAMS / YÜZ KİTAP
Belki Bu Defa, Belki Şimdi Çağdaş Avusturya edebiyatının önemli yazarlarından biri olan Alois Hotschnig ilk kez Türkçede. Hotschnig’in öyküleri bedenine ve çevresine yabancılaşan bireyleri, kendi hikâyelerinin içinde çıkışsız kalmış karakterleri ele alıyor. Bu öyküler ev halinin, sabit bir mekân ve zamanın verdiği aidiyet duygusunu kökünden sarsıyor. Komşularını gözetlemeyi saplantı haline getiren bir adam, hiç kimsenin görmediği namevcut bir amcayı efsaneleştirip yıllarca bekleyen bir aile, ihtiyar bir kadının evindeki kendine tıpatıp benzeyen bir oyuncak bebeğe kendini kaptıran bir başkası, kimliği komşularının onu kim olarak gördüğüne bağlı olarak değişen bukalemun bir karakter... BELKİ BU DEFA, BELKİ ŞİMDİ / ALOIS HOTSCHNIG / YÜZ KİTAP
Tüketim Kültürü Tüketim alışkanlıklarınızın sizi nasıl bir yaşama "köle" ettiğini hiç düşündünüz mü? "Şaşaalı" yaşam isteğinizin faturasını nasıl ödediğinizi biliyor musunuz? Sürekli "haz" peşinde koşmanıza neden olan sistemi anlayabiliyor musunuz? Prof. Dr. Yavuz Odabaşı bu kitabında bu soruların cevaplarını, karşı cepheden, pazarlama alanında uzun yıllardır çalışan bir öğretim üyesinin, bir tüketim kuramcısının, analitik ve eleştirel gözüyle enine boyuna inceliyor. Bu alandaki bilgi birikimiyle sizleri yüzleştirerek bir tüketici olarak davranışlarınızı anlamanıza, kendinizi sorgulamanıza yardımcı oluyor. TÜKETİM KÜLTÜRÜ / PROF. DR. YAVUZ ODABAŞI / AGORA KİTAPLIĞI
Ortaçağda Büyü Ortaçağın karanlık yüzü büyü bu kitapla aydınlanıyor! Richard Kieckhefer’in, antikçağdan, ortaçağın büyü geleneğine, saray kültüründeki yerine, ruhban sınıfının etkisine değin pek çok dilde yazılmış kaynakları bir araya getirerek hazırladığı kapsamlı çalışması Ortaçağda Büyü, insanoğlunun büyü yaparken nelere başvurduğuna, bu yolda cinlerden, perilerden, ölülerden ve ruhlardan nasıl yardım istediğine dair ürkütücü fakat bir o kadar da merak uyandırıcı bir çalışma. ORTAÇAĞDA BÜYÜ / RICHARD KIECKHEFER / ALFA YAYINLARI
Kafka'dan yana Kafka'ya karşı Kafka üzerine yazılmış ilk eleştirel metin 'Kafka'dan Yana Kafka'ya Karşı' Herdem Belen ve Hüseyin Ertürk'ün çevirisiyle dilimize kazandırıldı. 20'nci yüzyılın en orijinal ve açık sözlü filozoflarından biri olduğu halde yakın bir tarihe kadar gölgede bırakılan Günther Anders, özgün üslubu ve yorumuyla, okuyucuların zihninde ayrı bir Kafka imgesi oluşturacak. Yazar, çok az zaman ayırabildiği edebi metin incelemelerinden birini 2'nci Dünya Savaşı’nın hemen ardından yayımlıyor. Kafka'dan Yana Kafka'ya Karşı, Kafka'nın dünyasına giriş yaparken, rahatsız edici, iç karartıcı ve gerçekleri ortaya koyan bir tarzla okuyucuyu sarsıyor. KAFKA'DAN YANA KAFKA'YA KARŞI / GÜNTHER ANDERS / İTHAKİ YAYINLARI 
Bir Şairin Yaşamöyküsü: T. S. Eliot Yazdığı eleştirel biyografilerle tanınan John Worthen, ünlü şair T. S. Eliot’ın yaşamöyküsünü kaleme aldı. Ne tuhaftır ki, T.S Eliot yaşamının hiçbir döneminde biyografisi yazılsın istemedi. 1938’de muhtemel edebi vasisine, “saklanabilecek her şeyi saklamasını” ve “hakkında yapılacak tüm kitap girişimlerini vazgeçirmesini” söylemişti. Ancak o da en az diğer meslektaşları kadar başına bunun geleceğini biliyordu. Çünkü çok az sayıda yirminci yüzyıl şairinin biyografisi Eliot’ınki kadar ilginç bulunmuştur. Şiirinin başarısı bir anlamda da çalkantılı yaşam öyküsünden gelir. Şiiri, zaman zaman şiddetli, zengin, garip, sevimsiz ve ahlak dışı seslerin duyulmasını talep eder. BİR ŞAİRİN YAŞAMÖYKÜSÜ / JOHN WORTHEN / İTHAKİ YAYINLARI
Dokuz Anahtarlı Kırk Oda "Kırk Oda, Üç Aynalı Kırk Oda ve Yedi Kapılı Kırk Oda’dan sonra bu kez gene aynı akrabalık, komşuluk ilişkilerini sürdüren benzer yapıda çatılmış, ortak merkezli dokuz hikâyeden oluşan Dokuz Anahtarlı Kırk Oda ile devam ediyorum yıllar önce çıktığım yola, yolculuğa. Yıllar önce söylediğim ve söz verdiğim gibi, kırk odalı bu dizinin son kitabı olacak Sonuncu Oda’nın sonuna kadar izini süreceğim kırk masal..." - Murathan Mungan. DOKUZ ANAHTARLI KIRK ODA / MURATHAN MUNGAN / METİS YAYINLARI
Din Felsefesi Din Felsefesi, dinlerin var olmaya başladığı günden beri süregelen en önemli fikirleri ve tartışmaları, bu alanın önde gelen otorite ve akademisyenlerinin kaleme aldığı on sekiz farklı makaleyle kapsamlı bir şekilde sunuyor. "Tanrı’nın varlığına ya da yokluğuna dair sunulabilecek argümanlar nelerdir, eğer sonsuz iyilik sahibi bir Tanrı varsa korkunç acılar ve kötülükler neden var, Tanrı niçin görünmüyor, ölüm neden var ve ne anlama geliyor?" gibi soruların irdelendiği kitap, din felsefesinin üzerine inşa edildiği tarihsel temelleri somut biçimde ortaya koyuyor. Ayrıca Feminist Din Felsefesi, Doğu Dünyasında Din Felsefesi, dinlerin bilimle etkileşimi gibi yakın zamanda ön plana çıkmaya başlayan konular da ana başlıklar halinde ele alınarak detaylı biçimde okura sunuluyor. DİN FELSEFESİ / PAUL COPAN, CHAD MEISTER / AYRINTI YAYINLARI
Uzun Bir Ayrılık İçin Kırk Kısa Şiir Tutku ikliminde geçen, teni kutsayan şiirler… Edebiyatın her dalında eserler veren Nedim Gürsel’in ilk ve tek şiir kitabı bu. Şiirlere Adil Salih’in desenleri eşlik ediyor. Daha önce Milliyet Sanat, Gergedan, Gösteri gibi dergilerde yayımlanmış olan bu şiirler Nedim Gürsel’in ifadesiyle 'mazide kalmış' ama bellekteki etkisi hâlâ süren bir aşk için… UZUN BİR AYRILIK İÇİN KIRK KISA ŞİİR / NEDİM GÜRSEL / DOĞAN KİTAP
Darbe Yıllarında Dersim Darbe Yıllarında Dersim, araştırmacı Mesut Özcan’ın 12 Eylül 1980’de Tunceli Valisi Kenan Güven öncülüğünde başlatılan dinsel seferberliğin izlerini süren bir kitap. Özcan bu yakın tarih çalışmasını önemli ölçüde dönemin tanıklıklarına dayandırıyor. 12 Eylül Darbesi’nin Türk-İslam sentezci ideolojisini Alevi coğrafyasında nasıl pratiğe geçirildiğini anlatan çarpıcı bir kitap Darbe Yıllarında Dersim.  MESUT ÖZCAN / DARBE YILLARINDA DERSİM / DOĞAN KİTAP
Damızlık Kızın Öyküsü Türkçede çok uzun yıllar sonra ikinci kez yayınlanan, Margaret Atwood’un başyapıt niteliğindeki feminist distopyası Damızlık Kızın Öyküsü, Atwood’un tasarladığı erkek egemen bir oligarşinin egemenliğindeki gelecek, bir çevre felaketinden sonraki dünyayı anlatır. Bu dünyada ABD, otokratik bir yönetime dönüşür. Bu ülkede tüm hakları ellerinden alınan kadınlar, işlevlerine göre gruplara ayrılmıştır. Gayri-Kadın adı verilenler kolonilere gönderilmiş, üreme yeteneğine sahip olan az sayıdaki kadın ise Damızlık Kız olarak komutanların emrine verilmiştir. DAMIZLIK KIZIN ÖYKÜSÜ / MARGARET ATWOOD / DOĞAN KİTAP
Günün Adamı - Dışardakiler Haldun Taner’in ilk oyunu Günün Adamı 1952’de yasaklanmasının ardından, 1962’de Ulvi Uraz Tiyatrosu’nda sahnelenebilmiştir. Bu durumu kitabın önsözünde Haldun Taner şöyle dile getirir: “Bu piyesi bir bakıma bir tenis topuna benzetmek kabildir. Bıraksalar öbür toplar kadar, hatta belki onlardan az sıçrayacak bir tenis topu. Ne var ki, bunu hızla yere çarptıklarından fazla ses çıkardı, tavana kadar sıçradı.” Dışardakiler ise Haldun Taner’in ikinci oyunudur. Altı tablodan oluşan oyun ilk kez 1957’de Ankara Devlet Tiyatrosu’nda sahnelenmiştir. Oyunda 1950’lerde topluma egemen olan “serbest teşebbüs” anlayışının yarattığı kültürel yozlaşma ve değerler çatışması başarıyla yansıtılır. GÜNÜN ADAMI - DIŞARIDAKİLER / HALDUN TANER / YAPI KREDİ YAYINLARI
Murakami'nin Kedisi Murakami'nin Kedisi, Beyoğlu'ndan Prag'a, pagan büyülerinden psikanalize uzanan geniş bir yelpazede geçiyor. Senaryo yazarı Lal, eşi Umut’a öfkelenip ardına bakmadan evi terk etti. Kendini Beyoğlu’nda, St. Antoine Kilisesi apartmanlarında buldu. Çok sevdiği yazar Haruki Murakami’nin Pera Palas’ta yapılacak bir panel için İstanbul’da olduğunu öğrenince kulaklarına inanamadı. Otele geldiğinde kapıda bir kargaşa vardı, biricik Murakami ise suratını asmış, lobide öylece oturuyordu. Edebiyat devinin kedisi yer yarılmış, içine girmişti! MURAKAMİ'NİN KEDİSİ / AYLİN OFLAZ / DOĞAN KİTAP
Berlin Mektupları “Berlin Mektupları” Haldun Taner’in 1935-1984 yılları boyunca öğrenci ve yazar olarak bulunduğu Almanya gözlemlerini içeriyor: Hitler’in yükselişi, siyasal mücadeleler, soğuk savaş yılları, füze rampaları, yeşiller hareketi, hava kirliliği, Türk işçiler sorunu, Alman Çeşmesi... Yirminci yüzyıl Almanyası tarihsel, toplumsal, siyasal, kültürel açıdan renkli bir üslupla gözler önüne seriliyor. HALDUN TANER / BERLİN MEKTUPLARI / YAPI KREDİ YAYINLARI
Hayalet Marx’ın yazılarından derlenen bu kitap, sadece Türkiye’de değil, aynı zamanda dünyada da en çok okunan, en iyi Marx antolojisi tanımlamasını hak ediyor. Marx’ın çalışmasının bütününü yansıtan, özgün pek çok düşüncesi arasında güçlü ilişkiler kurmamızı sağlayan eser, hem Marx üzerine derslerde kendisinden fazlasıyla yararlanılabilecek bir kılavuz niteliğine sahip hem de daha derinlikli çalışmalar için biçilmiş kaftan. Kapital, Grundrisse, Alman İdeolojisi ve Kutsal Aile gibi Marx’ın en önemli eserlerinden bölümlerin yanı sıra, çok farklı konularda yazdığı, daha az bilinen kısa yazıları da dikkatle seçilmiş: Genç bir adamın babasına yazdığı edebi değeri yüksek mektupla açılış yapılıyor; doktora tezi, gazete yazıları, polemikleri, mektuplaşmaları, felsefeye, bilime, dine, politik-ekonomiye, ahlaka, hukuka ve bir bütün olarak çağına dair eleştirel ve aynı zamanda devrimci düşünceleri, Marx’ın bütünlüklü üslubu içinde açığa seriliyor. HAYALET / KARL MARX / AYRINTI YAYINLARI
Zamanın İzinde Zamanın İzinde, geçmişin izleri ile geleceğin düşleri arasında mekik dokuyan bir çalışma. Enis Rıza’nın seçtiği ve uzun bir yüzyıldan parçalar yansıtan fotoğraflara Ercan Kesal kendi hayatından esinlerle metinler yazdı, sıradan insanların hayallerini toplumun aynasına yerleştirdi.  "Dün geçmişte kalırken, yarına yeni yüzler ve yeni sözlerle varılır. Ama her yüz dünün acılarını kırışıklarla taşır ve her sözün bağrında da yarım kalmış hayaller saklıdır. Geçmiş bitmemiştir, şarkıların, resimlerin ve umutların içinde sonsuz bir nehir gibi yenilenerek akar. Zamanın İzinde, bizi o nehrin sert kıvrımlarına götürür ve ışığın suda parladığı kısa anlara daldırıp çıkarır." ZAMANIN İÇİNDE / ENİS RIZA, ERCAN KESAL / AYRINTI YAYINLARI