YAZARLAR

Galatasaray'ın yeni oyununun son sürümü

Galatasaray şu anda yaklaşık 15 kişilik bir takımla bu oyunu inşa etmiş gibi gözüküyor. Ancak uzun ve kırıcı bir sezonda örneğin 24 kişilik bir takımla bu oyunu aynı verimle işleyip, işlemeyeceğini görmek gerekiyor. Örneğin Taylan’ın yokluğunda bu rol Donk tarafından ne kadar realize edilebilir? Arda, Emre Kılınç, Belhanda, Fegouli dörtlüsünün ikisinin yokluğunda makine aynı verimle çalışabilir mi?

Galatasaray iyi oynuyor. İlk iki haftanın maçlarına bakıldığında olağan şampiyonluk adayları içinde pozitif bir oyunu olan ve bunu görece yüksek bir kapasiteyle uygulayabilen tek takım gibi gözüküyor. Şimdilik elbette. Diğer adayların da zamanla oyunlarını geliştireceklerini öngörmek de lazım. Galatasaray 2020’nin başından itibaren yeni bir oyun inşa ediyor. Bu oyunundan daha önce Gazete Duvar’da yazdığım birkaç yazıda söz etmiştim. Geçen sezonun ortasından itibaren gelişen bu oyun pandemi döneminde sekteye uğradı. Bunun nedenlerinin ayrıntısına girmek istemiyorum bu yazıda. Yeni sezonla birlikte Galatasaray’ın bu oyunu yeniden inşa ettiğini ve geliştirdiğini görüyoruz.

Bu yeni sezonda teknik ekipte bazı değişiklikler oldu. Fatih Terim’in etrafındaki ekip hem değişti hem de genişledi. En önemli farklılık, belki de Türkiye’de ilk kez “mevki antrenörü” gibi bir kavramın gündeme gelmesi. Sadece bu bile Galatasaray’da artık işlerin daha ince bir biçimde ele alındığına işaret ediyor. Bu kapsamda Albert Riera’nın teknik ekibe katılması özellikle dikkat çekiyor. Kendisinin aktif futbolu bıraktıktan sonraki CV’sine baktığımızda, Riera’nın Galatasaray’ın yeni oyununu güncellemede önemli katkıları olabileceğini düşünebiliriz.

Galatasaray Taylan’ın yeni konumuyla birlikte sanki 4-1-2-2-1 gibi bir formasyona evriliyor. İki stoper ve iki bek elbette değişmiyor. Onların önünde Taylan yeni tip 6/8 rolüyle hem süpürücü hem dağıtıcı bir görev üstleniyor. Taylan’ın sınıf atlamasının bu yeni rol tanımıyla doğrudan ilgisi var. Fizik olarak güçlü ama ayakları da bir o kadar iyi bir oyuncu Taylan. Taylan’ın yeni rolü aynı zamanda 2020 başından beri gelişen yeni oyunda ciddi bir evrime de tekabül ediyor. Geçen sezon Seri ve Lemina bu rolü sık sık iki stoperin arasında arasına girerek yapıyorlardı. Taylan ise bunu göreli olarak daha önde gerçekleştiriyor. Böylece Galatasaray’ın takım boyu daha da kısalıyor ve daha önde ve kompakt olarak durabiliyor. Elbette bu seçim, baskıya dirençli ve daha kaliteleri takımlara karşı da test edilmeye muhtaç. Ancak Başakşehir gibi bir takıma karşı fazla sırıttığı da söylenemez. Bu formasyonda beklerin de öne çıktığı düşünülürse top Galatasaray’dayken sanki takım 2-3-2-2-1 gibi bir yapıya evriliyor. Geçen sene Seri veya Lemina daha geride durdukları için Galatasaray’ın formasyonu 3 ile başlıyordu. Dolayısıyla Taylan ve ona biçilen rolle birlikte Galatasaray bir oyuncuyu daha önce atmış gibi gözüküyor. Elbette bunun risklerinin daha fazla test edilmesi gerektiğinin tekrar altını çiziyorum.

Galatasaray’ın orta saha formasyonun Sneijder’den Belhanda’ya geçilmesiyle başlayan, geçen sezon Nzonzi’den vazgeçilip, Seri – Lemina ikilisine geçilmesiyle devam eden evrimini dikkatle incelemek gerek. Galatasaray artık dünya futbolundaki genel eğilime paralel olarak klasik 6-8-10 formasyonlu bir orta saha dizilişini terk ediyor. Bir anlamda orta saha 24’ünü altı, sekiz ve onu toplayarak değil, sekizi üçle çarparak elde etmek istiyor! Ya da merkeze iyi bir 6/8 koyduktan sonra, onun etrafına ve önüne hem orta iç hem açık hem forvet rolü oynayabilecek dört oyuncu dizmeyi tercih ediyor. Yani 10 numara fonksiyonunu Hagi, Sneijder tipi bir süper oyuncuyla değil, takım bütünlüğü içinde realize etmek istiyor.

Geçen sezondan farklı olarak, özellikle Emre Akbaba’nın forvetin arkasında ve etrafında serbest vezinli bir şekilde oynadığı rol sanki Taylan’ın önündeki 2-2 formasyonuna paylaştırılmış gibi. Taylan’ın önünün sağında solunda iki iç ve onların önünün sağında ve solunda iki açık oynuyor. Üstelik bunların rolleri değişkenlik gösterebiliyor. Örneğin Arda ve Emre Kılınç hem sol açık hem sol iç oynayabiliyorlar. Diğer tarafta Fegouli ile Belhanda rollerini değiş tokuş edebiliyorlar. Top Galatasaray’dayken içler rakibin stoper ve bek arasına girerek forveti rahatlıkla üçleyebiliyorlar.

Bu yapıda ben Falcao ve Diagne’nin birlikte oynamasının çok sık tercih edilmeyeceğini pek sanıyorum. Belki skorun alınamadığı maç sonları için düşünülebilir sadece. Çünkü Galatasaray’ın rakip ceza sahası içinde çoğalmak gibi bir sorunu kesinlikle yok. Hatta rakip ceza sahasında bekleyen forvet yerine, oraya dinamik bir biçimde atak yapabilen ama top rakipteyken bir orta saha oyuncusuna dönüşen profil değer kazanıyor. Galatasaray bu tip oyuncu için zengin: Arda, Emre Kılınç, Ömer, Belhanda. Bu yapı Galatasaray’ın bu sezon çok fazla penaltı kazanabileceğine işaret ediyor örneğin.

Galatasaray şu anda yaklaşık 15 kişilik bir takımla bu oyunu inşa etmiş gibi gözüküyor. Ancak uzun ve kırıcı bir sezonda örneğin 24 kişilik bir takımla bu oyunu aynı verimle işleyip, işlemeyeceğini görmek gerekiyor. Örneğin Taylan’ın yokluğunda bu rol Donk tarafından ne kadar realize edilebilir? Arda, Emre Kılınç, Belhanda, Fegouli dörtlüsünün ikisinin yokluğunda makine aynı verimle çalışabilir mi? Diagne ile başlamak gerektiğinde oyun ne tür rötuşlara ihtiyaç duyar? Bütün bu soruları elbette futbol tarihimizin en uzun sezonunda ve bir pandemi döneminde olduğumuz gerçeğiyle birlikte düşünmek de lazım.


Besim F. Dellaloğlu Kimdir?

1965’de İstanbul’da doğdu. 1984’de Galatasaray Lisesi’ni, 1990’da Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitirdi. Yüksek Lisans ve Doktorasını Mimar Sinan Üniversitesi’nde Sosyoloji alanında hocası felsefeci Ömer Naci Soykan danışmanlığında yaptı. Lisans ve lisansüstü eğitimi esnasında uzun süre Fransızca turist rehberliği yaptı. Memleketin büyük bir bölümünü gezdi. Frankfurt Goethe Üniversitesi’nde (1998), Paris VIII Üniversitesi’nde (2002), Lizbon Üniversitesi’nde (2014), Strasbourg Üniversitesi’nde (2017-2018), Mainz Gutenberg Üniversitesi’nde (2018-2019) doktora sonrası araştırmalarda bulundu ve dersler verdi. Bu vesileler sayesinde dönem dönem Frankfurt, Paris, Lizbon, Strasbourg ve Mainz’da yaşadı. Türkiye’de Mimar Sinan, Marmara, İstanbul Bilgi, Yıldız Teknik, Galatasaray, Kırklareli, İstanbul ve Sakarya Üniversitelerinde dersler verdi. 2019’da üniversiteden emekli oldu. Okuryazarlığa devam ediyor. Mevcudu bulunan kitapları şöyledir: Frankfurt Okulu’nda Sanat ve Toplum (Say), Romantik Muamma (Ayrıntı), Benjamin (Derleme-Say), Benjaminia: Dil, Tarih ve Coğrafya (Ayrıntı), Modernleşmenin Zihniyet Dünyası: Bir Tanpınar Fetişizmi (Kadim), Zamanın İçinden Zamanın Dışından (Heretik).

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR