YAZARLAR

Yekta Güngör Özden’in İbiş aşkı: Eski rejim, yeni rejim

İbiş'in oğlu hakkında, gazetelere çıkan haberden o yılın kontenjanının artması vesilesiyle bir özel üniversiteden İbiş’in rektörü olduğu Ankara Üniversitesi’ne geçiş yaptığını biliyoruz. Hukukçu kızı hakkında da İbiş’in rektör olduğu dönemde fikri mülkiyet hukuku alanında master programına girip kısa sürede başarılı olup master derecesi aldığını. Ailenin genişlediğini de biliyorum, örneğin Ankara Üniversitesi Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu üyesi ve İbiş’in dostu Sayın Anayasa Mahkemesi eski üyesi Yekta Güngör Özden’in torunu da İbiş döneminde Ankara Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu’na hoca olmuş.

Anayasa Mahkemesi eski başkanı Yekta Güngör Özden’in Türkiye akademisinin rejime teslim edilmesinde en büyük pay sahibi olan Ankara Üniversitesi eski rektörü Erkan İbiş için Sözcü gazetesindeki köşesini kullanarak yaptığı “halkla ilişkiler” çalışması hız kesmiyor. Hafızama Ümit Kıvanç’ın 16 Ton belgeselindeki Ivy Lee anlatımından kazınan bu tür halkla ilişkilerin temel amacının hırsız, katil veya yolsuz şirketleri aklamak olduğunu biliyoruz. Halkla ilişkilerin mucidi bu adamın kurucu başarısı 1900’lerin başında greve giden işçileri çoluk çocuk katleden Rockefeller’in halkla ilişkiler danışmanlığını yaparak olaydan işçileri suçlu çıkarması. Yekta Güngör Özden özellikle CHP seçmenine seslenen Sözcü’yü kullanarak Türkiye’de gelmiş geçmiş en büyük akademik suçları işlemiş eski rektör İbiş’i aklama kampanyasına girişiyor. Ivy Lee’yi aratmayacak biçimde. Nasıl mı?

Özden, bu çabasına Sözcü gazetesinde 4 Temmuz 2019’da yayımlanan “Örnek” başlıklı yazısıyla başladı. Yazıyı İbiş’in başkanı olduğu Ankara Üniversitesi Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu üyesi olduğu dönemde yazdığını söylemekte fayda var. Bu yazıya karşı bir açık mektubu, Sözcü okurunun da okuması için önce Sözcü’ye göndermiş fakat yayımlatamamıştım. (1) Yazı İbiş’in her birime Atatürk büstü koyduğu, İbiş’in bilime ne kadar da değer verdiği ve Ankara Üniversitesi’ni nasıl da ileri taşıdığı ile ilgiliydi. İbiş, Erdoğan’ı akademik açılışı yapmak üzere ilk defa Ankara Üniversitesi’ne davet eden rektör sıfatını taşırken; Ensar Vakfı’nda toplantılara katılır, AKP siyaset akademisinde enerji politikaları anlatırken, AKP parti kütüphanelerinin açılışlarında konuşma yaparken onun CHP’li seçmene de “doğru” anlatılması gerekti. Özden, Örnek başlıklı yazısında bu rolü üstlendi. Atatürk büstlerine başvurdu. 12 Eylül darbecilerinin yaptığı gibi.

Özden’in birkaç gün önce 7 Eylül 2020’de yine Sözcü gazetesindeki köşesinde kaleme aldığı yazı ise ilk yaptığından daha beterini yapıyor.  (2) Üniversiteden sorgulanmadan, yargılanmadan Anayasa Mahkemesi’nin akademik özgürlükler çerçevesinde gördüğü bir bildiriye imza attıkları için ihraç edilen onlarca akademisyeni suçlu gösteriyor. İbiş döneminde şiir okudukları için ceza alan öğrencileri, silah doğrultarak poz verdiği üniversiteye asistan giren “hukukçu”ya karşı bildiri yayımlayanları, Ülkü Ocakları’nın kılıç teslim törenleri yaptıkları kampüste dans ettikleri için ceza alan, bursları kesilen kadınları, ihraçların arından Mülkiye’nin İletişim Fakültesi’nin kapsına dayanan, darp edilen, gözaltına alınan mezunları, hakarete uğrayan 1402’lik koca çınarları suçlu gösteriyor. Nasıl mı? “… başarılarıyla özgün bir yeri olan Atatürkçü Sayın İbiş’in aşırı solcuların yadırganan karşıtlığı dışında tüm ilgililerin beğenileri ve övgüleri artarak sürmektedir.” ifadeleriyle. “Aşırı solcular” bu ülkede sağcıların hem de sağın sağının kendini solcu kılıfına büründürmek için kullandığı meşum ifade. Tabii karşısındakini kimin kucağına attığını bilerek. Ivy Lee’ye taş çıkartarak.

Özden’in yazısının daha ilginç kısmı Ankara Üniversitesi Geliştirme Vakfı’nda başkan olan İbiş ile dostluğuna ilişkin kısım. Akademik kurulların hiçbir kararına saygı duymayan dostunun böyle yaptığını iddia edecek değil ya. Onun anabilim dalı kararlarına saygısından bahsediyor, ne demeli isteyen Mülkiyeliler Birliği tarafından yayımlanan raporu okur. (3) Tabii public relations’ın temeli aile. Özden İbiş’in mutlu yaşamını hukukçu kızı ve hekim oğluyla birlikte sürdürdüğünü söylüyor. Hekim oğlu hakkında, gazetelere çıkan haberden o yılın kontenjanının artması vesilesiyle bir özel üniversiteden İbiş’in rektörü olduğu Ankara Üniversitesi’ne geçiş yaptığını biliyoruz. (4) Hukukçu kızı hakkında da İbiş’in rektör olduğu dönemde fikri mülkiyet hukuku alanında master programına girip kısa sürede başarılı olup master derecesi aldığını. Bir Ankara Üniversitesi ailesi… Açıkçası babamın rektörü olduğu üniversitede kurulacak jürinin karşısına çıkmak istemezdim. Zaten atıldım, “Ankara Üniversitesi ailesi”nden de değilim. Ama ailenin genişlediğini de biliyorum, örneğin Ankara Üniversitesi Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu üyesi ve İbiş’in dostu Sayın Anayasa Mahkemesi eski üyesi Yekta Güngör Özden’in torunu da İbiş döneminde Ankara Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu’na hoca olmuş. Kutlamak gerek.

Eski rejim, yeni rejim hikayesine belki biraz mikro ölçekte bakmak da gerek.

(1) http://mulkiyehaber.net/sozcu-okurlarina-acik-mektup/

(2) https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/yekta-gungor-ozden/gorkemli-bir-ayrilis-6025881/

(3) https://mulkiye.org.tr/prof-dr-erkan-ibisin-rektorlugu-doneminde-a-u-siyasal-bilgiler-fakultesi-ogretim-elemanlarina-uygulanan-baskilar-ve-tasfiyeler/

(4) https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2017/12/27/kontenjan-artti-ibisin-oglu-yatay-gecis-yapti/


Dinçer Demirkent Kimdir?

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Anayasa Kürsüsü'nden 7 Şubat 2017’de KHK ile ihraç edildi. Doktora derecesini aynı fakülteden, "Türkiye'nin Anayasal Düzeninde Cumhuriyetin İki Kuruluşu ve Dinamik Cumhuriyet Kavramı" başlıklı tezi ile almıştır. Anayasa tarihi, cumhuriyetçilik, kurucu iktidar, siyasal temsil konuları üzerine çalışmalarını sürdürmektedir. Ayrıntı Dergi yayın kurulu üyesidir, İzmirli olup Ankara’da yaşamaktadır.