Mutlak güç: LeBron James

Cumartesi, 5 Eylül, 2020
LeBron James'in bugün NBA'in en güçlü insanı olmasının birçok sebebi var. Her şeyden önemlisi ligin en iyi oyuncusu hâlâ. Politik ve sosyal olarak olağanüstü aktif. Oyuncuların daha fazla kontrol sahibi olduğu bir dönemde müthiş efektif.

Görünen o ki LeBron James, NBA’in en güçlü oyuncusu. Hatta daha ileri gidebiliriz ve LeBron James’in Amerikan spor tarihinin en güçlü sporcusu olduğunu söyleyebiliriz. Son bir haftadır bu düşüncenin harcına çimento eklendi diyebiliriz. Artık netleşti, sağlamlaştı, eminiz.

Michael Jordan, tartışmasız daha popülerdi. Gerek Amerika sınırları içerisinde, gerek global dünyada. Michael Jordan, basketbolu bırakalı neredeyse 20 yıl olacak ve hâlâ dünyanın en popüler ve tanınan basketbolcusu, hatta sporcusu. Ama popüler olmakla güçlü olmak arasında çok ciddi farklar var. İkisi başka içerikler barındıran kavramlar. Amerikan futbolunun efsane yıldızı Tom Brady, olağanüstü popüler bir figür. Peki ne kadar gücü var?

Geçtiğimiz hafta NBA’de oyuncular tarafından bir protesto gerçekleştirildi ve basketbol oynanmaya ara verildi. Şu süreçte çok dikkate alınması gereken notlar mevcut. Bütün lig, yani oyuncular, koçlar, hatta takımların sahipleri asıl patronlar, LeBron James’in iki dudağı arasına bakıyordu. Yani LeBron James, “Hadi beyler, oynuyoruz” dediği an oynayacaklardı veya “Oynamıyoruz” dediğinde bütün lig, geçici olarak durdurulmaya devam edecekti. Düşünebiliyor musunuz, bütün lig bir adamın kararına göre hareket edecekti.

Şimdi bazı insanlar güç sahip olmayı yeğlerler. Bazıları ise güç sahibi olmayı istediklerini söylerler ama içlerinden gerçekten istemezler o güce sahip olmayı. Güç, çok zordur. Çok fazla baskı, eleştiri getirir. Bazen çok büyük bedeller ödemen gerekir güçlü olurken. Sorumluluk alabilmek, istikrarlı olmak gibi birçok özelliği taşıman gerekir.

Miami Heat’in emektar oyuncusu Udonis Haslem açık açık, “Sen bu ligi temsil eden yüzsün. Sen oynayalım dersen oynarız” dedi. Haber kaynaklarına göre Milwaukee Bucks takımı, yönetimiyle birlikte “LeBron oynayacağız diyorsa, oynayacağız yoksa oynamayacağız” dedi. Tutumunu bu şekilde gösterdi. LeBron ise bunun için düşünmesi gerektiğini vurgulamıştı. Bunun üstüne gece uyudu ve 24 saat içinde kararını verdi. LeBron James belki de ‘Hayır’ diyecekti ama işin içine takım patronlarının da dahil olmasını beklemiş olabilir. Dolar milyarderi takım sahipleri bile LeBron’la temasa geçip onun tutumuna göre hareket edeceklerini bildirdiler.

NBA’deki oyuncuların yüzde 99’u top oynamayı seviyor. James Harden, basketbol oynamayı seviyor. Kawhi Leonard, basketbol oynamayı seviyor. Bu liste böyle devam eder. Bununla ilgili bir problemimiz olamaz. Michael Jordan da basketbol oynamayı seviyordu. LeBron James ise gerçek bir güç sahibi olmanın sorumluluklarını taşıyor ve bedellerini ödüyor. Mutlak güç. Michael Jordan’ın böyle bir gücü yoktu ki. Michael Jordan çatışmayı sevmiyordu. Basketbolu bile iki kez bıraktı. Menajer Jerry Krause ile uğraşamadı, uğraşmak istemiyordu. Takım patronları ile sorun yaşamak istemiyordu. Bütün bunlardan uzaklaşmak istiyordu.

Michael Jordan, gelmiş geçmiş en büyük basketbolcudur. O aynı zamanda tarihinin en popüler spor figürüdür. Politik herhangi bir duruş göstermediği için her zaman eleştirilse de bunu da anlayabiliyoruz. Kimse politik bir kimlik oluşturmak veya sosyal meseleler hakkında yorum yapmak zorunda değil. LeBron James’in ise bugün NBA’in en güçlü insanı olmasının birçok sebebi var. Her şeyden önemlisi ligin en iyi oyuncusu hâlâ. Politik ve sosyal olarak olağanüstü aktif. Oyuncuların daha fazla kontrol sahibi olduğu bir dönemde müthiş efektif. Ligdeki birçok süper yıldız meslektaşı LeBron’un arkadaşı. Michael’ın öyle arkadaşları yoktu pek ligde. Michael, daha izoleydi ve arkadaş canlısı değildi. Çıkıp herkesi yenmek hatta ezmek istiyordu. LeBron’da durumun senaryosu tamamen tersten işliyor. Ligde düşmanı bile yoktur herhalde. Michael Jordan’ın böyle bir gücü yoktu derken muhtemelen Michael Jordan böyle bir gücü istemiyordu bile. Michael’ın şöyle bir gücü vardı lakin, gittiğinde veya ortalarda olmadığında reytingler kayboldu. Ünlü golfçü Tiger Woods golfü bıraktığında turnuvalar iptal edildi hatırlarsanız. Michael bıraktığında ise oynanmaya devam edildi. Bir daha bıraktı bir daha oynanmaya devam edildi.

LeBron James’e karşı gerçek bir nefret oluşmadı. Mobil olma ve takım değiştirme düşüncesi vardır ya, bunu bile değiştirdi. Eskiden bir oyuncu takımını bırakıp başka bir takıma gittiğinde bu zül sayılırdı. Şimdi ise bu yaşanmadığında yadırgıyoruz. LeBron James, ligin kültürünü ve basketbolun oynanma şeklini bile değiştirdi.

Böylesine bir güç ve etkinliğe sahip olmak için belirli bedeller ödenmesi gerekiyor. Feda etmen gerekenler listesi çoğalıyor. Hayatında kendine ayırdığın zamanın bile kalmayabiliyor. Eleştiri oklarının her zaman kalbinde oluyorsun. Bütün baskı senin üzerine biniyor. Herkes lafa gelince güçlü olmayı istediğini söyler ama gerçekte istemez. Herkes zengin olmak ister. NBA’de bu böyle, sosyal dünyanın genelinde de. Amerika’nın çok ama çok zengin işadamları vardır. Hiçbiri Amerikan Başkanı olmayı istemez. Neden? Çünkü baskıyla yüzleşmek, günah keçisine dönüşmek ve her şeyin bedelini ödemek istemezler. Bu kadar basit. Spor dünyasında da kültür bu şekilde işlemeye devam ediyor. Son bir haftadır, özellikle NBA’de yaşanan protestolar sürecinde bu anlatmaya çalıştığım konu alenen tescillenmiş oldu.


Ara Gözbek kimdir?

Yayın hayatına 2005'te üniversite radyosu CIU FM'de başlayan Ara Gözbek aralıksız üç sene İngilizce ve Türkçe yayınlarla canlı radyo programı hazırladı ve sundu. 2005'te CNN Türk'te Frekans programında yapım asistanı ve muhabir olarak görev aldı. Gazeteciliğe ilk olarak 2006'da BirGün gazetesinde adım attı. BirGün'de Pazar eki ve spor bölümlerinde 400'den fazla makale yayınladı, ardından Türkiye'nin en çok takip edilen spor haber sitesi sporx.com yazarlığa devam etti. 2007 yazında staj yaptığı TRT'de “NBA Europe Live” adı altında NBA'in uluslararası projesinde TRT'yi NBA muhabiri olarak temsil etti. SporX TV'de “NBA ARA'SI” programını yaptı. Bunların dışında Taraf gazetesi, tempo24.com.tr ve birçok sitede makaleleri ve haberleri yayınlandı. Döneminde çok popüler bir radyo olan Metro FM'de pek çok programa konuk ve yorumcu olarak katıldı. sokaksesi.com sitesinin ve Android ile Apple'larda uygulaması da olan Sokak Sesi Radyosu'nu kurup burada uzun bir süre “underground” radyo yayınları yaptı. Halen Gazete Duvar'da yazmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI