YAZARLAR

İslamcılıktaki Türkiyelilik

İslamcılık Kürtlere evrensel din kardeşliği pazarlarken gerçekte ümmet ambalajında Türklüğü satıyor. Bunda başarılı olduğunu da kabul etmek gerekir. Çünkü Kürt, hem dinini hem de dünyasını tehlikeden kurtardığını sanıyor.

İslam dünyasının en etkili modern İslami hareketi olan İhvan hareketi Arap ülkelerinde çoğu resmi olan franchise şubeler açarken garip bir şekilde Türkiye ve İran’da örgütlenmesine izin verilmedi (zaten haddi de değildi). Evrensel İslami hareket iddiasına rağmen yönetici kadrosu hep Arap kalan bu ümmetsel organizasyonun fikirlerinin Türkiye’ye girmesi de “yerli ve milli” filtrelerden geçerek gerçekleşti ve kontrollü bir zerk edilme dozajıyla muhataplarına ulaştı. Evrensellik iddiasındaki İhvan çaktırmadan Arap kalırken, Arap olmayan ve alt yazıyı okumasını bilen Türkler ve Farslar ise ümmet fikrine kapıyı açmayıp vize uygulamaktan çekinmedi. Yani öyle bilmem nereden nereye İslam coğrafyasında vizesiz dolaşabileceğiz diye size masal anlatanların zihnindeki şey İslam değil her zaman “biz”dir.

Türkiye İslamcılığına hükmedecek veya hükmetmesine izin verilen renk de doğal olarak İhvan’ın ağırtop ideologlarından ziyade yerli malı fesli, pasaklı söz üstadlarının rengi oldu (Necip Fazıl’ından Mehmet Şevket Eygi’sine, Kadir Mısıroğlu’ndan Yavuz Bahadıroğlu’na uzanan bir ajitasyon diyeti İslamcılığın yerli ve milli kalmasını garanti edecekti). Gele gele bugün Türk ümmet anlayışına şekil veren insan profilinin yerli malı haftasının haylaz sözbazları çıkmasının bir tesadüf olduğunu düşünmek saflık olur. Türkiye’de ümmet Türklüktür, Türkiyeliliktir. Türkiyeliliğin neden Türklük ile aynı kapıya çıktığının üstüne düşünmekte yarar var.

Dolayısıyla evrensel İslam’a veya küresel ümmete Türk(lüğ)’e tabi olma şartı ile izin veren bir Türkiye’de, Kürtlere bu yerli ve milli olan Türkiyelilik ümmet ve İslam diye sunuluyor. Yani gümrük kapısında ümmet iddiası ile gelen fikirleri soyup üstbaşını aratıp Türk’ün liderliği veya Türkiye’nin merkeziliği yemini ve şartı ile zor bela vize veren bir devlet, Kürde döndüğünde ondan tam tersini istiyor: Yersiz ve milliyetsiz bir evrensel İslam kardeşliği. Herkesin eşit olduğu, ulusların ve devletlerin yokmuş gibi sayıldığı çok hoş bir enternasyonel İslam ümmeti. Kürtler de herhalde okuma-yazma bilmedikleri için olsa gerek çoğunlukla alt yazıyı okuyamıyorlar.

Böylece İslamcılık Kürtlere evrensel din kardeşliği pazarlarken gerçekte ümmet ambalajında Türklüğü satıyor. Bunda başarılı olduğunu da kabul etmek gerekir. Çünkü Kürt, hem dinini hem de dünyasını tehlikeden kurtardığını sanıyor.

Öbür tarafta ikisini birden olmasa da Kürtlere bütün bir dünyayı vaat edenler var. Sağda solda Türkiyelilik projesinin kendi icatları olduğunu düşünen ve bununla insanlığı aydınlatacak evrensel cereyanı bulduğunu zannedenler olabilir. Ama gerçek şu ki o konuda hiç beğenmedikleri Türk İslamcı-mukaddesatçılığının gerisinde ve izindeler.

Sorun Kürtler için Türkiyelilik değil elbette sorun, Kürtlerin Kürt olarak yokluğudur. Kürtlerin resmi olarak tanınmadığı bir Türkiyeliliğin Türklük demek olduğu açıktır.

Daha önce Kürtlere sadaka olarak verilen Kürtçe ile ilgili müsaadelerin son zamanlarda birer birer geri alınıyor olması bunun bir delilidir. Belki bir sonraki avuntu seansında tekrar verilebilmek için sadakalar geri alınıyor. Yaya geçidinden tutun belediye tabelasına yahut zevahiri kurtarmak için açılmış bir iki üniversite bölümündeki master tezine kadar her yerde Kürtçenin kamusal ortamlardan ve meşruluktan düşürüldüğünü görüyoruz. Kendi hakkının sadaka olarak verilmesini kabullenmiş bir topluma herhalde tüm bunlar birer ceza olarak yeter.


Mücahit Bilici Kimdir?

City University of New York, John Jay College’da Sosyoloji bölümü öğretim üyesidir. Üniversiteye kadarki eğitimini doğduğu Silvan, Diyarbekir’de, lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi sosyoloji bölümünde, doktorasını University of Michigan, Ann Arbor’da tamamladı. Daha önce Taraf, Yeni Yüzyıl, OT Dergi gibi süreli yayınlarda bir süre köşe yazarlığı da yapan Bilici’nin İngilizce yayınlanmış kitap ve makalelerinin dışında Türkçe yayınlanmış kitaplarından bazıları şunlardır: İslamda Savaş Bitmiştir (Avesta, 2016) ve Hamal Kürt: Türk İslamı ve Kürt Sorunu (Avesta, 2017).