Bestelenen şiirleriyle Aziz Nesin

Pazar, 5 Temmuz, 2020
Aziz Nesin, her şey bir yana, bütün zamanların en önemli gülmece yazarı. Kendi deyimiyle “acemice” yazdığı şiirlerini, 1984 yılında “Sondan Başa” adlı kitabında toplamış, sonrasında başka kitaplar da yayımlamış. “Sondan Başa”yı açar açmaz karşılaştığımız, Fethi Naci’nin üç cümlesi: “Aziz Nesin’in ‘şiirleri’ de ayrı bir konu. Aziz Nesin gibi yaşını başını almış bir yazar o lâfları ‘şiir’ diye nasıl yayımlar, anlamak zor. Karadenizli yapı ustaları ne kadar mimarsa, gülmece yazarı Aziz Nesin de o kadar şair!” Kitap, buna benzer “eleştiri”lerle dolu.

Enteresan bir bilgiyle açayım yazıyı: Memleketin ilk “yerli” televizyon dizilerinden biri, Aziz Nesin’in ünlü oyunu “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz”dan uyarlanan “Yaşar Yaşamaz”. İsmail Cem döneminde yapılmış, müzikleri Bora Ayanoğlu’na emanet edilmiş. Bestelenen, plak yapılan ilk Aziz Nesin şiiri de bu dizide: “İstanbul Türküsü”, “Yaşar Yaşamaz”ın sevilmesini müteakip kaydedilmiş, yine Bora Ayanoğlu imzalı jenerik şarkısıyla birlikte bir 45’lik plak üzerinde dinleyiciyle buluşmuş.

Bahsi geçen eser, bir sürü hâle girdikten sonra roman olarak basılmış. Şu an Nesin Yayınları tarafından basılan romanın macerası, kitapta şöyle anlatılıyor: “Aziz Nesin ‘Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’ı önce radyo oyunu olarak yazdı. Kazandığı büyük başarı üstüne sahne oyunu haline getirdi. Israrlar üzerine senaryosunu yazdı; çoğu tiyatrocudan olduğu gibi, bu kez de filmciden telif hakkını alamadı. Bir haftalık gazetede çizgi romanı yayımlandı. Ardından televizyon senaryosunu yazdı. Okurların isteği, çevrenin baskısı artınca sonunda Yaşar Yaşamaz, şu an elinizde tuttuğunuz roman oldu.”

Oyun, ‘90’lı yıllarda İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda oynandı, müziklerini bu kez Timur Selçuk yaptı. Devlet Tiyatrosu, oyunu, 1991 yılında bir Almanya turnesine çıkaracakken son dakikada bir değişikliğe gidildi ve Aziz Nesin’in “çalgılı-şarkılı oyun”u yerine “Sokollu” adlı tarihi oyun turneye götürüldü. Duisburg’da yayımlanan Dergi, Ocak-Şubat 1991 sayısında yayımlanmak üzere Aziz Nesin’le bir söyleşi yaptı ancak turne iptali üzerine bu söyleşi dergide yayımlanmadı. Nesin, Aydın Yeşilyurt’un bir sorusu üzerine müzikleri başarılı bulduğunu söylüyor: “Oyunun başarısında müziklerini yapan Timur Selçuk’un katkısı da büyük. Hem yönetmen Kenan Işık’ı, hem Timur Selçuk’u, hem bütün oyuncuları kutluyorum.” Bu söyleşi, daha sonra, “Sora Sora Cennet Bulunur” başlıklı kitapta okuyucu karşısına çıktı ve Aziz Nesin, şu açıklamayı ucuna iliştirdi: “[oyun] Almanya’ya götürülmediği için yukarıda okuduğunuz (ya da okuyacağınız) sorularla benim yanıtlarım Dergi’de yayımlanmadı; ancak soruları ve yanıtlarımı kitabıma alarak bu açıklamayı yapmama yardımcı oldu.”

Timur Selçuk, yıllar önce bir Aziz Nesin şiirini bestelemiş, “Zahmet Etmeyin” adlı şarkı, “Aziz Nesin’e 70 yaş armağanı” notuyla 1985 yılında yayımlanan “Timur Selçuk 3” başlıklı albümde yayımlanmıştı: “Yunus gibi olurum / Kendim gibi ölürüm / Gömütümü bulurum / Gün batımı indi mi? /…/ Açar kendi çukurum / Oracıkta uyurum / Kendi kendim ölürüm / Ölüm beni yendi mi? // Karı var yağmuru var / Sıcağı, çamuru var / Zahmet etmeyin dostlar / Aziz ölmüş dendi mi?” Selçuk, albümün yıllar sonra yapılan CD baskısına aldığı notlarda şiirle ilgili şunları söylüyor: “Kimseye yaslanmadan yaşamış olan dürüst ve üretken bir insanın, ölüme hak ettiği kadar değer vermesi, yani ölümü yenmenin, dürüst ve üretken ve paylaşımcı bir yaşamla mümkün olacağının şiiri… Kısacası ‘anlaklı bir insanın’, ‘kaçınılmaz olanın’ karşısındaki dik ve onurlu duruşu. Beste, çok seslilik ve çalgılamada halk müziği lezzetlerini hatırlatacak bir yazı olsun istedim.”

Aziz Nesin, her şey bir yana, bütün zamanların en önemli gülmece yazarı. Kendi deyimiyle “acemice” yazdığı şiirlerini, 1984 yılında “Sondan Başa” adlı kitabında toplamış, sonrasında başka kitaplar da yayımlamış. “Sondan Başa”yı açar açmaz karşılaştığımız, Fethi Naci’nin üç cümlesi: “Aziz Nesin’in ‘şiirleri’ de ayrı bir konu. Aziz Nesin gibi yaşını başını almış bir yazar o lâfları ‘şiir’ diye nasıl yayımlar, anlamak zor. Karadenizli yapı ustaları ne kadar mimarsa, gülmece yazarı Aziz Nesin de o kadar şair!” Kitap, buna benzer “eleştiri”lerle dolu. Sonrasında başka şiir kitapları da var: “Seviye On Ölüme Beş Kala” (1986), “Kendini Yakalamak” (1988), “Hoşçakalın” (1990), “Bir Aşk Var Bir de Ölüm” (1992), “Sivas Acısı” (1995)… Bu kitapların hepsi, şu anda piyasada bulunan “Bütün Şiirleri” adlı iki cildin içinde yer alıyor. Kitabın önsözünü yazan Ali Nesin, Aziz Nesin’in enteresan şiir macerasını şöyle özetliyor: “Aziz Nesin 1955’te, ‘On Dakika’ adlı ilk şiir kitabını İlhan Selçuk’un sahibi olduğu bir basımevinde 1500 adet basar. Yahya Kemal ve Faruk Nafiz’in etkisinde kaldığından ve Nâzım’a öykündüğünden, kitapları dağıtıma vermeden (neyse ki iki üç tanesini kayırarak), Düşün Yayınevi’nin bahçesinde yakar. Dillere destan tutumluluğu göz önüne alındığında, Aziz Nesin’in 1500 adet kitabı yakmasının ne derece zor olduğu anlaşılır sanırım. Acımasız özeleştirisinde hiç de haksız değildir. Elimdeki bilgiler, Aziz Nesin’in ilk şiir kitabını yaktığı tarihten 1965’e değin şiir yazdığını göstermiyor. Şiirden vazgeçmiş olabilir, bilmiyorum. Ama bu tarihten sonra (bence kaydadeğer bir ayrıntı: gülmece yazarı olarak tam anlamıyla ünlendiği yıldır 1965), şiir Aziz Nesin’in yaşamında yeniden yer alacaktır. İlk başarısızlığının etkisi geçmiştir ve, o kendine özgü inatla, şiirde kendi sesini bulmaya çalışacaktır. Ancak 1984’te şiirde kendi sesini yakaladığına inanacaktır, ki bence yakalamıştır da. Kimseye öykünmeyen Aziz Nesin şiirleri…”

“Sondan Başa”da yayımlanan, sonradan “Bütün Şiirleri”ne alınan bir de nota var: Muammer Sun’un bariton ve piyano için 1983’te bestelemeye başladığı “Sevdikçe Yaşıyorum” başlıklı eserinin notası. Kitapta yer alan “Sol El Konçertosu” başlıklı şiirden yola çıkılarak bestelenmiş: “Demek yazamadan / Demek okuyamadan / Demek konuşamadan / Hem de ölmeden yaşanabilirmiş / Ama sevmeden yaşanmıyor Üçgül’üm // Bir ölüyle bir canlı / Bir bedeni bölüştük / Sağ yanım ölmüş / Sol yanım capcanlı /…/ Bir kolum bir elim bir bacağım ve dilim tutmuyor / Öyle bir sevgin var ki içimde / O beni hâlâ diri tutuyor / Yazamasam okuyamasam konuşamasam da / Seviyorum seni Üçgül’üm / Sevdikçe yaşıyor yaşadıkça seviyorum…” Şiirin altında 28 Kasım 1983 Pazartesi tarihi var. Çapa’da Nöroloji Kliniği’nde, 23.22’de tamamlanmış. Yazar, sağ tarafına inan felç dolayısıyla orada ve şiiri de aslında kullanmadığı sol eliyle yazıyor.

Aziz Nesin belli ki bu eseri çok sevmiş. Oğlu Ali’ye yazdığı 14 Kasım 1984 tarihli mektupta şu cümleleri kuruyor: “Kitabımdaki ‘Sol El Konçertosu’nun müziği bir harika… Üç kez çalındı ve şarkısı söylendi. 2 Aralık günü Şan Tiyatrosu’nda benim yetmişinci yaşım nedeniyle bir gece yapılacak ve gece yine hem çalınıp hem söylenecek. Gerçekten güzel bir müzik.” Aynı mektupta doğum gününe dair küçük bir not da var: “Benim yaş günüm 20 Aralık ama, sanırım 3 Aralık gecesi tiyatro salonu boş olduğu için, beni onyedi gün erken doğurtacaklar.” Aziz Nesin’in 70, yaş gününü kaçırdım ama beş yıl sonra, Ankara’da, 75. yaş günü kutlamalarına katıldım: Mikis Teodorakis’ten Nükhet Duru’ya, Müjdat Gezen’den Ercan Yazgan’a pek çok insanın katıldığı kutlama, şahit olduğum en güzel buluşmalardan…

20 Aralık 1915’te doğan Aziz Nesin, 80. yaşını tamamlamak üzereyken, 6 Temmuz 1995’te aramızdan ayrıldı. Yarın, onu, bizi terk edişinin 25. yılında anacağız. Ölümünden iki yıl önce, yine bir Temmuz günü, Sivas’ta cehennemi yaşayan Aziz Nesin’in hayatı tutuklamalar, kitap toplatmalar ve baskılarla dolu. 80 yıllık hayatı boyunca bunlarla mücadele etti, hiç yılmadı. Yazarlığı bir yana inatçılığı hepimize rehber oldu. Aziz Nesin’in direnci, bugün, en umutsuz anlarımızda aklımıza gelen çok değerli bir emanet. Bildiğini bildiği gibi söyledi, lafı dolandırmadı, “başıma bir iş gelir” diye korkmadı. Bu yüzdendir ki, ardında yüzlerce kitap bıraktı. Her biri bin dersle dolu bir sürü kitap…

Bestelenmiş Aziz Nesin şiirleri bahsinde üç şiiri ıskalamak olmaz: Ruhi Su’nun 1980 yılında yayımlanan “Çocuklar Göçler Balıklar” albümünde yer alan “Camgöz” ve on yıl sonra Banu’nun “Kırık Hava” albümüne giren “Tahliye”, ilk ikisi. Grup Yorum’un 2008 yılında yayımlanan “Başeğmeden” başlıklı albümünde yer alan “Çocuklarımıza”, şimdilik bestelenmiş son Aziz Nesin şiiri. Elbette burada kalmayacak, ilerleyecek. Aziz Nesin, şiirleriyle de yaşayacak.

Yazının sonuna Hümeyra ile ilerleyeyim. Sanatçı, 1984 yılında yayımlanan “Benim Şarkılarım” başlıklı albümünde iki Aziz Nesin şiirine yer verdi. İlki, Esin Engin bestesi “Ey Gönül”: “Ey gönül boşuna kara yasın / Ölü bir değil ki ağlayasın / Dermanı bulunmaz, dert bir değil / Devasın, merhemin sağlayasın / Yanan bir değil ki çağlayasın / Su olup aksan da yanmışlara / Yara bir değil ki dağlayasın / İçinin ateşi sönmese de…” İkincisi, albümü kapatan şarkı. Sözlerine geçmeden, sözü Hümeyra’ya vereyim… Sanatçı, Aziz Nesin’den izin istediği günü, 18 Ağustos 2010 tarihinde ntvmsnbc.com’da yayımlanan söyleşisinde şöyle anlatıyor: “Aziz beyden izin aldığım günü hatırlıyorum. Teşvikiye’de bir ofisi vardı. Yaprak gibi titriyordum kapısında. ‘Aziz Bey, acaba şunu şarkı yapabilir miyim?’ dedim. ‘E çal, söyle bakalım nasıl olmuş,’ dedi. Ben de çaldım ama elim ayağım birbirine dolandı. ‘Nereyi imzalayacağım, getir imzalayayım,’ dedi. Hiçbir şey sormadı. Albüm çıkınca göndermiştim. ‘Teşekkür ederim kızım, çok beğendim,’ dedi.”

Hümeyra, bu efsane albümü (2 rakamının uğuruna inandığı için) 2222 tane bastırmış. Albümün kapanışında bir başka Aziz Nesin şiiri var –ki albümün başlangıç vuruşu da bu şiir: “İnsanlar gider şarkıları kalır / Şarkılar var uzun / Yüzyılları dolanır / Şarkılar var kısa / Söylendiği yerde kalır / Şarkılar var / Benim şarkılarım / Söyletmezler / içimde kalır…” Hümeyra, albüm kapağında, “Yüreğimde duyduğum şiirlerin şarkıları bunlar,” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Hümeyra’nın sesini dinleyenler için yeni şarkılar, dinlemeyenlerin de yüreğine seslensin istedim. Çünkü ozanlar aşkla yazdı bu dizeleri, ben aşkla besteledim ve söyledim. Tüm düzenlemeleri yapan ve iki bestesiyle bana katılan has dostum Esin Engin ve tüm uygulayan arkadaşlar da aşkla yaptılar işlerini. Katılan, yardımını esirgemeyen, dinleyen ve dinlemeyen tüm dostlara aşkolsun.”

Aziz Nesin, gençliğimin ilahlarından. Daha çocukken tanımıştım onu: İzmit’te, babamın elimden tutarak götürdüğü imza gününde görmüştüm. O gün bir kitap aldım mı, o kitabı imzalattım mı, hatırlamıyorum. Hatırladığım, üniversite için Ankara’ya gittiğimde, Aziz Nesin külliyatının önemli bölümünü yalayıp yutmuş olduğum. Deli gibi kitaplarını okuduğum dönemin sonunda onunla tanışmam, hayatımdaki önemli hadiselerden. Unutmam mümkün değil: 20 Mart 1990 günü, Ankara’da Sanat Kurumu’ndaki söyleşisi öncesi yanına gitmiş, tanışmak istediğimi söylemiştim. Yanına oturmamı istedi, konuştuk. Kalkarken iki kitabını imzaladı bana: “Poliste” ve “Azizname”. İkisi de kitaplığımın değerli parçalarından.

İyi ki tanıdım, iyi ki tanıştım. Bugün buradaysam, biraz da onun sayesinde…


Murat Meriç kimdir?

1972’de doğdu. Çanakkale ve İzmit’te okudu. Ankara’da kimya mühendisliği eğitimi alırken, dinlediği müziğin tarihine merak saldı ve oradan ilerledi. Kendini bildi bileli plak topluyor; okuyor, dinliyor, dinlediklerini yazıyor, sevdiklerini çalıyor. Kedi gibi meraklı. Rakı, roka, bamya, erik seviyor. İstanbul’da yaşıyor ama Ankaracı. 1996’da Müzük adlı dergiyi çıkartan ekipten. Sonrasında Roll mürettebatına katıldı. Mürekkep, Birikim, Milliyet Sanat, Virgül, Bant gibi dergilerde yazıları yayınlandı. Yeni Binyıl, Radikal ve BirGün'ün yazarlarındandı. Ankara’da Radyo Arkadaş’ın kuruluşuna katıldı ve pek çok radyoda programlar yaptı. Şu anda Açık Radyo'da, hafta içi her sabah Şarkılarla Memleket Tarihi adlı programı hazırlıyor ve sunuyor. Pek çok televizyon programının danışmanlığını yaptı, metnini yazdı. 2002 - 2003 yıllarında hazırlayarak sunduğu Kırkbeşlik adlı televizyon programı TRT’de yayımlandı. Kalan Müzik için bir Tülay German albümü (Burçak Tarlası 64 – 87, 2001) derledi, pek çok albüme yazar ve danışman olarak katkıda bulundu. Pop Dedik / Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği (İletişim Yayınları, 2006) ve 100 Şarkıda Memleket Tarihi (Ağaçkakan Yayınları, 2016) adlı iki kitabı, üzerinde çalıştığı pek çok projesi var. Üniversitelerde ve kültür merkezlerinde müzik tarihi üzerine seminerler verdi, veriyor. Düzenli olarak Gazete Duvar, Vatan Kitap ve Kafa’da yazıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI