YAZARLAR

Suriye'de İhvan çözümü mü?

Rusya ne şekilde olursa olsun Esad’ı en az bir dönem daha iktidarda görmek istiyor ve Müslüman Kardeşler’in yıllar sonra Şam’a dönmesine olanak sağlayacak, olmaz denilen formülleri de deniyor. Bakalım bu denemeler Sezar Yasası ile üzerindeki baskı daha da artan Suriye’de siyasi geçişi ve dolayısıyla rahatlamayı getirebilecek mi?

Genel olarak Suriye, özel olarak yönetimin (Esad’ın) geleceği ile ilgili son günlerde Rusya-Suriye (Rusya’nın Esad’a bakışı) ilişkileri üzerinden ortaya atılan senaryolara bir yenisi daha eklendi.

Railyovm gazetesinde 26 Haziran’da yer alan Kemal Halef imzalı iddia/haberde Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov’un SMDK eski başkanı Ahmet Muaz El Hatip ile Katar’ın başkenti Doha’da buluştuğu iddia ediliyor. Habere göre Bogdanov Hatip’ten Esad’ın yerinde kalması ve bundan sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sadece bir kez daha aday olabilmesi şartıyla, kurulacak “genişletilmiş milli mutabakat hükümetinin” başına (başbakan) geçmesini istemiş.

İddiayı aktaran gazeteci Kemal Halef Rusya’nın Suriye’de kaostan uzak ve istikrarı getirecek bir süreç için ciddi biçimde çalıştığını belirtiyor.

Rusya’dan ya da Hatip’ten doğrulayacak bir açıklama gelmedi. Rusya sadece bazı taraflarla görüştüğünü açıklamakla yetindi. Haberde Muaz El Hatip’in ise geçtiğimiz yılın Nisan ayında “Esad’ın da üyesi olduğu bir geçiş hükümetini” gündeme getirdiği yazıyor. İddia doğrulanmış değil ama üstüne yazılmayı gerektiriyor. Zira bu iddia ile birlikte Müslüman Kardeşler de akla geliyor.

Müslüman Kardeşler (Suriye MK’si) Suriye’de 1950’lerden bu yana aktif. 1963 yılında yapılan seçimlerde 10 milletvekili çıkaracak kadar etkin olan örgüt 1964 yılında BAAS iktidarı tarafından yasaklandı ve illegaliteye kaydı. O zamandan sonra Suriye içinde silahlı mücadeleyi benimseyen örgüt çok sayıda eylem ve suikast düzenledi. Özellikle 1970’lerin son yıllarında örgütün silahlı faaliyetleri arttı ve 1982’de kanlı biçimde (Hama) bastırıldı. İhvan örgüt olarak Suriye’de neredeyse tamamen silindi.

2011’de olaylar başladığı zaman gözler yine İhvan’a çevrildi. İhvan’ın ve merkezlerden biri olan Hama’nın isyanın merkezi olması bekleniyordu ancak örgüt eski gücünde değildi. Yine de Esad’a karşı savaşan muhalefetin içinde bir şekilde yer aldılar. Daha doğrusu İhvan düşüncesi daha çok fikir olarak ve şahıslar tarafından temsil edildi denilebilir.

Suriye’de İhvan’ı en çok isteyen kimdi? Dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan. Esad Erdoğan’ın ve son meşhur görüşmede Davutoğlu’nun kendisinden Müslüman Kardeşler’i iktidara ortak etmesini istediklerini açıklamıştı. Türkiye o dönemde Ortadoğu’da oluşacak bir İhvan ikliminin hesabını yapıyordu. Gerçekten de rüzgar İhvan’dan yana esiyordu. Kurulduktan neredeyse bir asır sonra Mısır’da Muhammed Mursi ile iktidara gelmişlerdi. İsyanın sürdüğü diğer ülkelerde (Libya, Tunus) ya kendileri ya düşünceleri iktidar olmaya doğru koşuyor, en azından büyük oranda etkin olmayı yakalamak üzere olduklarını düşünüyorlardı.

Ancak ilk olarak Mısır’da Mursi’nin devrilmesi ile bu rüya çabuk bitti. Türkiye bundan sonra İhvan’ın sığındığı ve hatta merkez olduğu konuma geldi. İktidar Müslüman Kardeşler’i desteklediğini artık gizlemiyor.

Bugün Mısır - Suudi Arabistan - BAE ile Türkiye’nin ilişkilerinin geldiği durumun en büyük nedenlerinden birisi Müslüman Kardeşler.

Rusya neden Muaz El Hatip’te ısrarcı ya da en azından formüllerinden birinin figürü olarak görüyor?

Muaz El Hatip Şam’daki Emevi Camisi'nin eski hatiplerinden. Babası ve dedesi de öyleydi. Şam’ın kadim ailelerinden birine mensup. 2011’de olaylar başladığında yönetime karşı açıklamalar yapmış, gözaltına alınmış, serbest bırakılmış ve sonra Suriye dışına çıkmıştı. Sonrasında Esad karşıtı kalkışmayı destekleyen ülkelerde yaşadı. Başta Türkiye vardı elbette. Öyle ki El Hatip 15 Temmuz darbe girişiminin olduğu akşam Suriye’de yeni çözüm planını sunmak üzere müsteşar Hakan Fidan ile görüşmek üzere MİT binasındaydı.

Ankara - El Hatip - Müslüman Kardeşler buluşmasını açmak için El Hatip’in bazı sözlerini aktarmak yeterli.

Muaz El Hatip 2011 sonrasında Müslüman Kardeşler’in ruhani lideri Yusuf El Karadavi’ye bağlılığını ilan etmişti. Onun için “büyük imamımız” diyordu. Hatip ayrıca Şiileri kötülüyor Alevileri daha da kötülüyordu. Aleviler’in (hiç olmazsa) Şii olmalarının kendileri için daha hayırlı olacağı yönünde açıklamaları vardı. Muaz El Hatip’i Ankara kadar destekleyen diğer bir başkentin Doha olduğunu belirtelim. Bogdanov’un El Hatip ile görüşmeyi Katar’ın başkenti Doha’da yapması tesadüf değil. Katar ve Türkiye’nin Müslüman Kardeşler sorunu nedeniyle oluşan krizde aynı kampta yer aldıklarını da biliyoruz. Katar’ın El Nusra’yı desteklediğine dair iddialar da malum.

Rusya’nın Müslüman Kardeşler ile özel bir ilişkisi yok. Hatta Suriye İhvanı 2015 yılında Rusya’ya karşı açıklama yapmış ve “dünyanın her yerindeki Müslümanlara Rusya’nın Suriye’deki saldırganlığına karşı seferber olma” çağrısında bulunmuştu. El Hatip daha önce yaptığı açıklamaların birinde de Rusya’nın da terör örgütü olarak tanımladığı El Nusra’yı “Suriye devriminin bir parçası olarak gördüğünü” belirtmişti.

Rusya’nın El Hatip ile görüşmesinde Türkiye’nin etkisi var mı? Bu sorunun cevabını henüz bilmiyoruz. Öyle olsa ve Rusya El Hatip’li planını hayata geçirmek istese bile önünde birçok zorluk var.

Şöyle ki:

Suriye yönetimi onca yıllık savaş ve kayıptan sonra El Hatip ve Müslüman Kardeşler'i nasıl sindirecek? Politika elbette esnek olmayı gerektirir ancak bunu halka anlatmak yönetim açısından çok da kolay olmayacak.

BAE Müslüman Kardeşler’e karşı mücadele veriyor ve son dönemlerde Suriye ile ilişkileri gelişmeye başladı. Yönetim böyle bir çözümü kabul ederse BAE’nin tavrı ne olacak?

Diğer yandan İran da Sisi’nin askeri darbesine karşı tavır almış ve Müslüman Kardeşler'i destekleyen açıklamaları nedeniyle Kahire ile ilişkilerinde sorun yaşıyor. İran Libya’da da Türkiye’nin birlikte hareket ettiği UMH’yi (Sarrac) destekleyen açıklamalar yapıyor.

Mısır Suriye’ye karşı Mursi’den sonra özel bir tavır almadı ancak MK’nin Suriye’de etkin olması Kahire’de Suriye’ye karşı havayı değiştirebilir.

Böyle bir hükümetin iş başına gelmesi en çok Ankara’yı memnun eder. Ankara’nın Libya’dan sonra Suriye’de alan kazanması Suudi Arabistan ve BAE ve Mısır’ı fazlasıyla rahatsız edecektir.

Rusya ne şekilde olursa olsun Esad’ı en az bir dönem daha iktidarda görmek istiyor ve Müslüman Kardeşler’in yıllar sonra Şam’a dönmesine olanak sağlayacak, olmaz denilen formülleri de deniyor. Bakalım bu denemeler Sezar Yasası ile üzerindeki baskı daha da artan Suriye’de siyasi geçişi ve dolayısıyla rahatlamayı getirebilecek mi?


Musa Özuğurlu Kimdir?

Gazeteci. Mesleğe 1994 yılında başladı. Çok sayıda radyo ve TV kanalının haber merkezlerinde editörlük, muhabirlik, program sunuculuğu yaptı. 2010 yılında TRT Türk’ün Suriye temsilcisi olarak çalışmaya başladı. Suriye’de 2011’de başlayan süreci 2016 yılına kadar yerinde takip eden az sayıda yabancı gazeteciden biridir. Alanı Suriye başta olmak üzere Ortadoğu. Serbest gazeteci olarak çalışmaktadır.