Onur Salman
Onur Salman

Sporun kardeşliği!

Pazar, 14 Haziran, 2020
Hani dense bu bir spor kardeşliği projesi, ya da ipotek altına alındığı varsayılan halk iradesinin verdiği rehavetle gelecek Gençlik ve Spor Bakanı’nı yetiştirmedir. İşte bunlar kabulüm. Vakıfbank Yönetim Kurulu'na ‘bağımsız’ olarak atanan, haberlere göre bir ayda elde ettiği 4. maaşına hak kazanan, Türkiye’nin gördüğü en başarılı sporculardan biri olan Hamza Yerlikaya’nın, VakıfBank Kadın Voleybol Takımı’na nasıl bir katkısı olacağını bana anlatabilecek biri varsa dinlemeye her zaman hazırım.

Spor, sporu bilenlerce yönetilmeli. Bu inanışa sahip çok sayıda insan var. İstisnalar kaide sınırları içinde kalarak ben de bu fikre çok uzak değilim. Sporu bilen, sporcuları anlayan, eksikleri gören ve yaşayan kişilerin efektif bir yönetim gösterme ihtimalinin çok yüksek olduğu düşüncesindeyim. Lakin bu topraklarda olunca işler değişiyor.

Okumuşsunuzdur. Hamza Yerlikaya, bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak VakıfBank Yönetim Kurulu’na atandı. Bu atamanın mantıklı gözüken tek yanı sanırım, Türkiye’nin en başarılı takımı demekte hiçbir beis görmeyeceğim VakıfBank Voleybol Takımı’dır. Spor insanı, spor takımı için fikirlerini paylaşacaktır herhalde.

Önce genel resme bir bakalım. VakıfBank Kadın Voleybol Takımı, bu ülkenin spor insanlarının tattığı en önemli başarılarda imzası olan bir kulüp. Eczacıbaşı ile birlikte voleybolun, klişe tabiriyle lokomotifi konumunda. Sadece kendi başarıları değil, açtıkları yol sayesinde Türk kadın voleybolunun elde ettiği her başarıda da parmak izlerini bıraktılar ve bırakıyorlar. Ve VakıfBank geleneği olarak kulüp içindeki yönetim kurulu üyelerinden biri belli süre boyunca kulübün de başkanlığını yürütüyor.

Bankanın ana desteğinin etkisini kulüp üzerinde yönetsel anlamda görmek çok mümkün değil. Daha doğru bir ifade ile kulüp, doğru aklın temsiline bırakılmış ve bürokratik etkiden olabildiğince arınmış durumda. Mevzubahis Türkiye ise bu etkisizlik de başarı konusunda önemli etmenlerden biri olarak da değerlendirilebilir.

Madalyonun diğer yüzünde ise babadan güreşçi, Uluslararası Güreş Federasyonları Birliği tarafından ‘Asrın güreşçisi’ unvanına layık görülen, aktif spor yaşantısı sonrasında önce spor yöneticiliğine sonra da siyasete soyunan Hamza Yerlikaya var. Sayısız başarısının ardından aktif spor yaşamına nokta koyan, 2012-2015 yılları arasında Türkiye Güreş Federasyonu Başkanlığı görevini yürüten, 2015 sonrası Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı görevine getirilen halen Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı olan Yerlikaya, bu kez çok farklı bir görev tanımıyla karşımıza çıktı.

Yerlikaya’nın ana bilgi uzmanlığının spor olduğu göz önüne alınırsa yukarıda da değindiğim gibi bu ‘yüksek’ atama sportif bir atamadır. Ama yine Hamza Yerlikaya’nın şimdiye kadar aldığı görevlerde doğal olarak ‘güreş bilgisi’ ile karşımıza çıktığını da düşünürsek bu zaman bu sportif atama kadük kalır. Şimdi bunu görüp de ama kendisi Genlik ve Spor Bakanlığı gibi Türkiye sporuna yön veren (!) bir kurumda başkan yardımcılığı yapıyorsa nasıl sadece güreşçiliğinden bahsedebilirsiniz falan diyecektir de, boşuna kendinizi yormayınız. Hani dense bu bir spor kardeşliği projesi, ya da ipotek altına alındığı varsayılan halk iradesinin verdiği rehavetle gelecek Gençlik ve Spor Bakanı’nı yetiştirmedir. İşte bunlar kabulüm.

Yönetim kuruluna ‘bağımsız’ olarak atanan, haberlere göre bir ayda elde ettiği 4. maaşına hak kazanan, Türkiye’nin gördüğü en başarılı sporculardan biri olan Hamza Yerlikaya’nın, VakıfBank Kadın Voleybol Takımı’na nasıl bir katkısı olacağını bana anlatabilecek biri varsa dinlemeye her zaman hazırım.

Lakin bu haberi evirdim, çevirdim, bir orasından tutayım, bir burasından bakayım dedim. Olmayınca olmadı. Spor kardeşliği de zihnime oturmadı. Herhalde bu atamayı yapanın da, bu atamaya karşı çıkmayanın da, ben burada ne iş yapacağım yahu demeyenin de bildiği bir şey vardır. Ama bildiklerinin spora bir katkısı yoktur.


Onur Salman kimdir?

Basına 2006 yılında Cumhuriyet gazetesinde stajyer olarak adım attı. İki aylık staj ve Cumhuriyet’in spor ekindeki yazılarda sonra Eurosport Türkiye’de spiker ve editör olarak çalıştı. 2009 yılında Radikal gazetesine editör olarak geçerken, Eurosport’ta da yarı zamanlı spikerlik yapmaya devam etti. Medya macerasına 2012-2016 yılında Hürriyet’te devam etti. 2016 yazından beri Gazete Duvar’da çocukluk hayalini sürdürüyor. Köken Eurosport olunca tahmin etmesi kolay. Asıl ilgi alanı ‘başka sporlar.’

YAZARIN DİĞER YAZILARI