Evrim Altuğ
Evrim Altuğ

Sanatta karantina biter mi?

Pazar, 7 Haziran, 2020
British Museum'un araştırma laboratuvarının yaptığı koleksiyon temizliği araştırması ve tavsiyeleri, insanlığın hafızası sayılabilecek nice parçanın da kendince tehdit altında olduğunu düşündürüyor.

Geçtiğimiz gün, e-postama ilginç bir basın amaçlı bilgilendirme düştü: Dünyanın birçok noktası gibi, İngiltere’de de süre giden COVID-19 virüs salgını 40 bin kişiyi aşkın kayıp ve birçok vaka ile gündemi meşgul ederken, ülkenin başkenti Londra’da yer alan tarihi The British Museum da, geçtiğimiz günlerde bünyesindeki özel laboratuvarının yüzüncü yıl dönümünü gündeme taşıdı.

Kurumun Bilimsel Araştırma ve Koleksiyon Bakım birimi, bünyesindeki kültürel ve tarihi eserlerden ‘cımbızladığı’ nadir mikro parçaları, kamuoyunun ilgisine sundu.

Tozun koleksiyonlara verdiği zararı saptamak adına yapılan araştırmalar sonucunda, galeri ısısı ve göreceli nem gibi çevresel faktörlerle biriken kimi organik ve inorganik maddeler saptanarak, bunların kültürel ve sanatsal değer taşıyan nesnelere verebilecekleri ağır zararın muhasebesine girişildi.

Özellikle teşhir amaçlı olarak muhafaza edilen yapıtların dışında kalan koleksiyon nesnelerine toz parçalarının verdiği zararın anlaşılmasına yönelik çalışmada, müzenin Geniş Avlu’sundan toplanılan örneklere odaklanıldı.

.

Aslında bu çalışmalar, pandeminin başladığı Mart 2020 tarihinden itibaren gündemdeydi ve kurum, bu konudaki detaylı araştırmalarını da yine görsel ve bilimsel örnekleriyle kamuoyunun ilgisine özel bir blog sayfası ile sunmuş bulunuyordu.

Önleyici koruma uzmanı Fabiana Portoni, bilim insanı Laura Perucchetti, koleksiyon bakım görevlisi, West Dean Koleji öğrencisi Sindy Mak ve bilim insanı Caroline Cartwright’tan oluşan kadro, yaptıkları saha araştırmasında tozun içindeki mikroskobik dünyadan kimi canlı ve cansız örnekleri kayıt altına aldı. Tozun, insanlara olduğu kadar kültürel değer taşıyan yapıtlara da verdikleri zarar, müzenin birimleri ve galerileri arasında ortaya konulmuş bu kolektif çalışmayla bir kere daha tespit edildi.

.

Milimetrenin binde biri ilâ 20 diametre gibi bir çeşitlilikte havada salınan toz parçaları, insanlardan hayvanlar, böcek ve bitkilere uzanan zengin bir içerik çeşitliliği taşıyor. Bu birikimde, metal veya plastik gibi inorganik nice eleman da bulunabiliyor. Ekibin yaptığı araştırmaya bakılırsa, toz zerreciklerinin nesnelere verdikleri zararlar çok çeşitli şekillerde olabiliyor. Parçacıklar zaman içinde nesnelerin içlerine işliyor; bu da ilgili nesnelerin yüzeyinin zarar görmeden temizlenebilmesinde büyük bir engele neden olabiliyor. Yapılan açıklamaya göre, organik ve bir nebze inorganik toz parçacıkları, ilgili nesnenin de yüzeyinde aşındırıcı etkiye yol açıyor. Bu durum ise, nesnenin sahip olduğu materyalin yok oluşuna zemin hazırlamış oluyor. Toz parçacıklarının ‘hygroscopic’ olduğu vurgulanırken, bu bilimsel tabir, onların su zerreciklerini havadan emiyor oldukları anlamını taşıyor. Bu durum da, metal nesnelerin aşınmasına zemin hazırlıyor.

Aynı durum, belli nem ve ısı altında ilgili nesnelerin yine küflenme gibi bir tehdide maruz kaldığı anlamını taşıyor. Küf aynı zamanda, ilgili nesnelerin yapılarını zedelediği gibi, koleksiyonu ziyaret edenler için de güvenlik ve sağlık riski yaratabiliyor. Buna ek olarak, havada bulunan toz ve kalıntılar ile organik nice parçacık, varlığını sürdüren çok küçük böcekler için de besin kaynağına bürünebiliyor. Ve böcekler bu tutumlarıyla müzedeki birikime zarar da verebiliyor. Bu kapsamda en yaygın toz canlıları, bilimsel literatürde örgü kostümlerde yer alan Tineola bisselliella ve halı-kilim böcekçikleri Anthrenus ve Anthrenocerus olarak kayıtlara geçiyor.

Genç bilim insanları, yaptıkları araştırmalarda British Museum’daki koridorlar ve zeminde buldukları alüminyum, tüy, sinek, pamuk zerresi gibi birçok örnek görseli kayıtlara geçirmekle kalmayıp, sanatseverlere bu soruna karşı önlem amaçlı birkaç ipucu bırakıyor.

Keza ‘Normalleşme’den bahsedilen, kültür ve sanat kurumlarının peş peşe kapılarını açma hazırlığında bulunduğu şu günlerde, ben de bu haftaki konumu ‘zerre’den yana seçeyim dedim… Aynı filmi bir daha izlemek istemezseniz, buyurun bu tavsiyelere kulak verin:

– Yapıtınızı çerçeveleyin.
– Yapıtınızı kapalı bir dolap veya kilitli kutuda saklayın.
– Açık pencerelerden uzak tutun.
– Eserlerin bulunduğu bölümün girişine, ayaklarınızdaki kire karşı bir paspas bırakın.
– Eser veya eserlerin yakınını düzenli olarak temizleyip, süpürün.
– Heykel veya tuvalleriniz için yumuşak ve kuru bir fırçayı tercih edin.
– Seramik yüzeyi temizlemek için kuru bir kumaşı, kirler için de yumuşak ve mikrofiber olanı seçin.
– Bir baskı resim veya fotoğrafı temizlemek için, kuru, yumuşak bir fırça kullanın.
– Ayarlanabilir emici seviyesi bulunan bir el süpürgesini, küçük bir ağız-uzuv yardımı ile kullanarak duvar örtüleri veya tekstil birikiminizi saklayın.

YAZARIN DİĞER YAZILARI