65 yaşında bir 'genç': Eurovision

Pazar, 24 Mayıs, 2020
Yarışma tarihi enteresan şarkılar, enteresan hikâyelerle dolu ama ben bu yazıda memleket tarihine odaklanacak, bilhassa elemelerde yaşanan kimi durumlardan söz edeceğim. Elenen şarkılar, tuhaf “oyun”lar, yarışma sırasında ve sonrasında yaşananlar, Eurovision’u hep gündemde tuttu. Macera, 1975 yılında, Semiha Yankı’nın seslendirdiği “Seninle Bir Dakika” ile başladı. Alınan sonuç, ilk hayal kırıklığı –ki Yankı, bunun suçlusu ilan edilmiş, fatura onun ürkek duruşuna ve finalde giydiği elbiseye kesilmişti.

65 yıl önce bugün, Avrupa ülkeleri yeni bir yarışmayla tanıştı. 1956 yılının 24 Mayıs günü İsviçre’nin Lugano kentindeki Teatro Kursaal’da düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması, yıllar boyu tam da bu günlerde gündemi işgal etti. Bir süredir katılmadığımız bu yarışma, bilhassa ‘80’li yıllarda memlekette de ciddi tartışmalara sebep oldu. Türkiye, 2003 yılında 48. kez düzenlenen yarışmayı Sertab Erener’in seslendirdiği “Everyway That I Can” ile kazandığında tarih yine 24 Mayıs’tı.

Avrupa ülkelerini bir araya getirmeyi amaçlayan yarışma fikri, 1955 yılında Monako’da yapılan Avrupa Yayın Birliği (EBU) toplantısında (İtalya’da 1951 yılından bu yana düzenlenen) San Remo Müzik Festivali’nden ilhamla ortaya atılmıştı. Katılan ülkelerin televizyonlarından naklen yayımlanacak bu yarışma, ülkelerin kendi seçecekleri şarkıların yarıştığı “parıltılı” bir televizyon gösterisi olarak tasarlanmıştı. EBU İsviçre’de kurulduğu için ilk yarışmanın orada yapılmasına karar verildi. Ev sahipliği, her yıl birinci olan ülkeye devredildi. Bu yıl, içinde bulunduğumuz şartlar yüzünden iptal edilen Eurovision Şarkı Yarışması, 2019 yılına kadar 64 kez yapıldı.

Yarışma tarihi enteresan şarkılar, enteresan hikâyelerle dolu ama ben bu yazıda memleket tarihine odaklanacak, bilhassa elemelerde yaşanan kimi durumlardan söz edeceğim. Elenen şarkılar, tuhaf “oyun”lar, yarışma sırasında ve sonrasında yaşananlar, Eurovision’u hep gündemde tuttu. Bir dönem büyük heyecanla izlediğimiz, milletçe televizyon başına kitlenmemize sebep final gecelerinin sonunda ekseriyetle bizleri karşılayan hayal kırıklığıydı ama sonrasında talih döndü ve Türkiye, bilhassa son döneminde yarışmayı hep üst sıralarda tamamladı.

Macera, 1975 yılında, Semiha Yankı’nın seslendirdiği “Seninle Bir Dakika” ile başladı. Alınan sonuç, ilk hayal kırıklığı –ki Yankı, bunun suçlusu ilan edilmiş, fatura onun ürkek duruşuna ve finalde giydiği elbiseye kesilmişti. Sonrasında politik durumlar devreye girdi, her yarışma sonrası hep aynı şeyler konuşuldu, bahaneler art arda sıralandı: “Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi hep birbirlerine puan veriyor”, “kuzey ülkeleri birbirini kolluyor”, “Türkiye Avrupa Birliği’ne alınmadığı için yarışmada da kabul görmüyor” ve daha nice tuhaflık… 1975 sonrası bunlarla geçti ve Türkiye, 1986 yılında Melih Kibar bestesi “Halley”le yarışmayı dokuzuncu sırada bitirene kadar sonuç hep hüsran oldu. 1997 yılında, Şebnem Paker’in seslendirdiği “Dinle”nin aldığı beklenmedik üçüncülük, “zafer” yolundaki ilk büyük adımdı. TRT, içinde saz ve ney olduğu için şarkıyı desteklememiş, Batıya Doğulu bir enstrüman götüren ekibi yalnız bırakmıştı. Aynı TRT, 1982 yılında yarışmaya katılan Beş Yıl Önce On Yıl Sonra topluluğu tarafından seslendirilen “Halay”da da aynı tavrı göstermiş, ekibe sazıyla eşlik eden Arif Sağ’ı finale göndermemişti. “Halley’in söz yazarı İlhan İrem de yarışmaya gidemeyen sanatçılardandı: O dönem küpe taktığı için TRT tarafından “yasaklı” ilan edilmişti!

1975 yılında yapılan ilk elemelerin sonucu da tartışmalıydı. Başta, birincinin halk oyuyla belirleneceği açıklanmış ancak halk, Ali Rıza Binboğa’nın özgürlük, barış gibi “sakıncalı” sözler içeren “Yarın”ını seçince bir ince ayar çekilmiş, şarkı, kurulan profesyonel jürinin yeniden değerlendirmesi sonucu elenmiş, yarışmaya gönderilmemişti.

1978’de yarışan “İnsanız Biz”, elemeler sırsında tepki çeken bir başka şarkıydı. Şanar Yurdatapan – Attila Özdemiroğlu imzalı bu şarkı, içinde geçen “hem zeki hem uygar hayvanız biz” dizesiyle tartışıldı, tartışmaların ucu evrim teorisine uzandı. Aynı yıl, Ali Kocatepe, “Melankoli” ile yarışmaya katılmış, şarkı (muhtemelen sözleri Sabahattin Ali’nin bir şiirinden alındığı için) ön elemeyi bile geçememişti. O yıl Nükhet Duru tarafından seslendirilen şarkının “yılın şarkısı” seçildiğini, memleket pop müziğinin klasikleri arasına girdiğini söylememe gerek yok sanırım. Bu noktada, ön elemeleri geçemediğini bildiğim iki şarkıyı daha anayım: Barış Manço tarafından seslendirilen “Kazma” ve Mazhar Fuat Özkan şarkısı “Ele Güne Karşı”. İlki, söz denetimine takıldı, ikincisi 9/8’lik ritmi yüzünden sevilmedi. Barış Manço, sonrasında da bir şarkısını son dakikada yarışmadan çekti: “Dön Desem Döner misin?” Yakın dönemde dijital platformlarda yayımlanan bu şarkı, “24 Ayar” albümünde İtalyanca sözlerle seslendirdiği “La Casa Della Mamma Tulipano”nun Türkçesi. İtalyanca sözler Maria Rita Epik’e ait. Epik, bir başka kazazede: İzmirli grup 21. Peron’la birlikte seslendirdiği “Seviyorum” adlı şarkısıyla 1979 yılında yarışmada Türkiye’yi temsile hak kazandı ama TRT, o yıl İsrail’de yapılan yarışmayı protesto ettiği için finale katılamadı.

Eurovision tarihi tartışmalarla dolu. 1980 yılında yapılan Türkiye finali, belki de en olaylısı… O yıl yarışmada Türkiye’yi temsile hak kazanan şarkı (“İnsanız Biz”de olduğu gibi Şanar Yurdatapan – Attila Özdemiroğlu imzalı) “Pet’r Oil”. Ajda Pekkan tarafından yorumlanan şarkının söz yazarı Yurdatapan, Türkiye finalinin sonunda canlı yayında TRT’yi şu sözlerle protesto etmiş, ödülü reddetmişti: “Ben bu ödülün Attila’ya verilmesini dilerim. Sözlerden dolayı bana bu ödülü layık gördünüz, ama burada önemli olan fikirdi. Fikir Attila’nın, bu birincisi. İkincisi, hepimizden çok o yoruldu. İki-üç cephede birden savaştı. Bir yanda sözleri uygun bulmayanlar baskı yaptılar, değiştirilsin diye. Ben de baskı yaptım, ‘İki elim yakandadır, değiştirme Attilacığım,’ diye. Üçüncüsü de, bu sözlere baskı yapanların başında TRT Genel Müdürü geliyordu. Kendisi şimdi bana bunu [ödülü] yollatmış oluyor. Ben bunu almamayı tercih ederim…”

İngilizce “honey” kelimesini çağrıştırdığı için “Hani”yi, içinde bol yabancı kelime geçtiği için “Opera”yı yarışmaya gönderen TRT, yıllar sonra Türkçe ısrarından vazgeçti ve İngilizce bir şarkıyla yarışmaya katılmaya karar verdi. Demir Demirkan bestesi “Everyway That I Can”, on yedi yıl önce bugün, Riga’da, Türkiye’ye yarışma tarihindeki tek birinciliği kazandırdı. Yarışmanın kıdemli sunucusu Bülend Özveren, o gece, TRT mikrofonları aracılığıyla şu tarihi cümleyi kurmuştu: “Ben yıllardır bu anı bekliyordum sevgili seyirciler”.

Sonrası, art arda alınan başarılı sonuçlar ama bir süre sonra Eurovision gereksiz bulundu ve Türkiye, yarışmadan çekildi. Her şeye rağmen, takipçilerini sevindiren bir yarışma Eurovision ve hâlâ genç. Başta müzik ön plandaydı, sonrasında “gösteri” öne geçti ama yarışma cazibesini kaybetmedi. Bu yıl yapılmıyor, ben doğum gününde küçük bir yazıyla anmış olayım.


Murat Meriç kimdir?

1972’de doğdu. Çanakkale ve İzmit’te okudu. Ankara’da kimya mühendisliği eğitimi alırken, dinlediği müziğin tarihine merak saldı ve oradan ilerledi. Kendini bildi bileli plak topluyor; okuyor, dinliyor, dinlediklerini yazıyor, sevdiklerini çalıyor. Kedi gibi meraklı. Rakı, roka, bamya, erik seviyor. İstanbul’da yaşıyor ama Ankaracı. 1996’da Müzük adlı dergiyi çıkartan ekipten. Sonrasında Roll mürettebatına katıldı. Mürekkep, Birikim, Milliyet Sanat, Virgül, Bant gibi dergilerde yazıları yayınlandı. Yeni Binyıl, Radikal ve BirGün'ün yazarlarındandı. Ankara’da Radyo Arkadaş’ın kuruluşuna katıldı ve pek çok radyoda programlar yaptı. Şu anda Açık Radyo'da, hafta içi her sabah Şarkılarla Memleket Tarihi adlı programı hazırlıyor ve sunuyor. Pek çok televizyon programının danışmanlığını yaptı, metnini yazdı. 2002 - 2003 yıllarında hazırlayarak sunduğu Kırkbeşlik adlı televizyon programı TRT’de yayımlandı. Kalan Müzik için bir Tülay German albümü (Burçak Tarlası 64 – 87, 2001) derledi, pek çok albüme yazar ve danışman olarak katkıda bulundu. Pop Dedik / Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği (İletişim Yayınları, 2006) ve 100 Şarkıda Memleket Tarihi (Ağaçkakan Yayınları, 2016) adlı iki kitabı, üzerinde çalıştığı pek çok projesi var. Üniversitelerde ve kültür merkezlerinde müzik tarihi üzerine seminerler verdi, veriyor. Düzenli olarak Gazete Duvar, Vatan Kitap ve Kafa’da yazıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI