5 numaralı masa

Cumartesi, 16 Mayıs, 2020
Vefa abi, benim yazgım her şeyi uçlarda, sıra dışı, tahkiye kıymetini haiz yaşamak. Böyle olunca lakerdayı, topiği bırak, pencereden bile mahrum kalırsın elbet ama bu tür şeylerden zerre pişmanlık duymuşluğum yoktur. Penceresizliği özellikle tercih etmişliğim de cabası.

Vefa Zat ve Mehmet Ördekçi çilingirde buluşursa…

FADE IN

İÇ / MEYHANE / GECE

Tavana asılı at arabası tekerleği şeklindeki avizenin loş bir şekilde aydınlattığı meyhane. Duvarlarındaki dolaplarda boş rakı şişeleri dizili. Girişin biraz ilerisinde ve sağda meze dolabı, üzerinde dizili tabaklar, arkasındaki duvar raflarında rakılar. Fonda Müzeyyen Senar’dan Sakın Geç Kalma Erken Gel çalmaktadır.

DIŞ / MEYHANE ÖNÜ / GECE

Bembeyaz üniforma giymiş gen KOMİ VEDAT gelenleri kapıda karşılamaktadır.

KOMİ VEDAT

Hoş geldiniz efendim! İyi akşamlarınız olsun.

İÇ / MEYHANE – 5 NUMARALI MASA / GECE

Dört kişilik masada oturan iki kişi. Masanın ortasında içi tuz dolu, ağzı açık ahşap tuz kabı. Açılmamış servis tabakları ve bir şişe su. Yetmişli yaşlarda beyaz saçlı, takım elbiseli, kravatlı, yakasında mendil, geniş çerçeveli gözlükleri ve elinde sigarası ile VEFA ZAT. Karşısında at kuyruğu yapmaya çalıştığı dağınık saçları, yorgun ve hırpani görünüşü, ellili yaşlarda gösteren, bisiklet yaka kazağı ile MEHMET ÖRDEKÇİ.

VEFA ZAT

Mehmet Beyciğim, anlaşılan o ki ikimiz de ekildik bu akşam. Siz nereden tanıyordunuz Serap Gerçek’i?

MEHMET ÖRDEKÇİ

Ben de tanımıyorum açıkçası. Telefonumu bulmuş, ille de görüşmek istedi. Arka arkaya 13 kez telefon açınca artık kaçış yok dedim.

Saatine bakar:

MEHMET ÖRDEKÇİ (DEVAMLA)

Son telefonunda meyhane adresini hatta masa numarasını verdi ve kapatırken Vefa Zat da bizimle olacak, umarım mahsuru yoktur deyip kapatıverdi.

VEFA ZAT

Mehmet Beyciğim, çok benzerini bana da yaptı. Sonra aldı beni bir merak. Mehmet Ördekçi Beyefendi kimdir diye sordum soruşturdum.

Mehmet Ördekçi, gülümseyerek kafasını kaşır:

MEHMET ÖRDEKÇİ

Ben otuz yıldır soruşturuyorum siz bir sonuca varabildiniz mi bari?

VEFA ZAT

Mehmet Beyciğim, affınıza mağruren ortak tanıdığımız bir kaç genç arkadaşımdan ziyadesiyle malumat geldi sizin hakkınızda.

Sigarasını söndürür ve yenisini yakar.

MEHMET ÖRDEKÇİ

Estağfurullah. Yalnız ben sizi uzaktan da olsa takip ederdim eskiden beri. Mahpusluk günlerinde yemek işi bir dönem benim sorumluluğumdaydı, cezaevi şarabı yapmak için kütüphanedeki bir kitabınız işime yaramıştı.

Dışarıya bakarak gülümser:

MEHMET ÖRDEKÇİ (DEVAMLA)

Adabıyla Çilingir Sofrası gibi diğer kitaplarınızı da okumuşluğum vardır. İsminizi duyunca bir bağlam kurmaya çalıştım kendim ve gizli hayranımızla ama bir ipucu bulamayınca ben de kedinin ölümü meraktandır dedim. İşte baş başayız. Aslında hemen dağılabiliriz de.

VEFA ZAT

Mehmet Beyciğim, hayatımda sırt çevirdiğim çilingir sayılıdır. Ortak noktamız Serap Gerçek’in de bir bildiği vardır elbet.

MEHMET ÖRDEKÇİ

Çilingir kelimesini duymayalı ne kadar uzun zaman oldu. Sanırım rakı sofrası ya da rakı masası derdim, cümleye ben başlasaydım.

VEFA ZAT

Çeşnigirden yani çeşnicibaşıdan gelir çilingir. Çeşnigirin sofrasına tadımlık miktarlarda gelen yemeklere ve tepsiye benzediği için çilingir sofrasına dönmüş zamanla.

MEHMET ÖRDEKÇİ

Bildiğimiz çilingirlerin cezaevindeki hırsızlar arasında ayrı statüsü vardı ben Afyon’dayken. Her kilidi çözdükleri için diğer hırsızlar bunlara hürmet gösterirdi. Onu hatırladım birden.

VEFA ZAT

Rakı masasında bir tek gönül kilidi çözülür Mehmet Beyciğim.

Parmakları arasında sigara olduğu halde garsona el eder:

VEFA ZAT (DEVAMLA)

Baksanıza daha bir duble içmeden dil bağımız da çözülmek üzere. Eh o zaman vakti keraheti kaçırmayalım.

İÇ / MEYHANE – 5 NUMARALI MASA / GECE
GARSON SADIK gülerek masaya yaklaşır.

VEFA ZAT

Mehmet Beyciğim, tahmin ediyorum ki bir 35’lik ikimize kafi gelir bu akşam. Ne dersiniz?

Mehmet Ördekçi, kafasını camdan tarafa çevirmiş, boşluğa bakmaktadır. Adını duyunca gülümseyerek döner:

MEHMET ÖRDEKÇİ

Vefa Bey ben bir türlü içemedim şu rakı denen mereti. Sağlık sorunlarım da engelledi son yıllarda. Hayatımda ya bir ya da iki denemem olmuştur ama bu akşam bir rakı üstadının gözetimindeyim nasılsa. Söz sizde.

VEFA ZAT

Çok naziksiniz, teveccühünüze mahcup olmam inşallah.

Garson Sadık, Vefa Zat’a doğru bakarak tanıdığını belli edercesine sorar:

GARSON SADIK

Rakınızı karafta getiriyorum değil mi efendim?

Vefa Zat, garsonu tanıdığını belli edercesine gülümser:

VEFA ZAT

Zahmet olmazsa Sadık Bey kardeşim.

DIŞ / MEYHANE ÖNÜ / GECE

Meyhanenin yarı açık kapısından içeriye tekir bir kedi süzülür.

İÇ / MEYHANE – 5 NUMARALI MASA / GECE

Masada birkaç tabak meze ve karafta rakı. Vefa Zat rakı doldurmaktadır.

VEFA ZAT

Mehmet Beyciğim kararında ve usulünce içilirse kimi onulmaz derde bile şifadır rakı.

MEHMET ÖRDEKÇİ

Vallahi bu yaşıma kadar, karar ve usul konusunda pek başarılı olduğumu iddia edemem.

Rakıların servisini bitirmiştir. Vefa Zat, sevecen bir şeklide Mehmet Ördekçi’ye baktığı halde eli sigara paketine gider ve bir sigara yakar :

VEFA ZAT

Bu konu pek öyle değil sanki. Zira hikayenizi anlattığınız o beş metrelik yazıya bakarsak, en azından usul, erkan konusunda uyum yeteneğinizin gelişmiş olduğunu düşündüm.

MEHMET ÖRDEKÇİ

O sizin hüsnü niyetiniz Vefa Bey.

Kadehini kaldırır ve Vefa Zat’a doğru uzatır:

MEHMET ÖRDEKÇİ (DEVAMLA)

Neyse biz, sağlığa ve bilmediğimiz bir sebeple bizi buluşturan Serap Gerçek’e içelim.

VEFA ZAT

Yo, ilk defa bir araya gelen iki yabancının peşrevi bir destursuz açılmasa gerek. Uygun düşer gibi geldi.

Ağzı açık tuz kabına masanın ortasına koyar ve bir tutam tuz alır:

VEFA ZAT (DEVAMLA)

‘İçelim ab-ı hayatı, neşe verir bedene,

Ne mutu bunu icad edene,

Bunu icad eden bir pir,

Akşamları iki, sabahleyin bir,

Artsın eksilmesin, taşsın dökülmesin,

Allah kimseyi meyhanesiz memlekete düşürmesin.(1)

İÇ / MEYHANE / GECE

Tekir kedi masalar arasında yavaşça süzülmektedir.

İÇ / MEYHANE-5 NUMARALI MASA / GECE

Tekir kedi Mehmet Ördekçi’nin yanındaki boş sandalyeye zıplar. Mehmet Ördekçi sakin ve yavaşça elini kedinin başına koyar.

MEHMET ÖRDEKÇİ

Bir de kedisiz.

VEFA ZAT

Amin.

MEHMET ÖRDEKÇİ

Haydi o vakit.

‘Saki, sun elin nur olsun,

Çilemiz dolmayacak,

Bari kadehler dolsun.(2)

Vefa Zat avucundaki tuzu aldığı tuzluğa bırakır. Kadeh tokuştururlar.

VEFA ZAT

Hiç rakı içmemiş birisi için şaşırtıcı bir giriş oldu bu Mehmet Beyciğim.

Bilir misiniz, masaya tuz koymak çok eski bir meyhane geleneğidir. Masanın bereketli olmasını simgeler. Şimdi artık pek kalmadı bu adeti sürdüren.

MEHMET ÖRDEKÇİ

Artık tuz bile kokuyor ya, onun için olabilir mi?

VEFA ZAT

Şimdi de ağır girdiniz Mehmet Beyciğim. Madem rüzgarlı oturduk masaya, o vakit sohbetin ateşini de harlayalım biraz. Kuzum bu döneklik meselesi nedir allasen.

Mehmet Ördekçi, kadehinden büyük bir yudum alır. Suratını ekşitir. Kedi kucağında olduğu halde kedinin başını okşamaktadır.

MEHMET ÖRDEKÇİ

Size abi diyebilir miyim? Siz de bana Memet derseniz sevinirim.

VEFA ZAT

Demek sen de isminden safra atanlardansın, rahmetli Süreya gibi. Sevdim bunu.

MEHMET ÖRDEKÇİ

Valla ben atmadım. Nüfus memurunun acelesi varmış sanırım.

Ellerini iki yana açar ve gülümser:

MEHMET ÖRDEKÇİ (DEVAMLA)

Vefa abi, ben gidebileceğim her yerin sınırına kadar gittiğim için dönebildim. Yola bile çıkamayanların tezviratı bu döneklik meselesi. Bunun bir de tamlaması var. ‘Kafayı yemiş’ eklerler önüne. Yapıştı kaldı üstüme bunlar ama gülüp geçiyorum. Bazıları çok canımı acıtsa da kör, sağırım artık bu hikayeye.

VEFA ZAT

Aslında tam bir ehlikeyif tepkisi bu Memet. Kendinden emin ve sakin. Tebrik ederim gerçekten.

MEHMET ÖRDEKÇİ

Eh madem peşrev faslındayız ben de sana sorayım. Vefa abi, sen aristokrat mısın?

Vefa Zat, bir eliyle gözlüğünü yüzüne yerleştirir gibi bir hareket yapar ve bir kahkaha atar:

VEFA ZAT

15 yaşında komi olarak çalışmaya başlayan bir çocuk ne kadar aristokrat olursa o kadar diyelim Memetçiğim. ‘Barmenler işçi sınıfının aristokratlarıdır’ diye bir laf vardır bizim meslekte. Bir aristokrat gibi kültür, görgü, incelik, gusto sahibi olmaya zorlar insanı barmenlik. Yoksa sınıfsal olarak, haşa kendimi öyle bir yerde görmek de istemem. Tabiatıma aykırı. 15 yaşından beri ırgat gibi çalışan aristokrat mı olur?

Bitmek üzere olan sigarasını söndürür, yenisini yakar:

VEFA ZAT (DEVAMLA)

Ama Kraliçe Elizabeth gibi pek çok aristokrata servis yapmışlığım vakidir. O da mesleğin icabıdır. Ancak gurur duyarım bununla.

İÇ / MEYHANE – MEZE DOLABI ÖNÜ / GECE

Garson Sadık, HRİSTO’nun kulağına eğilmiş bir şeyler söylemektedir. HRİSTO, Vefa Zat’ın bulunduğu masaya doğru bakar ve mutafa doğru seğirtir.

İÇ / MEYHANE – 5 NUMARALI MASA / GECE

HRİSTO elinde bir tabakla Vafa Zat’ın başındadır:

HRİSTO

Vefa Beyciğim hosgelmissiniz, fark etmedim kusura bakmayin. Nasılsıniz, afiyettesiniz isallah?

Vefa Zat, elini Hristo’nun koluna koyar:

VEFA ZAT

Çok teşekkür ederim Hristo. Yok bir yaramazlık. Genç bir arkadaşımla laflıyoruz biraz. Gerçi biraz tuhaf bir karşılaşma oldu ama anlatırım sonra detaylarını.

HRİSTO

Vefa Beyciğim lakerda yapmis idik geçenlerde, sizinle paylaşmamak olmaz.

Elindeki tabağı özenle masanın ortasına bırakır:

HRİSTO (DEVAMLA)

Afiyet olsun.

Vefa Zat, çatalının ucuyla lakerdadan bir parça alır ve tadına bakar:

VEFA ZAT

Ellerin dert görmesin Hristocuğum, lokum gibi olmuş maşallah.

MEHMET ÖRDEKÇİ

Vefa abi sizin camiada beyefendiciğim, hanımefendiciğim şirinlik sıfatını kullanmak şart mıdır?

Vefa Zat, yine eliyle gözlüğünü yüzüne yerleştirir ve bir kahkaha atar:

VEFA ZAT

İlahi Memetçiğim. Çocuklar ironi sevdiğini söylemişlerdi bana ya, haksız değillermiş. Bundan sonra sana yoldaş mı desem acaba?

Mehmet Ördekçi, kıkırdamaya başlar ve rakısından bir yudum daha alır:

MEHMET ÖRDEKÇİ

Vefa abi ağları havalandırdın beşinci dakikada, şapka çıkarıyorum. Diyecek bir şey yok. Hazır yoldaşlık faslına girmişken bir soru daha sorayım ben. Şimdi aklıma geldi daha önce hiç düşünmemiştim. Abi sence rakı devrimci midir ?

Vefa Zat, rakı kadehini elinde döndürerek düşünür.

VEFA ZAT

Yoldaş Memet, mesela absent için devrimcidir diyebiliriz, votka da keza öyle ama rakı için olsa olsa evrimcidir denilebilir zannımca.

MEHMET ÖRDEKÇİ

Niye öyle dedin?

VEFA ZAT

Çünkü rakı, masayı yatay keser. Çilingirde kimsenin statüsü yoktur, apolet sökmez. Çilingirde herkes eşit, herkes farklıdır aynı zamanda.

MEHMET ÖRDEKÇİ

Başka bir dünya mümkün yani.

VEFA ZAT

Rakı içerken bütün dünyalar mümkün elbette. Rakı evrimcidir, çünkü aceleye gelmez. Bira gibi şıpın işi içemezsin mesela. Ön hazırlık gerekir. Mekan, zaman, meze ve en önemlisi birlikte içilecek insanı aynı anda olduramazsan olmaz. Adım adım örülür rakı masasında sohbet, dostluklar, sevdalar, hatta kavgalar.

MEHMET ÖRDEKÇİ

Vefa abi, somut koşulların somut tahliline girer bu söylediklerin, haberin olsun. Sonra sana da dönek demesinler şirin beyefendicikler, hanımefendicikler.

Vefa Zat, yine gözlük hareketini yapar ve gülümser:

VEFA ZAT

Yoldaş, ben gidebileceğim her yerin sınırına kadar gittiğim için dönebilirim. Sorun yok.

MEHMET ÖRDEKÇİ

Ben ironiyi severim ama nüktedanlıkta seninle aşık atamam Vefa abi.

Vefa Zat, kadehini kaldırır ama tokuşturmaz. Öbür eliyle gözlüğünü düzeltir:

VEFA ZAT

‘içmesini bilene zevk-ü sefadır rakı,

içmeyi bilmeyene cevr-ü cefadır rakı.

bir münasip miktarı muhabbet anahtarı,

kaçırırsan ayarı, cana ezadır rakı.

ne dert kalır ne keder, içeni mes’ut eder,

içebilirsen eğer, ruha ciladır rakı.

nükte, cinas anlayan, ahengi bezme uyan,

içip zırvalamayan, işte onadır rakı.(3)

Haydi bakalım yoldaş gittiği yer dert görmesin.

DIŞ / SOKAK – MEYHANE ÖNÜ / GECE

Üzerinde etek, bluz ve sade bir çanta olduğu halde SERAP GERÇEK ağır adımlarla meyhanenin bulunduğu sokakta yürümektedir. Meyhanenin önüne gelince hafif duraksar ve içeriye bakar. Vefa Zat ve Mehmet Ördekçi kadeh tokuşturmaktadır. KOMİ VEDAT, SERAP GERÇEK’i fark eder.

KOMİ VEDAT

Serap Hanım hoş geldiniz. Buyrun efendim, buyrun.

SERAP GERÇEK

Teşekkür ederim Vedat. Acil bir işim çıktı başka bir akşam uğrayacağım.

KOMİ VEDAT

Misafirleriniz sizi soruyorlardı. Not iletmemi ister misiniz?

SERAP GERÇEK

Sana dediğimi ilet ve lütfen kusura bakmasınlar.

İÇ / MEYHANE – 5 NUMARALI MASA / GECE
Komi Vedat masa başında Vefa Zat ile Mehmet Ördekçi’ye bir şeyler anlatmaktadır. Her ikisi de Komi Vedat’ı dinler ve sonra kaldıkları yerden sohbete devam ederler.

VEFA ZAT

Serap Hanımın bizi ektiği de resmileşmiş oldu böylelikle.

MEHMET ÖRDEKÇİ

Eee misafir umduğunu değil bulduğunu yermiş misali, biz de lakerdayı hüplettik fena mı oldu Vefa abi. Varsın Serap’ta gerçek olmasın ne gam. Hem ben hayatımın ilk lakerdasıyla müşerref olmanın hazzını, Serap Hanımla paylaşmak istediğimden de emin değilim.

VEFA ZAT

Gerçekten daha önce hiç lakerda yemedin mi?

MEHMET ÖRDEKÇİ

Başka haltlar yemekten buna sıra gelemedi bir türlü. Bir de cezaevi menülerine Yahudi, Rum işi diye sokmamış olabilirler.

Vefa Zat, gözleri dolmuş halde Mehmet Ördekçi’ye bakmaktadır:

VEFA ZAT

Ne kadar farklı hayatlarımız olmuş. Ben pırıltılara, ışıklara boğulan salonlarda bir ömür geçirdim, kim bilir belki de sen gün ışığına hasret yıllar yaşadın.

MEHMET ÖRDEKÇİ

Sen yaşadığın hayattan pişman mısın Vefa abi?

VEFA ZAT

Değilim genç adam. Hem de hiç.

MEHMET ÖRDEKÇİ

Vefa abi, benim yazgım her şeyi uçlarda, sıra dışı, tahkiye kıymetini haiz yaşamak. Böyle olunca lakerdayı, topiği bırak, pencereden bile mahrum kalırsın elbet ama bu tür şeylerden zerre pişmanlık duymuşluğum yoktur. Penceresizliği özellikle tercih etmişliğim de cabası.

Mehmet Ördekçi, kadehinden suratını ekşiterek bir yudum alır. Masadaki tuz kabını önüne çeker:

MEHMET ÖRDEKÇİ (DEVAMLA)

Bir tek kardeşimden mahrum kalmayı kaldıramadım şu hayatta. O da hasta etti beni zaten.

Vefa Zat, başparmağıyla gözlüğünün altından gözlerine dokunur:

VEFA ZAT

Münasebetsizliğimi bağışla Memetçiğim. Yaranı deştim durduk yere.

Mehmet Ördekçi, Vefa Zat’ın yaptığı gibi bir avuç tuz alır avucuna:

MEHMET ÖRDEKÇİ

Ben bağışlama defterini çoktan kapattım abi. Canıma kast ettireni bağışlarken çok zorlandım bir tek. Ondan beri de açmaya gerek kalmadı şükür ki.

Ama bizim yaramızı sen değil, devlet deşti. Gerçek manada deşti hem de. Devlet dersinde öldürüldü benim kardeşim.

Konuşmasının sonunda bir damla göz yaşı avucundaki tuza düşer.

İÇ / MEYHANE – 5 NUMARALI MASANIN CAMDAN YANSIMASI / GECE
Camın yansımasından Vefa Zat’ın mendiliyle yüzünü sildiğini görürüz.

VEFA ZAT

Bak senin tuzun ıslandı, istesen bile kokmaz o artık.

Kadehini Mehmet Ördekçi’ye doğru uzatır:

VEFA ZAT (DEVAMLA)

‘Yol uzun, güzergah zorlu; ne demeliyim?

Zarif kardeşim benim,

Seni aldım yanıma, ikizimi almış yürüyor gibiyim.

Sana yıldız sana güneş mi demeliyim,

Günümde hayret gecemde hayret istedim

Yer yer senin gibiyim ben yer yer kendim.

İnsan olan yerlerim çok ağrıyor,

Olsun, yine de sen kapanma, şu sıra benim,

Yerine bırak ben incineyim.(4)

Gecemiz berrak, rakımız kaymak olsun Memet yoldaşım.

Mehmet Ördekçi, Vefa Zat’ın boşta kalan elinin üstüne elini koyar.

MEHMET ÖRDEKÇİ

Haydi o zaman Vefa Abi, günaydın. Rojbaj. Pariluys…

İÇ / YATAK ODASI / GECE

SERAP GERÇEK sıkıntıyla uyanır ve yatakta doğrulur. Gece lambasını yakar ve başucundaki suya uzanır.

SERAP GERÇEK – İÇ SES

Rakımız kaymak olsun mu?

Hayırdır inşallah Vefa Zat ile Mehmet Ördekçi’yi rüyamda nasıl buluşturdum acaba?

Gece lambasını kapatır. Yorganı üzerine çeker.

FADE OUT

NOTLAR

1) Vefa Zat 15 Mayıs, Mehmet Ördekçi 17 Mayıs 2019’da aramızdan ayrıldılar.

2) Bu yazı ilk olarak 2019 yılında cilingirsohbetleri.com’da yayınlanmıştır.

3) Bu satırların yazarı Vefa Zat ve Mehmet Ördekçi ile hiç tanışmadı.

4) Mehmet Ördekçi’yi tanımayanlar için ‘Sonsuzluğa açılan koğuş’ yazısı aydınlatıcı olacaktır.

5) Mehmet Ördekçi’nin kardeşi Mahmut Murat Ördekçi, 1996 yılındaki ‘hayata dönüş operasyonunda’ öldürüldü.

6) Bu kurgu metin, Vefa Zat ve Mehmet Ördekçi’nin yakınlarının ve sevenlerinin engin hoş görüsüne sığınılarak oluşturuldu.

 

(1) Rakı Desturu. Anonim

(2) Bestesi Sadettin Kaynak’a, güftesi Fuat Hulusi Demirelli’ye ait olan ‘Gecemiz kapkara saki, sun elin nur olsun’ şarkısından alıntı.

(3) Rakıname. Necip Mirkelamoğlu

(4) Güneş Yıldız. Birhan Keskin


Grand Korçi kimdir?

Grand Korçi İstanbul’da dünyaya geldi, haliyle birtakım okullarda okudu ve kimya mühendisi oldu. Akademiden kopmamak ve askerlik vecibesini ertelemek için iki ayrı yüksek lisans yaparak bir süre hem mühendislik yaptı hem de keyif çattı. O dönemlerde fotoğraf ve sinemaya olan ilgisi nedeniyle mühendisliği bıraktı ama bu alanlarda tutunamayarak eğitimini aldığı mesleğine geri döndü. Haliyle birtakım işlerde çalıştı. Alkollü içki sektörüne yönelik gerçekleştirdiği çalışmalar sırasında ve sonrasında alkolün üretimi, kültürü ve tarihine yönelik ilgisi giderek arttı. Hobileri arasında golf, modern dans, yoga hiçbir zaman yer almadı ancak ‘’kişisel gelişim yolculuğunu’’ bir çilingir müdavimi olarak sürdürüyor. Halihazırda bu çilingirlerde yeşerip hayata geçen işlerine cilingirsohbetleri.com adresinde yer veriyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI