YAZARLAR

Karantinayı güzelleştiren ekip: Pinhâni

Pinhâni, kendi şarkılarıyla var. İyi ki. “Yıldızlar”, benim için özel şarkılardan biri. Yakın dönemde Bodrum – İstanbul hattında bir arkadaşımla paylaştık, uzaktan uzağa mutlu olduk. Bundan bağımsız olarak şunu rahatlıkla söyleyebiliyorum: Bugüne kadar yaptıkları albümlerde boş yok. Bu, yeni şarkılarını ve adımlarını merakla beklememize sebep. Nitekim, karantinayı güzelleştiren adımların hepsi birbirinden güzel…

Türkiye’de samimiyet dendiğinde akla gelen ilk gruplardan biri, Pinhâni. 2019’un sonlarına doğru yayımlanan kitabım “Hayat Dudaklarda Mey”de onları anarken “hakiki ve samimi” ifadelerini kullanmıştım. Bugün, bu yazıya mevzu olma sebebi de bu, zira karantinamızı güzelleştirenlerin başında onlar geliyor: Art arda yayımladıkları şarkılar ve klipler, hayatımızın bu dönemine renk kattı. Kimi ağlatıyor, kimi güldürüyor ama ortak duygu, mutluluk. Olmasalardı, bunca şarkıyı ve klibi önümüze koymasalardı, bu günler biraz daha zor geçerdi.

İki kuzen, Sinan Kaynakçı ve Zeynep Eylül Üçer tarafından kurulan Pinhâni, on altı yıldır hayatımızda. Oldukça üretken bir topluluk. Albümleri bir yana, konserleriyle de herkese ulaşma çabasındalar. Art arda yayımladıkları çalışmalar, bu çabanın bir karşılığı. Karantina öncesinde de üretkendiler: 13 Arlık’ta yayımlanan “Üzülmeyelim”, 17 Ocak tarihli “Hikâyeler Tükendi” ve 20 Şubat’ta dinleyici karşısına çıkan “Ankara Gel Dedi”, bu bombardımanı hazırlayan şarkılar. Üçüncüsünün benim için önemi ayrı: Ankaracı olduğumu bilen ekip şarkıyı yayımlanmadan önce bana gönderdi, bu yılın en büyük hediyesini verdi. Piyasa çıkmadan hemen önce, Ankara’dan İstanbul’a doğru giden bir trende bu şarkı hakkında birkaç kelam etmiş, şu cümleleri kurmuştum: Şanslıyım, iki gün sonra raylı kapağıyla ortamlara salınacak bu güzelliği bir süredir durmadan dinliyorum. Şimdiden kayda geçsin: Gelen, muazzam bir Ankara şarkısı! Pinhâni yine yapmış yapacağını: Şehri kediye benzeten topluluk, bildik ortamları ve tanıdık duyguları anan sözleriyle “karşılıksız” sevdiğimiz Ankara’yı tarihe raptetmiş. Rock camiasından çakılmış şahane selamlardan biri, “Ankara Gel Dedi”. “Bir hatıra kalsın” diyenler için…

O gün, sözlerimin sonunda şu cümleyi de kurmuştum: Ekip bir süre Avrupa yollarında ama dönüşleri muhteşem olacak. “Ankara Gel Dedi”, ilk adım. Açıkçası bu cümleyi kurarken Avrupa turnesi sonrası izleyeceğimiz konserleri kastetmiştim ama iş başka bir yöne gitti, sıfat tam anlamıyla yerini buldu. Pinhâni’nin dönüşü sahiden muhteşem oldu!

Hikâye, 26 Mart’ta başladı. Karantinanın ikinci haftasına girerken “Dünyadan Uzak”, “deryaya yakın” yollarda geçen klibiyle ortamlara salındı. Bir süre sonra, ilk karantina klibi geldi: “İyi Değilim Ben”. Ekibin Kalben’le söylediği şarkı, dinleyicilerin katılımıyla kliplendi ve 5 Nisan tarihiyle memleketin ilk karantina kliplerinden birine imza atıldı. Beş gün sonra, “Beni Al”, konser kaydıyla hayranların karşısına çıktı. Ne zamandır beklediğimiz konser albümü “Konserdeyim 2”nin ilk müjdesiydi bu –ki on iki şarkıdan müteşekkil albüm de 1 Mayıs itibariyle dijital mecralarda yerini aldı. İlk bölümü 2019’un 6 Eylül günü yayımlanan albüm, topluluğun aynı yılın Mayıs ayında IF Beşiktaş’ta verdiği konserde canlı kaydedilmiş. Konserin ilk bölümünde (Turgut Alp Bekoğlu, Akın Eldes ve Demirhan Baylan’dan oluşan) TAD ile çalan Pinhâni, ikinci yarıda kendi şarkılarını söylemiş. Yeni albüm, ikinci yarının kaydı: Katıksız Pinhâni şarkıları dinliyoruz. Bunların beşi, bu süreçte, yeni hazırlanmış klipleriyle topluluğun YouTube kanalında dinleyiciyle buluştu. TAD kayıtlarından “Konserdeyim” de bu arada kliplendi. Bekoğlu, Eldes ve Baylan’ın buluştukları nokta, bir Pinhâni kaydı. Sinan Kaynakçı, o günü şöyle anlatıyor: “Bu üç değerli müzisyenin bir araya gelmesine yıllar önce bir Pinhâni kaydı vesile olmuştu. 2011 yılında Kadıköy’de ‘Bana Hediye’yi birlikte kaydetmiştik. Kayıt bittikten sonra bu üçlü 45 dakika hiç durmadan çalmıştı. Sonrasında TAD adıyla çok az sayıda konserler verdiler ama keşke birlikte daha çok çalsalar…”

Yeni yayımlanan konser videolarında şarkıların oluşma süreci hakkında bilgileri de ilk ağızdan öğreniyoruz. “Beni Al”, başta bir yılbaşı şarkısı olarak tasarlanmış ama sözler üzerine bir türlü oturmamış. Sonrasını Kaynakçı anlatsın: “2003 yazında hasta olup 1 hafta yataktan kalkamadım. O ara yazdım sözlerini ve o zaman şarkıyı çok sevdim. Sonra şarkı o kadar sevildi ki, artık benim yerime siz söylüyorsunuz.” Klibi 15 Nisan’da yayımlanan “Ne Güzel Güldün”ün trende yazıldığını da bu vesileyle öğreniyoruz: “Bu şarkı daha albüme girmeden ‘Kavak Yelleri’ dizisi ile çok tanındı. Eskiden bazı konserlere trenle giderdik, bu şarkı trende yazdıklarımdan biri. Yeni çıktığında Adana’da Çukurova Üniversitesi’nde çalmıştık. O günden beri her konserde seyircimizle beraber söylüyoruz.” Şarkıda trompet çalan 18 yaşındaki Atakan Gözetlik’e selamımızı çakıp son dönemde çok sevilen Pinhâni şarkılarından hüseynî “Kefen Giydim”in sırlarına ilerliyoruz: “Son zamanlarda o kadar çok bağlama çalıştım ki ister istemez halk müziği formunda şarkılar yazmaya başladım. ‘Kefen Giydim’ onlardan biri, muhtemelen en çok bilineni olarak kalacak hep. Sözlerini metroda yazmıştım. Pendik’te başladım, Kadıköy’de bitti. Konserde yanımda ne varsa melodiyi onunla çalıyorum. Bu sefer saksafon ama hepsiyle farklı oluyor.”

Konser kayıtları arasında yayımlanan diğer iki şarkı, 28 Nisan’da karşımıza çıkan (orijinalini Melis Danişmend’le söyledikleri) “Peki Madem” ve 3 Mayıs’ta dinleyicisiyle buluşan “Sevmekten Usanmam”. İkincisinde, Sinan Kaynakçı’nın ağzından (belki de hayatlarını değiştiren) bir hatıra dinliyoruz: “Bu şarkıyı 2002’de yazdığımda ‘Artık bir albümümüz olabilir,’ demiştim. Ama o sırda elimde olan şarkılardan sadece ‘Yıldızlar’ ilk albüme girdi. Bu şarkı ise ikinci albüme kaldı. Şarkıyı 2002’de eski grubumuzla mezun olduğum üniversitenin şenliğinde çalmıştık. Bizden sonra çalacak olan Bulutsuzluk Özlemi’nin solisti Nejat Yavaşoğulları çok beğenmiş, ‘Bundan sonra hep kendi şarkılarınızı çalın,’ demişti. Biz de öyle yaptık.”

Pinhâni, kendi şarkılarıyla var. İyi ki. “Yıldızlar”, benim için özel şarkılardan biri. Yakın dönemde Bodrum – İstanbul hattında bir arkadaşımla paylaştık, uzaktan uzağa mutlu olduk. Bundan bağımsız olarak şunu rahatlıkla söyleyebiliyorum: Bugüne kadar yaptıkları albümlerde boş yok. Bu, yeni şarkılarını ve adımlarını merakla beklememize sebep. Nitekim, karantinayı güzelleştiren adımların hepsi birbirinden güzel… “Evde kayıt”lar da öyle. 11 Nisan’da karşımıza çıkan “Çok Alıştım Sana”, 18 Nisan’da yayımlanan ve halı sahalı klibiyle dikkat çeken “Üzülmeyelim”, bunlardan ikisi. “Üzülmeyelim”, “Beni Al”a bir nazire sanki: Konser klibinin sonlarına doğru çıkan konuşma balonlarından birinde şu cümleyle karşılaşıyoruz: “Bitirelim beyler, daha halı saha var!”

17 Nisan’da yayımlanan “Beni Böyle Sevemezsin”, evde kaydedilen şarkılar arasında en dikkat çekenlerden biri, zira Sinan Kaynakçı’nın çocukluk görüntülerinin başrolde olduğu klibi, diğer kliplerden kendini ayırıyor. Hikâyesini, Kaynakçı anlatsın: “Bu şarkı 2004 yılından beri eski bir defterde kaydedilmeyi bekliyordu. Kısmet 2020'yeymiş. Klipteki görüntüler 1982-83 yıllarında amcam Abdullah Kaynakcı tarafından çekildi. Teknoloji değiştikçe görüntüleri kasetlerden kasetlere, oradan CD'lere, oradan da dijital ortama aktaran ve tüm ailenin görüntülerinin bugüne gelmesini sağlayan amcama, tüm ailem adına çok teşekkür ediyorum. Videoda keman çalan yaşlı adam, ismini yaşattığımız Pinhâni (dedem M. Turan Yanbeği).” Şarkıda ilk kadrodan (daimi Pinâni üyeleri) Akın Eldes ve Cem Aksel var. Üstelik klip sürpriz sonlu! Açıklayıp izlemeyenlerin tadını kaçırmayayım ama hâlâ izlememişseniz, çok eğleneceğiniz tüyosunu vereyim.

“Evde kayıt”lar bahsinde karşımıza çıkan son şarkı, 29 Nisan tarihli “Ben de Delirdim”. Kaynakçı, bunun başka bir şarkı olduğunu ama bir sabah eski sözleri yok sayarak yeni sözler yazdığını ve öyle kaydettiğini söylüyor. Klipte de “evde kayıt” sürecini anlatmışlar; izlediğimizde görüyoruz. Son dedim ama 22 Nisan tarihli “Aşk Bir Mevsim”i ve 13 Nisan sürprizi, Niyazi Koyuncu katkılı “Narino”yu unutmayayım. İlki kendini anlatıyor; “Aşk Bir Mevsim”i Kaynakçı anlatsın: “Bu şarkı 2015'ten. İyi ki daha önce kaydetmemişiz. Cihan Mürtezaoğlu fikri belki 11-12 şarkılık bir albüm sürecinde aklımıza gelmezdi. Cihan'ın kayıttaki emeği bizden fazla. Yıllar içinde defalarca birlikte çalmış ve aynı müzisyenlerin albümlerini hatmetmiş olmanın kolaylığını bu şarkının kaydında kullandık. Şarkının klibini yıllardır birlikte çalıştığımız İmre Haydaroğlu karantina koşullarında çekti, kendisine borcumuz daha da arttı.”

İmre Haydaroğlu, Pinhâninin kliplerini çeken yönetmen. İlk buluşmaları da karantina sürecinde karşımıza çıktı: 2009 yılında çekilen “Sevmekten Usanmam”, 26 Nisan’da karşımıza çıkıverdi: “Elbette o zaman YouTube'a HD video yüklenemiyordu. Şimdi fırsattan istifade bu videoyu sayfamıza yükleyelim tekrar.” Şarkının bir diğer özelliği, ahşap cümbüşüyle Erkan Oğur’un gruba eşlik etmesi. Bu noktada, sözü, art arda yüklenen klipler arasında TBP (Throw Back Pinhâni) etiketli olanlara getireyim. Adı üstünde, eski şarkıları ya da klipleri dinleyiciyle yeniden buluşturmayı amaçlayan bir proje bu. 25 Nisan’dan itibaren dört gün üst üste yayımlanan kliplerin ilki, fotoğraflardan mütieşekkil “Haftanın Sonu”. Tan Cemal Genç imzalı stop-motion klip “Zaman Beklemez”, YouTube’un yasaklı olduğu zamanlara denk geldiği için dinleyicisiyle bu mecrada buluşamayan “Ne Güzel Güldün” ve çekimleri (sonradan Jolly Joker Beyoğlu’na dönüşen) Balans’ta yapılan “Ben Nası Büyük Adam Olucam”, bu seride yeniden izlediğimiz diğer klipler. “Ne Güzel Güldün”ün yönetmenliğini, Pinhâni’yi geniş kitlelerle buluşturan “Kavak Yelleri” dizisinin de yönetmeni olan Kerem Çakıroğlu yapmış. Bu, ekibin son sürpriziyle de bağlantılı zira iki gün önce yayımlanan son klip, bu dizinin ekibi tarafından bir armağan olarak hazırlanan “Dön Bak Dünyaya”. Çekimleri İstanbul, Ankara, İzmir, Denizli, Antalya, Datça, Foça, Bodrum ve Toronto’da yapılan klipte çocuklar dahil 44 kişi ve “can dostlarımız” olarak adlandırılan küçük tüylü bireyler rol almış. “Gülcan Anaç, Mithat Duran ve Turgay Necipoğlu’na özlemle…” notuyla paylaşılan klibin ve dizinin hikâyesini yine Sinan Kaynakçı anlatsın: “2007'de başlayıp 2011'de sona eren 'Kavak Yelleri', oyuncular ve teknik ekip için bitmeyen çekimler, ev gibi süslenen otel odaları, derin dostluklar, büyük başlangıçlar, kıymetli öğretiler içeren unutulmaz bir deneyimdi. Keza bizim için de bir çoğu geçerli. Onlarla çok güzel şeyler paylaşmış olsak da onların şöhretinden istifade etmek hiçbir zaman aklımıza gelmedi. Bu yüzden birlikte bir 'iş'imiz olmadı. Elbette bizi hep desteklediler, konserlerimize geldiler, dostluklarını hep hissettirdiler. Biz de onlar her ekrana çıktıklarında milli takım kazanmış gibi gururlandık. Bu defa ise kendi aralarında eski günlerin anısına bizim şarkımıza bir video çektiler, biz ise sonradan dahil olduk. Bunu onlardan istemiş olsak bu kadar içimize sinmezdi. Demek ki birlikte geçirdiğimiz onca zamanın ölünceye kadar bir kıymeti varmış. Sağ olsunlar, var olsunlar.” Yönetmenliğini Jale İncekol’un yaptığı, kurgusu İmre Haydaroğlu’na ait klip insanın canına okuyor, şu karantinaa günlerinde gözlerden iki damla yaş süzülmesine sebep oluyor. Başta söylemiştim: Ağlatıyor ama mutlu ediyor.

Anmadığım bir klip daha var: 24 Nisan’da paylaşılan “Bana Hediye”. Yukarıda sözü geçen, TAD’ı buluşturan şarkı. 2012 yılının Şubat ayında yapılan bir turnenin belgesi. Üç ayrı ekip on beş gün boyunca çekim yapmış, Gemlik, Bursa, Eskişehir, Ankara, Kütahya, Afyon, Denizli, Aydın, İzmir, Ayvalık, Çanakkale, İpsala, Edirne, Konya, Adana, İskenderun, Belen, Antakya, Kırıkhan, Gaziantep, Şanlıurfa, Harran, Akçakale, Mardin, Diyarbakır, Çorum, Samsun, Giresun, Espiye, Tirebolu, Trabzon, Maçka, Hamsiköy, Rize, Arhavi, Hopa ve İstanbul görüntülere girmiş. Klibin kurgusunun üç gün sürdüğünü söyleyen Sinan Kaynakçı, sözlerine şunları da ekliyor: “Bu klibi çektiğimizde bir şehirden öbürüne, hatta bir evden diğerine gidemeyeceğimiz günler çoook uzaktaydı.”

Bu tuhaf günleri şölene çeviren ekiplerden biri Pinhâni. Karantina günleri güzel geçiyorsa, onlar sayesinde. Umalım ki şu günler hızla bitsin, sağlıklı günlerde yine Pinhâni konserlerinde buluşalım. Bilen bilir: Bir konserleri diğerine benzemez ve bir Pinhâni konseri her zaman yeni sürprizlere açıktır. Bu, onları sevme sebeplerimizden biri.

Kendi adıma karantinamın 58. gününde Pinhâni’ye büyük bir teşekkür borçluyum. Bu yazı, biraz da bunun için. Sadece onlar değil, yayımladıkları yeni şarkılarla, eski konser görüntüleriyle ve canlı yayınlarla şu günleri güzelleştiren pek çok müzisyen var. Teşekkürlerimin bir kısmı da onlara. Gözümüz, kulağımız onlarda olsun zira daha paylaşacakları, paylaşacağımız çok şey var. Bu tuhaf dönemi, biraz da onlar sayesinde (umarım hasarsız) atlatacağız.

Bir şey daha: Başta annem İlknur Meriç, bütün annelerin gününü kutlarım. Onlar olmasaydı, hiçbirimiz olmazdık. Bu küçük kutlama elbette yeterli değil ama ellerinden öpmek için bir vesile olsun. Bu kez öpücükler uzaktan ama sarılacağımız günler elbet gelecek. Kim bilir, o zamana kadar belki yeni Pinhâni şarkıları çıkar, onlar eşliğinde buluşuruz. Olamaz mı? Olabilir.


Murat Meriç Kimdir?

1972’de doğdu. Çanakkale ve İzmit’te okudu. Ankara’da kimya mühendisliği eğitimi alırken, dinlediği müziğin tarihine merak saldı ve oradan ilerledi. Kendini bildi bileli plak topluyor; okuyor, dinliyor, dinlediklerini yazıyor, sevdiklerini çalıyor. Kedi gibi meraklı. Rakı, roka, bamya, erik seviyor. İstanbul’da yaşıyor ama Ankaracı. 1996’da Müzük adlı dergiyi çıkartan ekipten. Sonrasında Roll mürettebatına katıldı. Mürekkep, Birikim, Milliyet Sanat, Virgül, Bant gibi dergilerde yazıları yayınlandı. Yeni Binyıl, Radikal ve BirGün'ün yazarlarındandı. Ankara’da Radyo Arkadaş’ın kuruluşuna katıldı ve pek çok radyoda programlar yaptı. Şu anda Açık Radyo'da, hafta içi her sabah Şarkılarla Memleket Tarihi adlı programı hazırlıyor ve sunuyor. Pek çok televizyon programının danışmanlığını yaptı, metnini yazdı. 2002 - 2003 yıllarında hazırlayarak sunduğu Kırkbeşlik adlı televizyon programı TRT’de yayımlandı. Kalan Müzik için bir Tülay German albümü (Burçak Tarlası 64 – 87, 2001) derledi, pek çok albüme yazar ve danışman olarak katkıda bulundu. Pop Dedik / Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği (İletişim Yayınları, 2006) ve 100 Şarkıda Memleket Tarihi (Ağaçkakan Yayınları, 2016) adlı iki kitabı, üzerinde çalıştığı pek çok projesi var. Üniversitelerde ve kültür merkezlerinde müzik tarihi üzerine seminerler verdi, veriyor. Düzenli olarak Gazete Duvar, Vatan Kitap ve Kafa’da yazıyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR