Önder Algedik
Önder Algedik
  • oalgedik@gazeteduvar.com.tr

Hayalleri Büyütme Bakanlığı

Pazartesi, 27 Nisan, 2020
Korona salgınında bile asfalt döken belediyeler görüyoruz. Bunun mantıksızlığını anlatamazsınız. Çünkü ezber budur. Ama geçmişte o kadar ezber bozan örnekler vardır ki... Onları bildiğinizde bir rahatlama, akıl perdesinin açılması gibi bir sahne yaşarsınız. 100 yıl önce güneşten enerji elde edebileceğimizi, onunla şarj edilen otomobillere bineceğimizi hayal edin. Hatta kentlerde kakabüs, ya da atıktan elde edilmiş gaz ile çalışan otobüsler ile bir ulaşımı düşleyin. Ne acayip olurdu.

Einstein mantığın bizi A noktasından B noktasına götürdüğünü söyler ve hayal gücünün ise her yere götürdüğünü ekler. Ancak hayal kurmayan insanlara bir şeyin mantıksızlığını anlattığınızda anlaşamazsınız. Çünkü o distopik durum onun için tek gerçekliktir, tek verili durumdur. Eğitim ile bu zaten akıllara kazınmıştır, farkındalık sektörü ile ezbere dönüşmüştür.

Mesela korona salgınında bile asfalt döken belediyeler görüyoruz. Bunun mantıksızlığını anlatamazsınız. Çünkü ezber budur. Ama geçmişte o kadar ezber bozan örnekler vardır ki… Onları bildiğinizde bir rahatlama, akıl perdesinin açılması gibi bir sahne yaşarsınız.

Bunlara örnek olabilecek beş güzel örnek:

1- Augustin Mouchot, Güneş Jenaratörü

Daha güzel hayaller için sizi Fransız mucit Augustin Mouchot ile tanıştırmak istiyorum. Mouchot matematik ve fizik alanında eğitim almış, kömüre karşı bir enerji kaynağını bulma hayali olan bir matematikçe ve fizikçi.. 1866 yılında güneş enerjisini yoğunlaştıran bir parabolik aynanın ortasında yerleştirilmiş hazneden kaynayan su ile bir türbini çevirmeyi başardı. Napolyon’a da sunduğu bu prototip geliştirmek için yıllarca çalıştı. 1878’e gelindiğinde yarım beygir gücünde solar jeneratörü Paris Fuarı’da sundu. Oldukça etkileyici bir gelişmeydi ve Napolyon kendisini 50 altınla ödüllendi. Mouchot bu tasarımı ile Fransız sanayisinin yakıt derdi olmadan nasıl geleceğini hayal ediyordu.

Ama aynı günlerde Fransa İngiltere’den aldığı kömüre bağımlı bir ekonomi haline gelişmişti. Hükümet güneş enerjisinin ekonomik olmadığına karar verdi ve bir süre sonra Mouchot’u desteği kesti. Mouchot ise öğretmenliğe dönerek 1912 yılında hayata veda etti.

O dönemde Mouchot desteklenseydi bugün güneş enerjisi kullanımında 100 yıl kadar önde olacaktık ve iklim değişikliği diye bir sorunumuz olmayacaktı.

1878’de Paris’de düzenlenen fuarda sergilenen Mouchot’un güneş jeneratörü.

2- Elektrikli Araba

Petrolsüz bir hayat düşünemiyoruz. Petrolsüz bir araba, ya da ulaşım imkansız sanki. Ama ilk otomobilin petrol ile çalışmadığını, elektrikle çalıştığını söylesek ne dersiniz? Hatta dünyayı bırakalım, İstanbul sokaklarındaki ilk otomobil de elektrik ile çalışıyordu. 1904’de ilk benzinle çalışan araba İstanbul’da görüldüğünde elektrikli arabanın 15 yıllık bir geçmişi vardı.

100 yıl evvel güneş jeneratörünü geliştirip bugün minimum düzeyde fosil yakıtla yaşayabilirdik. Elektrikli arabayı öldürmeyip bugün petrolsüz bir ulaşıma geçebilirdik. Hatta elektrik ile çalışan troleybüs ve tramvayları da öldürmek yerine yaşatsaydık metro dışında da elektrik ile çalışan bir toplu taşımaya sahip olabilirdik.

1899’da elektrikli otomobil üretimine başlayan Pope Üretim Şirketinin Colombia marka 1906 üretimi elektrikli araba. Kulanım kolaylığı ve şarj edilmesinin basitliği nedeniyle kadınlar tarafından rağbet görüyordu.

3- Bristol’da Kakabüs!

1800’lü yıllarda bilimin bu ilerlemesi ne kadar müthiş olsa bile bugün bunun çok daha güzelini bir belediye bile yapabilir. Bunun en güzel örneği “Kakabüs” ya da “bokobüs” İngilizcesi “poo bus” yani insan dışkısı ile çalışan otobüs. Bristol’un kanalizasyon atıklarının fermantasyonu ile elde edilen gazın kullanıldığı 2014’de hizmete giren bir proje idi. Düşünsenize 500 bin nüfusa sahip Bristol’da insanların kakası bile değerli ve bundan elde edilen gaz ile kentin otobüsleri çalışıyor. Kakabüs projesi bir kaç otobüs ile sınırlı kaldı. Ama iklim krizine çözümü, hava kirliliği konusunda dizele göre rakipsiz olması dünyada çok ses getirdi. Sonrasında Bristol gaz ile çalışan 70 otobüs siparişi verdi.

Kakabüs, Bristol

4- Linköping, Toplu Taşıma Gazını Atıktan Alıyor!

Kakabüs çok havalı olsa da, asıl örnek 140 bin nüfuslu İsveç’in Linköping kenti. Linköping 97 yılında atıklardan biyogaz üretimine geçti. Elde edilen gazı ise toplu taşımada yakıt olarak kullanmaya başladı. Zamanla bütün belediye otobüsleri bu gazla çalışır hale geldi. Ayrıca gaz dolum istasyonu açılarak taksiler, ticari araçlar ve bireysel araçların da deposuna bu gazı doldurabiliyor. Devamında kent 2025’de petrolü, 2030’da ise bütün fosil yakıtları sıfırlamayı hedefliyor

Çok farklı örnekler, değil mi? Ama tabi içimizde bir ses “ bunlar 1800’lerden örnekler, batıdan örnekler” diyebilir. Bu dört örneği beşinci örnekler taçlandırmadan bu iş olmaz.

Linköping’de LBG, yani likit biogaz satış istasyonu.

5- Çevre Ödüllü Ankara’dan Gazlı Otobüsler

Asfalt ve akaryakıt merkezli ulaşım politikası ile ne Linköping, ne Bristol olabiliriz, ne Augustin Mouchot gibi mucitlere umut verebiliriz. Ama 73’de ve 89’da yokluk içinde pek çok hayali gerçekleştiren belediye başkanlarını bilirsek biz de aynısını yapabiliriz. Tek bir örnek vererek yukarıda verdiğimiz dört örnekle bağlantısını kuralım.

Murat Karayalçın 1989 seçimlerini kazandığında ilk işlerinden biri kentteki hava kirliliğini çözmekti. 3 yıl gibi bir sürede kentte kömür kullanımını ciddi oranda düşürdü. Burada binalarda doğalgaz kullanımının payı büyüktü. Bir taraftan binalarda kömür kullanımı azaltılırken, diğer taraftan ulaşım kaynaklı hava kirliliğini de azaltılmaya çalışıyordu.
O zamanlar doğalgaz ile çalışan otobüsler yoktu. EGO’nun atölyesinde motorin yakan dizel motorların sıkıştırılmış doğalgaz yakması için dönüşüm çalışmaları başladı. Dönüşüm içinde ODTÜ’lü hocalar do olduğu için bölümde bu otobüsleri görürdük. 1992 yılında 30 kadar otobüsün dönüşümü tamamlandı. Bu otobüsler hava kirliliğin çok olduğu hatlara verilmişti. 89’da belediyeler bugünün belediyeleri kadar zengin değildi belki ama böylesi teknolojik dönüşümler yapılıyordu.
3 yıl çok kısa bir süre belki, ama hayaller için gayet yeterli bile sayılabilir. Nitekim Ankara’da belediye bu ilerlemeler ile 1992 yılında BM Çevre Ödülü almaya hak kazandı.

Ankara’da sıkıştırılmaş doğalgaz, yani CNG ile çalışan ilk otobüslerin açılışından.

 

Bu beş örnek sadece ulaşım ile ilgili alakalı örnekler. 100 yıl önce güneşten enerji elde edebileceğimizi, onunla şarj edilen otomobillere bineceğimizi hayal edin. Hatta kentlerde kakabüs, ya da atıktan elde edilmiş gaz ile çalışan otobüsler ile çalışan bir ulaşımı düşleyin. Ne acayip olurdu.

Hayalleri Büyütme Bakanlığı kursak hepimiz orada çalışırız değil mi?


Önder Algedik kimdir?

Proje yöneticisi, enerji ve iklim uzmanı, aktivist. Çeşitli sektörlerde proje yöneticiliği yaptıktan sonra son yıllarda iklim değişikliği ve enerji alanında uzman olarak çalışmaktadır. Tüketici ve İklimi Koruma Derneği yönetim kurulu üyesi olup 350ankara.org iklim aktivist grubunun kurucularındandır. Yaptığı çalışmaları ve değerlendirmeleri daha önce Cumhuriyet Enerji'de kamuoyu ile paylaşırken, aynı zamanda yesilekonomi.com'da da yazmaktadır. Raporlarına ve arşivine http://www.onderalgedik.com/ adresinden ulaşılabilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI