Bükülen gerçek cinsel istismarın affına dair

Salı, 14 Nisan, 2020
AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin suçlama ve savunma üzerine kurulu konuşmasındaki sözleriyle örtük biçimde cinsel suç faillerinin kapalıdan açığa açıktan izine gönderileceği, tespitini doğrulamış oldu. Camianın kabule teşne olduğu "kodlamalar, algı operasyonu, gerçeğin bükülmesi" ithamları bu nedenle konuşmaya yerleştirilmiş olmalı.

Dikkatlerden kaçmaması için tekrarda fayda var. Kapalı cezaevinden açık cezaevine geçme hakkı tanıyan maddeye itiraz eden vekiller arasındaydı Meral Danış Beştaş, HDP Grup Başkanvekili olarak yaptığı konuşmada “Açığa geçişte cinsel suçlar kapsam dışı tutulmadı. Açığa geçtikten sonra ayda yedi gün izni var” dedi. Çocuğun cinsel istismarı dahil cinsel suçların önce açığa alınıp oradan izinle topluma salınması yolunu açacak düzenlemeye itiraz eden Beştaş’ın konuşması defalarca kesilmişti.
Söz kesmeler sırasında söylenenler, Meral Danış Beştaş’ın Meclis’te ve kadın hareketinin her yerde yükselttiği itirazı doğruluyordu. AKP Grup Başkanvekili Yılmaz Tunç ve MHP Grup Başkanvekili Muhammet Levent Bülbül, Meral Hanımın konuşmasına müdahale ederek sözünü kestiklerinde, teklifle, cinsel suç faillerine açık cezaevine geçme hakkı getirilmediğini söylemediler. İtirazları, Covid-19 izni verilmeyeceği üzerine kuruluydu. Ayda yedi günlük yasal izinlerin birleştirilmesiyle iki ay olarak verilmesi planlanan izin hakkı olmadığını dile getirdiler. Bir haftalık izin tanınmayacağını bile değil. Bu iddianın doğruluk payını da tartışalım ama önce AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in konuşmasıyla aynı gerçeği ifşa edip etmediğine bakalım.

İki başkan vekilinin, sataşmalar sırasında belki istemeden gerçeği ikrar ettikleri biraz geç fark edilmiş olmalı ki daha sonra Özlem Zengin girdi devreye. “Gerçekleri bükmek” temalı toparlayıcı konuşması hamasi söylev https://twitter.com/avozlemzengin/status/1248644116537323521?lang=bg niteliğindeydi. “Son gerçek bükücü” seçmeleri yapılıyormuş izlenimi veren sözlerinde açık cezaevine geçiş hakkına değinmedi. İzinlere değinmedi. Özlem Zengin de suçlama ve savunma üzerine kurulu konuşmasındaki sözleriyle örtük biçimde cinsel suç faillerinin kapalıdan açığa açıktan izine gönderileceği, tespitini doğrulamış oldu.
Bu tespitin aksini ispatlama çabasına bile girişmeyerek doğruluğunu kabul etmiş sayılacağı besbelli. Ancak bu hamasi söylevin muhatabı muhalefet değil tabi ki. Kadın hareketi de değil kuşkusuz. Kendi partisine ve MHP’ye seslendiği düşünülmeli. AKP ve MHP içindeki muhtemel (?) karşı çıkışlara önlem alınıyor gibi. Çocuğun cinsel istismarına af yoluyla meşruiyet kazandırma gayretini desteklemeyenleri ikna etmek için gerçek gizleniyor. Camianın kabule teşne olduğu “kodlamalar, algı operasyonu, gerçeğin bükülmesi” ithamları bu nedenle konuşmaya yerleştirilmiş olmalı. Af yok iddiasının, geçici maddelerle izahı mümkün değil ama tabi ki o kısma dair sözü yok. Her ne demekse “kadınlarla ilgili suçlar” şeklinde vasıflandırarak, toplumun yanıltıldığını iddia ediyor. Eril şiddet, erkek şiddeti gibi doğru tanımları kullanmasını beklemek hayal zaten ama bu şekilde kadınlarla ilgili suçlar gibi garip tabirler çok acemice bir siyasetin ürünü değilse bir şeyleri gizleme telaşından. Gizlenenler hakkında bazı tahminlerim var tabi şimdi onlara bakalım.

Tunç ve Bülbül’ün iddialarına geri dönersek gerçekten ‘cinsel suç faillerinin Covid -19 izni alamayacağı doğru mu?’ Tekliften benim anladığım Covid-19 izni tabir edilen iki aylık izinlerin 31 Mayıs’a kadar açık cezaevinde olanlara verileceği. 30 Eylül’e kadar da üç kere uzatılabilecek izinlere kısaca Covid-19 izni deniyor, parlamenterlerin dilinde. Şimdi nisan ortasındayız. Yasayı geçirmek için önergelerin bile tüzüğe aykırı olarak sınırlandırılması yönündeki çabalar, acelenin işaretlerinden. Hemen bugünlerde yasa çıkarsa şu an açık cezaevinde olanların izinli çıkışı an meselesi. Açık cezaevleri, ceza infaz kurumlarının ihtiyacını karşılayan işlik ve atölyeleri içerdiği için boş kalmaları düşünülemiyor. Orada çalışacak yeni mahkumlara ihtiyaç var.

Kapalıdan açığa geçme talebi olanlar içinse sadece terör ve örgütlü suçlar istisnası getiriyor, teklif. Üstelik infazının tamamlanmasına bir yıl kalmış olma şartını da kaldırıyor. Önemli şart ise iyi halli olmak durumunda talebin kabul edileceği tespiti yer alıyor teklifte. Bu çerçevede 31 Mayıs’a kalmadan açık cezaevine geçme fırsatı bulan cinsel suç failleri de Covid-19 izninden yararlanabilir. 31 Mayıs’tan sonraki günlerde açığa geçenler zaten ayda 7 gün izni olacak. Bir de salgın nedeniyle izinden dönemeyenler için cezai işlem yapılmayacağıyla ilgili hükmü hatırlayalım. Devletin, ‘git, bir daha dönmezsen de seni aramayacağım’ dediğini varsayabiliriz. Böylesi fırsatlar sunulan hükümlüler arasında cinsel suç failleri de yer alıyor. Kasten yaralama suçlarındaki anne, eş, evlat dışındaki kadınları yaralamış eril şiddet failleri de.

İnfaz paketinin, ceza hukukçularını bile zorlar nitelikte son derece karmaşık hazırlanışıyla Meclis görüşmelerinde gerçeğin perdelenmesi için sergilenen performanslar birbirini tamamlıyor. Genç evlilik ya da erken evlilik adıyla masumlaştırılmaya çalışılarak, nikah şartına bağlanan çocuğun cinsel istismarına af veya ceza indirimi toplumsal kabul görmemişti, hatırlanacağı gibi. Ancak teklif sahiplerinin bilinçli olarak yarattığı karmaşayla hedeflenen şey, bu konuda ayrı bir düzenleme yapmaksızın infaz paketine sızdırmak olduğu tahmin edilebilir. Kapalıdan açığa geçişte ve açıktan iki aylık izne gönderilişte erken evlilik kılıfıyla cinsel istismar suçu işlemiş olanlara öncelik tanınma ihtimali yüksek sanıyorum. Komisyonda pakete dahil edilen önergeyle hedef çocuğun cinsel istismarını meşrulaştırmak. Defalarca yapılan açıklamalar da bu gerçeği gizleme telaşından. Endişeyle öngördüğüm bu ihtimal gerçekleşirse AKP, bütün hak ihlalleri ve hukuksuz uygulamalarını, çocuğun cinsel istismarı suçuna af getirerek taçlandırmış olacak.


Berrin Sönmez kimdir?

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi mezunu. Aynı üniversitede araştırma görevlisi olarak akademiye geçti. Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’na giriş süreci üzerine yüksek lisans tezi yazdı. Halkevi ve kültürel dönüşüm konulu doktora tezini yarıda bırakarak akademiden ayrılıp öğretmenlik yaptı. Daha sonra tekrar akademiye dönerek okutman ve öğretim görevlisi unvanlarıyla lisans ve ön lisans programlarında inkılap tarihi ve kültür tarihi dersleri verdi. 28 Şubat sürecindeki akademik tasfiye ile üniversiteden uzaklaştırıldı. Dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağımlı yargısı, akademik kadroları “rektörün takdir yetkisine” bırakarak tasfiyeleri gerçekleştirdiği ve hak arama yolları yargı kararıyla tıkandığı için açıktan emekli oldu. Sırasıyla Maliye Bakanlığı, Ankara Üniversitesi, Milli Eğitim Bakanlığı ve Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde ortalama dört-beş yıl demir atarak çalışma hayatını tamamladı. Kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunucusu, feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI