Wuhan’da karantina bitti, tünelin ucu göründü mü?

Cuma, 10 Nisan, 2020
Çin modeli dediğimiz salgınla mücadele yöntemi ilk aşamada başarılı oldu ama ikinci dalga için Kore’nin uyguladığı yöntemlere yaklaşması gerekiyor gibi duruyor. Bir diğer deyişle, salgınla mücadelede Çin modelinden bahsediyoruz ama elbette bunlar henüz erken tartışmalar çünkü aslında başı sonu tasarlanmış bir Çin modeli yok ortada.

6 Nisan Pazartesi günü Çin’de Qingming bayramıydı, yani mezar temizleme bayramı. Bu gün atalara, tüm ölmüşlere, sevdiklerine saygı günü. Bu yıl bayramda salgında ölenler için Devlet Başkanı Xi Jinping’in de katıldığı kederli ve görkemli bir tören yapıldı. 7 Nisan Salı günü Wuhan’da karantina kaldırıldı. Kentin kısmi de olsa özgürlüğüne kavuşması havai fişekler, ışık gösterileri, şarkılar ve sloganlarla kutlandı. Kent halkının, kenti ikiye bölen Yangtze Nehri’nin üstündeki tarihi köprüyü yürüyerek geçmesi sevinçli ve görkemli bir görüntü oluşturdu.

Bu iki görkemli törenin sembolizmi hatıralara kazınacak. Peki, Çin’de salgın tehlikesi ortadan kalktı mı? Bu, tüm dünyayı sarmış olan ama her ülkede farklı deneyimlenen salgınla mücadele için bir umut ışığı anlamına gelir mi?

ÇİN’DE DURUM NEDİR?

Wuhan’ın başkenti olduğu Hubei eyaleti, karantinadan çıkarak salgının daha önce kontrol altına alındığı eyaletlerle birlikte yarı-normalleşme sürecine katıldı. Hayat tamamıyla normale dönmüş değil elbette. Toplu taşıma fiziksel mesafeyi koruyabilmek için üçte bir kapasiteyle çalışıyor. Birçok iş sektörü işbaşı yaptı ama örneğin otelcilik gibi mobiliteyi arttıracak sektörler henüz kapalı. Okulların ne zaman açılacağı eyaletlere bırakıldı ama hem ikinci öğrenimin hem üniversitelerin çoğunlukla nisanda açılması bekleniyor. Hubei eyaletinde ise okullar henüz açılmayacak.

Okulların açılması yaygın test uygulaması yapmamış olan Çin için önemli bir sınav olacak. Çünkü asemptomatik denen, belirti göstermeyen taşıyıcıların sayısı bilinmiyor. Eğitimin başlamasıyla öğrencilerin memleketlerinden okudukları kentlere dönmesi ve yurtlarda kalmaya başlamasıyla asemptomatik vakaların mobilitesi artacak. Bu, ikinci bir dalga salgını başlatabilir.

Bu tehlikenin farkında olan Çin merkezi yönetimi konuyu kabine toplantısına taşıdı ve yerel hükümetlere yaygın test uygulamasını başlatması talimatını verdi. Bugüne kadar bu uygulamanın başlatılmamış olması ihmalden mi imkansızlıktan mı açık değil ama şu ana kadar görebildiğim kadarıyla eyaletler henüz hâlâ yaygın test yöntemine geçebilmiş değiller, hâlâ vaka-bağlantılı test yönteminde devam ediyorlar. Özellikle yaygın test için maddi imkanları olmayan Hunan gibi eyaletlerde asemptomatik vakalar için dışarıdan gelenlere odaklanma eğilimi görülüyor. Çin şu anda yaşanan ikinci dalga için yabancıları ve yabancı ülkelerden geri dönen Çinlileri suçluyor ama ikinci dalga içeriden de başlayabilir.

ÇİN DÜNYAYA YARAR MI ZARAR MI?

Çin devlet medyasında karantina kurallarına uymayan Çin devlet propagandası ve kamuoyunun görünür bir kısmı neden ikinci dalga salgın için yurtdışından gelenleri suçluyor? ABD üst düzey liderlerinin salgın için Çin’i suçlaması hatta yasal olarak sorumlu tutulma ihtimalinden bahsetmesi Çin’i diplomatik bir karşı saldırıya itti. Bu karşı saldırının öğeleri arasında salgınla mücadelede Çin modelinin ne kadar iyi işlediğini kanıtlamak için normalleşme sürecinin, belki de prematüre olarak, hızlandırılması, resmi makamlardan olmasa da kanaat önderleri aracılığıyla virüsün kaynağının ABD olduğu argümanının yaygınlaştırılması ve ikinci dalga salgın için Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinin sağlık sistemlerine güvenmeyerek Çin’e geri dönen öğrenci ve expatların suçlanması gibi yöntemler kullanılıyor.

Peki Çin salgınla mücadele konusunda hangi konularda eleştiriliyor? ABD’de yayınlanan bir rapor Çin’in ölüm sayılarını düşük gösterdiğini ve asemptomatik vakaların sayısını hiç vermediğini söylüyor. Bunun da, diğer ülkelerin salgının boyutlarını hafife almasına yol açtığını iddia ediyor.

Gerçekten Çin’deki korona nedenli ölüm rakamları dünyanın geneline kıyasla şaşırtıcı derecede düşük. Eğer burada imkansızlıktan doğan bir hata varsa, karantinanın kalkmasıyla evlerinde ölenlerin sayısı daha iyi hesaplanabilir. Ama şu ana kadar yapılan bütün projeksiyonlar ve modellemeler Çin’in verdiği sayılara dayandığı için halihazırda büyük bir yanılma payı söz konusu.

Asemptomatik vaka oranlarına gelince, Çin mart sonunda bu rakamları yayınlamaya başladı. 31 Mart’ta eyaletlerden asemptomatik vaka sayılarını toplamaya başladı ama bunu uluslararası baskıdan çok, normalleşme sürecinde ikinci dalgayı engellemek ve iç kamuoyunun kaygılarını gidermek için yapmakta. Şu ana kadar bahsedilen sayılar, hiçbir zaman yaygın test yöntemini benimsemediği için Çin’in Güney Kore gibi doğru rakamları vermesinin zaten mümkün olmadığını gösteriyor.

Bu da aslında, salgınla mücadelede modellerden bahsetmek için henüz erken olduğunu gösteriyor. Çin modeli dediğimiz salgınla mücadele yöntemi ilk aşamada başarılı oldu ama ikinci dalga için Kore’nin uyguladığı yöntemlere yaklaşması gerekiyor gibi duruyor. Bir diğer deyişle, salgınla mücadelede Çin modelinden bahsediyoruz ama elbette bunlar henüz erken tartışmalar çünkü aslında başı sonu tasarlanmış bir Çin modeli yok ortada. Elbette SARS’tan çıkarılmış dersler var ama Çin de sorunlar çıktıkça çözme yolunda ilerliyor.

Öte yandan, Çin modeli yalnızca bizim dışarıdan atfettiğimiz bir bütünlüklü politikalar znciri değil. Çin de uluslararası örgütlerin kendi modelini benimsemesini ve küresel Güney’e önermesini istiyor. Bunun hem küresel liderlik için önemi var, hem de olursa yeni bir finansal pazar açılacağı anlamına geliyor. Daha önce Onur Bahçecik Hoca’nın bahsettiği gibi  Çin, iklim değişikliği ve kalkınmaya dayalı insan hakları gibi konularda uluslararası komitelere ve girişimlere mali destek veriyor ya da önderlik ediyor ve halk sağlığı da yeni hedefiymiş gibi duruyor.

Şimdilik bizim Çin deneyiminden öğrendiğimiz, yaygın test uygulamasının karantinaya eşlik etmesi gerekliliği. Çin’in önündeki bir diğer sorun da karantina sırasında iflasların yoğunlaştığı küçük ve orta ölçekli üreticileri ve emlak sektörü. Çin’in halk sağlığı ve iktisadi kaygılarını bir arada nasıl çözeceğini izlemek iktisadi kaygılardan halk sağlığını feda etmekte olan Türkiye için anlamlı olacaktır.


Ceren Ergenç kimdir?

ODTÜ kökenlidir. Liverpool Üniversitesi Çin kampüsü’nün Çin Çalışmaları bölümünde doçent. Çalışma alanı Çin ve Doğu Asya odağında karşılaştırmalı siyasetbilimidir. Çin, Hindistan ve ASEAN siyaseti, Türkiye-Çin ilişkileri, ve uluslararası ilişkilere dair yeni kavramsal ve yöntemsel tartışmalar üzerine makale ve kitap derlemeleri var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI