TBT203: NBA'in çenesi düşük oyuncuları

Cumartesi, 4 Nisan, 2020
Michael Jordan, gider 1,85 m'lik Stockton'ın üzerinden smacı vurur. Geri koşarken saha kenarından seyircinin biri seslenir; “Ulan Michael mısın nesin? Kendi boyunda biriyle uğraşsana sıkıysa.” Bir dahaki hücumda bu sefer gidip 2.10 m'lik pivot Melvin Turpin'in üzerinden smacı vurur ve geriye doğru koşarken ellerini açarak seyirciye sorar, “Yeterince büyük müydü?”

Dünyada neredeyse tüm spor organizasyonları durmuş vaziyette. Herkes sağlık, yaşam ve ölüm kaygıları içerisinde. Spor dünyasından konuşmaya, yazmaya değer bir haber var mı derseniz pek sanmıyorum. Peki ne yazalım çizelim?

“Trash Talking” diye İngilizce bir kavrama hiç aşina oldunuz mu. “Trash Talking”, Amerikan spor kültüründe bir deyimdir. Laf dalaşına girmek, boş konuşmak, laga luga yapmak veya en basitinden biraz de telaffuz benzerliği sebebiyle “tıraş muhabbeti” de denilebilir. Özellikle NBA’de sahada bir çok oyuncu bu davranış içerisinde bulunmuşlardır ve bulunuyorlardır. Peki neden? Amaç nedir? Aslında kötü niyetlerle söylenen sözler değildir bunlar. Sadece bazen oyuncular rakipleriyle, hakemlerle ve bazen seyirciyle bile laf dalaşına girerler. Bazen gırgır yapmak, bazen tartışmak bazen sırf rakibini demoralize etmek içindir. Tabi böyle bir meselede o kadar çok enteresan anlar vardır ki basketbol oyunun dışında bir şey olsa bile jenerik görüntüler haline gelmiştir.

Gary Payton, Larry Bird, Michael Jordan, Charles Barkley, Reggie Miller bu işin ağa babalarıydı denilebilir. Mesela Gary Payton’ı sahada susarken gören var mıdır acaba? Kariyeri boyunca sahada sürekli konuşan biriydi. Payton ile ilginç olan şu; günlük hayatında da pek susmazdı. Şimdiki oyuncularda bunu daha az görüyoruz. Aslında işin doğrusu “Trash Talking” çok ‘cool’ bir şeydi bir zamanlar. Çünkü insanlar sokak kültüründe ediniyordu bu davranış reflekslerini. Mahallede böyle büyünürdü. Sadece Amerikan basketbol sokak kültürünü düşünmeyin, dünyanın her yerinde böyledir. İstanbul’da bir mahallede çocuk olarak büyürken jargonunuza enteresan kelimeler dahil olur ve ilginç, kendine has diyaloglar oluşur arkadaşlarınızla aranızda.

NBA’e dönecek olursak; eskiden sosyal medya, Twitter yoktu. Şimdi bir çok oyuncu sosyal medya üzerinden Twitter üzerinden sallayabiliyorlar. Yani tabir-i caizse şu ‘klavye delikanlılığı’ dediğimiz şey. Ama eskiden böyle değildi. Eskiden insanların birbirlerine ‘sallayabilecekleri’ sosyal medyaları yoktu ve bu yüzden diyaloglar daha çok sahada yaşanıyordu. Bu da çok enteresan görüntüler ve anlara şahit olmamıza sebep oluyordu. Aklımın hafıza kasasının şifresini girdim, açtım ve hemen rafın kenarındaki bu konuyla ilgili birikmiş anları size anlatmak üzere aldım.

Ve önce 90’ların ortasında o dönem Washington Bullets forması giyen Chris Webber, Phoenix Suns’ın yıldızı ve efsane oyuncu Charles Barkley ve hakem arasında yaşanan diyalog geldi aklıma. Bir pozisyonda Charles Barkley sayı atmaya çalışırken Webber kendisine faul yapar ve böylelikle Barkley şutu kaçırır. Hakem faulü vermez ve devam ettirir oyunu. Charles Barkley döner hakeme der ki, “Sen şimdi buna faul değil mi diyorsun?” Hakem çok soğukkanlı bir vaziyetle “Hayır, faul yok” der. Charles tekrar sorar hakeme; “Sen şimdi faul değil diyorsun?” Hakem aynı reaksiyonu verir. Charles Barkley bu kez döner hakeme tepkili bir şekilde der ki, “Ben kariyerimde bu pozisyonda 24 bin sayı attım ve sen bana bunu faul olmadığını mı söylüyorsun?”

Larry Bird ile ilgili aklıma gelen iki hikaye mevcut. Biri Celtics-Suns maçında yaşanan bir hadisedir. Celtics, Phoenixs Suns karşısında maçı farklı bir şekilde önde götürür. Son çeyrekte çok kötü oynayan Larry Bird, takımın da ritmini bozmuştur biraz. Fark 2 sayıya kadar erimiştir ama Celtics hâlâ 2 sayı öndedir. Bird, takım arkadaşı Kevin McHale’a topu kendisine vermesini ve kendisinin maçı bitirecek basketi atacağını söyler. Döner Phoenix Suns yedek bankının önünde Suns oyuncularına, “Şimdi bir üçlük atıp sizi evinize ağlayarak göndereceğim” der. O sırada pas gelir kendisine, üçlüğü gönderir ve basket olur. Döner Suns oyuncularına der ki, “Dememiş miyim?”

1986 NBA All-Star haftasonu etkinliklerinde Larry Bird üçlük yarışmasında yarışacaktır. Ligin o dönem açık ara iyi şutörü olan Bird, yarışmanın da favoridir elbette. Yarışma öncesinde oyuncular şut atarak ısınmaktadırlar ve Larry Bird ortalarda öylece bakınıp dolanmaktadır. Muhabir gelip Bird’e ne yaptığını sorar ve Bird’ün cevabı çok nettir; “Hayır, acaba ikinci kim olacak onu merak edip etrafıma bakıyorum.” Bird, tabii ki yarışmayı kazanır.

Bazen seyirci de bu işlere dahil oluyor demiştik ya. 2003 yılında San Antonio Spurs’te Kevin Willis adında veteran bir oyuncu vardır. Kendisi 42 yaşındaydı ve kariyerinin son sezonuydu. Bir gün Spurs, Chicago deplasmanındadır. Kevin Willis, yedek bankında oturmaktadır. Arkadan biraz hınzır bir Chicago taraftarı Willis’e bağırır; “Hey Willis, bekar mısın? Babaannem senden hoşlanmış da.” Ben bu olayın görüntüsünü izlemiştim, gerçekten inanılmaz komik. Kurgulanmak istense bu kadar denk gelemez herhalde.

Hazır Chicago’dan söz etmişken; 1997 NBA Finalleri ilk maçına bir dönelim. Utah Jazz, Chicago Bulls karşısında 9 saniye kala 1 sayı öndedir ve Jazz hücum eden taraf olmaktadır. Postacı lakaplı Karl Malone’a faul yapılır ve Malone, iki serbest atış kullanmak üzere serbest atış çizgisine gelir. Tamam, bu maç Jazz için tam cepte görülürken Bulls forveti, Michael Jordan’ın yancısı Scottie Pippen, Karl Malone’a yaklaşır. Pippen, Malone’un kulağına eğilir ve şöyle fısıldar; “Yalnız Postacılar pazar günü çalışmaz” (Maç pazar günü oynanmaktadır) Malone, iki serbest atışı kaçırır ve devamında Michael Jordan maçı kazandıran basketi atar ve Bulls seride 1-0 öne geçer.

Michael Jordan’a geldi konu şimdi. Aslında Michael Jordan’la ilgili binlerce şey var yazılacak. Ama hemen aklıma gelen ilk iki konuyu paylaşayım burada. Birincisi şöyle; Michael Jordan’ı 1984’te draft eden Chicago Bulls, Jordan’ı draft ediyorlar diye onun pozisyonunda oynayan oyuncuyu takasla Sacramento Kings’e gönderilir. Bu oyuncunun adı Reggie Theus’du. Reggie Theus da hep takım arkadaşlarına ve zaman zaman medyaya söylemlerinde şöyle söylerdi; “Benim yerimi asla dolduramazlar. Michael kim? Benim yerimi kimse tutmaz.” Sezon oynanırken Bulls, Sacramento deplasmanına gelir. Sacramento’da oynayan Kenny Smith, Jordan’ın üniversite yıllarında takım arkadaşıdır. Jordan, maçtan önce Smith’e gidip der ki “Git o Theus’a söyle, bu gecenin 45 sayı atacağım onun üstünden.” Maç başlar, oynanır ve biter. Müthiş bir Michael Jordan şovu izler tribünler. Michael, 43 sayı atar ve Bulls deplasmanda Sacramento’yu yener. Michael’ın yüzünde bir memnuniyetsizlik vardır ama. Maçtan sonra Michael, Theus’a koşarak gider ve der ki, “Seni Chicago’ya bekliyorum. Sakın gelmemeye kalkma. Bu sefer 45 atacağım üstünden.” İşte Michael Jordan böyle bir adamdı. Yeter ki kuyruğuna bas, onu tahrik et! Ne yapıp edip biletini kesmek isteyecektir…

1988 yılında Chicago Bulls, Utah Jazz deplasmanında çok enteresan bir olaya sahne olur. Michael Jordan, gider ve 1,85 m’lik John Stockton’ın üzerinden smacı vurur. Smaç sonrası savunmaya doğru geri geri koşarken saha kenarından seyircinin biri Michael Jordan’a seslenir; “Ulan Michael mısın nesin? Kendi boyunda biriyle uğraşsana sıkıysa.” Michael bir dahaki hücumda bu sefer gidip 2.10 m’lik pivot Melvin Turpin’in üzerinden smacı vurur ve geriye doğru koşarken ellerini açarak döner seyirciye der ki, “Yeterince büyük müydü?” Bu da asla unutulmayacak diyaloglar listesinde yerini almıştır. Bazen sahada yaşanan diyaloglar, basketbolun kendisi kadar iz bırakabiliyor.2


Ara Gözbek kimdir?

Yayın hayatına 2005'te üniversite radyosu CIU FM'de başlayan Ara Gözbek aralıksız üç sene İngilizce ve Türkçe yayınlarla canlı radyo programı hazırladı ve sundu. 2005'te CNN Türk'te Frekans programında yapım asistanı ve muhabir olarak görev aldı. Gazeteciliğe ilk olarak 2006'da BirGün gazetesinde adım attı. BirGün'de Pazar eki ve spor bölümlerinde 400'den fazla makale yayınladı, ardından Türkiye'nin en çok takip edilen spor haber sitesi sporx.com yazarlığa devam etti. 2007 yazında staj yaptığı TRT'de “NBA Europe Live” adı altında NBA'in uluslararası projesinde TRT'yi NBA muhabiri olarak temsil etti. SporX TV'de “NBA ARA'SI” programını yaptı. Bunların dışında Taraf gazetesi, tempo24.com.tr ve birçok sitede makaleleri ve haberleri yayınlandı. Döneminde çok popüler bir radyo olan Metro FM'de pek çok programa konuk ve yorumcu olarak katıldı. sokaksesi.com sitesinin ve Android ile Apple'larda uygulaması da olan Sokak Sesi Radyosu'nu kurup burada uzun bir süre “underground” radyo yayınları yaptı. Halen Gazete Duvar'da yazmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI