Ali Fikri Işık
Ali Fikri Işık

Sportif hayat hazirana yetişir mi?

Cumartesi, 4 Nisan, 2020
Bana kalırsa, bu süreç yönetilebilir değildir. Yarım kalmış sezonu yok hükmünde saymak da mümkün değil. Dolayısıyla geriye ligleri bu haliyle tescil etmekten başka akılcı bir yol görünmüyor.

Bir an haziran ayında hayatın bütün dinamikleriyle normalleşebileceğini kabul edelim. Yarım kalmış bir sezonun, sıcak yaz aylarında sonlandırılması mümkün olabilecek mi? Liglere uzun süre ara verildiği için, bütün takımlar eski fiziksel güçlerine ulaşabilmek için hazırlık kamplarına ihtiyaç duyacaktır. Bu süre eğer bilime sadık kalınacaksa, 6 haftada daha az olamaz. 6 hafta demek temmuz ortası demek. 15 Temmuz’dan sonra, turnuvalar ya da yarışma biçimleri hangi format içinde tasarlanırsa tasarlansın, Şampiyonlar Ligi ön eleme maçları ve UEFA Kupası ön eleme maçları bir sorun olarak varlığını sürdürecek. Dolayısıyla sırf bu sorundan ötürü iki sezonun temas noktası kaybolacak. Hızlandırılmış turnuva ya da lig, iç içe üç yarışmaya helal getirmeden, akışı sağlamak zorunda. Mevcut ligler, Şampiyonlar Ligi ve UEFA Kupası yarışması, bütün takımların insanüstü bir çaba sergilemelerini zorunlu hale getirecek.

Bu kadar yoğunlaştırılmış yarışmalar, yayıncı kuruluşlar ve kulüplerin beklentisini karşılayabilecek mi? Gelen haberlere bakılırsa daha şimdiden Avrupa’nın dört büyük liginde oluşan maddi zararın 4 milyar euroyu geçtiği söyleniyor.

Bana kalırsa, bu süreç yönetilebilir değildir. Yarım kalmış sezonu yok hükmünde saymak da mümkün değil. Dolayısıyla geriye ligleri bu haliyle tescil etmekten başka akılcı bir yol görünmüyor.

Lig biçiminde tasarlanan bütün sportif faaliyetlerin öncelikli amacı, rekabeti sürekli kılmaktır; rekabetin sonuçları, rekabetin nedenlerinin önüne geçemez. Asıl olan rekabet ya da yarışmada sürekliliktir. Sürekliliğin sağlanması durumunda sonuçlar anlamlı olabilir. Bu yanıyla rekabet ya da yarışma asıl, şampiyonluk tali bir sonuçtur. Spor felsefesinin özü de bu duyarlılıkta yatar. Korona virüsü salgını nedeniyle söz konusu öz, bugün geçici bir tehdit altında. Profesyonel endüstriyel futbol, sonuç odaklı pozisyonu nedeniyle ciddi bir kriz yaşıyor. Ligleri ertelemek veya devam ettirmek ikileminde, ciddi biçimde kıvranıyor. Belçika liginin mevcut sonuçları tescil etmesi bir alternatif gibi görünse bile, UEFA ve FIFA’nın arayışları kesintisiz devam edecekmiş gibi görünüyor. Peki, söz konusu yapay zorlama umulan sonuçları üretebilecek mi?

Ben aynı kanıda değilim. Silaha, savaşmaya her zaman hazırlıklı olan küresel dünya, sağlık meselesinde çuvallamış durumda. Korona hemen hemen bütün dünyayı hazırlıksız yakalamayı başardı ve korona virüsüyle mücadele, emekleme döneminde ve henüz işin çok başında. Çin dahil, hiçbir devlet, kelimenin tam anlamıyla salgını hala kontrol altına alınabilmiş değil. Salgının aşısız kontrolü, hem uzun zaman alacak hem de çok ciddi ve sancılı sonuçlara yol açacak. Durum buyken, bütün dünyanın nisan ve mayıs aylarını virüsle mücadelede stratejik zaman dilimi ilan etmesi çok manidardır.

Zımmen ya da fiilen ya da yasal olarak nisan ve mayıs ayında sosyal mesafe temel bir koruyucu önlem olarak varlığını sürdürecekse, ki öyle anlaşılıyor, bu iki ayda hiçbir sportif faaliyet gerçekleşmeyecek; buna hazırlık manasında antrenman yapmak dahildir. Nitekim Türkiye futbolunda sorumlu kurum olan TFF’ de bunu doğrulayan bir karar aldı. 31.03.2020 tarih ve 28 sayılı toplantıda alınan karar özetle şöyle.

‘’..Covid-19 salgın hastalığı ile mücadele kapsamında, Tahkim Kurulu, Disiplin Kurulları, Etik Kurulu, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu ve Kulüp Lisans Kurulunun tüm toplantıları ile bu kurulların talimatlarında belirlenen yargılama sürecine ilişkin sürelerin bu kararın TFF internet sitesinde yayın tarihinden (bu tarih dâhil) itibaren 30.04.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durdurulmasına,.. Karar verilmiştir.’’

Korkarım, nisan ve mayıs ayları, virüsün zirve yapacağı aylar olarak tarihe geçecektir. Umarım böyle bir şey gerçekleşmez ama eğer hayat eylülde bile normale dönse bile, bu herkes için kabul edilen bir ‘’normal’’ olmayacaktır.

 


Ali Fikri Işık kimdir?

Ali Fikri Işık, 1958 yılında Mardin’in Savur ilçesine bağlı Xeramemo köyünde doğmuştur. İlk ve ortaokulu Batman’da, liseyi ise Silvan’da okumuştur. 1978 yılında Batman'da “Sesleniş” Gazetesiyle yazın hayatına başlamış. 1985 yılında yazarlar kooperatifi olan Yazko’nun dergisi “Yazko Somut”ta, 1994 yılında “Zone News” gazetesinde, 1995 yılında haftalık dergi “Roj”da, 2010 yılında Taraf gazetesinde, 2016 yılında “BasNews ve Kurdistan24 Türkçe'de yazmıştır. Amedspor Kaos ve Direniş Amedspor kitaplarının yazarıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI