Cinsel istismara af teşebbüsünde Romanlar 'araç' kılınıyor

Salı, 31 Mart, 2020
Genç evlilik şeklinde “masumlaştırarak” sunulan çocuk istismarına af talep ve girişimleri, Roman gelenekleri bahane edilerek topluma kabul ettirilmeye çalışılıyor. Son haberlerde infaz düzenlemesi yasalaşırsa “300 kişi ceza indiriminden yararlanacak, %80’i Roman” iddiasının doğruluk payı olup olmadığını Roman Hakları Derneği temsilcilerine sordum. Dernek üyesi Göktan Yıldırım ilk görüştüğüm kişiydi ve her alanda ayrımcılığa uğratılıp görmezden gelinen Romanların, böylesi yüksek oranla görünür kılınmasını da bir başka ayrımcılık olarak tanımlıyor.

Geçen hafta infaz paketinin cinsel suçlara da ceza indirimi öngören taslak metni kamuoyuna yansıdı bilindiği gibi. Çocuğun cinsel istismarı suçuna af getirme çabalarının ilki değildi bu. Her fırsatta teşebbüs ediliyor, yıllardır. Şimdi korona virüs bahanesiyle, cezaevlerinin boşaltılması yönündeki toplumsal talebe kulak veriyormuş edasında taşındı gündeme. Tepkiler üzerine “cinsel istismar kapsam dışı” beyanları geldi. Ancak af kapsamının değil infaz paketi kapsamının dışına alındığını ifade etmiştim son yazımda. Ayrı bir düzenlemeyle infaz paketi dışında meclise getirilmesi talimatının Erdoğan tarafından verildiğini ortaya koyan haber ve köşe yazılarından bir demet sunmuştum bu çerçevede. Nikah yoluyla çocuk istismarını meşrulaştırma yönündeki denemelerden birisi olarak infaz paketinin dışına alınacağı iddia edilen düzenlemenin takvimiyse belirsiz. Zamanlama konusunda ‘her kafadan ayrı ses çıkıyor’ desek yeridir ama vazgeçtiklerini düşünmek safdillik olur.

Genç evlilik şeklinde “masumlaştırarak” sunulan çocuk istismarına af talep ve girişimleri, Roman gelenekleri bahane edilerek topluma kabul ettirilmeye çalışılıyor. Son haberlerde infaz düzenlemesi yasalaşırsa “300 kişi ceza indiriminden yararlanacak, %80’i Roman” iddiasının doğruluk payı olup olmadığını Roman Hakları Derneği temsilcilerine sordum. Dernek üyesi Göktan Yıldırım ilk görüştüğüm kişiydi ve her alanda ayrımcılığa uğratılıp görmezden gelinen Romanların, böylesi yüksek oranla görünür kılınmasını da bir başka ayrımcılık olarak tanımlıyor. “Bu yönde hiçbir resmi veri yokken yüzde sekseni Roman ifadesinin kullanılması, Roman ayrımcılığının devlet politikası olarak kullanıldığını gösterir.” Göktan Yıldırım aynı zamanda erken evlilik, genç evliliği gibi isimlerle çocuk istismarına af getirme çabalarında Romanların araç kılındığı görüşünde: “Romanları bahane olarak kullandıklarının ispatı taslak metinde yer alıyor. Basına defalarca yansıtılan hükümet görüşünde af için en fazla on beş yaş farkı sınırının şart olarak getirilmesi, asıl amacın Roman adetlerini öne çıkarsa da başka kesimleri af etmek olduğunu gösterir. Çünkü Romanlarda öyle on, on beş gibi yaş farkları kesinlikle olmaz. Beş yaş farkı bile yok denecek kadar azdır. Roman evliliklerinde yaş farkı en fazla üç olur, çoğunlukla bir ya da iki yaş farkıyla evlenilir. Ancak derneğimiz akran evliliğine de karşı çünkü Romanların toplum içerisinde dezavantajlı kesimler arasında yer almasının temel sebebi olarak erken evlilikleri görüyor ve mücadele ediyoruz.”

Roman Hakları Derneği, çocuk hakları ve evrensel ölçütlerle sorunun ele alınması yönünde görüş bildiriyor. Erken evliliklere af yerine ve çocuk istismarı kavramını kullanmayı tercih ediyor. Dernek başkanı Yücel Tutal da rahatsız, Romanların bu şekilde anılmasından: “Roman meselesi ne bakarsak en çok incindiğimiz mesele erken evlilik meselesinin Romanlar üzerinden konuşulması. Sadece derneğimizi değil bütün Romanları rahatsız ediyor. Türkiye’de erken evlilik sorununun tek müsebbibi Romanlar değil.” Tutal, Roman toplumunun alışkanlıkları bahane edilerek çocuğun cinsel istismarını meşrulaştıracak düzenlemeler yerine devletin, Romanlardaki erken evlilik alışkanlığına yol açan ayrımcılığı önlemesi gerektiğini belirtiyor. Roman Hakları Eylem Planının uygulanmadığını kağıt üstünde kaldığını belirtiyor. Ve esasen eylem planının geç kalmış, yetersiz bir niyet beyanı olduğu görüşünde.

Yaptıkları toplumsal araştırmalar, erken evlenmiş Roman kadınlarının kendi çocuklarını erken evlendirmek istemediğini gösteriyor. Roman Hakları Derneği Başkanı Yücel Tutal, şunları söyledi: “Kendisi erken evlenmiş yüz elli kadınla Sakarya’da yaptığımız araştırmadan çok önemli sonuçlar elde ettik. Araştırmaya göre 40 yaş üstü kadınlar, erken evliliği büyük bir sorun olarak görmüyor ama 18-40 yaş aralığındaki kadınlar, kesinlikle büyük bir sorun olarak değerlendiriyor. Erken evliliğin hem kız çocukları hem erkek çocukları için sakıncalı olduğunu belirten yaş grubu, çocuklarının okumasını, yükseköğretime devam ederek kendilerine daha rahat bir yaşam kurmasını umuyor.”

Roman derneklerinin siyasi partilerden sürekli erken evlilik affı istediği yönündeki iddialara da açıklık getiren Yücel Tutal ve Göktan Yıldırım: “Derneğimizin böyle bir talebi hiç olmadı. Bizim dışımızdaki Roman dernekleri de en fazla üç yaş farkı olup her iki gencin de on sekiz yaş altındayken evlenmesi durumunda “akran birlikteliği” için af istiyorlar. Ancak siyasi partilerin yüksek yaş farkını af kapsamına almasına itiraz ettikleri halde görüşlerini kabul ettiremeyeceklerini anladıkları için bu düzenlemeyi kabullenmiş görünüyorlar.” Toplumda en büyük ayrımcılığı yaşayan kesimin LGBTİ+ bireyler olduğunu ve onlardan sonra da Romanların geldiğini belirtiyor Yücel Tutal. Feministlerin bile Romanları ancak bu haksız iddia ile gündeme gelmesinden sonra hatırladığı yönündeki haklı sitemiyle ve tekrar görüşerek, Ankara Kalesi çevresinde yürüttükleri Hayal Ev projesinin ayrıntılarını konuşmak üzere vedalaşıyoruz.

Konuya ilişkin görüşlerini aktarmaya çalıştığım Roman Hakları Derneğinin aralarında bulunduğu on dört sivil toplum örgütünün emeğiyle oluşturulan bir rapordan söz etmek istiyorum, yazımın bu son kısmında. Çocuğun cinsel istismarı ve erken yaşta evliliklere ilişkin yasal düzenleme hakkında öneriler başlıklı rapora dair İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Çocuk Hakları Komisyonundan Sevinç Koçak’la görüştüm. Raporun oluşturulması aşamasında çocuk hakları savunucuları, gençlik çalışmaları yürüten sağlık, psikiyatri, hukuk alanında çalışan dernekler yer alıyor. LGBTİ+ ve Roman hakları savunucularının yanı sıra Hak İnisiyatifinin aralarında bulunduğu ve insan hakları savunuculuğu yapan örgütler de çalışmada yer almış. Çalışma çok yeni değil. 2019 son aylarında gerçekleştirilip raporu Ocak 2020 de tamamlanmış. Ancak savaş gündemi nedeniyle duyurusunun ertelendiğini belirtiyor Sevinç Koçak. İnfaz düzenlemesini içeren yargı paketinin meclise sunulacağı haberlerin basında yer aldığı günlerde, 25 Mart’ta yayınlandı.

Çocuk ve gençlik hakları ve sorunları alanında uzmanlaşmış derneklerin de aralarında bulunduğu hak savunucuları raporu, çocuğa yönelik cinsel istismar suçlarına her ne ad ile olursa olsun kısmi af ya da ceza indirimi getirilmesine kesinlikle karşı. Toplumda hayli geniş kesimde revaç gören, entelektüellerce desteklenen “yaşam hakkı adına afta eşitlik” vurgularının öne çıkarılmasını, “politik öngörüsüzlük” olarak değerlendiriyor, Sevinç Koçak. “Cezaevlerindeki koşulların sağlık hizmetlerine erişim gibi haklarının savunulması da bir yaşam hakkı savunusudur. Her koşulda eşit af talep edilirse cinsel suçlar başta olmak üzere şiddet faillerinin salıverilmesi, çocuklar ve kadınlar için yaşam hakkı tehdidi oluşturacaktır. En başta koşulsuz olarak çocuk cezaevleri kapatılarak çocuklar tahliye edilmeli. Anneleriyle hapishanede yaşamak zorunda kalan çocukların anneleri ilkin salıverilmeli. Tabi ki siyasi hükümlü ve tutuklular da salıverilmeli.”

Çalışma kapsamında TBMM Adalet Komisyonu üyeleriyle de teker teker görüştüklerini belirten Sevinç Koçak, erken evlilik adı altında çocuk istismarının meşrulaştırıldığını ve bu durumun çocuk hakları açısından taşıdığı riski vekillerle görüştüklerini belirtiyor: “2014 ve 2016 arasında, iki yılda çocuğun cinsel istismarı suçu %33 artış gösterdi. Resmi verilerle açıklandı bu oran. Ancak 2016 sonrası çocuk istismarı verileri yayınlanmadığı gibi geçmiş yıllara ait verilere de erişim engeli getirildiği için durumu tam olarak bilmiyoruz. Ancak takip ettiğimiz davalar ölçeğinde suç oranının çok yükseldiğini görebiliyoruz. Erken evlilik affı yönünde yaratılan beklentinin çocuğun cinsel istismarı suçunu teşvik ettiği görülüyor. Aynı zamanda istismarcının evlilik yoluyla yargılanmaktan kurtulmayı seçmesi ihtimali de cinsel suçlara cezasızlık sonucunu getirecektir.”

Cinsel istismarın evlilik yoluyla meşrulaştırılmasına ve düşünülen infaz indirimi, koşullu salıverme şartlarının genişletilmesi kapsamına alınarak teşvik edilmesine kökten itiraz eden bir çocuk hakları raporu elimizdeki. Kadın örgütleri gibi açık bir itirazla cinsel suçlara affa karşı çıkılıyor. Raporun öneriler kısmında kimine katılıp kimine katılmadığım bazı maddeler de başka yazıların konusu olsun. Ve dilerim iktidar gibi muhalefet partileri de popülizmin büyüsüne kapılmak yerine insan haklarının oya tahvil edilemeyeceği bilincine varırlar. İnsan hakları oylamaya açık olmadığı gibi oy kaygısıyla hak ihlallerini meşrulaştıracak düzenlemeler de hak ihlalidir. Siyaset çocuk istismarına evlilik adı vermekten vazgeçip kadın hakları, çocuk hakları perspektifiyle cinsel istismara af beklentisini gündemden düşürmeli.


Berrin Sönmez kimdir?

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi mezunu. Aynı üniversitede araştırma görevlisi olarak akademiye geçti. Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’na giriş süreci üzerine yüksek lisans tezi yazdı. Halkevi ve kültürel dönüşüm konulu doktora tezini yarıda bırakarak akademiden ayrılıp öğretmenlik yaptı. Daha sonra tekrar akademiye dönerek okutman ve öğretim görevlisi unvanlarıyla lisans ve ön lisans programlarında inkılap tarihi ve kültür tarihi dersleri verdi. 28 Şubat sürecindeki akademik tasfiye ile üniversiteden uzaklaştırıldı. Dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağımlı yargısı, akademik kadroları “rektörün takdir yetkisine” bırakarak tasfiyeleri gerçekleştirdiği ve hak arama yolları yargı kararıyla tıkandığı için açıktan emekli oldu. Sırasıyla Maliye Bakanlığı, Ankara Üniversitesi, Milli Eğitim Bakanlığı ve Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde ortalama dört-beş yıl demir atarak çalışma hayatını tamamladı. Kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunucusu, feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI