Pınar Öğünç
Pınar Öğünç

'Sayıyla maske, eldiven olan bir zamandayız'

Salı, 24 Mart, 2020
Ben sterilizasyon personeliyim. Ne yapar sterilizasyon personeli? Hastanede genelinde kullanılan aletlerin dezenfeksiyon ve strelizasyon aşamalarını gerçekleştirir, kontrollerini ve bakımlarını yapar. Sağlık-İş üyelerinin çoğu, taşerondan kadroya geçen temizlik işçileri, hastabakıcılar, huzurevi çalışanları, üniversite hastanelerinde çalışan hemşireler, laborantlar...

“Sağlık ekip işidir” diyor, hastanelerdeki temizlik işçilerinin, hasta bakıcıların, huzurevleri çalışanlarının ahvalini anlatıyor. 18 yıldır İzmir’de bir hastanede sterilizasyon personeli olarak görev yapıyor. Sağlık-İş Sendikası’nın İzmir şubesinden bir temsilci olarak aktardığı izlenimler sayesinde, tasvir ettiği manzara daha da geniş ve düşündürücü.

Çizim: Murat Başol

Üniversite hastaneleri, devlet hastaneleri, huzurevleri, birçok kurumdaki arkadaşla bağlantı halindeyiz. Açıkçası hepsinde bir tedirginlik ve korku var. Tabii ki yaptığımız görev kutsal, bu konuda hepimiz aynı şeyi düşünüyoruz. Fakat hastanelerde çok ciddi malzeme sıkıntısı yaşıyoruz: Maske, eldiven, dezenfektan, önlük… Bu sıkıntıyı doktor da, hemşire de yaşıyor, biz de. Çözümler üretilmeye çalışılıyor. Bu konuda üniversite hastanelerinin daha erken davrandığını söyleyebiliriz. Ama onların da ekonomik sorunları çok fazla. Sayıyla maske, eldiven olan bir zamandayız, temizlik işçilerinin de bu konuda sıkıntı yaşamaması için sendika olarak takip etmeye çalışıyoruz. Bakanlık üzerinden malzeme tedariki sağlanıyor ama Sağlık Bakanı’nın meslek liselerinde maske diktireceklerine dair açıklamasından önce, şöyle bir şey de duyduk: Bazı hastaneler kendi maskelerini diktirmek için terzihaneleri görevlendirmişler. Üniversite hastaneleri merkezi bütçeye bağlı olmadığı için, kendi yağıyla kavrulduklarından bu tür şeyler ayrıca sorun yaratacaktır.

Bu hastalıkla mücadele açısından eğitim yeni vermeye başladılar. Çoğu sağlık çalışanı hâkim değil. Özellikle taşerondan kadroya geçen hemşire arkadaşların eğitimleri birçok kurumda sağlanmamış. Üniversite hastanelerinde enfeksiyon komitesinin vermeye başladığı eğitimler var. Bakanlığın açıklamasından sonra hazırlıklara geçildi, öncesinde yoktu. Şu anda İzmir’de birçok hastanede bölümlerin hazırlandığını, uygulamaya geçtiğini biliyoruz. Çok net bilgimiz yok, ama evet İzmir’de de pozitif hastalarımız var. Bazılarının sağlık çalışanı olduğuna dair duyum alıyoruz. Bilgiler net değil, kafa karışıklığı fazla o yüzden.

Ben sterilizasyon personeliyim. Ne yapar sterilizasyon personeli? Hastanede genelinde kullanılan aletlerin dezenfeksiyon ve strelizasyon aşamalarını gerçekleştirir, kontrollerini ve bakımlarını yapar. Sağlık-İş üyelerinin çoğu, taşerondan kadroya geçen temizlik işçileri, hastabakıcılar, huzurevi çalışanları, üniversite hastanelerinde çalışan hemşireler, laborantlar… Sonuçta sağlık ekip işidir. Doktor ve hemşirenin olduğu yerde hastabakıcı da vardır, temizlik işçisi de. Hele böyle bir durumda birinin bu hastalığı kapması diğerinin de riski. Daha önce hastanelerde taşerondan geçen temizlik işçilerini “büro elemanı” olarak gösterdiklerinde, biz de sendika olarak onların “sağlık işçisi” olduğunu söylüyorduk. Bu virüs bu gerekliliği daha da iyi ortaya koydu.

Yaşlı bakımındakiler ayrıca fedakârca çalışıyor. Bu hastalığın yaşlılarda daha belirgin olduğu düşünülürse, koruma önlemleri alsalar dahi, onların bakımlarını üstlenenler büyük risk altındalar. Bu konuda da aldığımız duyumlar var. Bakanlığa bağlı huzurevlerinde söz edilen “yaşlılara bakım”, vücut temizliğinden alt bakımına kadar her şeyi içeriyor çünkü.

Diğer yandan ekonomik anlamda büyük hak kayıpları söz konusu, üç yıldır doğrusal anlamda bir artış yapılmadı. Personel eksikliği had safhada. Bu da çalışanlarda psikolojik bir yorgunluk yaratıyor, yıpratıyor. Bir de izin sorunu var. Ebeveynlerden birine yıllık izin üzerinden izin veriyorlar. Engellilere 12 gün izin hakkı verildi. Özellikle Sağlık Bakanlığı’na bağlı bazı hastanelerde, bazı kurum yöneticileri yönetmelikte “memurlar” diye ifade edildiği için taşerondan geçen işçilere izin vermek istemiyor. Kraldan çok kralcılık gibi oluyor bu. Bunları söylüyorum, işte virüs bütün bunların üzerine geldi. Şu an temel meselemiz virüs.

Bu işin daha başındayız. Benim çalıştığım birim dolayısıyla hastalarla bire bir diyalogda değilim. Yine de bu bir virüs, hepimiz için risk. Genel olarak sağlık çalışanları için psikolojik destek söz konusu değil. Sağlık çalışanları ancak kendini teskin ederek devam gücü bulabiliyor. O teskin de koruyucu önlemleri alarak oluyor, başka bir yolu yok. Evimize en az riski böyle taşıyabiliriz. Eve gidince zaten gerekli işlemleri, kişisel bakımımızı yaptıktan sonra çocuğumuza sarılabiliyoruz. Büyüklerimize mümkün olduğunca az yaklaşıyoruz. Karantina bölgesi yok şu an bizim için. Ailelerimizi görüyoruz.

Geçenlerde bir doktorun yaşadıklarını biliyorsunuz, soruşturmalar açılıyor sonra. İsmimi yazmayın siz benim o yüzden.

Konuştuğumuz gün 670 vaka, 9 ölüm açıklanmıştı.

*Gezegeni saran bir virüsün birkaç ay içinde yarattığı bu öngörülemez olağanüstü halin, kapitalizmin hâlihazırdaki eşitsizliklerini görünür kıldığından, derinleştirdiğinden ve bundan sonra hiçbir şeyin aynı kalamayacağından konuşuyor çok insan. Kalamayacak mı gerçekten? Neden kalmasın ki? Varlığını, her veçhesiyle sömürgeciliğe, cinsiyetçi iş bölümüne ve tam da derin bir eşitsizliğe borçlu bu düzen kötücül bir virüs gibi ruhlarımızı ve bedenlerimizi sarmışken “iyileşmek” nasıl mümkün? Kadınlar, erkekler, işçiler, memurlar, işsizler, beyaz yakalılar, mavi yakalılar, “yaka” devri değişti diyenler, serbest çalışanlar, evde çalışanlar, hâlâ çalışanlar, zorla çalıştırılanlar, karantinadakiler, geleceği göremeyenler, gördüklerinden yorgun düşenler anlatıyor. Neden bu uzun yazı dizisine başladık? Çünkü birbirimizin sesini, derdini duymaya, diğerinin dermanında kendimizinkini aramaya ihtiyaç var.


Pınar Öğünç kimdir?

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler mezunu. 1997 yılından beri çeşitli gazete ve dergilerde muhabir, editör, köşe yazarı olarak çalışıyor. Jet Rejisör (söyleşi, İletişim Yay.), İnce İş (söyleşi, İletişim Yay.), Asker Doğmayanlar (söyleşi, Hrant Dink Vakfı Yay.), Aksi Gibi (hikâye, İletişim Yay.), Beterotu ((hikâye, İletişim Yay.), Cotturuk Defterleri (çocuk, CanÇocuk) kitaplarının yazarı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI