Ali Fikri Işık
Ali Fikri Işık

Amedspor: Sorunlar ve çözümler (II) - Teknik direktör kıyımı

Cumartesi, 21 Mart, 2020
Saha içi sonuçlar uğruna vizyon ve felsefe feda edilmiş. Amedspor, bir kültür takımıdır. Amedspor bir felsefe takımıdır. Amedspor’ da işler, saha içi sonuçlar baz alınarak hal yoluna gidilmez.

Benim işim elbette geleceği tahmin etmek değil; ama eğer Amedspor, yaptıklarını yapmaya devam ederse bu durumda geleceğin fazlasıyla iç karartıcı olacağını hatırlatmak için müneccim olmaya gerek yoktur. Gelecekten medet ummanın, aslında şimdinin başarısızlığını tescil, ilan ve meşrulaştırması olduğunu da belirtmeliyim. Şimdiyi başaramayanlar, genel olarak, gelecekten medet umarlar. Şimdi henüz şimdidir ve henüz geçmiş de değildir. Dolayısıyla “geçmiş olsun” demek için de çok erkendir. Walter Benjamin’in istismar etmeye doyamadığım şu sözleri, gelecek perspektifinin en kilit noktası olarak hafızama çivilenmiştir: “İnsanları devrim yapmaya iten, özgürleşecek olan torunlarının hayalleri değil; köleleştirilmiş atalarının hatıralarıdır.” Hatıralar, yani yaşanmışlıklar ve dolayısıyla canlı pratik, yol gösterici en değerli hazine mertebesine yükseliyor.

Sezon başında Amedspor kongre yaptı ve yeni bir yönetimi işbaşına getirdi. Büyük zorluklar içerse de takımı başında bir teknik direktörle kampa yollama başarısını gösterdiler. Ramazan Erin yönetiminde sezona hazırlanan Amedspor, ligin 2. haftasında Erin’in görevine son verdi. Futbolun temel prensiplerini iyi bilenler ve bu oyunun dünya pratiğine yakından vakıf olanlar bilirler ki, en kötü ihtimalle, en beceriksiz teknik direktörün işine 6. hafta dolmadan son verilmez. Altı haftalık krediyi hak etmeyen bir teknik adam neden seçilir? Bu sorunun yanıtı başka bir facia; çünkü yeterli, ehil ve bu oyuna dair fikir sahibi olmayan birine sözleşme imzalatmak, ancak işgüzarlıkla izah edilebilir. İyi araştırılmamış, iyi düşünülmemiş, öylesine, ayak üstü istişarelerle alınmış kararların ömrü, ancak bu kadar olur. Haydi, bir an talihsiz bir hata yapıldığını varsayalım. Peki, bu hatanın nedenleri neden içtenlikli bir öz eleştiriyle, kamuoyu ile paylaşılmaz. Kol kırılır, neden yen içinde kalır?

Sezonun üçüncü haftasında Mehmet Budakın’a sözleşme imzalatıldı. 18 hafta sonra, yani ligin 21. haftasında Budakın’ın işine son verildi. Daha doğrusu Budakın’ın istifa ettiği ileri sürüldü. Kısmen bu süreci çok yakından takip ettiğim için, gerçek nedenlere dair ikna olduğum bilgilere sahibim. Özellikle sosyal medyada aktif olan kimi taraftar ve taraftar guruplarının baskısı karşısında yönetim, Budakın’a ihtiyaç duyduğu desteği vermedi. Bu yazı dizisinin taraftar bölümünde uzunca değineceğim, kimi sorunlara yeri gelmişken kısa dokundurmalar yapmadan yazının akışına izin vermeyeceğim.

Tipik Türk futbol taraftarlığı kültürüyle büyümüş bazı taraftar ya da taraftar gurupları, kendilerini kolayca teknik direktör yerine ikame ederler. Teknik direktöre oyuncu önermekte hiçbir gayri ahlakilik görmezler. Maç kadrosunu teknik direktör yerine yapmaya çalışır ve bu tavrın hiçbir etik ilke ile uyuşmadığını idrak etmezler. Tipik simsar ya da menajer gibi, transfer politikasına karışmayı kendilerine hak görürler. En büyük gerekçeleri de Türk futbolunun yüz büyük yalanlarından biri olan, ‘’hoca oyunu okuyamıyor’’ ya da ‘’ hoca hamle yapmayı bilmiyor’’ klişeleridir. “Oyunu okuyamıyor” demek de ne demek oluyor? Bir teknik direktörün temel görevi oyunu okumak değildir; teknik direktörün görevi, pazartesi, salı, çarşamba, perşembe ve cuma günü yani bir hafta boyunca üstünde çalıştığı oyunu büyük bir titizlikle maç anında uygulamaya sokmaktır. Bu baylarımıza bakılırsa, hüner sahibi teknik direktör bütün bir hafta boyunca, o kadar geniş bir zaman diliminde halledemediği işi, maç başladıktan sonra kenarda, ayak üstü, o an ilahi bir aydınlanma ile halletmelidir. Şimdi sormak lazım: Hangisi doğru, bir hafta boyunca üstünde çalıştığın taktik ve strateji mi, yoksa maç başladıktan sonra o an aklına gelen ilham verici mucizeler mi? Yani bana şunu mu söylemek istiyorsunuz? Bir hoca, koca bir hafta boyunca halledemediği meseleleri, maç başladıktan sonra o anda halledebilir. Maç sırasında hamle yapmak, bütün hafta yapılan çalışmayı inkar etmek demektir. Antrenman bilimini yok saymadan hamleye inanmak mümkün değil.

Ayrıca bu işler öyle sanıldığı gibi kolay işler değil. Maç başladıktan sonra, oyunun düzenini, sistemini, taktik düşüncesini hele stratejisini değiştirmek, mümkün değil. “Ben yapıyorum” diyen varsa ve siz buna inanıyorsanız, kusura bakmayın ama bence kafanız fena halde karışık. Oyun kuralları ancak üç oyuncu değişikliğine izin veriyor. Geriye kalan 7 oyuncuyu ne yapacaksınız? Üstelik maç başladığı için de giderek zamanınız daralıyor.

Bu işi bu kadar uzatmamın sebebi şu: İşte Amedspor yönetimi bu hiçbir bilimsel temeli olmayan baskılara dayanamadı. Ya da alınan kötü sonuçları bahane ederek, teknik direktöre yapılanları reva gördü. Nedeni ne olursa olsun sonuç değişmiyor ve 21 haftada 2 teknik direktör ile yollar ayrılıyor.

Budakın’dan sonra İbrahim Cezayir’e sözleşme imzalatıldı. 7 hafta sonra görevine son verildi. Neden İbrahim Cezayir sorusuna doyurucu yanıt verilmedi. Aynı şekilde sözleşmesi fesih edilirken ayrılık kararına dair ikna edici açıklamalar yapılmadı. Arkasından , Oktay Derelioğlu ile sözleşme imzalandı. Bunun adı, kim ne derse desin teknik direktör kıyımıdır.

Çok belli ki, söz konusu teknik direktör seçimlerinin arkasında ortak akıl yok, uzun araştırma çalışmaları yok, özenli prensipler ve titizlik gerektiren ilkeler yok. Saha içi sonuçlar uğruna vizyon ve felsefe feda edilmiş. Amedspor, bir kültür takımıdır. Amedspor bir felsefe takımıdır. Amedspor’ da işler, saha içi sonuçlar baz alınarak hal yoluna gidilmez. (devam edeceğim)


Ali Fikri Işık kimdir?

Ali Fikri Işık, 1958 yılında Mardin’in Savur ilçesine bağlı Xeramemo köyünde doğmuştur. İlk ve ortaokulu Batman’da, liseyi ise Silvan’da okumuştur. 1978 yılında Batman'da “Sesleniş” Gazetesiyle yazın hayatına başlamış. 1985 yılında yazarlar kooperatifi olan Yazko’nun dergisi “Yazko Somut”ta, 1994 yılında “Zone News” gazetesinde, 1995 yılında haftalık dergi “Roj”da, 2010 yılında Taraf gazetesinde, 2016 yılında “BasNews ve Kurdistan24 Türkçe'de yazmıştır. Amedspor Kaos ve Direniş Amedspor kitaplarının yazarıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI