Ali Fikri Işık
Ali Fikri Işık

Trabzonspor için Başakşehir notları

Cuma, 13 Mart, 2020
Kopenhag defansı, Ünal Karaman döneminden bu yana Trabzonspor’un beceremediği işin nasıl yapılması gerektiğini uygulamalı gösterdi. Çimşir, Başakşehir hücum gücünü etkisizleştirmek istiyorsa, tıpkı Kopenhag’ın yaptığı gibi, defansını sürekli ilerde tutmalıdır. Bu iş için Obi Mikel görevlendirilirse, o bütün defansif organizasyona orkestra şefliği yapabilir.

Top Başakşehir’e geçtiğinde, Kopenhag defansı ok gibi ileri fırlayarak, Başakşehir’in uzun vurmasına hiç fırsat vermedi. Çünkü Kopenhag defansı o kadar hızlı biçimde ileriye çıkıyordu ki, her seferinde hücuma çıkan bütün Başakşehir oyuncuları ofsayt pozisyonunda kalıyordu. Maç boyunca Kopenhag, takımın ilerisi ve gerisi arasındaki mesafeyi en çok elli metrede tuttu. Sırf bu nedenle her Başakşehirli oyuncu her pozisyonda kendini kalabalık bir baskının içinde gördü. Sadece bu savunma anlayışı Başakşehir’i iki aksiyona zorladı. Ya geriye doğru oynamak zorunda kaldılar ya da kalabalığın ortasına uzun vurmak mecburiyetinde kaldılar. Kopenhag yetenekli bir takım olarak görünmedi ama yetenek gerektirmeyen işleri kusursuzca yaptı.

Kopenhag savunması adeta kendi orta sahasına kademe yaptı. Deyim uygunsa ya da ben öyle söyleyebilirsem, defans, bilindik defans algısı içinde değildi. Defans, geride alan daraltarak, ilerideki oyuncuların özellikle de baskı yapan oyuncuların kademesine girerek, takımın sürekli oyunda kalmasını sağladı.

Kopenhag defansı, Ünal Karaman döneminden bu yana Trabzonspor’un beceremediği işin nasıl yapılması gerektiğini uygulamalı gösterdi. Çimşir, Başakşehir hücum gücünü etkisizleştirmek istiyorsa, tıpkı Kopenhag’ın yaptığı gibi, defansını sürekli ilerde tutmalıdır. Bu iş için Obi Mikel görevlendirilirse, o bütün defansif organizasyona orkestra şefliği yapabilir. Geri de alan daraltmak, Başakşehir hücumunun panzehiridir. Esasen böyle yaparak, yani görünürde arkada geniş alan bırakarak, rakibe geniş alan bırakılmıyor. Paradoks gibi gelebilir ama Kopenhag örneğinde olduğu gibi, hücum oyuncularına uzun pas atılmasına engel olarak, rakibin geride oluşan geniş ve boş alandan yararlanmasını imkansız hale getiriyorsunuz.

Trabzonspor’un böyle bir oyun alışkanlığına sahip olmadığını ileri sürmek mümkün. Ama bana kalırsa, sözünü ettiğim anlayış bir alışkanlığı gerektirmiyor. Basit bir talimatla hal edilebilir bir meseledir. Nihayet çok geride bekleyerek yapılacak olan işler 10 metre daha ileride bekleyerek yapılacak. Yapılacak işlerin niteliği değişmiyor. Sadece alanı değişiyor.

Sözünü ettiği anlayış oyun inisiyatifini Başakşehir’den alacaktır. Beşiktaş maçındaki silik melez karakter tekrar hortlamayacaktır. Ayrıca bu yaklaşım, Trabzonspor hücumcularını daha efektif hale getirecektir. Hücumcular daha kısa mesafelerden rakip kaleye gitme imkanı bulacaktır. Takımın boyu kısaldığı için Sosa inanılmaz rahatlayıp zinde kalmayı başaracaktır. Sörloth yarış atı olmaktan kurtulacaktır. Nwakaeme geriye gelmek yerine ilerde kalıp, oradan içeriye doğru hem kat edebilecek hem de kat ettiği yerlerde daha çok pas opsiyonu üretebilecek.

Yine Kopenhag maçı gösteri ki, Trabzonspor hücum planını asimetrik olarak kurgulamalı. Novak ve Nwakaeme kanadı, Ndiaye ile desteklenmeli. Sosa, bu kanada servisler yapıp kanadı dört kişilik bir hücum çetesine dönüştürmeli. Abdulkadir ve Serkan Asan’ın kanadı ise, Nwakaeme kanadına göre, en az 20 metre geri de konum almalıdır. Söz konusu asimetrik hücum planı Nwakaeme’yi öncelikli tehdit olarak öne çıkarırken, Sörloth ve Abdulkadir Ömür hem baskıdan daha azade olacak hem de sağ koridor ani kontralara açık hale gelebilecek. Özel olarak Sörloth Mahmut’a baskı kurarsa, Başakşehir geriden çıkma ve oyun kurma imkanını büyük oranda kaybedecek. Sörloth’un bu görevi kusursuz yapması, Epureanu ile Skrtel arasındaki ilişki ve alan paylaşımını kaosa dönüştürür.

Özetlemem gerekirse, Trabzonspor Başakşehir yarı sahasına yerleşmeden, Başakşehir’in gol silahlarını etkisiz hale getiremez. Diğer maçlarda olduğu gibi, Başakşehir’in de ceza sahası çizgilerine ayak basmasına izin verilirse, orada ciddi işler yapabilecek ayakları var Başakşehir’in. Visca, Demba Ba, İrfan, Aleksic ve sakat değilse, Crivelli, topa sağlam vuran oyuncular. Benden söylemesi.


Ali Fikri Işık kimdir?

Ali Fikri Işık, 1958 yılında Mardin’in Savur ilçesine bağlı Xeramemo köyünde doğmuştur. İlk ve ortaokulu Batman’da, liseyi ise Silvan’da okumuştur. 1978 yılında Batman'da “Sesleniş” Gazetesiyle yazın hayatına başlamış. 1985 yılında yazarlar kooperatifi olan Yazko’nun dergisi “Yazko Somut”ta, 1994 yılında “Zone News” gazetesinde, 1995 yılında haftalık dergi “Roj”da, 2010 yılında Taraf gazetesinde, 2016 yılında “BasNews ve Kurdistan24 Türkçe'de yazmıştır. Amedspor Kaos ve Direniş Amedspor kitaplarının yazarıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI