Ali Fikri Işık
Ali Fikri Işık

Çirkin, art niyetli ve kötü bir derbi

Pazar, 23 Şubat, 2020
Aslında bu maçı izlerken, aklımdaki tek şey, oyun analizi yapmak değildi; çünkü oynayan, oynamayan oyuncular ve teknik ekipler dahil herkes çok kötü niyetliydi. Hiçbir pozisyonda hiç kimse asgari ahlak kurallarına riayet etmedi. Oyuncuların kötü niyeti oyunu domine etti ve futboldan çok, oynamadan kazanmanın ahlaksızlığı işbaşı yaptı.

Beklenilenin aksine Galatasaray, ilk yarıda Fenerbahçe’den, daha ne yaptığını bilen bir takım görüntüsü verdi. Ersun Yanal’ın Başakşehir maçında doruğa çıkan, hızlı tempolu ve dikine oyun anlayışı, Trabzonspor ve Ankaragücü maçlarından sonra, sanki mola vermiş gibiydi. Gibiydisi fazla, düpedüz o oyun tatile çıkmıştı. O oyunun bütün dinamizmini Gustavo’ya bağlamak istemem ama galiba, Gustavo’nun yokluğu Fenerbahçe için stratejik bir yoksullaşmaya işaret ediyor. Maçın başında, Altay’dan başlayan açılış pasları, bir türlü ikinci bölgeye taşınamadı. Takım iki canlı bir hamile gibi, kendi ekseninde döndü durdu. Hasan Ali, sol koridorda pek iyi bir iş yapamadı. Serdar Aziz ise, Falcao’yu sindirip doğramakla meşguldü. Dirar’ın uyumsuzluğu Isla ve Jailson’u çaresizleştirirken, Tolga Arslan ve Ozan arasında hiçbir bakımdan, akli bir işbirliği işareti mevcut değildi. Kruse ve Tolga Cigerci arasında da, ilişki ve görev rolü var mıydı yok muydu bu pek anlaşılamıyordu. İsmini saydığım oyuncular bu kadar dağınıkken, Vedat’ın kaderi, elbette yalnızlaşıp buharlaşmak olurdu, nitekim de öyle oldu.

Fatih Terim’in maç stratejisinde tek plan vardı; Onyekuru’yu defansın arkasına sarkıtmak. Hakkını vermek lazım gelir ki, bütün maç boyunca tam 11 kez Fenerbahçe defansının arkasına sarkmayı başardı; üç kez kaleci Altay’la karşı karşıya kaldı ve dördüncüsünde de golünü yaptı. Galatasaray ilk golü yemesine rağmen, oyun stratejisinden hiç ödün vermedi. Falcao’yu bir bulmaca olarak oltanın ucuna takan Terim, bu yemi Ersun Yanal’a yedirdi. Onyekuru’nun bu kadar sıklıkla Fenerbahçe defansının arkasına sarkmasında, Serdar Aziz’in hiç kademe yapmayışının payı büyüktü; çünkü Serdar Aziz Falcao’yla meşguldü. Seri, Belhanda ve Donk başarılı birer performans sergileyince, işler tıkırında gitti.

Aslında bu maçı izlerken, aklımdaki tek şey, oyun analizi yapmak değildi; çünkü oynayan, oynamayan oyuncular ve teknik ekipler dahil herkes çok kötü niyetliydi. Hiçbir pozisyonda hiç kimse asgari ahlak kurallarına riayet etmedi. Oyuncuların kötü niyeti oyunu domine etti ve futboldan çok, oynamadan kazanmanın ahlaksızlığı işbaşı yaptı.

Burada sorulması gereken asli soru şudur; böyle bir futbolun alıcısı kimdir? Böyle bir oyun kimin için oynanır? Kim futbolu elinin tersiyle kenara itip, sadece kazanmayı her şeyden daha fazla kutsar? Anlaşılan o ki, başta kulüp yöneticileri ve oyuncu grubu olmak üzere, taraftarların büyük bölümü, bu kötü, çirkin ve ahlaksız futbolun gönüllü alıcısıdır. Eğer öyle olmazsa, böyle bir rezalet hiç kimse seyirci kalmazdı.

Sarı kartlar, klişe bir ifadeyle havada uçuştu. Her iki teknik adama, birine kırmızı kart diğerine sarı kart gösterildi. Durum buydu. Bu rekabetin amacı asla futbol oynamak olamaz. Çünkü, bu rekabetin futbol üzerinden geliştiriliyor olması, bir maskeden başka bir şey değildir.

Maçtan sonra Ozan Tufan’ın çok art niyetli ve başka amaçlar için ifade ettiği gibi, “bu maçta futbol hariç her şey vardı ama futbol yoktu’’… Freud’un deyimiyle bu sadece çıplak gerçeğin dile getirilmesinden başka bir şey değil.


Ali Fikri Işık kimdir?

Ali Fikri Işık, 1958 yılında Mardin’in Savur ilçesine bağlı Xeramemo köyünde doğmuştur. İlk ve ortaokulu Batman’da, liseyi ise Silvan’da okumuştur. 1978 yılında Batman'da “Sesleniş” Gazetesiyle yazın hayatına başlamış. 1985 yılında yazarlar kooperatifi olan Yazko’nun dergisi “Yazko Somut”ta, 1994 yılında “Zone News” gazetesinde, 1995 yılında haftalık dergi “Roj”da, 2010 yılında Taraf gazetesinde, 2016 yılında “BasNews ve Kurdistan24 Türkçe'de yazmıştır. Amedspor Kaos ve Direniş Amedspor kitaplarının yazarıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI