Önder Algedik
Önder Algedik
  • oalgedik@gazeteduvar.com.tr

2019 çok sıcak bir yıl oldu, 2020’nin telafisi yok!

Cuma, 21 Şubat, 2020
Eğer bugün yaşadığımız iklim olayları 10-15 yıl önce yakılan kömür, petrol ve gaz kaynaklı ise, 10-15 yıl öncesinden daha çok bu yakıtları yaktıysak, 2020 yılı nasıl geçebilir? Diğer bir soru ise geçen yıl dökülen asfalt ve betona dair. Bu olaylar artacaksa 40 milyon tondan fazla asfalt ve 64,5 milyon ton çimento dökünce iklim olayları, olması gerekenden daha şiddetli yaşanmaz mı?

Dünyada 2016 yılı kayıtlara ölçülmüş en sıcak yıl olarak geçti. En sıcak yılı takip eden yıllar 2017, 2015 ve 2018 oldu. Yani son dört yıl en sıcak dört yıl olarak kayıtlara geçti. 2019 yılı verileri de açıklandı, 2016 yılından sonra en sıcak ikinci yıl oldu. Son beş yılın en sıcak beş yıl olarak kayıtlara geçmesi kadar kötü ne olabilir?

Bu resim Türkiye özelinde de neredeyse aynı. 2010 yılı Türkiye’de ölçülmüş en sıcak yıl olarak kayıtlara geçti. Onu 2018 ve 2014 yılları takip etti. Ancak açıklanan son veriler ile 2019 yılı en sıcak dördüncü yıl oldu.

Yani geçtiğimiz 2019 yılı dünyada ölçülmüş en sıcak ikinci, Türkiye’de dördüncü yıl. Küresel olarak çok ısındık.

Ama sadece sorun küresel ısınma değil. İklimin değişmesi ile sıklığı ve şiddeti artan iklim olayları da bir sorun. Sonuçta yeryüzüne düşen güneş ışınlarını tutan çok daha fazla seragazı var ve bu gazların artışı ile beraber bir ısınma, bir enerji birikimi ortaya çıkıyor. Bu birikimin bir şekilde harcanması gerekiyor. Tıpkı harlı ateşte üstü kapalı bir tencere gibi, arada bir o kapağı atacak.

1950-1999 arası, yani yirminci yüzyılın ikinci yarısı Türkiye’de aşırı iklim olayları tabii ki vardı. MGM “ekstrem meteorolojik olaylar” dediği bu tür olayları inceler. MGM verilerine göre 1950-1999 arasında yılda ortalama 108 aşırı iklim olayı ya da ekstrem meteorolojik olay olduğunu görüyoruz. 2000’li yıllarda bu sayı ortalama 270 olaya çıktı. Yani aşırı iklim olayları inanılmaz artı ve 2,5 katına çıktı. Ama 2010 yılı ve sonrası çok daha felaket geçti. Bu dönemin ortalaması ise 614 olay. Yani 20’nci yüzyılın ikinci yarısının neredeyse altı katına çıkmış.

Daha kötü olansa 2019 yılında bu olayların rekor kırması. Türkiye’de 2019 yılında 935 ekstrem meteorolojik olay yaşandı. Yani geçen yüzyılın ikinci yarısının neredeyse dokuz katı ekstrem hava olayı yaşanmış oldu!

.

İKLİM KRİZİNİ ÖLDÜRDÜLER

Geçen yıl Ordu, Düzce, Trabzon, Antalya, Mersin gibi pek çok yerde su baskınları yaşandı. Can kayıpları oldu. Toplum olarak hepimiz üzülerek izledik. Devlet ise bizden daha çok izledi ve izlemeye devam ediyor.

Bu dönemde daha kötü olan ise “iklim krizi” ifadesinin kullanıldıkça içinin boşaltılması. Öyle bir hale geldi ki “iklim krizi” ifadesini kullanan bir dizi politikacı ve sivil kuruluş yöneticisi farkındalık, halkı eğitmek gibi işler dışında hiçbir şey söyleyemiyor. Halkı geri ve cahil gördükleri için olsa gerek, böyle şeylerle bir krizi atlatacaklarını düşünüyor olmalılar.

İş bu raddeye gelince iklim krizi ifadesinin hiçbir değeri kalmıyor.

2020’NİN TELAFİSİ YOK!

2019 yılında Türkiye’nin 40 milyon tondan fazla asfalt döktüğünü tahmin ediyoruz.

2019 yılında 72,5 milyon ton çimento üretildiğini biliyoruz. Bunun 64,5 milyon tonu yurt içinde satılmış.

2019’da kömür, gaz ve petrol ithalatı için harcanan para ise 41 milyar dolardan fazla.

Yani Türkiye 40 milyon tondan fazla asfaltı, 64,5 milyon ton çimentoyu dökerek hem iklimi değiştirmiş hem de fosil yakıt ithalatı ile 41 milyar doları yakmış.

Bu durumda basit bir soru soralım: Eğer bugün yaşadığımız iklim olayları 10-15 yıl önceki yakılan kömür, petrol ve gaz kaynaklı ise, 10-15 yıl öncesinden daha çok bu yakıtları yaktıysak, 2020 yılı nasıl geçebilir? Diğer bir soru ise geçen yıl dökülen asfalt ve betona dair. Bu olaylar artacaksa 40 milyon tondan fazla asfalt ve 64,5 milyon ton çimento dökünce iklim olayları, olması gerekenden daha şiddetli yaşanmaz mı?

Bu basit sorular 2020’nin ne kadar telafisi olmayan bir yıl olduğunu ortaya koyuyor.

HALKIN İKLİM POLİTİKALARI 

Şimdiye kadar olanlar durum tespiti ve tabii ki üstüne alınmayan siyasetçilerin karneleri ile çok alakalı. Siyasetin bu konuda bir şey üretememesi çok normal. Çünkü artık siyaset pek çok alanda bir şey üretemiyor. Siyasetin dar alana hapsolması, o dar alanda kalan siyasetçiler ve ideologların izole ilişkilerinin bunda ciddi rolü var.

Ama 2019 yılı Türkiye’de iklim açısından çok devrimci bir yıl oldu, bunu da yok sayamayız. Daha üç ay önce bu ülkede iktidarın termik santralleri kapatmak zorunda kalacağını kim iddia edebilirdi? Ya da TBMM’den vekillerin yüzde 85’inin EVET oyu verdiği bir tasarının, çevre mevzuatına aykırı kömür santrallerinin çalışmasına istisna getiren bu düzenlemenin Cumhurbaşkanı tarafından veto edileceğini kim söyleyebilirdi? Her şey tasarının oylandığı 21 Kasım 2019 saat 22.08’den sonra gelişti ya. Bunu pek çoğumuz bizzat içinden yaşadık.

2020 İÇİN HEDEFLER 

Filtresiz termik santrallerine dair düzenlemenin AK Parti Genel Başkanı tarafından veto edilmek zorunda kalması ve sonrasında 3400 MW gücünde beş santralin tamamen, bir tanesinin kısmen kapatılması çok büyük bir adımdı. Ötesinde bir dönüm noktası idi. Mandela “Yapılana kadar her şey imkansız gelir” der. Üç ay önce imkansızdı, şimdi değil.

2020’de yapılması gereken iki şey var. Çok temel iki şey. Birincisi daha fazla termik santral kapatmak. Bunu yapmak, yapmanın yolunu bulmak zorundayız. Biz kapattırmazsak onlar açacak.
İkincisi ise artık belediyelerin asfalt ve betona endeksli belediyeciliği bırakmalarını sağlamak. Artık asfalta ve betona değil, doğaya ve topluma çalışan bir belediyecilik bu senenin en büyük ödevi.

2019 yılı dünyada en sıcak ikinci yıl, Türkiye’de ise dördüncü sıcak yıl olarak ölçüldü. Eskiden dokuz yılda yaşanan iklim felaketini Türkiye 2019’da yaşadı. Buna rağmen 40 milyon tona yakın asfalt serildi, 64,5 milyon ton çimento döküldü. Fosil yakıt ithalatına 41 milyar dolar para gitti. Bu veriler 2019’un telafisinin olmadığını gösteriyor. Ama 2019’da bu ülke en büyük iklim eylemini yaptı ve bir tasarı veto edildi, 3,4 GW kapasitede kömür santralleri kapatıldı.

2020’de yapılması gereken daha çok santral kapattırmak ve tabii ki asfalt-beton belediyeciliği yapmayacak belediyeleri ortaya çıkarmak. Çünkü 2020 yılının da telafisi yok!

 

 


Önder Algedik kimdir?

Proje yöneticisi, enerji ve iklim uzmanı, aktivist. Çeşitli sektörlerde proje yöneticiliği yaptıktan sonra son yıllarda iklim değişikliği ve enerji alanında uzman olarak çalışmaktadır. Tüketici ve İklimi Koruma Derneği yönetim kurulu üyesi olup 350ankara.org iklim aktivist grubunun kurucularındandır. Yaptığı çalışmaları ve değerlendirmeleri daha önce Cumhuriyet Enerji'de kamuoyu ile paylaşırken, aynı zamanda yesilekonomi.com'da da yazmaktadır. Raporlarına ve arşivine http://www.onderalgedik.com/ adresinden ulaşılabilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI