Kültigin Kağan Akbulut
Kültigin Kağan Akbulut

2019’un öne çıkan sergileri

Cuma, 14 Şubat, 2020
2019 yılında güncel sanat kültür dünyasında bir heyecan yaratmadı. Ancak yine de önemli sergiler gördük. 2019’un öne çıkan sergilerine bakalım.

2019 yılı Türkiye güncel sanat alanına baktığımızda durgun ve yeni tartışmalara alan açmayan bir ortamla karşı karşıyayız. Ara ara hortlayan (bu sene de duvara bantlanmış muz malzemeydi) “çağdaş sanat neden kötüdür” tartışmaları dışında sanat profesyoneli çemberinin bir adım dışında güncel sanat halen polemikler üzerinden tartışılıyor.

Bu sene en çok merak ettiğim konu ikinci müze dalgasının nasıl bir etki yaratacağıydı. 2004 ve 2005 yıllarında İstanbul Modern ve Pera Müzesi’nin açılmasının yarattığı etkiyi görebilecek miydik? Müze ismi taşımada da müze işlevi gören Arter’in Dolapdere’de açılması ve Eskişehir’de Odunpazarı Modern Müze’nin açılmasıyla ikinci müze dalgası yaşandı. Tabii ki bu müzeler ziyaretçi çekiyor, özellikle OMM’un Eskişehir’in dinamizmini artırdığı görülüyor. Ancak ne var ki, geniş bir açıdan baktığımızda bu dalga ilk dönemki gibi kültür dünyasının tamamında aynı heyecanı yaşatmadı.

İstanbul Bienali vesilesiyle Resim Heykel Müzesi kapılarını uzun süre sonra ziyaretçilere tekrar açtı. Vasıf Kortun’un müzede ilk başta danışman, sonrasında da direktör olarak çalışması heyecan yarattı. Ancak yılın başında Kortun’un istifa haberinin gelmesiyle müzenin geleceğini yeniden düşünür olduk.

Not edilmesi gereken önemli bir dinamik aslında İstanbul dışından, özellikle İzmir’den ve Diyarbakır’dan geldi. “Kültür için Alan” fonunun bunda etkisinin büyük olduğunu not etmeliyiz. Özellikle atölyeler, araştırmalar ve küçük çaplı etkinliklerle off-İstanbul potansiyelini ortaya koymak için önemli adımlar attı.

Bütün sorunlara rağmen kıymetli sergiler gördük tabii ki. Yıl değerlendirmesi yazıları güzel işleri yeniden hatırlamak ve not etmek için bir vesile. Her liste gibi eksik ve kişisel olduğunu belirterek 2019’da ilgimi çeken sergilerini bir araya getirdim.

MUTLULUK RESİMLERİMİZ, NUR KOÇAK, SALT

Mutluluk Resimlerimiz

Kuşağından birçok sanatçı için retrospektif sergiler açılmasına rağmen Nur Koçak için henüz büyük çaplı bir sergi açılmamıştı. SALT Beyoğlu ve Galata’da yer alan “Mutluluk Resimlerimiz” sergisiyle bu önemli açık kapanmış oldu. Türkiye’de fotogerçekçilik akımın ilk temsilcilerinden Koçak’ın bu geniş kapsamlı sergisi sanatçının 60 yıllık veriminin köşe taşlarını ortaya koydu. Ancak tabi ki Koçak için yapılacak kapsamlı bir kitabı halen bekliyoruz.

PARAJANOV, SARKIS İLE; SERGEY PARAJANOV VE SARKIS, PERA MÜZESİ

Daha çok filmleriyle tanıdığımız Sergey Parajanov’un retrospektif nitelikli sergisi sanatçıyı bizi çok yönlü üretimleriyle tanıştırdı. Her türlü zorluğa rağmen üretmekten vazgeçmeyen, bir alanda baskı ve sansür gördükçe başka alanlarda yaratıcılığını sergileyen Parajanov’un sergisi dirimsel enerjisi sonsuz bir sanatçının bütün hayatını önümüze serdi. Sergideki “Sarkis ile” dokunuşu da Parajanov’un olanaklarına kapı araladı.

SEN SÖYLE, CANAN TOLON, İSTANBUL MODERN

“Sen Söyle” sergisi, Tolon’un kırk yıla varan sanat serüveninden kronolojik bir seçkiyi karşımıza getirdi. Sergide özellikle sanatçının 1995-1997 yılları arasında mylar üzerine yaptığı ve mimari ve matematik üzerine düşüncelerini görebileceğimiz pek bilinmeyen küçük boyutlu işlerini görmek benim için önemliydi. Bunun yanında sanatçının bu sergi için yeniden üretilen enstalasyonlarını da gördük.

‘ETTEN KEMİKTEN’, AMERİKAN HASTANESİ OPERATION ROOM SANAT GALERİSİ

Kevser Güler’in küratörlüğünü yaptığı grup sergisi “etten, kemikten” bir süredir sanatın, siyasetin ve felsefenin gündeminde yer alan beden politikaları hakkında yeni perspektifler ortaya koydu. Amerikan Hastanesi Operation Room Sanat Galerisi’nde yer alan sergi bedeni neoliberalizm, biyopolitika ve güncel çevre hareketleri üzerinden ele aldı. Serginin geniş kamu programı da birçok büyük kuruma taş çıkartacak cinsteydi.

“etten, kemikten”

ŞİMDİ TARİH OLDUĞUNDA, DEPO

Sanatta arşivin kullanımı uzun süredir gündemimizde. Ancak arşiv meselesinin sanatta nasıl ele alınacağı halen kafa karışıklığı yaratıyor. Daphne Vitali’nin küratörlüğünü yaptığı, DEPO’da gerçekleşen “Şimdi Tarih Olduğunda” sergisi bu açıdan önemli bir sergi olarak kayıtlara düşüldü. Tarihsel anlatıları, arşivleri yeniden şekillendirerek karşımıza getiren sanatçılar statik tarih ve arşiv anlayışının dışına çıktılar.

ANI(T)SAL TAHRİBAT, HASAN PEHLEVAN, PG ART GALLERY

Hasan Pehlevan’ın PG Art Gallery’de açtığı “Anı(t)sal Tahribat” sergisi insanlığın kültürel mirasını bir kazı alanı olarak ortaya koydu. Göbeklitepe, Sur, Hasankeyf gibi birçok mekan üzerine çalışan sanatçı David Harvey’in siyaset ve mekan ilişkisi üzerine söylediklerini temel aldı. Galeri alanını kamunun ziyaretine açılmış bir kazı alanı olarak kurgulayan Pehlevan’ın oluşturduğu formlar, renkler ve çizgiler de kültürel mirasın bir uzantısına dönüştü.

AÇIK STRATEJİLER DİZİSİ, İHSAN OTURMAK, ÖKTEM&AYKUT GALERİ

Kuşağının en üretken sanatçılarından İhsan Oturmak bu sene Öktem & Aykut Galeri’de yer alan “Açık Stratejiler Dizisi” sergisiyle karşımızdaydı. Sanatçının cezaevinde resim öğretmeni olarak çalıştığı dönemden yola çıkan sergi izleme ve gözetleme pratiklerinin günümüzdeki politik anlamlarını karşımıza getirdi.

MÜHRÜ KIRMAK: 1996’DAN 2019’A BİR SEÇKİ, NERİMAN POLAT, DEPO

“Mührü Kırmak” sergisi Neriman Polat’ın 20 yılı aşkın üretiminden bir seçkiyi karşımıza getirdi. Toplumsal cinsiyet, günlük hayat, şiddet ve kentsel dönüşüm gibi temalar etrafında örülen sergi sanatçının fotoğraf, video, tekstil ve enstalasyon gibi alanlardaki üretim çeşitliliğini ortaya koydu. Sergi sanatçının 90’lar ve 2000’ler güncel sanat alanında yarattığı kendine özgü dil ve imge dünyasını genç bir kitleye hatırlattı.

SON NOTLAR

Bunların dışındaki sergileri de son olarak eklemekde fayda var. Arter koleksiyonunda yer alan eserlerden oluşan, Selen Ansen küratörlüğündeki “Kelimeler Pek Gereksiz” sergisi ‘kavramsal sanat nesnesi nedir?’ sorusunu ortaya koydu. Yine Arter’deki Altan Gürman sergisi de bir o kadar önemliydi. Ancak, açılış hengamesinde yeteri kadar ilgiyi çekemedi.

Taner Ceylan’ın başlattığı Olimpos Sergileri dizisi “Portre” isimli ilk sergiyle açıldı. Genç sanatçılarla çalışmayı sevdiğini bildiğimiz Ceylan’ın böyle bir işe girişmesi kıymetliydi. Devamının da aynı heyecanı yaratacağını umuyorum.

Altan Gürman gibi işlerini görme ve sanatını pek tanıma fırsatını bulamadığımız Kadri Özayten’in Milli Reasürans Sanat Galerisi’ndeki “Kelebek Etkisi” sergisi ve Sadık Arı’nın Martch Art Project’teki “Dalga Boyunca” sergisi bizzat göremediğim için eksikliğini duyduğum sergiler oldu.

YAZARIN DİĞER YAZILARI