YAZARLAR

İnşaat durdu, silah ya Resulullah!

Askeri sanayi, tıpkı inşaatta olduğu gibi, tepede büyük şirketlerden başlayarak, aşağıya yayılan kârlı bir alan olarak yükseliyor. Suriye’ye, Libya’ya cihat çağrıları eşliğinde, Osmanlı kıyafetleriyle sergilenen kostümlü dramanın perde arkasında, iktidarın yörüngesinde dönenler, satış garantili yeni bir evrene ışınlanıyor artık.

ŞAHİ 209, ‘yönlendirilmiş milli enerji topu’nun adı. Tamamen geleceğin teknolojisi kullanılarak üretildi! Baruta filan ihtiyaç duymuyor, dakikada iki atış yapıyor! Yüksek akımla oluşturulan manyetik alan, mermiyi sesin beş katı hızda fırlatıyor! Radara yakalanması imkansız, çünkü öyle bir radar henüz üretilmedi! Üstelik maliyeti füzenin binde biri, tahrip gücü normal mühimmatın bin katı! Hem ucuz, hem de fena halde öldürücü yani. ŞAHİ 209’un marifeti bununla da bitmiyor! 10 kilogramlık mikro bir uyduyu yörüngeye atma potansiyeline sahip! Almanların deneme yaptığını, ama sonucu gizlediklerinin konuşulduğunu söylüyor, firma sahibi. Nihayetinde Türkiye de, bu silaha sahip dördüncü ülke oldu!

Geçen yıl iktidar yanlısı medyanın neredeyse tamamında yer aldı ŞAHİ 209 haberi. Ankara’da OSTİM’de kurulu Yeteknoloji A.Ş. tarafından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bağlı, Savunma Sanayi Başkanlığı’nın (SSB) isteği ile geliştirilmiş.

Sadece internetten basit bir tarama yaptığınızda, böyle onlarca olağanüstü milli silaha rastlarsınız: Görünmez kamuflajlar, ses hızını tarihin çöplüğüne atan mermiler, lazer ışığı saçan namlular… Üstelik öyle uzay üssü misali fabrikalarda değil, Anadolu’daki organize sanayi bölgelerinde üretiliyorlar…

***

AKP popülist retoriğini daima; ‘en büyük, en ileri, dünya lideri, Batı kıskançlığı’ gibi ‘ölçülere’ dayandırır. Ağaç, havaalanı veya cami fark etmez. Halep oradaysa, arşın burada; inanmayan ölçer.

Lakin bu ‘irilik davası’nın, esasında iktidarın çeperine kümelenmiş şirketlere kamu kaynağını transfer etmenin bir ifadesi olduğunu, en bariz şekilde inşaatta gördük. Tepede ihalelerin dörtte birini alan büyük inşaatçılardan başlayarak, aşağıdaki yüzlerce şirkete uzanan bir kaynak dağıtım ağı kuruldu. Tıpkı vücuttaki kan dolaşım sistemi gibi, milyarlarca liralık bütçeler de rant evrenine yayılıyor. Çapına ve Saray’a mesafesine göre herkes payını alıyor.

İşte askeri sanayide de benzer bir yapı yükseliyor bugün. Üstelik ‘milli savunma’ şemsiyesi sayesinde; çok daha hızlı, etkili biçimde işliyor sistem ve en önemlisi gözlerden ırak kalabiliyor.

Gelin askeri sanayideki inşaat modelini anlamaya çalışalım…

***

Türkiye 19 milyar dolarlık silah alımı ile dünyada 15’inci sırada. 2019’da yüzde 24’le ilk 15 içinde harcamasını en fazla artıran ülke oldu. Sektördeki firmaların cirosu ise 8 yılda 4 milyar dolar civarından, 8 milyar doların üzerine çıktı. Kamuya açık verilere bakıldığında, pasta hızlı büyüyor. Elbette bütçe dışı fonlar vb. üzerinden yapılan harcamaları bilemiyoruz.

Peki bunu kim, nasıl paylaşıyor?

Sorunun yanıtı hayli kapsamlı. Ancak basit bir örnek, yeterince fikir veriyor.

Dünyada savunma sanayii şirketleri sıralamasında 52’inciliğe yükselen ASELSAN, son yıllarda ülke içinde ve dışında yeni şirketler kuruyor, özel şirketlere ortak oluyor. Bunlardan birisi, ASELSAN Konya Silah Sistemleri A.Ş. 22 Kasım 2018 günü tescil edildi. Yüzde 51 hissesi kamunun, kalanı Konya Savunma Sanayi AŞ. adıyla 19 Temmuz 2018’de kurulan şirkete ait. Konya organize sanayide, 300 bin metrekare alanda fabrika inşa ediliyor. Kağıt üzerinde her şey çok güzel. Ne var ki, ASELSAN’ın ortağının detayları ilginç bir hikaye anlatıyor bize.

Konya Savunma Sanayi A.Ş., 24 farklı şirketin birleşmesinden oluştu. En büyük ortak, Koyuncu Nakliye Pazarlama. 5 akaryakıt istasyonu var. Fiat’ın Konya bayiliğinin yanında, ikinci el otomobil de satıyor. AKP döneminde yeni iş alanlarına uzandı. 21 ilde TÜVTÜRK adına araç muayene istasyonu işletiyor. Konya ve Nevşehir’de küçük çaplı 18 güneş enerjisi santralinin sahibi. En büyük işi ise Tuz Gölü’nde kurduğu tesis. Göl tekelinde ve tuz ihracatının yarısını karşılıyor. ASELSAN; bu tuzcu, akaryakıtçı, oto bayisini askeri alana açıyor şimdi.

Payları farklı düzeyde olan diğer ortakların durumu da benzer. İçlerinden silahla ilgili firma sayısı üç KOBİ. Onlar da av tüfeği ve tabanca imal ediyorlar. 4-5 tane makine üreticisi ve satıcısı yer alıyor. Kalan bazılarını da sıralayalım: Safa Tarım; Ayakkabı Dünyası, Damat Tween gibi hazır giyim markalarının Konya işletmeciliğini yapan ABC Kavafiye Konfeksiyon; Mges Enerji ve İnşaat; Beşel Endüstriyel Gıda; Ömer Atiker Yakıt Sistemleri İthalat; Enka Süt ve Gıda; Filkar Otomotiv; Konya Saraylı Madeni Eşya İmalat…

Devletin silah üretiminde Konyalı ortakları böyle. Başka illerdeki organize sanayi bölgelerinde de benzer iştirakler oluşturuluyor. Yine Erdoğan’a bağlı SSTEK üzerinden, dört tanesi özel şirketlerle olmak üzere, 11 şirket kuruldu.

Mesela bunlardan bir tanesi; Tank Palet Fabrikası devredilen, motorsuz Altay tankı yapması beklenen, ürettiği zırhlı araçların tamamı TSK envanterine giren Ethem Sancak’ın TR Motor’u ile ortak oldu. Diğer yanda ikinci ‘damat’ın şirketi Baykar Makine; İHA, SİHA üretiyor, fabrikası ‘özel endüstri bölgesi’ ilan edilip, her türlü teşvik tanınıyor. İnşaat ve enerji yatırımları ile bilinen Nurol Holding bünyesindeki FNSS’ye, yılın ilk haftasında zırhlı araç modernizasyonu ihalesi verildi.

***

Kısaca askeri sanayi, tepede kamuoyunun yakından tanıdığı büyük şirketlerden başlayarak, aşağıya yayılan kârlı bir alan olarak genişliyor.

Suriye’ye, Libya’ya cihat çağrıları eşliğinde, Osmanlı kıyafetleriyle sergilenen kostümlü dramanın perde arkasında, iktidarın yörüngesinde dönenler, satış garantili yeni bir evrene ışınlanıyor artık. Profillerindeki enerji ve inşaat etiketinin yanına, silahı da ekliyorlar…

NOT: Yazının başlığı, daha önce bu köşede de sıkça anılan, İletişim Yayınları’ndan 2016’da çıkan, AKP’nin inşaat tutkusunun incelendiği “İnşaat Ya Resulullah” kitabına atıftır. Sektöre ilişkin veriler için de; Prof. Nurhan Yentürk’ün kamu harcamaları araştırmalarından ve Savunma ve Havacılık Sanayii Derneği raporlarından yararlanıldı.